BM, insan kaynaklı kuraklık üzerine yeni bir rapor yayımladı

AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Konvansiyonu (UNCCD), COP28’le eşzamanlı olarak Global Drought Snapshot raporunu yayımladı. Rapor, son 2 yılda kuraklık nedeniyle meydana gelen yaşam ve geçim kayıplarının boyutlarına dikkat çekiyor.
- Eylem çağrısı: UNCCD Genel Sekreteri İbrahim Thiaw, kuraklığın sessizce gerçekleştiğini ve genellikle medyanın dikkatini çekmediğini vurguluyor. Raporda, toprak restorasyonu ve sürdürülebilir yönetimin kuraklık dayanıklılığını güçlendirmek için kritik olduğu belirtiliyor.
- Genel çıktı: Kuraklığa dayanıklı mahsuller yetiştirmek, verimli sulama yöntemleri ve toprak koruma uygulamaları gibi doğa dostu tarım tekniklerine ihtiyaç var. Sürdürülebilir su kaynağı sistemlerine, koruma önlemlerine ve su tasarruflu teknolojilere yatırım yapılması gerekiyor.
- Detaylar: UNCCD, raporda küresel kuraklık dayanıklılığı için afet hazırlığı ve erken uyarı sistemlerinin önemini de vurguluyor. Rapor, meteorolojik izleme, veri toplama ve risk değerlendirme yoluyla kuraklık acil durumlarına hızla yanıt verilmesi gerektiğini belirtiyor.
- Bu arada: BM Çevre Programı (UNEP), insan faaliyetlerinin neden olduğu güçlü sera gazı metanın izlenmesine yardımcı olacak MARS’ın ilk bulgularını da yayımladı.
- Rapor, atmosferdeki metan seviyelerinin tarihte kaydedilmiş en yüksek seviyeye ulaştığını ve bu durumun hava kalitesi ve insan sağlığı üzerinde ciddi etkileri olduğunu belirtiyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bir mikologun araştırmalarından mantarların ekosistemdeki hayati rolü üzerine.
10 Ara 2023

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
2026 Uluslararası Hrant Dink Ödülü sahibi Süheyla Doğan’a bu ödül başta Kazdağları olmak üzere pek çok yerde ekoloji mücadelesini cesaretle sürdürdüğü, doğayı ve yaşamı savunmaktan vazgeçmediği, kadın hakları için mücadele ettiği, devlet destekli ekokırım projelerine karşı ısrarla ses çıkardığı ve doğayla birlikte yaşam hakkını savunduğu için verildi. Doğan, “Yaşam için mücadele etmek benim hayattaki varlık nedenim. Baskıların da bir sonu olacak. Geleceğe dair umutlarımı da kaybetmiyorum” diyor.

Sabah dolabın karşısında “Bugün bunu mu giysem?” diye düşündüğümüzde aslında yalnızca kıyafet seçmiyoruz; kendimizi nasıl hissetmek, nasıl algılanmak ve hatta kim olmak istediğimize dair de bir karar alıyoruz. Moda bireysel görünür ama kolektif olarak öğrenilir: Kendimizi göstermek isteriz ama bazen başkalarının bakışından saklanmak da, değişmek isteriz ama aynı zamanda ait olmak da. Moda, bütün bu çelişkileri aynı anda taşıyabilen nadir alanlardan...

Y kuşağından önceki kuşakların takip ettiği "eğitim, iş, terfi, evlilik, çocuk, ev, emeklilik" senaryosu çökeli çok oluyor; yerine yeni bir senaryo da konmadı. Milenyaller, yetişkinliğin her şeyi çözmek ve garanti bir hayat kurmak olmadığını deneyimleyerek öğrenen, aynı anda sonsuz seçenekli bir dünyaya uyum sağlamaya çalışan ilk kuşak oluyor. Peki çok seçenek gerçekten özgürlük mü? Yaşanan ne kararsızlık ne de kimlik krizi; bildiğiniz seçenek krizi.

Dünyada her ay 2 milyardan fazla kadın regl oluyor. Bu durum kadın fizyolojisinin doğal bir parçası olsa da tıp literatüründe en az araştırılan konulardan biri. Bu görmezden gelme hâli, milyonlarca kadının güvenli hijyen koşullarına, hijyenik ürünlere ve doğru bilgiye erişemediği daha geniş bir tablonun parçası. "Ölümcül körlük" yazı dizisinin ikinci bölümünde regl tabusunun hastalıkların teşhisini geciktirmekten okulda ve işyerinde ayrımcılığa uzanan görünmez sonuçlarını kadınların tanıklıklarıyla ele alıyoruz.

Müfredatı, sınav sistemini, okul yapılarını ve öğretim araçlarını sürekli reformlardan geçiriyoruz. Fakat eğitimde karşılaştığımız hemen her güçlüğü yine okulun içinden, okulun dili ve araçlarıyla çözmeye çalışıyoruz. Oysa reformdan önce okula hangi gözle baktığımızı, öğrenmeyi neden okulla özdeşleştirdiğimizi ve çocuğu bir özne olarak görüp görmediğimizi sorgulamak gerekiyor.



