Buz, erime, su ve Olafur Eliasson

Olafur Eliasson’un İstanbul Modern’deki sergisi, “Senin Beklenmedik Karşılaşman” 7 Haziran’da kapılarını ziyaretçilerin katılımına açtı.
Buz, erime, su ve Olafur Eliasson

11 Haziran - Zorlu PSM - İstanbul
Zorlu PSM ile birlikte

Bitmeyen festival: PSM Loves Summer by %100 Müzik Yazı bizim kadar seven PSM Loves Summer by %100 Müzik konserleri şehri etkisi altına almaya devam ediyor. L'Impératrice , Kerala Dust , BADBADNOTGOOD ve Blonde Redhead konserleriyle yazı karşılamamızın ardından buluşacağımız sıradaki PSM Loves Summer by %100 Müzik konserlerini senin için sıraladık: 2 Temmuz | Black Pumas : Psychedelic soul türünün günümüzdeki en kuvvetli temsilcilerinden biri olduğunu yedi Grammy ile kanıtlayan Black Pumas, yakında şehrimizde. “Yok o bir kanıt değil” diyenler varsa da onların Black Pumas albümünü acilen, hemen, şimdi dinlemesini rica ediyoruz. 13 Ağustos | Blondshell : Patti Smith, Joy Division, ve Velvet Underground gibi efsanevi isimleri dinleyerek huzur bulan Blondshell ile melankoliyi ve hareketli tınıları aynı anda damarlarımızda hissetmeye hazırlanıyoruz. 20 Ağustos | Fontaines D.C. : Yaza daha iyi kimle hoşça kal diyebilirdik? Kimse! Sonbahara biraz İrlanda soğuğu, kendine has post-punk coşkusu ve içimizin içimize sığmadığı bir ruh hâliyle hazırlanmamız için Fontaines D.C. Dublin’den kalkıp buralara geliyor. İyi ki de geliyor, hayranların gözü çoktandır yolda. Ajandana tam da “Gelecek durak temmuz, gelecek buluşma Black Pumas ” şeklinde not düşmeni umarak Zorlu PSM Turkcell Sahnesi ’nde görüşmek üzere diyelim.

Daha fazlasını öğren

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

İklim aktivistlerinin protestolarını sokaklardan müzelere taşıdıkları doğru. Öte yandan, Olafur Eliasson gibi sanatçılar da iklim krizini sergi salonlarına getirmekte, sanatın diliyle bu küresel soruna dikkat çekmekte oldukça başarılı. 

Olafur Eliasson’un İstanbul Modern’deki sergisi, “Senin Beklenmedik Karşılaşman” 7 Haziran’da kapılarını ziyaretçilerin katılımına açtı. “Katılım” kelimesini kullanmamızın sebebi, Eliasson’un sanatını bir bakıma biz izleyenlerin tamamlıyor olması. Serginin adı da bu katılıma işaret ediyor: “Senin Beklenmedik Karşılaşman.” Sanatçı, diğer eserlerinde olduğu gibi bu serginin de izleyicilerde bir aidiyet duygusu uyandırmasını istiyor. 

Karşılaşma ve aidiyet

Eliasson, serginin ön gösteriminden bir gün önce 6 Haziran’da düzenlenen basın toplantısında “karşılaşma” ve “deneyim” kavramlarına değindi. Filozof Alva Noë’nin sözleriyle “Deneyim, kişiye verilen, ona gelen bir şey değil, kişinin kendi yaratımıdır.” Bu anlamda ziyaretçilerin, sadece eserlerin “izleyicisi” değil, onları yorumlama ve içselleştirmede bir “katılımcı” rolü üstlenmesi, eserlerin o an onu deneyimleyen kişiye ait olması, serginin çizdiği genel resimle yakından ilişkili. 

Eliasson’un tanımıyla müze, güvenli bir alan yaratması itibarıyla beklenmedik karşılaşmalara ve deneyimlere imkan tanıyor. Normalde beklenmedik bir durumla karşılaştığımızdaki tedirginliği burada hissetmiyor, bu sayede tanıdık olmayanı güvenli bir alanda deneyimleme fırsatı buluyoruz.

Deneyim ve iklim teması

Özetle, sergiyi izleyicinin “yaratımı” olan “deneyim”den bağımsız düşünmek mümkün değil. Öte yandan, Eliasson’un (ışık ve renklere ek olarak) merkeze aldığı iklim teması bu deneyime yeni bir boyut kazandırıyor. 

İzleyicinin deneyimlemesiyle anlam kazanan eserlerden biri, serginin girişinde bizi karşılayan “Yokluğun Cisimleşmesi Pavyonu.” Büyük bir buz kütlesinden alınan bu bronz kalıbın içine girmek, eriyen kütlenin yokluğunu deneyimlemek mümkün. İzleyiciyi içine alan eser, değişen iklim koşulları sonucunda eriyen buzulların ardında bıraktığı boşluğa atıfta bulunuyor.

Buz, erime ve su, sadece temada değil Eliasson’un tekniğinde de kendini gösteriyor. Girişte yer alan tuval üstü pigment çalışmaları için Eliasson, “hasat” (harvest) olarak tanımladığı buz parçalarını kullanmış. Buz kütlelerinden ayrılan parçaları toplayan sanatçı, pigment uyguladığı tuval üzerinde buzu erimeye bırakıyor, bir bakıma buz kendi eserini yaratıyor.

Sanatçı, iklim krizini buz kütlelerinin hayat döngüsü üzerinden yorumlarken fotoğraflara da yer veriyor. 1999 ve 2019 yıllarında çektiği toplamda 36 adet karşılaştırmalı manzara fotoğrafından oluşan seri, 20 yıl içinde eriyen buzları gözler önüne seriyor. 

İzleyenlerin deneyimiyle harmanlanan buz ve suyun hikayesi, sergi boyunca farklı eserlerde karşımıza çıkıyor. Eliasson’un buz kütlesine benzeyen dokusu sebebiyle tercih ettiği carrara mermerinden eseri, “Senin Varlığının Kanıtı” girişte gördüğümüz “Yokluğun Cisimleşmesi Pavyonu”na atıfta bulunuyor. Bir buz kütlesinin replikası olan bu eser, küratörlerin yorumuyla adeta sergi salonunun zemininden çıkmış gibi duruyor; buzun varlığını mermerde mühürlüyor. 

İklim krizi odağı

Olafur Eliasson’un önceki işleri de buz kütleleri ile yakın bağlar kuruyor. 2014 ve 2019 yılları arasında üç farklı kamusal alanda sergilenen çalışması “Ice Watch” sanatçının Grönland’den getirdiği 12 adet buzul parçasına yer vermiş. Ziyaretçilerin eriyen buzullara dokunup sarıldığı bu eser, iklim krizine dair farkındalık uyandırmayı amaçlıyordu. 

2019 yılında Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı İyi Niyet Elçisi seçilen Eliasson, sürdürülebilir enerji ve iklim krizini odak alan çalışmaları ile küresel sorunları sokaklardan müzelere getiren önemli isimlerden. 

Sergiye dair

Olafur Eliasson’un 30 yılı aşkın çalışmasını gözler önüne seren “Senin Beklenmedik Karşılaşman” sanatçının İstanbul’dan ilham alarak yarattığı işlere de yer veriyor. Ekolojik problemlere değinirken mekanı algılama ve yaşamı deneyimleme biçimlerimizi irdeliyor. Dünya çapında ses getiren işlere imza atan sanatçının sergisini 9 Şubat 2025’e kadar ziyaret edebilirsiniz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto İstanbulAposto İstanbul

BÜLTEN SAYISI

📀 Archive, Bir Küçük Parantez

Bu hafta Archive ile güncel bir nostalji yaşıyor, Khatia Buniatishvili'nin zengin resitaline kulak veriyor, sanatla iyileştiriyor ve sergi süreçlerine yakından bakıyoruz.

11 Haz 2024

Zorlu PSM ile birlikte
Aposto İstanbul

YAZARLAR

Sabah Otrav

Aposto'da İletişim ve Pazarlama Sorumlusu.

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

Sanasaryan Han: Vakıftan lüks otele uzanan yüz yıllık mülkiyet düğümü

Sirkeci’de, İstanbul’un en yoğun geçiş noktalarından birinde yükselen Sanasaryan Han, bugün "lüks otel" olarak işletiliyor. Ancak binanın hikayesi bir otelden çok daha fazlası: Bir Ermeni vakfı, devletleşen bir mülkiyet, siyasi tutukluluk hafızası ve yarım asrı aşan bir hukuk mücadelesi...

Vartan Estukyan

·

17 Tem 2026

Sanasaryan Han: Vakıftan lüks otele uzanan yüz yıllık mülkiyet düğümü
Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

Ayça Örer

·

29 May 2026

Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu
Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

Gözde Keskin

·

28 Nis 2026

Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?
Kır çiçeğinden kültür çiçeğine: İstanbul kent yaşamında lalenin serüveni

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Gözde Akyüz

·

19 Nis 2026

Kır çiçeğinden kültür çiçeğine: İstanbul kent yaşamında lalenin serüveni
Geçmişe isim koymak: Bizans diye bir devlet var mıydı?

Bir devleti, kendi çağında kendine verdiği adla mı anmalıyız, yoksa sonradan yakıştırılan adla da anabilir miyiz? Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Ancak şunu bilmeden sağlıklı bir tartışma yürütülemez: Bizans, Doğu Roma’nın kendine verdiği bir ad değildir. Bu da bizi daha büyük bir soruya götürür: Tarihi kim anlatıyor, hangi kelimelerle ve neden?

Şerif Yenen

·

10 Mar 2026

Geçmişe isim koymak: Bizans diye bir devlet var mıydı?