Bursa’nın en sıcak kasım ayı


Daha uzun bir yaşam döngüsü: Samsung Galaxy Z Flip5 ve Z Fold5
Galaxy Z Flip5 ve Z Fold5 aracılığıyla küçük eylemlerin gezegeniz üzerinde nasıl büyük ve olumlu bir etki yaratabileceğini yukarıdaki bilgi grafiğinden inceleyebilirsiniz. Yolculuğun merkezinde bizler ve gezegenimiz için daha fazla olanak…
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İklim değişikliğinin etkisiyle yıl başından beri aylık sıcaklık rekorlarının kırıldığı Bursa’da, şiddetli lodosla birlikte 1961 yılından beri kasım ayında görülen en yüksek sıcaklık termometrelere yansıdı.
- Neler oluyor?: İstanbul, Kocaeli, Yalova, Bursa, Balıkesir, Manisa, İzmir ve Aydın’da etkisini gösteren kuvvetli lodosun etkisiyle hava sıcaklıklarında önemli bir yükselme yaşandı.
- Meteoroloji Genel Müdürlüğü, 4 Kasım tarihinde 4 şehir için turuncu, 8 şehir için sarı alarm vermişti.
- Bursa’da durum: Hava Forum tarafından yapılan açıklamada, Bursa’da hava sıcaklığının 32 dereceye çıkarak yeni bir aylık sıcaklık rekorunu kırdığı belirtildi. Bu, şehir için kaydedilmiş en yüksek kasım ayı sıcaklığı demek.
- Sosyal medya platformu X’te yapılan paylaşımda, "Bursa’da 32.0°C ile tarihin en yüksek kasım ayı sıcaklık rekoru kırılmıştır. Daha önceki rekor 1961 yılında 31.0°C ile kaydedilmişti." denildi.
- Birkaç adım geriden: Fosil yakıtların kullanımı, özellikle kömür, petrol ve doğalgaz gibi insan kaynaklı faaliyetlerin bir sonucu olan iklim değişikliği Türkiye’nin farklı bölgelerinde, bazı yerlerde ani ve şiddetli yağışlar şeklinde, bazı yerlerde de normalin üstünde sıcaklıklarla kendini gösteriyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Küresel çevre sorunlarının kötüleşmesini engellemek için üstesinden gelmemiz gereken bir fenomen var.
11 Kas 2023

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
COP31'e doğru 2035 için belirlenen yıllık 1,3 trilyon dolarlık iklim finansmanı hedefi tartışılırken kaynakların hangi kanallardan sağlanacağı, ülkelerin katkısının nasıl paylaşılacağı ve finansmanın ne kadarının hibe olarak aktarılacağı belirsizliğini koruyor. Bakü–Belém Yol Haritası bu hedefe ulaşmak için bir çerçeve sunarken asıl sınav, finansmanın ihtiyaç sahiplerine hangi koşullarda ulaşacağı olacak.

Pandemi günlerinde bir adım geri atıp, yaşadığımız keşmekeşi çıplak gözlerle görünce, en çok da bizden nelerin esirgendiğini fark ettik. Ertelenen kitaplar okundu, filmler, diziler izlendi. Kimimiz sahiden de mutfakta becerikli olduğunu keşfetti, hemen herkes evde kendi ekmeğini pişirmeye başladı, bir kısmımız hızını alamayıp karnabaharı bile deterjanla yıkamaya soyundu. Ama ortak duygu şuydu: Çalışırken de kendimize vakit ayırabilirmişiz. Peki böyle bir hayat için illa küresel bir felaket mi yaşamamız gerekiyordu?

Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenleneceği için bu yıl özel bir önem atfedilen COP31’in ana gündem maddelerini, işleyiş ve iklim finansmanına ilişkin kritik konuları uluslararası iklim politikası, çevre hareketi ve iklim diplomasisi alanlarında 30 yılı aşkın deneyime sahip bir isim olan Jennifer Morgan ile birlikte değerlendirdik.

İnsanın toplulukla birlikte özneleşmesi, topluluğun içinde erimesini gerektirmez. Tersine, kendi sesini koruyabildiği, başkalarının sesini duyabildiği, ortak hayatı dönüştürmeye katılabildiği ölçüde, ben ile biz arasındaki ilişki yeni olanaklarla zenginleşerek güçlenir. Öyleyse birlikte yaşamanın sorusu, birarada kalırken birbirimizin özgürlüğünü nasıl koruyacağımızı yönelik olabilir. "Birlikte yaşamanın arkeolojisi" serisinin ikinci yazısında "kovuk, çember, eşik" kavramlarından hareketle birlikte yaşamanın sınırlarının nasıl çizildiğine odaklanıyoruz.

Ekonomik baskılar ve belirsizlik, liderliği giderek operasyonel hedeflere ve bütçe takibine indirgiyor. Oysa teknolojik dönüşümden iklim krizine uzanan çok katmanlı bir dünyada stratejik öngörüden zihniyet değişimine, insan odaklı yaklaşımlardan değişim öncülüğüne uzanan yeni liderlik anlayışı, bugünü yönetmenin ötesinde geleceği okuyabilmeyi gerektiriyor. Peki liderler bu dönüşüme nasıl hazırlanabilir?



