Bir adada ve bir arada: Bozcaada Caz Festivali

Bozcaada Caz Festivali’nin peşindeyiz. Gizem ve Murat’ın hayaller evine davetliyiz.
Bir adada ve bir arada: Bozcaada Caz Festivali

15 Temmuz - Bozcaada Caz Festivali - Duende
Bozcaada Caz Festivali ile birlikte

Müzik ekseninde şifalı günler: Bozcaada Caz Festivali İnsanın, içinden çıkamadığı zor anlarla ve krizlerle baş etme yöntemi olarak iletişim kurma ve işbirliğinde hareket etmesi, çözüm arayışındaki en sadık yoldaşları. Milyarlarca yıldır dönüşen, farklılaşan ve gelişen şifa arayışında kendini ifade etmenin, yaratıcılığın ve bir bütünün parçası olmanın iyileştirici gücüne inanan Bozcaada Caz Festivali ekibi, bu yıl hepimizin kendine ve birbirine şifa olacağı hayalini sahiplenerek bizleri festivalin 6. edisyonunu deneyimlemek üzere adaya davet ediyor. Nedir? 26-28 Ağustos tarihleri arasında, müziğin iyileştirici gücüne inanarak bir araya geleceğimiz ve şifa yolculuklarına ortak olacağımız Bozcaada Caz Festivali’nde; Shishani Miss Catharsis, Max Plattner Trio, NOUT, Yeni Türkü, Hüsnü Şenlendirici, Almagest Quintet, İKİ, Guillaume Perret ve Volkan Öktem, Dilan Balkay ve MonoDrum+ sahne alırken Ayazma Manastırı’nda kapılacağımız caz rüyasına fahranoise fecese, Harun İzer, Men With a Plan ve Sheb de farklı tatlardaki setleriyle eşlik edecek. KEŞİF Programı: Festival enerjisinin tüm adaya yayıldığı KEŞİF programı, 6. yılında da toplumsal cinsiyet eşitliği , ekolojik dönüşüm iklim krizi ve erişilebilirlik savunuculuk alanları üzerinde duracak. Gastronomi, girişimcilik, kültür politikaları, adanın yerel ve kültürel tarihi, geziler, well-being ve sanat başta olmak üzere birçok disiplinden oluşan bir program bizi karşılayacak. Aposto ’nun bu yıl da içerik partneri olarak yer alacağı ve çok yakında duyurulacak tüm programın detayları için şurayı takip edebilirsin. Bir bütünün parçası olmanın iyileştirici gücüne odaklanabileceğin Bozcaada Caz Festivali için oldukça kısa bir süre kaldı. Biletleri burada bulabilir, detaylı bilgi için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsin.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Dünya sancılanmaya başlayalı bir yılı çoktan aşmıştı. Yaz mevsimi ve açık havada kavuşmanın etkisiyle dünyanın iki derin nefesinin arasında kısa bir rahatlama dönemi oluşmuştu. Sonbaharda ardı ardına sıralanacak festivallerin hemen önüne yerleşen Bozcaada Caz Festivali, adadaki pek çokları gibi benim için de iyileşeceğimize dair ilk umutlardan biriydi. Nitekim vapurdan inip adaya ilk ayak bastığım andan kendimi festival ekibinin verdiği kapanış kutlaması pozunun arasında bulmama kadar kaygı duvarlarıma pek çok pencere açtım. Şimdi geriye dönüp baktığımda benim adıma adada olanlar eşsiz birer anı, adanın kendisi de onları sarmalayan kocaman bir hediye paketi.

Bu yazıda hediye paketini açtım ve Bozcaada Caz Festivali’nin yaratıcılarına yaklaşıp mikrofonu da sahneyi de onlara bıraktım. İşbirliklerini tek bir çatı altında toplayarak üretimlerini ortak tutkuya dönüştüren Gizem Gezenoğlu (Bozcaada Caz Festivali Kurucu Ortağı ve Fermente Kurucu) ve Murat Sezgi (Bozcaada Caz Festivali ve 3dots Kurucu Ortağı) konuklarımdı. Kültür sektöründe örneklerini artmasını dilediğim; senelerdir zihinlere, kalplere ve coğrafyalara iz bırakmayı başaran bu ikiliden birbirilerine sorular sormalarını istedim. Berlin-Bozcaada hattında uzun bir telefon konuşmasıyla başlayan ve bu yıl 26-28 Ağustos tarihlerinde altıncı kez düzenlenecek Bozcaada Caz Festivali’nin peşindeyiz. Öncesinde Gizem ve Murat’ın hayaller evine davetliyiz.

Festival coşkusu gölgelerle oyun oynarken


Gizem Gezenoğlu: Festivalin ilk senesini duyurduğumuzda bir şaşkınlık anı yaşamıştık. Sen o hikâyeyi anlatmayı çok seviyorsun. Hadi anlat!

Murat Sezgi: Benim için çok ilginç bir andı. Festivalin ilk senesinin hazırlıkları üzerinde çalışırken bir yandan da artık basit bir duyuru yapalım, etkisi şimdiden başlar diye düşündük. O sıralarda sektörde bir etkinliğin gücünü ve nasıl geçeceğini en iyi Facebook’ta açılan etkinlik sayfasındaki etkileşim üzerinden ölçebiliyorduk. Metinleri düzenledik. Sosyal medya uzmanı arkadaşlarımıza danıştık. Doğru günü ve saati belirledik ve duyuru için hazırlandık. İçimizden diyoruz ki ‘‘100-200 kişi ilgilense, sonra da farklı dönemlerde kendi Facebook’umuzdan paylaşsak, çevresi geniş arkadaşlarımızdan rica etsek 1.000 kişi kadar kişi olsa etkinlik sayfasında güzel olur.’’ 

Sonra duyuru günü geldi. Etkinliği Facebook’ta yayınlayacağımız esnada Çağıl ve ben Hindistan’da şehirlerarası tren yolculuğundaydık ve saat farkı sebebiyle uyumamız gerekiyordu. Uyandığımızda hayatımın en büyük şaşkınlıklarından birini yaşadık. Etkinliğe katılacağını belirten veya ilgilendiğini söyleyen 30.000 kişi vardı ve 1 milyon kişiyle etkileşmişti. 

Mutluluk, heyecan, şaşkınlıkla birlikte sorumluluk hissindeki artışın hepsi bir anda oldu. Henüz fikir aşamasında olan, hazırlıklarını sürdürdüğümüz bu fikre karşı olan ilgi harika bir şeyken bir yandan da Facebook’ta ‘‘Bozcaada’da Woodstock mı yapıyorsunuz neler oluyor? Bozcaada’ya 30.000 kişi geliyor!!’’ yorumları dikkatimizi çekmeye başladı. Devamında Bozcaadalılarla daha yakın temaslar, birbirimizi anlamamız, yapmaya çalıştığımız şeyi ve kapsamını aktarmak gibi hayırlara vesile olan süreçleri beraberinde getirdi. İşin özeti, festival yüksek notayla başladı.

Gizem Gezenoğlu, Bozcaada Caz Festivali ve Fermente Kurucu Ortağı


GG: Seninle adaya ilk gidişimizi hatırlıyorum. Kışın tam ortasında, çok rüzgârlı bir seferdi. Coğrafi güzellikleri seven birisin. Doğa ile iç içesin. Bozcaada’yla bu anlamda bir bağlantın var, görebiliyorum. Bu boz adanın senin zihninde caz müziği ile bağdaştığı yerler nereler?

MS: Bir adada olmanın hissiyle birlikte sanırım ‘anın’ farkında olma, akış hâlinde olma durumu artıyor. Bozcaada’yı bu yüzden doğaçlama müziklerle, caz ve onu çevreleyen türlerle çok özdeşleştiriyorum. Festivalin kurucularından sevgili Doğukan Çokşeker’in güzel bir lafı vardı: ‘‘Vapurun kapakları kapanıyor ve artık bir adadasınız. Sanki hayatınıza dair bazı konular ve durumlar arkanızda kalıyor.’’ Bu hisle birlikte gelen ve artan bir anda olma hâli olabilir. Bu da müzisyenler için ayrıca çok önemli bir şey. Volkan Öktem'le bir gün sohbet ederken, ‘‘Bozcaada’da bir başka çalıyoruz.’’ demişti. Bahsettiğim durumu sanırım açıklayan bir yorum bu. 

Ayrıca bir arada olma hissi, filtrelerden arınmışlık ve belki de korkuların sesinin azalması yaratıcılığı tetikliyor. Bu da doğaçlama alanı için doğru şartları yerine getiriyor olabilir. Tepesi, rüzgarı ve ağaçlarının şekli bile bu doğaçlama hâlini güçlendiriyor. Tabi burada adanın kış hallerine pek değinmiyorum ama kesin buradan da güzel bağlantılar yakalayabilirim. :)

GG: 10 sene sonra festivali neler yaparken görüyorsun?

MS: Ekibinin keyfi çok yerinde, tüm departmanları ve fonksiyonları gelişiyor, dönüşüyor. Projelere ve fikirlere sürekli başlangıç zihniyle yaklaşıyor ve konfor alanlarımızı zorluyoruz. Uluslararası ortaklıklarımızın sayısı artıyor ve birlikte yaratmanın gücüyle sürekli kafamız açılıyor. Adaya olan etkimizi olumlu taraftan artırmaya devam ederken, olumsuz kısımlarını azaltıyoruz. Savunuculuk alanlarımızı hem ekip hem de organizasyon olarak içselleştirmişiz ve bir hayat tarzına dönüştürmüşüz. Türkiye’de iş yapmak herkes için çok daha kolay ve korkusuz hâle gelmiş. En önemlisi de sanatçıları, seyircileri ve tüm paydaşları için iyi ki! dedikleri bir efora evrilmişiz. 

Günbatımının festival performanslarıyla buluşması


GG: Bozcaada Caz Festivali fikrini ilk seninle konuştuğumuz anda nerede ne yapıyor olduğumu iyi hatırlıyorum. 2016 kışı, ben Ada'da Çiçek Pastanesi’nde sobanın yanında ıhlamur içiyordum, sen de Berlin’deydin. Telefonlaşalım dedik ve pastanenin önünde adımlar ata ata seninle uzun bir konuşma yaptığımızı, adımlarımı ve duygumu iyi hatırlıyorum. Sen nerede ne yapıyordun? 

MS: Berlin’deydim ve ev dolaylarında bir kafede çalışıyordum. Senin paylaşımlarda bir süredir Bozcaada görüyordum, belli ki oraya taşınmıştın. İç açıcı fotoğraflar, romantik iletiler şeklinde devam ediyordu. Bir süredir aktif iletişim kurmuyorduk, bir an içimden geldi. Mesaj attım ve neler karıştırdığını sordum. Sen de işlettiğiniz mekânın fotoğraflarını gönderdin. Girişimci modu açmamız bir saniye sürdü ve konuyu hemen ‘‘Hadi bir şeyler yapalım!’’ kısmına getirdik. Hemen sonrasında Taner Akyol’un mekânı Zitrone’un bahçesinden sana bağlanmıştım. Şu şekilde bir diyalog hatırlıyorum, ‘‘Hani böyle doğada, tüm etkinlikleri açık hava, butik bir caz festivali olsa sence çalışır mı?’’, ‘‘Nasıl, daha önce orada bir caz festivali yapılmamış mı?’

Murat Sezgi (Bozcaada Caz Festivali 3dots Kurucu Ortağı)


MS: Bugüne kadar birlikte iş yapmayı en sevdiğim kişilerden birisin. Türkiye'de bu işi yapmak biraz delilik gibi görünürken, yapmak istediğini yapan bir girişimci ve kültür profesyonelisin. Sence senin için neden bu işin peşindesin ve neyi amaçlıyorsun? 

GG: Güzel soru. İşimden besleniyorum. Çocukluğumda da şahit olduğum meslek buydu ve kendimi bildim bileli yapmak istediğim şeyin tam içindeyim. Temelden gelen bir dürtü sebebiyle bu işlerin içerisindeyim. Ne yapmak istiyoruma gelirsek, kültür-sanat alanında etki alanı olan bir girişimci olmak istiyorum. Bu anlamda BCF’nin var olma nedeninde de bulduğumuz şeylerle ilişkili benim üretme motivasyonum. Birtakım konular var gündemde kalması gereken. Kültür ve sanatın da bu bağlamda etki alanın güçlü olduğunu gözlemliyorum. 

BCF’deki savunuculuk alanları gibi konuları bahsettiğim etki alanıyla gündemde tutmak, aktif bir şekilde üretmeye devam etmemin nedenlerinden biri. Bazen insanları bir araya getirip kutlama hâlinde iyileşmek, bazen erişilebilirlik alanında proaktif olmak. Bazen iklim krizi için yaptığımız birkaç küçük adımın başkalarına ilham olduğunu görmek… Nedenleri buralarda buluyorum. İyimser bir inatçılıkla üretmeye devam edip alanımızı genişletmeyi amaçlıyorum aynı zamanda. 

Her sabah kendi hayallerim için uyanmak, kendi işimi yapmak tarif edilemez. Aynı zamanda işimin sosyal çevremi ve keyif aldığım her şeyi barındırması da hayatımın bir parçası olmasını sağlıyor. İşimi hayatımdan, hayatımı işimden ayıramıyorum. Çünkü çalıştığım anda yaşamaya ara verdiğimi söyleyemem. Yemeği, dostlarımı, sevgilimi, ailemi ve seçilmiş ailemi işime katıp bir ahenk içinde hayat tasarlamaya çalışıyorum kendime. Bu ahengin, parçası olan herkesi ve beni beslemesini diliyorum. 

Büyük Ev Ablukada, 2021 BCF'nin kapanışı için sahnede


MS: Yıllarca hep duygusal bir festival olduğumuzu düşündük. Ancak son birkaç senede işe duygusallık karıştırmadan tutkuyla bakmayı keşfettik. BCF perspektifinden kendindeki değişim ve gelişimi nasıl görüyorsun? 

GG: Biz seninle üniversiteden beri arkadaşız. Dostluğumuzun başladığı yıl 2009. Okulda da esasen kendi alanımızda, sahne ve gösteri sanatları yönetimi eğitimi aldık. Konuya buradan gelmemin nedeni bu alanın profesyonelleri olarak yolculuğa başlamış olduğumuzu anlatmak. Fakat senin de söylediğin gibi kendi işimizi yapmaya başladığımız ilk senelerde — ki ben bu senelerde 26 yaşındaydım — işimize duygusal bir şekilde yaklaştığım çok oldu. Hatalar yaptım. Kalpler kırdım. Kalbimi kırdılar. Öğrenmeye çalıştım, her kendi işine atılan birisi gibi ben de süreç içinde kendi serüvenimi oluşturdum. 

BCF içinde kendi serüvenini çizen birisi olarak festivalin duygudan tutkuya geçen yolculuğunda keşfettiğim şey, festivale ne kadar yatırım yaparsak o kadar bize karşılığını verdiğini somut olarak görmem oldu. İşimizi profesyonelliğe döndürüp karşılığını alabiliyor olmak bizi her defasında daha fazla vermeye itti. Benim ve ekibin kapasitelerimizi gitgide geliştirmemiz büyümemizi sağladı, işlerimizi ve bakış açımızı da sorumluluk hissiyle duygusallıktan tutkuya döndürdü. 

MS: Bozcaada Caz Festivali’ne hazırlanırken 1 yılın nasıl geçiyor?

GG: Dolu dolu. :) BCF her ne kadar yazın sonunda üç gün süren bir festival olarak kendini gösterse de yıl içinde yaşayan, dinamik bir şekilde üreten bir marka. Festivalin 3-5-10 yıllık hedeflerini içinde bulunduğumuz yıl planlarken, aynı zamanda bir sonraki festivali de tasarlıyoruz. Yıl içerisinde eylül ayında bir sonraki festivalin hazırlıklarına başlıyoruz ve kasım-aralık gibi çalışmaları yoğunlaştırıp festivale kadar tempolu bir çalışma sürdürüyoruz. 


Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🎺 Tutkuya dönüşen Bozcaada Caz Festivali, Zola Jesus'un ilkel ve gotik dürtüleri

Bu hafta keşifte Jonas Carpignano'nun son filmi Akdeniz; Bozcaada Festivali'nin ortak kurucularının sıcak sohbeti; Zola Jesus'ın kendini yeniden yarattığı son albümü Arkhon var. Keşifle, kültür-sanatla kal. Keyifli okumalar!

15 Tem 2022

🎺 Tutkuya dönüşen Bozcaada Caz Festivali, Zola Jesus'un ilkel ve gotik dürtüleri

YAZARLAR

Taner Turna

grandkid of david bowie, son of nick cave, brother of thom yorke & damon albarn

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Sıcak günlere eşlikçi kitaplar: Bu yaz ne okumalı?

Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Şeyma Ye

·

13 Tem 2026

Sıcak günlere eşlikçi kitaplar: Bu yaz ne okumalı?
DuendeDuende

HİKAYE

Pink Martini'den Storm Large: 'Türkiye’de çok güçlü bir müzikal hafıza var'

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.

Eda Solmaz

·

13 Tem 2026

Pink Martini'den Storm Large: 'Türkiye’de çok güçlü bir müzikal hafıza var'
DuendeDuende

HİKAYE

Bir hayatla yeniden tanışmak: Betül Bakırcı'nın gözünden Agop Arad arşivi

Sanat tarihçi İnci Aydın’ın hazırladığı uzun soluklu bir araştırmaya dayanan, "Renklerin Diyojen’i: Ressam Agop Arad" isimli kitap, Aras Yayıncılık tarafından Mayıs ayında yayımlandı. Kitabın editörlerinden Betül Bakırcı ile 1940’lı yılların kültürel ve politik ikliminde Agop Arad’ın hayat yolculuğu; ressam, grafiker ve gazeteci kimlikleri ve bugün onun arşiviyle karşılaşmanın anlamı üzerine konuştuk.

13 Tem 2026

Bir hayatla yeniden tanışmak: Betül Bakırcı'nın gözünden Agop Arad arşivi
DuendeDuende

HİKAYE

Max Cavalera: 'İnsanoğlu hatalarından asla ders almadı'

Sepultura, Brezilya’dan çıkıp dünyada metal müziğe en büyük katkıyı yapan gruplardan biri olarak Latin Amerika’nın köklerine sadık müziğini de bizlere tanıttı. 12 Temmuz'da Pantera’dan önce sahne alacak Cavalera Kardeşler'den Max Cavalera’yla konuştuk.

Barış Akpolat

·

10 Tem 2026

Max Cavalera: 'İnsanoğlu hatalarından asla ders almadı'
DuendeDuende

HİKAYE

78. Primetime Emmy Ödülleri: Aday listesi bize ne anlatıyor?

25 adaylıkla "The Pitt"in öne çıktığı 78. Primetime Emmy Ödülleri aday listesinde Apple TV'nin yükselişi ve çeşitliliğin azalışı dikkat çekiyor.

Emre Eminoğlu

·

10 Tem 2026

78. Primetime Emmy Ödülleri: Aday listesi bize ne anlatıyor?