Borusan Quartet ile Süreyya Operası’nda


51. kez şehirde: İstanbul Müzik Festivali Binboğalar Efsanesi İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen ve Borusan Holding ’in festival sponsoru olduğu 51. İstanbul Müzik Festivali , yarın kapılarını kapatıyor. Nedir? Türkiye’nin en köklü klasik müzik etkinliklerinden olan İstanbul Müzik Festivali , ilk kez düzenlendiği 1973 yılından beri her yıl yaratıcı programları ve yenilikçi yapısıyla İstanbullu müzikseverleri dünya çapında yıldızlarla buluşturuyor. Bu yolculukta Borusan Holding , ilk notadan beri destekçisi olduğu İKSV İstanbul Müzik Festivali’nin 51. yılında da yanında olmaya devam ediyor. Neler var? Almanya keman ekolünün yıldız isimlerinden Arabella Steinbacher ve dünyanın en iyi klasik müzik topluluklarından, tecrübeli şef Matthew Halls’ın yönetimindeki Salzburg Mozarteum Orkestrası, bu akşam Mozart’ın eserlerinden oluşan bir seçkiyle AKM sahnesine konuk olacak. Dünya çapında tanınan çellist Jamal Aliyev ’in yenilikçi klasik müzik topluluğu Orchester Im Treppenhaus ile buluşacağı Disko Klasik , hareketli repertuvarıyla bu gece Babylon ’da genç izleyicilerle buluşacak. Yaşar Kemal’in destansı romanı Binboğalar Efsanesi ’nin müzikli tiyatro uyarlaması, yarın 14.00 ve 20.00’de Süreyya Operası ’nda gerçekleşecek dünya prömiyeriyle seyircilerine disiplinlerarası müzikal ve görsel bir tecrübe yaşatacak. 51. İstanbul Müzik Festivali kapsamında gerçekleşecek son konserlerin biletlerine ulaşmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsin.
Daha fazlasını öğren →
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
Operanın bale salonundayız şimdi. Konu: Kadıköy’de, İstanbul’da, Türkiye’de ve dünyada üretmek. Binanın birinci katında, soldaki balkona geçeceğiz: mahalleyi görmeye, gözlemlemeye ve Süreyya’yı anlamaya.
İstanbul ve Klasik Müzik
İstanbul’da yaşamanın, üretmenin müzikle nasıl bir ilişkisi var? Şehrin ritmi müziğe nasıl yansıyor?
Nilay Sancar (İkinci Keman): İstanbul size, kendi ritmine uyum sağlamaktan başka çareniz yokmuş gibi hissettirmekte usta bir şehir fakat mesleğimiz gereği iç ritmimizi korumak, negatif dış faktörlerden olabildiğince yalıtmak zorundayız. Doğma büyüme İstanbullu olmama rağmen çalışma, hissetme ve üretme ritmimin bozulmaması için direnç uyguladığım günlerin kendimi İstanbul'a teslim ettiğim günlere nazaran çoğunlukta olduğunu söyleyebilirim. Trafik, gürültü, kalabalık ve kaos gibi negatif etmenlerle boğuşurken bunları günlük çalışmalarımda pratiklik, hızlı ve yoğun odaklanma, müziğin akışıyla iyi hissetme hâline geri dönme gibi kazanımlara dönüştürmeye çalışıyorum. Öte yandan İstanbul'un kültürel zenginliği, lezzetleri, kokuları, mahalleleri, sergileri, konserleri, kitapçıları... şeklinde uzayıp gidecek bir listeyle davetkâr ritmininse -daveti kabul etsem de edemesem de- ne büyük bir motivasyon kaynağı olduğunu söylememe gerek bile yok.

Borusan Quartet Ekibi: Efdal Altun, Çağ Erçağ, Esen Kıvrak ve Nilay Sancar
İstanbul’da klasik müzik mahallerine, festivallerine bir gözlemci olarak baktığınızda bugün nelerin eksikliğini hissediyorsunuz, ideal bir Klasik Müzik Festivali tasarımının bileşenleri neler olabilirdi?
Esen Kıvrak (Birinci Keman): Klasik müzik operadan oda müziğine geniş bir alandır. Bunu zenginliği sayesinde seyirciyle buluşturmak ciddi bir bütçe, dolayısıyla da destek ister. Bilet satışıyla bunu karşılamanız mümkün değil. Bu noktada tüm dünyada olduğu gibi devletin, belediyelerin ve özel sektörde bulunan firmaların biraz daha ellerini taşın altına koyması gerekiyor. Festivaller özellikle ülkemizin bu yönünü göstermek için önemli fırsat ve vitrin görevi görüyor. İstanbul Müzik Festivali 50 yılı geçmiş tecrübesiyle benim bir Türk müzisyen olarak gurur duyduğum, uluslararası standartlarda kalite sunan bir festival.
Pandemi sonrası konulan ve bir türlü kalkmayan müzik kısıtlamaları gibi yaşanılan toplumsal olaylar müzisyenleri, sanatçıları nasıl etkileniyor?
Çağ Erçağ (Viyolonsel): Bizi en çok üzen, konserlerimizin iptal olması. Biz seyircimize dokundukça, onlarla bir arada nefes alabildikçe var olabilen canlılarız. Araya giren her türlü mesafe ruhumuzdan götürür. Pandemi bu anlamda bizi çok zorladı. Online yapılan konserler her ne kadar bir yerlere ulaştığımızı hissettirse de seyircilerle aynı ortamda olamamak bize yapılabilecek en büyük kötülük.
Süreyya İlmen Paşa'nın opera binası olarak düşünüp opera, tiyatro ve balo salonu olarak yaptırdığı ancak uzun yıllar yalnızca sinema olarak kullanılan tarihi bina, Kadıköy Belediyesi'nin 2 yıl süren titiz restorasyon çalışmasından sonra Kadıköy'ün ve Anadolu Yakası'nın birinci, Türkiye'nin ise altıncı Opera binası olarak sanatseverlerle 27 Ekim 2007’de buluşuyor, yaklaşık 80 yıl aradan sonra. Süreyya Operası’nın Türkiye’de klasik müzik, arya, opera üreten insanlar için önemi ne?
Nilay Sancar (İkinci Keman): Süreyya Operası hem tarihi dokusuyla hem de estetik duruşuyla Avrupa'daki konser salonlarını aratmayacak güzellikte bir yapı, Borusan Quartet'e de uzun yıllardır bütün zarafetiyle ev sahipliği yapıyor. Çok özel, göz göze geldiğimizde ailemize konser yapıyormuşuz gibi hissettiren, her türlü hava muhalefetine ve trafiğe göğüs gerip bizi yalnız bırakmayan ve her geçen gün sayıca büyüyen bir seyirci kitlemiz var. Sezon boyunca sadece bize değil, farklı oda müziği grupları, ensemble'lar, resitaller ve elbette ki operalara ev sahipliği yapıyor. Bir anlamda bir buluşma noktası bizler için.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
NEREDE YAYIMLANDI?
Ayaküstü: Borusan Quartet ile İstanbul ve klasik müzik üzerine.
16 Haz 2023

YAZARLAR

Soli
Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR
Kültürel değer üretme biçimi değişiyor. Seyahat de bunun dışında kalmıyor. Seyahatin tarihsel işlevlerinden biri olan öğrenme, kültürel katılım ve karşılaşma, dijital çağın koşullarında yeniden görünür oluyor.

12 Ağustos’ta yaşanacak tam güneş tutulması Grönland’ın doğusundan başlayıp güneye doğru ilerleyecek ve ardından İzlanda’nın batı kıyıları ile İspanya’nın kuzeyinden geçecek. Yaklaşık iki dakika sürecek bu doğa mucizesine tanık olmak isteyenler için farklı zevklere göre öneriler hazırladık.

23-28 Haziran arasındaki Paris Erkek Moda Haftası bir kez daha gösterdi ki bugün moda yalnızca kıyafet üretmiyor; şehirlerin kültürel ritmini belirleyen, farklı disiplinleri aynı masada buluşturan ve en beklenmedik karşılaşmalar için alan açan canlı bir ekosistem olmaya devam ediyor.

Kuruçeşme'de, sadece randevuyla hizmet veren Salon Kantiem, Türkiye'nin ilk bağımsız saatçilik butiği olma iddiasında. Ama bir mağazadan çok bir buluşma noktası olarak tasarlanmış. Türkiye'de bağımsız saatçilikte yaşanan dönüşümün ortasında duran isimlerden biriyle, Turkish Watch Guy'ın kurucusu ve yeni açılan Salon Kantiem'in ortaklarından Doruk Ünlü'yle saatlerin anlattığı hikayelerden ve Türkiye'nin potansiyelinden sohbet ediyoruz.

Belki Canelé’sini belki Earl Grey’li kekini tattınız ama muhtemelen henüz onunla tanışmadınız. Mitte Brot'un pasta şefi Gökçe Durukan, şehrin kahve laboratuvarı Petra’nın kahve eşlikçileriden sorumlu. Sabahın erken saatlerinde müşterilerine sıcak ve taze ürünler servis etmek üzere geceden çalışmaya başlayanlardan yalnızca biri. Gecenin son, sabahın ilk durağının temsilcisi. Gökçe’yle pâtisserie yaklaşımlarına, pasta şefi olarak rutinlerine ve şehirde gece çalışmaya dair laflıyoruz.



