Borusan Quartet ile Süreyya Operası’nda


51. kez şehirde: İstanbul Müzik Festivali
Binboğalar Efsanesi İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen ve Borusan Holding ’in festival sponsoru olduğu 51. İstanbul Müzik Festivali , yarın kapılarını kapatıyor.
Daha fazlasını öğren →
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
Operanın bale salonundayız şimdi. Konu: Kadıköy’de, İstanbul’da, Türkiye’de ve dünyada üretmek. Binanın birinci katında, soldaki balkona geçeceğiz: mahalleyi görmeye, gözlemlemeye ve Süreyya’yı anlamaya.
İstanbul ve Klasik Müzik
İstanbul’da yaşamanın, üretmenin müzikle nasıl bir ilişkisi var? Şehrin ritmi müziğe nasıl yansıyor?
Nilay Sancar (İkinci Keman): İstanbul size, kendi ritmine uyum sağlamaktan başka çareniz yokmuş gibi hissettirmekte usta bir şehir fakat mesleğimiz gereği iç ritmimizi korumak, negatif dış faktörlerden olabildiğince yalıtmak zorundayız. Doğma büyüme İstanbullu olmama rağmen çalışma, hissetme ve üretme ritmimin bozulmaması için direnç uyguladığım günlerin kendimi İstanbul'a teslim ettiğim günlere nazaran çoğunlukta olduğunu söyleyebilirim. Trafik, gürültü, kalabalık ve kaos gibi negatif etmenlerle boğuşurken bunları günlük çalışmalarımda pratiklik, hızlı ve yoğun odaklanma, müziğin akışıyla iyi hissetme hâline geri dönme gibi kazanımlara dönüştürmeye çalışıyorum. Öte yandan İstanbul'un kültürel zenginliği, lezzetleri, kokuları, mahalleleri, sergileri, konserleri, kitapçıları... şeklinde uzayıp gidecek bir listeyle davetkâr ritmininse -daveti kabul etsem de edemesem de- ne büyük bir motivasyon kaynağı olduğunu söylememe gerek bile yok.

Borusan Quartet Ekibi: Efdal Altun, Çağ Erçağ, Esen Kıvrak ve Nilay Sancar
İstanbul’da klasik müzik mahallerine, festivallerine bir gözlemci olarak baktığınızda bugün nelerin eksikliğini hissediyorsunuz, ideal bir Klasik Müzik Festivali tasarımının bileşenleri neler olabilirdi?
Esen Kıvrak (Birinci Keman): Klasik müzik operadan oda müziğine geniş bir alandır. Bunu zenginliği sayesinde seyirciyle buluşturmak ciddi bir bütçe, dolayısıyla da destek ister. Bilet satışıyla bunu karşılamanız mümkün değil. Bu noktada tüm dünyada olduğu gibi devletin, belediyelerin ve özel sektörde bulunan firmaların biraz daha ellerini taşın altına koyması gerekiyor. Festivaller özellikle ülkemizin bu yönünü göstermek için önemli fırsat ve vitrin görevi görüyor. İstanbul Müzik Festivali 50 yılı geçmiş tecrübesiyle benim bir Türk müzisyen olarak gurur duyduğum, uluslararası standartlarda kalite sunan bir festival.
Pandemi sonrası konulan ve bir türlü kalkmayan müzik kısıtlamaları gibi yaşanılan toplumsal olaylar müzisyenleri, sanatçıları nasıl etkileniyor?
Çağ Erçağ (Viyolonsel): Bizi en çok üzen, konserlerimizin iptal olması. Biz seyircimize dokundukça, onlarla bir arada nefes alabildikçe var olabilen canlılarız. Araya giren her türlü mesafe ruhumuzdan götürür. Pandemi bu anlamda bizi çok zorladı. Online yapılan konserler her ne kadar bir yerlere ulaştığımızı hissettirse de seyircilerle aynı ortamda olamamak bize yapılabilecek en büyük kötülük.
Süreyya İlmen Paşa'nın opera binası olarak düşünüp opera, tiyatro ve balo salonu olarak yaptırdığı ancak uzun yıllar yalnızca sinema olarak kullanılan tarihi bina, Kadıköy Belediyesi'nin 2 yıl süren titiz restorasyon çalışmasından sonra Kadıköy'ün ve Anadolu Yakası'nın birinci, Türkiye'nin ise altıncı Opera binası olarak sanatseverlerle 27 Ekim 2007’de buluşuyor, yaklaşık 80 yıl aradan sonra. Süreyya Operası’nın Türkiye’de klasik müzik, arya, opera üreten insanlar için önemi ne?
Nilay Sancar (İkinci Keman): Süreyya Operası hem tarihi dokusuyla hem de estetik duruşuyla Avrupa'daki konser salonlarını aratmayacak güzellikte bir yapı, Borusan Quartet'e de uzun yıllardır bütün zarafetiyle ev sahipliği yapıyor. Çok özel, göz göze geldiğimizde ailemize konser yapıyormuşuz gibi hissettiren, her türlü hava muhalefetine ve trafiğe göğüs gerip bizi yalnız bırakmayan ve her geçen gün sayıca büyüyen bir seyirci kitlemiz var. Sezon boyunca sadece bize değil, farklı oda müziği grupları, ensemble'lar, resitaller ve elbette ki operalara ev sahipliği yapıyor. Bir anlamda bir buluşma noktası bizler için.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
NEREDE YAYIMLANDI?
Ayaküstü: Borusan Quartet ile İstanbul ve klasik müzik üzerine.
16 Haz 2023

YAZARLAR

Soli
Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR
Dünyanın en kuzeydeki başkentlerinden biri olan Reykjavík, adaya adım atan gezginler için genelde yalnızca bir konaklama noktası ya da doğa turlarına geçiş güzergahı olarak görülüyor. Oysa şehir; insan ölçeği, özgün mimari yapısı ve kamusal alan kullanımıyla adadaki yaşam kültürünün en somut özetini sunuyor. Üstelik “buralı olmanın” ve adadaki gündelik hayatın izlerini sürmek isteyenlere karşı da son derece cömert. Kentin 10 yerel durağını bir güne sığdırmak isteyenler için bir rehber.

Bali’den Koh Phangan’a, Goa’dan Tulum’a uzanan görünmez hatta “Coğrafi Rezonans Hattı” demek gerek belki. Burası insanların kaybettikleri ritmi yeniden bulmaya çalıştıkları bir dolaşım ağı. Fakat bir süre sonra başka bir şey fark ediliyor: İnsanlar rezonansı bulamıyor, onu bir ülkeden diğerine taşıyor sadece. Bu yüzden Coğrafi Rezonans Hattı bir çözüm haritasından çok, bir semptom haritası.

Etkinlikler, şehrin farklı aktörlerini buluşturan, boş alanları görünür kılan, mahallelerin hikayesini değiştiren ve ekonomik hareket yaratan; üstelik bütün bunları ölçülebilir ve programlanabilir bir yapıya dönüştüren kullanışlı formatlar. Ancak bir şehrin “etkinlik sahnesi” olarak tasarlanması, her zaman doğru cevabı vermiyor. Etkinlik bittiğinde geriye ne kalıyor? Yaratılan değer, kültürel ekosistemin yanı sıra kamusal alanlara erişime, yerel işletmelere ve mahallelerin gündelik yaşamına da katkıda bulunuyor mu?

İtalya'da sıfırdan inşa ettiği sözde 2.000 yıllık amfitiyatroya giriş için ziyaretçilerden 40 avroya kadar ücret alan 69 yaşındaki Franco Malosso 28 ay hapis cezasına çarptırıldı. Bu akıl almaz olaydan hareketle yapay zeka halüsinasyonları sonucu yaygınlaşan, var olmayan turizm atraksiyonlarını inceledik.

Miuccia Prada ve Raf Simons’ın 2027 İlkbahar/Yaz koleksiyonu, yeniden eteğe dönüyor. Moda sürekli yeniyi talep ederken Miuccia Prada’nın gücü, geçmişini reddetmeden değişebilmesinde yatıyor. Yıllar önce kurduğu bir fikri bugün yeniden yorumlayabilmesi, yaratıcılıkla tutarlılığın birbirine engel olmadığını; aksine aynı çizgiyi koruyarak da sürekli yenilenmenin mümkün olduğunu gösteriyor.



