

Odeabank Mobil ile şubeye gitmeden görüntülü görüşmeyle anında hesap açın “Yakından Bankacılık” müşterisi olun! Dünyanın pek çok ülkesinde sunulmakta olan dijital bankacılık hizmetleri, özellikle pandemi nedeniyle getirilen kısıtlamalar ve yeni tedbirlerden ötürü bugün pek çok kişi tarafından daha fazla tercih ediliyor. Dijital bankacılık olanakları arasında yer alan şubeye uğramadan uzaktan kimlik tespitiyle banka müşterisi olma imkânı, yakın zamanda Türkiye’de de uygulanmaya başladı. Öyle ki, Fiziksel hizmetlerle bütünleştirdiği dijital deneyimiyle Türkiye’nin en iyi fijital bankası Odeabank , bu özelliği mobil uygulama üzerinden Odeabank Yakından Bankacılık hizmetleri arasında hayata geçiren öncü bankalardan biri oldu. Yakından Bankacılık: Fiziksel hizmetlerle bütünleştirdiği dijital deneyimiyle yepyeni bir bankacılık hizmeti sunan Odeabank ; şubeye gitmeye gerek kalmadan, kişiye özel finansal danışmanla bir bankadan beklenen tüm hizmetlere bir telefon yakınlığında hızlıca ulaşmayı sağlayan “Yakından Bankacılık” hizmetini sunuyor. Odeabank Yakından Bankacılık müşterileri; dijital kanallardan 7/24 ücretsiz para transferi yapabilirken tüm banka ATM’lerini ayda 3 kez ücretsiz kullanabiliyor. Görüntülü görüşmeyle hesap açma : Müşterilerinin talep ve isteklerini en önde tutan Odeabank, mobil uygulama üzerinden görüntülü görüşmeyle anında hesap açma özelliği ile artık Odeabank müşterisi olmak isteyenleri ne kurye beklemek ne de şubeye gitmek zorunda bırakıyor. Peki görüntülü görüşmeyle nasıl anında hesap açabilirsiniz? Odeabank Mobil Uygulamasını cihazınıza indirin. Cihazınızda NFC özelliğinin ve kamera/mikrofon izinlerinizin açık olduğunu kontrol edin. Müşteri ol butonuna tıklayarak formu doldurun. Görüntülü görüşmeyle hesap açılışı seçeneğini işaretledikten sonra banka temsilcisine bağlanın. Banka temsilcisi ve ekran yönlendirmelerini takip ederek hologram ve NFC okutma işlemlerini tamamladıktan sonra kimlik doğrulama işlemlerinizi gerçekleştirin. Ve anında Odeabank Yakından Bankacılık müşterisi olun. Siz de şubeye gitmeden anında hesap açmak ve tüm bankacılık işlemlerinizi kişiye özel finansal danışmanınızla birlikte yapmak için bu bağlantıyı kullanarak Odeabank Mobil’i indirebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Türkiye ekonomisi 2021’in ikinci çeyreğinde %21,7 büyüdü. Ağustos ayı enflasyonu ise yıllık bazda %19,25 ile beklentilerin üzerinde gerçekleşti. Peki, yüksek büyüme ve enflasyon rakamları ne anlama geliyor?
Pandemi kaynaklı büyüme: Baz etkisi
Mart 2020’de pandemi kaynaklı kapanmaların başlaması, 2020’nin ikinci çeyreğinde birçok ülkenin ekonomisinin daralmasına neden olmuştu. 2021’in ikinci çeyreğinde ise kısıtlamaların azalması ve aşı çalışmalarının hızlanması, tüm dünyada yüksek büyüme rakamlarının ortaya çıkmasını sağladı.
- Geçen yıl ikinci çeyrekte %21,4 daralan Birleşik Krallık ekonomisi, bu yılın aynı dönemindeki %22,2'lik performansıyla OECD'nin en yüksek oranda büyüyen ekonomisi oldu.
- 2020’nin ikinci çeyreğinde %10,3 daralan Türkiye ekonomisi, geçen yılın aynı dönemine kıyasla %21,7 büyüyerek Birleşik Krallık’ın ardından ikinci sırada yer aldı.

İnfografik: Taylan Kurt
Büyüme rakamları hesaplanırken geçen senenin aynı dönemi baz alınıyor. Dolayısıyla büyük alçalma veya yükselme yaşanan dönemlerin ardından o dönem referans alınarak hesaplanan değişimlerde “baz etkisi” görülüyor.
Tabii ki, %21,7’lik büyüme rakamını sadece baz etkisiyle açıklamak yeterli değil. TÜİK’in verilerine göre büyümede, tüketim ve yatırımdan kaynaklı iç talep ağır basıyor. İhracattaki artışın %59,9 seviyesinde olması ise özellikle konteyner kıtlığı nedeniyle Asya’dan gelen malların taşıma maliyetlerinin artması sonucu Türkiye’nin ihracat konusunda avantajlı duruma geldiğini gösteriyor.
Büyümeye rağmen azalan alım gücü
Peki, büyüme rakamlarının sokağa yansıması nasıl oluyor? Son dönemde herkes, gıda fiyatlarının artışından, konut piyasasındaki fahiş fiyatlardan ve maaşlarının değerinin giderek düşmesinden bahsediyor. Ankara Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Yalçın Karatepe’nin deyimiyle: “Kişisel refahımızı artırmayan bir büyüme ile karşı karşıyayız.” Zira, yüksek enflasyon nedeniyle son üç dört senedir alım gücü sürekli olarak düşüyor.

Tüketici fiyat endeksi (TÜFE), Ağustos 2021’de yıllık bazda %19,25, aylık bazda %1,12 arttı. Böylece enflasyon, son 28 ayın zirvesine ulaştı. Verilere göre; en yüksek artış %29 ile gıda ve alkolsüz içecekler, %22,91 ile ev eşyası ve %21,76 ile ulaştırmada görüldü. En düşük artış ise %1,79 ile alkollü içecekler ve tütün grubunda gerçekleşti. Endekste kapanan 415 maddeden 307’sinde fiyat artışının görülmesi, vatandaşın alım gücünün giderek düştüğünü ve gıdaya erişimin zorlaştığını ortaya koyarken geleceğe yönelik endişelerin artmasına neden oluyor.
Şimdi, ne olacak?
Ekonomistler, Türkiye’deki enflasyonist ortamın kırılmasının yolunun sıkı para politikasından geçtiği ve hükümetin fiyat davranışlarını normalleştirmek adına kararlı adımlar atması gerektiği konusunda birleşiyor. Son verilere göre enflasyon, hâlihazırda %19 olan politika faizinden yüksek durumda. Dolayısıyla, TCMB’nin 23 Eylül’deki Para Politikası Kurulu’nda faiz artırımına gidip gitmeyeceği merakla bekleniyor.
Öte yandan, dün gece Türkiye ekonomisinin 2022-2024 yılları arasındaki yol haritasını gösteren "Orta Vadeli Program" onaylandı. Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından hazırlanan programa göre, 2022-2024 yılları arasında Türkiye ekonomisinin yıllık ortalama %5,3 büyümesi ve etkin politikalar sayesinde enflasyonun 2024 sonunda %7,6 olarak gerçekleşmesi öngörülüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Türkiye ekonomisi, Ağustos 2021'de %21,7 büyüdü. Enflasyon, %19,25 ile politika faizinin üzerine çıktı. Ekonomide orta vadeli yol haritası onaylandı. Dr. Soner Canko, dijital kimlikleri yazdı.
06 Eyl 2021

YAZARLAR

Nurefşan Kutlu
Business Editor

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Savunma ihracatı 2002’den bu yana katlandı, yerlilik oranı %80’e ulaştı, Türk şirketleri küresel sıralamalarda yükseldi. Ancak motorlardan kritik elektronik ve optik teknolojilere uzanan kalan %20, Türkiye’nin savunma sanayiindeki asıl sınırını gösteriyor. Bu sınırı aşmak ise daha fazla silah üretmekten değil, bilim ve teknoloji üretebilmekten geçiyor.

Bir insanın “Ne iş yapıyorsun?” sorusuna iki cümleyle cevap verip daha fazlasını anlatma ihtiyacı duymamasıyla bir markanın neyi söyleyip neyi geride bırakacağını bilmesi, aynı olgunluk eşiğine işaret ediyor. Sadelik; hiçbir şey bilmemenin getirdiği bir sığlıktan değil, aksine çok şey bilip hepsinin ağırlığını tarttıktan sonra lüzumsuz olanları arkada bırakabilme cesaretinden geçiyor.

Nike’ın marka adı, onlarca yıldır “spor” kelimesiyle neredeyse eş anlamlıydı. Bu başarı, şirketi uzun yıllar borsanın favorileri arasında tuttu. Fakat son birkaç yılda ivme şaşırtıcı bir hızla tersine döndü ve şirket, yaklaşık 18 yılın ardından S&P 100 endeksine veda etmek zorunda kaldı. Peki ne oldu da dünyanın en güçlü spor markalarından biri, bu denli hızlı bir düşüşe sürüklendi?

Reklamcılık artık dikkat ekonomisinden niyet ekonomisine geçiş yapıyor. ChatGPT’nin test ettiği Sponsorlu Ajanlar, markaların tüketicinin karar verme konuşmasına doğrudan katılmasını sağlayan yeni bir katman açıyor. Kişiselleştirilmiş iknanın birim maliyeti neredeyse sıfıra inerken mesele, anlatının nerede durduğu ve kimin adına konuştuğunun her aşamada görünür olup olmamasında düğümleniyor.

Arama deneyimimizin yapısal olarak değişmeye başladığı aşikar. Artık sadece bilgi aramıyoruz, aynı zamanda alım kararlarımızı da yapay zekaya danışıyoruz. Ancak yeni denklem yalnızca GEO’dan ibaret değil: Araştırmalar, tüketicilerin yapay zeka önerilerinde hâlâ bağımsız insan deneyimine ve güvenilir üçüncü taraflara ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Markalar için de esas mesele, algoritmada görünmek kadar, algoritmanın güvendiği üçüncü taraf dünyasında sahici, tutarlı ve organik bir yer edinebilmekte yatıyor.




