2021'de bizi nasıl bir sanat piyasası bekliyor?

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Sanat piyasası son 10 aya 10 yıllık gelişim ve evrim sığdırdı. Salgından sistemik ırkçılığa karşı küresel protesto hareketlerine kadar 2020’de gerçekleşen olaylar, hâlihazırda son sürat gerçekleşmekte olan değişime hız kattı. Dünyanın geri kalanı değiştikçe müzayede evleri, fuarlar ve çevrim içi tekliflerini artıran galerilerden, koleksiyonerlerin yüksek çözünürlüklü fotoğraf ve videolara dayalı çok daha rahat satın alma işlemlerine kadar sanat piyasası da evrim geçirdi. Bunların bazıları geçici olsa da köklü farklılıkların habercisi oldukları tahmin ediliyor. Uluslararası ölçekte 2021 sanat piyasası beklentilerini derledik.

Art Dubai 2019
Çevrim içinin gücü artarak devam edecek: Müzayede evi Phillips’in yöneticisi Edward Dolman, pandemi öncesinde de çevrim içi satışlarda ve telefonla uluslararası tekliflerde yıldan yıla artış görüldüğüne dikkat çekiyor. Koleksiyonerlerin daha erişilebilir, esnek ve uygun bir şekilde teklif vermeyi tercih ettiklerini söylüyor. Ancak piyasanın güncel koşullara çevrim içi, hibrit ve canlı sanal satışlarla hızlıca yanıt verdiğini de ekliyor.
Covid-19 dönemi çevrim içi satışlar ve müzayedelerin yıldız gibi parladığı bir dönem oldu. Pek çok sanat fuarı ertelenmek zorunda kaldığı için galeriler, küratörler ve sanatçılar müzayede evleriyle yakın temaslarını artırdı. Çevrim içine en hızlı uyarlanabilir olan etkinlik belki de müzayedeler oldu. Çoğunluk müzayedelere zaten bir eseri almak ya da takip ettiği eserle ilgili bir alım yapma fikriyle gittiği için bunu dijitalde gerçekleştirme ihtimali çok da soğuk karşılanmadı. Hatta birçok insan tarafından erişim kolaylığı olarak algıladı.
Pandeminin ardından fuarların ve müzayedelerin zaman zaman agresifleşen temposunun sakinlemesi bekleniyor. Bu sakinleşme dönemi alıştığımız ve varlığını kanıtlamış çevrim içi dünyanın güçlenerek yoluna devam etmesi için bir fırsat olabilir.

Fotoğraf: Haydon Perrior
Fiziksel erişim engelleri bakış açımızı değiştirdi: Sosyal medya da dâhil olmak üzere çevrim içi iletişim araçlarının kullanılması; sanal sergiler, atölye ziyaretleri ve insanların küresel olarak birbirine bağlanması imkânı Covid-19’un pozitif etkilerindendi. Bu sürecin galerici, koleksiyoner, sanatçı, küratör ve yazarlar açısından katılımın önündeki engelleri azalttığı için olumlu ve kalıcı bir etkisi olacağı tahmin ediliyor. Seyahat etmek için zaman ve finansal kaynaklar konusunda yaşanan sıkıntılar, geçici olarak ortadan kalktı. Bunun sonucu olarak insanlar zorlu erişim imkânlarını kullanmayı reddedip çevrim içi etkinliklere katılmaya devam etmeyi tercih edebilir.
Eksiklikler ve revizeleri doğuruyor: Sanat piyasası için 2020 olaylarının ortaya çıkardığı süregelen bir zorluk, sektördeki çeşitlilik ve katılım eksikliği oldu. Müzelerde, kurumlarda ve galerilerde yeterince çeşitli temsiliyetin olmadığı gerçeğiyle karşılaşıldı. Jenkins Johnson Galeri’nin kurucu ve direktörü Karen Jenkins-Johnson bu durumla ilgili: “Kuruluşların her düzeyde siyah, Latin kökenli ve diğer azınlık bireylerin sayısını artırması gerekiyor. Müzelerin organizasyon kültürü ve çeşitlilik eksikliği, istifalara ve hatalara yol açtı. Siyah mütevelliler sanat müzelerini daha çeşitli hâle getirmek için bir araya geliyor.” diyor.

Jenkins Johnson Gallery
İş birlikleri ve yeni keşifler hiç olmadığı kadar önemli: Bu dönemin belki de en güçlü pozitif yönü, birincil ve ikincil pazarlar arasında eşi görülmemiş iş birliklerinin çoğalması; sanatçıların, galerilerin ve kuruluşların bir araya gelmesiyle dünyanın dört bir yanındaki sanat merkezlerinde şekillendiğini gördüğümüz pop-up projeler ve melez modellerin varlık kazanması oldu. Yeni modeller keşfedilerek sanat ekosisteminin dinamizmi ve uyarlanabilirliğinin sınırsızlığı gözler önüne serildi. Bu dinamik yapı, kalıcı iş birliklerinin ve keşiflerin temellerini attı.
Sürdürülebilirlik farkındalığı: Art Dubai ekibinden Pablo del Val, bu yılın koşullarından gelişen olumlu bir şeyin, duraklama anının endüstriye etkileri ve yeni normale dönerken daha sürdürülebilir ve çevre dostu uygulamalara ihtiyaç duyulması konusunda bizi daha bilinçli hâle getirmesi olduğunu düşünüyor. Sanat piyasasını oluşturan uluslararası seyahatlerin ve etkinliklerin gerçek bir ikamesi olmadığı açık olsa da bireylerin eylemlerini ve etkilerini daha fazla düşünmesi muhtemel olacak. Daha seyrek seyahat etmek, seyahatleri birden fazla katılımla aynı zamana denk gelecek şekilde planlamak gibi.
2021 sanat piyasası beklentilerimizi karşılayacak mı diye heyecanla beklerken 2020’yi aratmamasını diliyoruz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bağımsız plak şirketleri, atalarının omuzlarında bir caz piyanisti, 2021 sanat piyasası ve dahası.
08 Oca 2021

YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Saraybosna Film Festivali’nin 32. yılında yarışmanın öne çıkanlarına, Balkan sinemasının yakın geçmişle ilişkisine ve festivalin en iyi filmlerine yakından bakıyoruz.

Olivia Wilde’ın "The Invite"ı, boşanmanın eşiğindeki bir çiftin evlerine misafir olan başka bir çift üzerinden arzuyu, evliliği, kadınlık deneyimlerini ve birlikte yaşamanın performatif hâllerini didikliyor. Tek mekana sıkışan film, seksin bir ilişkinin nedeni değil semptomu olduğunu söylerken asıl soruyu sonu bırakıyor: Bir ilişkiyi ayakta tutan şey arzu mu, alışkanlık mı, yoksa ilişkinin içinde kendin olabilmek midir?

Datça’nın doğası ve Akdeniz ruhunu cazla buluşturan DatJazz’ın ilk yılında festivaldeydik. Yunan ve Fransız kültürü arasında büyüyen genç sanatçı Melina ile buluştuk ve geleneksel ile moderni buluşturan Doğu Akdeniz müziği üzerine konuştuk.

Otobiyografik kurgu, memoir ve “dolaysızlık” estetiği çağdaş edebiyatın merkezine yerleşirken kurgu, hayal gücü ve başka dünyalar kurma iddiası giderek geri çekiliyor. Édouard Louis’den Karl Ove Knausgård’a uzanan bu yeni gerçekçilik, edebiyatı bir “otantiklik piyasası”na dönüştürürken okuru başka dünyaları tahayyül etmeye değil ona yalnızca empatiyle yaklaşmaya çağırıyor. Politik ve kültürel olarak alternatifsiz bırakılmış dünyanın edebiyattaki semptomları.

Kazdağları’nın ekolojik kırılganlığı ile Mehmetalan Köyü’nün Tahtacı kültürü, sözlü hafızası, mitoloji ve tarih anlatılarıyla ilişki kuran Doğaya Sanat programı ekoloji, yerel kültür ve sanat arasındaki bağı; araştırma, karşılaşma, birlikte düşünme ve üretme pratiği üzerinden ele alıyor. Programın kurucuları Barış Atağ, Oğuzhan Taflı ve program direktörü Derya Yücel ile bu uzun soluklu ilişkinin nasıl kurulduğunu konuştuk.



