“Bölünürsek yok oluruz, bölüşürsek tok oluruz”.

Bir çember yaptık Elif, Hazal, Yasemin. Konuşuyoruz; paylaşmak, acizlik ve komünite olmak üzerine. Birlikte.
“Bölünürsek yok oluruz, bölüşürsek tok oluruz”.

19 Haziran - BMW - Soli
BMW ile birlikte

Modern, sportif ve tamamen elektrikli: Yeni BMW i4 Borusan Otomotiv'in Türkiye temsilcisi olduğu BMW, BMW i3 ile başlayan elektrikli mobilite yolculuğuna ilk tamamen elektrikli Gran Coupé modeli Yeni BMW i4 ile devam ediyor. Çarpıcı ve dinamik bir sürüş deneyimi arayanlar için Yeni BMW i4 şimdi Türkiye’d e . Neler var? Markanın efsanevi sürüş keyfini ve üstün performansını tamamen elektrikli modelinde de mükemmel bir şekilde yansıtan Yeni BMW i4’ün 340 bg güç ve 430 Nm tork üreten elektrik motoru, otomobili 0'dan 100 km/s hıza sadece 5.7 saniyede ulaştırıyor. Araç, 11kW gücündeki AC şarjla 8.5 saatten kısa bir sürede tam dolu batarya kapasitesine erişebiliyor ve 590 km yol kat edebiliyor. 200 kW’a kadar çıkabilen DC şarj istasyonunda ise 10 dakikalık şarj ile yaklaşık 164 km menzil sunuyor. Üretim sürecinde yalnızca hidroelektrik santrallerinden elde edilen yenilenebilir enerji kullanılmasıyla dikkat çeken Yeni BMW i4, bu sayede doğal kaynakları daha sorumlu bir şekilde kullanarak karbon ayak izini minimuma indirmeyi hedefliyor. Tasarım: Dinamik sürüş özelliklerini; modern, zarif ve sportif bir tasarımla harmanlayan Yeni BMW i4 , BMW’nin imzası niteliğindeki büyük böbrek ızgaraları, gövdeye entegre edilen kapı kolları ve aerodinamik kusursuzluk için optimize edilen hafif alaşım jantlarıyla çarpıcı bir dış tasarıma sahip. Yeni BMW i4 eDrive40 rüzgâra karşı minimum direnç göstererek tamamen elektrikli otomobiller için oldukça önem taşıyan aerodinamik yapıyı öne çıkarıyor. Yeni BMW i4 eDrive40 Borusan Otomotiv Yetkili Satıcılarında, ayrıntılı bilgi ise burada .

Daha fazlasını öğren

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

"Önce Kolektif House, şimdi Masiva. Bir komünite inşa ediyorsun hep. Sence neden topluluklar var hayatımızda?" muhakkak bu ilk sorularımızdan biri Yasemin'e (Yapanar). Önce buradan başlamak lazım, neden bir toplululuğun içinde olma ya da onu yaratma arzusundayız, onu anlamak.

Neden topluluklara ihtiyaç duyuyoruz? Daha doğrusu sence komün olmak insan hayatında mecburi mi yoksa bir tercih meselesi mi? 

Biz insanlar aciz varlıklarız, hayatta kalabilmemiz için birbirimize ihtiyacımız var. Bu demek değil ki sürekli birileri olsun etrafımızda. Bana kalırsa sürekli kalabalıklarda olma isteği de kendinden kaçış. Önce insan tek başınalığını sevmeyi öğrenmeli. Telefondan, televizyondan uzak vakit geçirebilmeli, kendiyle sosyalleşebilmeli. Kendine, sessizliğine tahammül edebilmeli. Sonra çıksın sokaklara, karışsın kalabalıklara.

Masiva Journeys, Cunda Adası


Bir komünü birbirine ne bağlar? Belli inançlar, hedefler ve hayat tarzları mı onları bir araya getirir? 

Keşke farklı hayat tarzları veya inançları olan insanlardan da bir komün olabilse. Bu ancak herkesin kendi üzerinde derinlemesine çalışmasıyla mümkün. Böylelikle zıtlıkların farklı renkler olduğunu kavrayabilirdik ve farklılıkların birbirini nasıl da tamamladığını. 

Gel gör ki benim deneyimime göre Türkiye’deki komüniteler bu şekilde oluşmuyor. Ötekileştirmek üzerine kurulu bir kültürümüz var keza. Biz kendimizden “değişik” olanlardan üstün görebiliyoruz şahsımızı. Üreyen ve üreten bir komünite kurabilmenin ilk şartı şeffaf ve şefkatli bir iletişim kurmak. Önce kendi korkularımızı, kusurlarımızı ve kırılganlıklarımızı bilmek, kabullenmek. Yargılıyor, inceliyor, kıyaslıyor, reddediyor veya kabul ediyoruz ama var olanı hiçbir zaman gerçekte göremiyoruz. Eğer karşımızdaki insanın davranışlarını algılayış biçimimizin tamamının bizimle ilgili olduğunu bir kavrayabilsek tüm yaşam şeklimiz değişecek. Bunun farkındalığıyla kurulan komünitelerin bence önü açık.

Yasemin, bir diğer ait olduğu komünde, Kosta Rika'da


İstanbul'un bir mahallesinde ideal bir komün kursan bu nasıl bir topluluk, nasıl bir yer olurdu?

İstanbul'da ideal bir komün kuracak olsam önce mahallenin planlamasına ve tasarımına el atardım: şimdi şehri bir çember gibi planladığımızı düşünelim. Çemberin ortasında birleştiren kafeler, etkinlik alanları ve tüm ihtiyaçlar. Biraz etrafında parklar. Çemberin dışında da evler. Mahallenin billboard’larında şiirler, her bir köşesinde ilham veren sözler ve sanat var. Tanımadığın komşulardan mektuplar, hediyeler, etkinlik davetiyeleri alıyorsun. Burada olmak, burayı seçmek birleştiriyor bizi. Şeffaf iletişimin zaruri olduğu, üreten, aklına fikrine hayran olduğum bireyleri koy yanıma çünkü “bölünürsek yok oluruz, bölüşürsek tok oluruz”. Tek başınalığını sağlayabildiğin bir alanın olduğu müddetçe, bence mecbur topluluk olmak.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

SoliSoli

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

🌳 Etiler'de yaşam üçgeni: sevgi, güven, aidiyet

Şehirdeyiz ama kuşun sesini, uğur böceğini, rüzgârda sallanan çimleri görebiliyoruz: Etiler mahallesinde, Çamlık dolaylarından bildiriyoruz. Yasemin Yapanar'ın peşindeyiz bu defa.

19 Haz 2022

BMW ile birlikte
Fotoğraf: Deniz Sabuncu

YAZARLAR

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR

SoliSoli

HİKAYE

İki kıta arasında 25 yıl: Orhan Refik Gorbon ile Bosphorus Cup’ın hikayesi

25 yıldır Boğaz’ın rüzgarını yarışın parçası yapan Bosphorus Cup’ın kurucusu Orhan Refik Gorbon ile İstanbul’un denizle ilişkisini ve yelken kültürünün değişen yüzünü konuştuk. İki kıta arasında geçen bu hikayede, bir şehrin denizle kurduğu bağın nasıl bir yarışa dönüştüğünü dinledik.

Orhun Canca

·

20 Eyl 2026

İki kıta arasında 25 yıl: Orhan Refik Gorbon ile Bosphorus Cup’ın hikayesi
SoliSoli

HİKAYE

Eylül sakinliğinin bir adım ötesi: Dünyanın en sessiz adaları

Kalabalıklardan, sıcaktan ve gürültüden kaçınmak isteyenlerin tatil zamanı Eylül geldi. Bu dönemde tatiler çıkan kişi sayısının giderek artması Süper Eylül trendini de beraberinde getirdi. Peki dinginlik arayışını bir ileri safhaya taşıyanlar nerelere gidebilir? Örneğin dünyanın en sessiz adalarına. Uydu ve harita verilerini kullanarak yapılan analiz sonucu belirlenen dünyanın en sessiz adaları.

Deniz Aytekin

·

13 Eyl 2026

Eylül sakinliğinin bir adım ötesi: Dünyanın en sessiz adaları
SoliSoli

HİKAYE

Binalar neden artık eskisi gibi 'süslü' değil?

Tarihin ve toplumsal olayların binaları nasıl değiştirdiğini ve geçmişin detaylı mimarisinden bugünün daha sade yapılarına nasıl geldiğimizi Erginoğlu & Çalışlar Mimarlık kurucu ortağı Kerem Erginoğlu ve SO? Mimarlık ve Fikriyat kurucu ortağı Sevince Bayrak’la birlikte inceledik.

DAC İstanbul

·

13 Eyl 2026

Binalar neden artık eskisi gibi 'süslü' değil?
SoliSoli

HİKAYE

Kopenhag ve Malmö: Bir köprünün iki ucunda pub ve bar rotası

Carlsberg’in dev üretim merkezinden Mikkeller’in craft biralarına, üç yüz yıllık barlardan aquavit ve gløgg’a: Öresund’un iki yakasındaki Kopenhag ve Malmö’yü barları, biraları ve yerel içkileri üzerinden keşfetmek isteyenlere dört günlük bir rota.

Talha Ö.

·

06 Eyl 2026

Kopenhag ve Malmö: Bir köprünün iki ucunda pub ve bar rotası
SoliSoli

HİKAYE

'Süper Eylül' trendi: Yaz tatilleri uzuyor mu?

ABTA'nın her yıl yayımladığı seyahat trendleri raporunun sonuncusunda üst sıralarda alışık olmadığımız bir terim yer alıyor: Super September, yani Süper Eylül. Eylül ayında yurt dışı tatiline çıkmayı planlayanların oranı giderek artıyor. Bu yükselişin ardında ise üç temel motivasyon yatıyor: Sıcaklardan kaçma, boşalan plaj ve sokaklar ile uçak ve konaklama fiyatlarının düşmesi.

Deniz Aytekin

·

06 Eyl 2026

'Süper Eylül' trendi: Yaz tatilleri uzuyor mu?