BM’nin Siber Suçlar Antlaşması Neden Tehlikeli?

n okuyoruz|Ahmet A. Sabancı dünyada gazetecilik ve medya alanındaki gelişmeleri ve trendleri takip ediyor ve her pazar sabahı NewsLabTurkey tarafından yayınlanan n okuyoruz| bülteninde okurları için derliyor.
BM’nin yaptığı görüşmeler veya düzenlemeler kolay kolay gündem olmaz. Bu da çoğu zaman orada olan bitenlerden habersiz kalmamıza ve bizleri nasıl etkilediğini anlamakta zorlanmamıza neden oluyor. Bir de elbette kimi ülkelerin kimse farkına bile varmadan istedikleri düzenlemeleri hayata geçirebilmesi için ideal ortamı yaratıyor. Tıpkı birkaç gün önce komitede onaylanan Siber Suçlar Antlaşması gibi. (Antlaşmanın tam metni)
Uzun zamandır BM’nin gündeminde olan ve ülkeler arasında siber suçlara karşı mücadelede ortaklığı geliştirip kolaylaştırması amacıyla yazıldığı söylenen düzenleme maalesef bundan çok daha fazlasına imkan tanıyor ve tamamen uygulamaya geçmesi durumunda küresel çapta insan hakları ihlallerine ve sınırsız gözetime sebep olabilir.
Rusya tarafından hazırlanan ve özellikle anti-demokratik ülkelerden büyük bir destek gören düzenleme her ne kadar hack saldırıları, veri çalma ve casusluk gibi konularda ülkeler arası ortaklığı sağlamayı amaçlıyormuş gibi gösterilmeye çalışılsa da antlaşmanın yazım tarzı, birçok kavramın kapsamının aşırı geniş tutulması ve insan haklarını koruma ve orantılılık gibi konularda neredeyse minimum koruma sağlıyor olmasıyla her şeye karşı kullanılabilecek bir araca dönüştürülebilir.
Mesela siber suçların tanımı aşırı geniş bir şekilde yapılıyor ve burada her ülkenin yasalarında yer alan “ağır suçlara” göre uygulanabileceği söyleniyor. Bu da birçok ülkenin bilgisayar kullanarak yaptığınız her şeyi siber suç olarak tanımlayarak bu antlaşmayı kullanabilmesi için gerekli alanı yaratıyor. Mesela Suudi Arabistan ve Rusya gibi ülkelerde LGBTQ+ haklarını savunmak suç, birçok anti-demokratik ülkede hükümeti sosyal medyada eleştirmek veya eleştirel haberler yapmak suç. Bu antlaşmanın hayata geçmesiyle birlikte bu devletler diğer devletleri kendileri için suçlu olarak gördükleri kişilerin insan haklarını ihlal etmeye ve onların özel bilgilerini paylaşmaya zorlayabilir.
Benzer şekilde antlaşmada bilgisayarlara ve bilgiye izinsiz erişim gibi aşırı geniş bir diğer suç tanımlaması daha var. Bu tanımlamayı dilediğiniz gibi esneterek bir devletin istemediği bilgilere erişip onu haberleştiren gazetecileri veya dijital güvenlik alanında çalışan araştırmacıları hedef alabilirsiniz. Üstelik antlaşma bu kişilerden sınırsız bilgi talep edilebilmesine ve antlaşma kapsamında suç olarak tanımlanabilecek eylemleri yapan herkesin gizli bir şekilde gözetlenmesine de imkan sağlıyor.
Bütün bunlara ve daha birçok riske rağmen antlaşmanın sınırlarını belirleyecek ve onun kötüye kullanımını engelleyecek maddeler ise çok az ve oldukça zayıf. Her ne kadar iki yıl önceki taslağa göre daha iyi durumda olsa da şu anki hâli bile birçok kötüye kullanım için yeterli. Fakat bu bile yetmemiş olacak ki onaylanmadan önce İran, insan haklarını korumaya ve kapsamını sınırlandırmaya yönelik bütün maddeleri kaldırma talebinde bulundu. Kabul edilmemiş olsa da her teklife 20–25 ülkenin destek vermiş olması ve bazı ülkelerin çekimser kalması, ileride bu antlaşmanın daha da kötü yönde değiştirilebileceğinin bir işareti.
BM’nin Siber Suçlar Antlaşmasının komisyondan geçmesiyle birlikte yeni bir süreç başladı. Antlaşmanın yürürlüğe girmesi için en az 40 ülke tarafından onaylanması gerekiyor, yeni protokoller eklenmesi için gereken sayı ise 60. Uzun süredir bu antlaşmaya karşı mücadele eden sivil toplum kuruluşları şu anda hem kendi ülkelerinin hem de diğer ülkelerin bunu onaylamaması için çalışmaya başlamış durumda.
Siber Suçlar Antlaşması, dünyadaki otoriter liderlere ve demokrasi karşıtlarına hayallerindeki gücü verebilecek kadar tehlikeli bir düzenleme. Böyle bir düzenlemenin hayata geçmesi internetteki birçok özgürlüğün kısıtlanmasına, güvenlik araştırmacılarının ve gazetecilerin nerede olurlarsa olsun işlerini yapmasının engellenmesine, anti-demokratik ülkelerin başka ülkeleri insan haklarını ihlal etmeye zorlamasına, küresel çapta bir gözetim sisteminin kurulmasına ve çok daha fazlasına sebep olabilir. O yüzden bu antlaşmanın gündemde tutulması ve onaylanmasının engellenmesi için ciddi bir çaba göstermek gerekiyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
n okuyoruz|Ahmet A. Sabancı dünyada gazetecilik ve medya alanındaki gelişmeleri ve trendleri takip ediyor ve her pazar sabahı NewsLabTurkey tarafından yayınlanan n okuyoruz| bülteninde okurları için derliyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu haftanın anahtar kelimeleri: Birleşmiş Milletler, TikTok, Imagen 3, gerçek illüzyonu etkisi.
18 Ağu 2024

YAZARLAR

n okuyoruz|
Ahmet A. Sabancı dünyada gazetecilik ve medya alanındaki gelişmeleri ve trendleri takip ediyor ve her pazar sabahı NewsLabTurkey tarafından yayınlanan n okuyoruz| bülteninde okurları için derliyor.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir haber sitesi neden 3 dakikada 50 MB indirme yapıp 1.5 GB RAM kapasitesi kullanır?
29 Mar 2026

Gazeteciliğin durumuna romantik değil, gerçekçi bir şekilde yaklaşmalıyız.
01 Mar 2026






