Borsa İstanbul'da zor çeyrek: Yabancı nasıl aksiyon aldı?

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Borsa İstanbul’da üçüncü çeyrek, yatırımcılar açısından bir önceki çeyreğe kıyasla daha zorlu geçti. Ağustos ayında yaşanan ‘Kara Pazartesi’nin ardından hızlı bir şekilde 10.000 puan seviyesinin altına gerileyen endeks, henüz düştüğü noktadan geri çıkabilmiş de değil. Aksine, hem yerli hem de yabancı yatırımcı ilgisizliği nedeniyle 7 Ağustos günü indiği seviyenin yaklaşık %13,6 daha aşağısında fiyatlanıyor. Peki bu dönemdeki zorlayıcı gelişmeler, tablolara nasıl yansıdı?
TÜYİD - Turkish IR Society tarafından Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) verilerinden yaralanılarak hazırlanan Borsa Trendleri Raporu’na göre, yılın üçüncü çeyreğinde BIST TÜM Endeksi’nde yer alan şirket sayısı bir önceki çeyreğe kıyasla 9 adet artarak 550’ye yükselirken, halka açıklık oranı 1,0 puan artışla %43’e çıktı. Aynı dönemde piyasa değeri 47 milyar USD azalışla 380 milyar USD’ye, toplam işlem hacmi ise %4,8 azalışla 7,9 trilyon TL’ye kadar geriledi. USD bazında işlem hacmi ise 238 milyar USD ile deprem felaketinin yaşandığı 2023’ün ikinci çeyreğinden bu yana en düşük seviyesinde yer alıyor.

Toplam portföy gerilerken, yabancı oranı sabit kaldı
TÜYİD tarafından yayımlanan verilere göre yılın üçüncü çeyreğinde Borsa İstanbul’da saklanan toplam portföy değeri, bir önceki çeyreğe kıyasla %7,0 azalışla 5 trilyon 554 milyar TL’ye geriledi. Bu portföy büyüklüğünün 3,4 milyar TL’lik kısmı yerli yatırımcıların portföyünden oluşurken, 2,1 milyar TL’lik kısmı ise yabancı yatırımcının portföyünden meydana geldi. Üçüncü çeyrekte BIST 100 endeksinin piyasa değeri içindeki yabancı payı %38,0 ile çeyreklik bazda sabit kalırken, yıllık bazda ise 6,0 puan artış gösterdi.

Bu dönemde toplam yatırımcı sayısı çeyreklik bazda %6; yıllık bazda ise %8 azalarak 7 milyon 156 bin kişiye geriledi. Aynı dönemde yerli yatırımcı sayısı yıllık bazda %8 azalışla 7 milyon 125 bin kişiye inerken, yabancı yatırımcı sayısı ise %9 artarak 29 bin 842 kişiye çıktı.
Üçüncü çeyrekte yabancı yatırımcı sayısı bir önceki yılın aynı dönemine göre BIST Teknoloji endeksi hariç tüm endekslerde artış gösterdi. Bu dönemde ana endeksler dışında en fazla artış 4 bin 173 yatırımcı ile BIST Sürdürülebilirlik endeksinde kaydedildi. En fazla yabancı yatırımcının yatırım yaptığı endeks ise 18 bin 925 yatırımcı ile BIST Sınai Endeksi oldu.
İspanyol yatırımcı portföyünü on kat büyüttü
TÜYİD verilerine göre 2024’ün üçüncü çeyreğinde hâlihazırda ülkemizde yatırımda bulunmuş olan yabancı yatırımcı grupları arasından borsa yatırımlarını en çok artıran grup, portföyünü yıllık bazda %193 büyüterek 3,2 milyar USD seviyesine çıkaran Hollandalı yatırımcılar oldu. Aynı dönemde Hollandalı yatırımcıları, portföylerini %67 büyüterek 6,9 milyar USD’ye çıkaran Birleşik Krallık vatandaşı yatırımcılar ve %39 büyüterek 986 milyon USD’ye çıkaran Cayman Adaları vatandaşı yatırımcılar takip etti.
Bu dönemde Fransız yatırımcılar ülkemizdeki portföylerini sıfırlarken, İspanyol yatırımcılar 7,3 milyar USD’lik, Avusturyalı yatırımcılar 1,1 milyar USD’lik, Kanadalı yatırımcılar ise 515 milyon USD’lik yeni giriş yaptı. Aynı dönemde Katarlı yatırımcıların portföyü ise %39 küçüldü.
Söz konusu dönemde yabancı yatırımcılar arasından en büyük portföy büyüklüğüne sahip olanlar 14,0 milyar USD’lik portföy ile Katarlı yatırımcılar oldu. Katarlı yatırımcıların üçüncü çeyrekte toplam yabancı borsa yatırımlarından aldığı pay %22,9 olarak hesaplandı. Onları 13,3 milyar USD’lik portföy büyüklüğü ve %21,8 pay ile ABD’li yatırımcılar ve 7,3 milyar USD’lik portföy ve %12,0 pay ile İspanyol yatırımcılar takip etti. Hollandalı yatırımcılar ise toplam yatırımlardan %5,2 pay aldı.

Aynı veriye çeyreklik bazda bakıldığında ise İrlandalı yatırımcıların portföyünün %49,5, Katarlı yatırımcıların portföyünün %12,4, ABD’li yatırımcıların portföyünün %12,0 küçüldüğü; aynı dönemde İspanyol yatırımcıların portföyünün ise %1.008 büyüdüğü görüldü.
Yabancı “Hizmetler”i tercih etti
Üçüncü çeyrekte yabancı yatırımcılar ana sektörel endekslerin önemli kısmından net çıkış gerçekleştirdi. BIST TÜM genelinde toplam 695 milyon USD’lik net çıkış kaydedilirken, BIST 100 tarafında ise yaklaşık 763 milyon USD’lik net çıkış yaşandığı görüldü.
Üçüncü çeyrekte 259 milyon USD’lik net yabancı girişiyle BIST Hizmetler Endeksi, 107 milyon USD’lik net girişle BIST Ticaret Endeksi ve 27 milyon USD’lik net girişle BIST Teknoloji Endeksi diğer endeksler arasında pozitif ayrıştı. Aynı dönemde BIST Mali Endeksi’nde 800 milyon USD’lik, BIST Sınai Endeksi’nde ise 180 milyon USD’lik net yabancı çıkışı kaydedildi.
En yüksek yabancı oranı BIST Ticaret’te
TÜYİD tarafından açıklanan verilere göre üçüncü çeyrekte toplam portföy değerinde en yüksek yabancı oranına sahip olan sektörel endeks, %52,7’lİk yabancı payı ile yine BIST Ticaret Endeksi oldu. Bu dönemde BIST Ticaret Endeksi’nin yabancı oranı bir önceki çeyreğe kıyasla 0,8 puanlık bir artış gösterdi.
TÜYİD verilerine göre üçüncü çeyrekte BIST Bankacılık Endeksi’nin toplam portföy değeri içindeki yabancı yatırımcı oranı 2,1 puan artışla %45,9’a yükselirken, BIST Hizmetler Endeksi’nde bu oran 0,2 puan artışla %36,4’e çıktı. Aynı dönemde Mali Endeks’teki yabancı oranı ise 0,6 puan azalışla %34,5’e geriledi.
Aynı dönemde BIST Holding Endeksi’nde yabancı oranı 1,7 puan azalışla %31,1’e gerilerken, BIST Sınai Endeksi’nde 0,5 puan azalışla %27,4’e indi. Söz konusu dönemde BIST Teknoloji Endeksi’nin yabancı oranı ise 1,4 puan artışla %24,2’ye yükseldi.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
TÜİK tarafından açıklanan enflasyon, beklentinin 0,4 puan üzerinde gelerek hem OVP'de yer alan yıl sonu hedefinin tutmasını imkansızlaştırdı, hem de TCMB'nin ilk faiz indirimine ilişkin beklentileri 2025 yılı ve sonrasına öteledi.
05 Kas 2024

YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei'nin kamuda radikal kesintilerin ve kemer sıkma politikalarının simgesi olarak siyasi şovlarında kullandığı “motosierra” (elektrikli testere) politikaları halktan giderek daha çok tepki çekiyor. Şirket iflasları artarken enflasyon ve hayat pahalılığı nedeniyle halkın borç yükü rekor seviyeye ulaşıyor. Vatandaşlar gıda, ilaç ve temel giderler için kredi çekmek zorunda kalıyor. Hükümet ise borçlanmayı "özel bir mesele" olarak nitelendirerek yapısal reformları savunmaya devam ediyor.

Bridgewater Associates’in kurucusu Ray Dalio’ya göre asıl risk ABD’nin ne kadar borçlandığı değil, giderek büyüyen tahvil arzını yatırımcıların hangi faiz seviyesinden taşımaya razı olacağı. Sıfıra yakın faizlerle kamu borcunun maliyetinin görünmezleştiği dönem kapanırken piyasa artık yalnızca enflasyonu ve merkez bankalarını değil, devletlerin bilançolarını da fiyatlamaya hazırlanıyor.

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda yoğun bir veri takvimi izlenecek. Yurt içinde Pazartesi günü açıklanacak Ağustos ayı sektörel enflasyon beklentileri ön plana çıkarken, yurt dışında Çarşamba günü ABD'de açıklanacak ikinci çeyrek GSYH revizyonu ve Temmuz ayı PCE enflasyonu ile Cuma günü Fed Başkanı Kevin Warsh'ın Jackson Hole konuşması takip edilecek.
24 Ağu 2026

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İran’ın BAE topraklarına yönelik balistik füze saldırılarının ardından İran ile yürütülen tüm faaliyetleri, ticari alışverişi ve finansal işlemleri ikinci bir karara kadar askıya aldığını duyurdu. İran yönetimi füze saldırısıyla ilgisi bulunmadığını ve bunun bir “sahte bayrak” operasyonu olduğunu ifade etmiş olsa da, BAE’nin kararı İran’ın en büyük ithalat kapısını ve yaptırımlar altında kullandığı başlıca ödeme merkezlerinden birini aynı anda devre dışı bırakma potansiyeli taşıyor.

Hem Japonya’da hem de Amerika’da piyasaların merkez bankalarını faiz artırmaya zorladığı bir süreçten geçiliyor. Ancak tarih gösteriyor ki genellikle bu savaşın kazananı tahvil piyasaları oluyor. Bu nedenle önümüzde, faizlerle ilgili olarak piyasaların çok da sevmediği stresli bir sürecin içinde bulunduğumuzu bir kez daha görülüyor.




