

Sofradan taşanların dükkânı: apéro dükkân
Duende okuyucusu, bugünün bülteninde seni sofradan taşan bir dükkâna, apéro dükkân’ın ağız sulandıran dünyasına davet ediyoruz. Dükkâna girişler de buradan .
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Ne dinler?
Moduma göre çok değişken, ama en ağırlıklı dinlediğim müzikler indie ve 70'ler saykodelik janrasından etkilenmiş, içinde gitar ve yaratıcı ritim barındıran her şey diyebilirim. Sonra Morphine çok severim. Bi' dönem de The Tea Party için epeyce tartışmaya karışmışlığım olabilir. Korhan Futacı ve Kara Orkestra’nın da İstanbul’da verdiği her konsere gitmeye çalışıyorum. Son olarak Manouche’dan bahsetmeden bu bahsi kapatırsak da arkamdan ağlar gibi geliyor.
Kimi takip eder?
Şu an içinde bulunduğum, radyasyondan arınmış konsantre gündem ve kültür sanat bültenleri başta olmak üzere, grafik - illüstrasyon blogları (isim vermek gerekirse liste çok uzar, IdN’den girer, it’s nice that’ten çıkarız) en düzenli takip ettiklerim sanırım. Gizliden futbol da takip ediyorum biraz; ama bu kanımın rengini değiştirmiyor çok şükür.
Ne izler?
Öğrencilik yıllarımdan itibaren yaptığı her işe hayran olduğum Michel Gondry ve şimdilerde onun yerini almış olan Wes Anderson’ı sol baştan sayarak, Jean Pierre Jeunet ve Jim Jarmusch’a kadar inebilirim, yol üstünde Tarantino’ya da uğrayarak. Bir de Yorgos Lanthimos gerçeği var tabii.
Ne okur?
Gabriel Garcia Marquez, Boris Vian, Jose Saramago başta olmak üzere Stefan Zweig ve Sabahattin Ali’yi ilk etapta sayabilir, grafik çizgi roman ve kısa öykülerin de peşinden her yere gidebilirim. Hatta sanırım en sevdiklerim hep kısa öykü derlemeleri. Jim Morrison’ın Tanrılar... Yeni Yaratıklar kitabı da başucu kitabım olmuştu uzun yıllar.
Neyi tekrar eder?
Anlattığımı unuttuğum yol anılarını tekrar anlatırken buluyorum kendimi bazen. Hafızamın kötülüğü beni gençliğini anlatan bir dayı moduna sokup utandırıyor ekseriyetle.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Emin Alper'le Sinematek'te buluştuktan sonra Sorrentino'nun son gözdesi The Hand of God'la Napoli masalına kapıldık.
10 Ara 2021

YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.



