Céline Dion'dan sesine bir aşk mektubu

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Katı kişi sendromu hastalığına yakalanan Céline Dion’un yaşadığı süreci anlatan belgesel I Am: Céline Dion geçen hafta Prime Video’da yayınlandı. Belgesel, sanatçının “Hayalim uluslararası bir yıldız olmak ve ömrümün sonuna kadar şarkı söylemek” sözleriyle açılıyor ve hemen ardından Dion’un bir otel odasında spazm geçirdikten sonra yerde kasılarak hareketsiz bir şekilde kaldığı oldukça dramatik bir görüntü geliyor ekrana. Şimdi biraz başa dönelim ve belgeselin hazırlanmasına zemin hazırlayan olayları hatırlayalım…
Her şey Céline Dion’un 2021’in Kasım ayında Las Vegas’taki performanslarını duyurmasıyla başlıyor. Konserlere bir ay kala sanatçı, sağlık problemlerinden dolayı aylar sürecek bu seriyi iptal etmek zorunda kaldığını açıklıyor. Bir yıllık sessizliğin ardından Dion, Instagram’dan bir video yayınlayarak durumun sanıldığından çok daha korkutucu olduğunu itiraf ediyor. Kendisine nadir görülen bir nörolojik hastalık teşhisi konduğunu belirtiyor. Sanatçı, kaslarının kontrolsüz bir şekilde kasılmasına yol açan ve katı kişi sendromu adı verilen bir bağışıklık sistemi hastalığıyla mücadele ettiğini açıklıyor. Dion, bu hastalık nedeniyle yürüme ve şarkı söylemede zorluk çektiğini söylüyor.

Fotoğraf: CNN
“Uzun zamandır sağlık sorunları yaşıyorum. Bu zorluklarla yüzleşmekte ve neler yaşadığımı anlatmakta çok zorlandım. Maalesef, spazmlar günlük hayatımın her adımını etkiliyor. Bazen yürümekte güçlük çekiyorum ve ses tellerimi normalde şarkı söylerken kullandığım gibi kullanamıyorum. Gösterilerimde her zaman yüzde 100’lük performans sunarım ama şu anki durumum bunu sağlamaya elverişli değil.”
Bu süreçte evine kapanan sanatçı, uzun bir aradan sonra geçen Şubat ayında düzenlenen Grammy töreninde Taylor Swift’e ödülünü sunmak için sahneye çıkıyor ve şöyle diyor:
“Tek bildiğim şarkı söylemek. Sahneye çıkmayı özledim. Burada çok mutluyum, bunu kalbimin derinliklerinden söylemek istiyorum.”
Sesinin ardından yaktığı bir ağıt gibi
1968’de Kanada’nın Quebec bölgesinde 14 çocuklu bir ailede dünyaya gelen Céline Dion, profesyonel olarak sahneye ilk kez 12 yaşındayken çıkıyor. Beş Grammy ve iki Oscar ödüllü günümüzün bu en büyük yıldızı, kariyeri boyunca sesini eşsiz bir mücevher gibi koruyup kolluyor. Hayatını adadığı şarkılarını ise katı kişi sendromu rahatsızlığı nedeniyle bir süredir söyleyemiyor. I Am: Céline Dion belgeseli de bu sessizlik dönemine ışık tutuyor. Belgesel, sanatçının şu anki hayatı gibi yavaş ve duygusal açıdan oldukça ağır. Dion’un hayatında kameralar bir gölge gibi dolanıyor ve sadece sanatçının röportajlarına yer veriliyor. Odak nokta ise Dion’un sesi ve sahne ile kurduğu bağ oluyor.

Fotoğraf: Getty Images
Céline Dion, tellerindeki bu spazmı ilk olarak 17 yıl önce hissettiğini anlatıyor:
“Sesim yani enstrümanım bozulmuştu ve düzelmesi için ilaçların ölçülerini giderek artırıyordum. Bu durumun ortaya çıkmaması için o dönemdeki konser iptallerin nedenlerine dair yalanlar atıyordum. Sahnede sesimde bir sorun olduğunda mikrofona vurur ve sanki o bozulmuş gibi davranırdım. Bazen de seyirciye doğru mikrofonu tutardım. Bu yalanları kaldıramadığımda ve sesim artık şarkı söylememe engel olduğunda ise gerçeği herkese açıklama gereği duydum.”
Hemen ardından muhteşem sesiyle bir şarkı söylemeye çalışıyor ve sesi çatallaşınca ağlamaya başlıyor:
“Bu anı size göstermek benim için çok zor. İnsanlar bunu duymasını istemiyorum. Müziği çok özlüyorum. Sahnede olmayı ve dinleyicileri de...”
Kaybettiği sesinin ardından yas tutuyor gibi. Bu anı izlemek o kadar kalp acıtıyor ki...
Hayatındaki tüm disiplin onu yarı yolda bırakıyor

Fotoğraf: Amazon
Hayatı boyunca hep mükemmelliğe odaklanan sanatçılardan biri Céline Dion. Vokalinin daha iyi olması ve o en yüksek tiz tonlara çıkabilmek için sonu gelmeyen ses egzersizleri yapan, erken uyuyup sesinin bozulmaması için sigara ve alkolden uzak duranlardan... Sanatçının eski performans ve stüdyo video’larında bu disiplini izledikten hemen sonra Dion’un yaptıklarının sanki hiçbir işe yaramadığını hissettiği anları görüyoruz. Bir paket sigara içip sabahlara kadar partilemesine rağmen ertesi gün sahneye çıkıp hiçbir şey olmamış gibi şarkısını söyleyen rock müzisyenlerine nasıl gıpta ile baktığını işitiyoruz.
Belgeselin bir sahnesinde ise Céline Dion’u bir depoda görüyoruz. Bugüne kadar sahnede giydiği tüm kostümler, taktığı aksesuarlar, üç oğlu ve 2016’da kaybettiği hem menajeri hem de eşi René Angelil’e dair anılarının yer aldığı devasa bir depo. Burası aynı zamanda sanki bir Céline Dion müzesi. Bu kısımlarda da mesleğine dair nasıl katı bir detaycılığa sahip olduğuna şahit oluyoruz. Tüm bu şatafatlı geçmişini bize oldukça sade bir kıyafet kombini ve yaş almasını gizlemediği makyajsız yüzüyle anlatıyor. Céline Dion, tüm gerçekliği ile tam karşımızda.
Sanatçının günlük hayatının rutininden kesitlerin de yer aldığı belgeselde, esprili yanlarına şahit olurken müziğin onun her şeyi olduğunu da görüyoruz. Bazen cümlelerini birer şarkı gibi söyleyerek tüm bu karamsarlığın ortasında çevresine neşe veriyor. Belgeseldeki etkileyici kısımlardan biri de Nevada’daki devasa büyüklükteki evinden çıkamadığını anlatışı. Kapana sıkışmış gibi. Kitlelere şarkı söylemenin ve en önemlisi sahnenin özlemini yaşıyor. Çünkü ona göre icra ediş biçimi şarkının kendisinden daha önemli. Belgeselde bir gün yeniden bunlara kavuşacak olmanın hayaliyle evin içinde gezinip çocuklarıyla geçirdiği vakitler de yer alıyor.
Gözyaşlarınıza hakim olamadığınız sahneler

Belgeselin izlemesi çok zor kısımları da var. Örneğin Dion’un çok uzun bir aradan sonra stüdyoya girip Love Again’i kaydettiği sahneler. Vokalini en yüksek seviyelere çıkaran, sesini adeta bir oyun hamuru gibi kullanarak istediği şekilde dinleyicisine sunan bir sanatçının oldukça kısık bir tonda şarkı söylemeye çalışmasını izliyoruz. O kadar yoruluyor ki parçanın her cümlesinde… Sanki görünmez bir el onu boğuyor ve sesi bir fısıltı olarak çıkıyor. Bu anlar fazlasıyla yürek burkuyor.
Dion, bir önceki günkü kaydı dinlerken prodüktörü her ne kadar beğendiğini söylese de bu fikre katılmıyor. Mükemmeliyetçi yanı ortaya çıkıyor ve daha iyisini başarabileceğini söylüyor. Ve gerçekten de daha iyi olan kaydı tamamladıktan hemen sonra spazm yaşamaya başlıyor. Belgeselin başında yer alan “Bu film ağır tıbbi travma sahneleri içerir. İzleyicinin ihtiyatlı olması önerilir” uyarısının neden koyulduğunu da burada anlıyorsunuz. Céline Dion, stüdyodaki masaj sehpasının üzerinde acı dolu bir kasılma yaşıyor. Bilinci açık ama acı vücuduna hükmediyor. İki büklüm bir hâlde kalıyor, parmakları birer pençe gibi bükülüp bir süre düzelemiyor. Tüm bu anlara hemen yanı başındaymışız gibi biz de şahit oluyoruz. Bu izlenmesi oldukça çok zor bir sahne. İtiraf etmek gerekirse özellikle ne yazık ki konuşamadığı ve acıdan dolayı gözünden yaşlar süzüldüğü anda ben de artık gözyaşlarıma hâkim olamadım.
Bu kadar sarsıcı görüntüleri belgeselde tüm dünya ile paylaşması Dion’un bir başka cesaret örneği. Sevdiği şeyi yaptıktan sonra bu atağı geçirdiğini söyleyen sanatçı, sahneye çıktığında bu durumun ne kadar ölümcül olabileceğinin farkına varıyor. Ekibinin yardımıyla normale döndüğünde ise yine müziğe tutunuyor. Bir umut şarkısı olarak Wyn Starks’ın Who I Am’ini açtırıyor ve sanki az önce oldukça ağır bir an yaşamamış gibi bu şarkıya eşlik ederek yeniden doğuyor. Adeta küçük bir kız çocuğuna dönüşüyor ve “Ne zaman böyle bir an yaşasam rezil olmuşum gibi hissediyorum” diyor.
Bu arada Wyn Starks’ın şarkısı belgesel yayınlandıktan kısa bir süre sonra Kanada listelerinde üst sıralara tırmandı. Dion’u hem müzikal hem de kişisel anlamda en büyük idollerinden biri olarak gören Starks ise “Céline Dion’un müziği hayatımda çok fazla şeyin üstesinden gelmeme yardımcı oldu. Her şeye rağmen onu Who I Am şarkısını bu kadar güçlü ve dirençli bir şekilde söylerken görmek asla unutamayacağım bir andı” diyor.
'Koşamayacaksam yürürüm, yürüyemezsem sürünürüm. Ama durmayacağım!'

Fotoğraf: Richard Shotwell
Céline Dion, kendini bir elma ağacına benzetiyor. Yıllarca dinleyicilerine en güzel mahsulü sunan bir ağaç... Ama artık dallarının kurumaya başladığından elma veremediğinden bahsediyor ve ekliyor:
“Beni yeniden severler mi, başka şarkılarla...”
Sanatçının dinleyicisi ile nasıl güçlendiğini ve onların varlığına tutunup hayatını adadığını anladığımız cümle de bu. Sanatçı, Céline Dion’un gölgesinin üzerinden yavaşça çekildiğini fark ettikçe daha da içinde bir yerde duran o sese tutunuyor. Yıllarca yarattığı o kusursuz Céline Dion imajının kusurlarının olduğuna, bir pop yıldızı olmanın sanıldığından çok ama çok daha zor olduğuna, gerçekleri söyledikçe ne kadar özgürleştiğine ve mutlu olduğuna şahit oluyoruz.
Céline Dion’un artık kült olan oldukça duygusal şarkıları My Heart Will Go On ve All By Myself umut dolu orkestrasyonlarla sonlanır. Bu yoğun belgesel de aslında umutlu bir sonla bitiyor. Bir yıldız olmanın tüm ağırlığından sıyrılan, bir gün sahneye çıkmayı arzulayan Dion’un umuduyla. Yaşanılan en karanlık günlerin ardından bir son olmadığını Dion, gözyaşları içinde şu cümlelerle söylüyor:
“Koşamayacaksam yürürüm, yürüyemezsem sürünürüm. Ama durmayacağım!”
Belgeselin finalinde sanki bir kitabın son cümlesininin altını kalın kalın çiziyoruz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Céline Dion, geçen hafta yayınlanan belgeseli "I Am: Céline Dion" ile sevenlerinin karşısına en yalın ve gerçek hâliyle çıkıyor. Kasabian'ın geçmişin gölgesinde kalan yeni albümü "Happenings" umut vadetmiyor.
08 Tem 2024

YAZARLAR

Eda Solmaz
Müzik yazarı

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.

Sanat tarihçi İnci Aydın’ın hazırladığı uzun soluklu bir araştırmaya dayanan, "Renklerin Diyojen’i: Ressam Agop Arad" isimli kitap, Aras Yayıncılık tarafından Mayıs ayında yayımlandı. Kitabın editörlerinden Betül Bakırcı ile 1940’lı yılların kültürel ve politik ikliminde Agop Arad’ın hayat yolculuğu; ressam, grafiker ve gazeteci kimlikleri ve bugün onun arşiviyle karşılaşmanın anlamı üzerine konuştuk.
13 Tem 2026

Sepultura, Brezilya’dan çıkıp dünyada metal müziğe en büyük katkıyı yapan gruplardan biri olarak Latin Amerika’nın köklerine sadık müziğini de bizlere tanıttı. 12 Temmuz'da Pantera’dan önce sahne alacak Cavalera Kardeşler'den Max Cavalera’yla konuştuk.

25 adaylıkla "The Pitt"in öne çıktığı 78. Primetime Emmy Ödülleri aday listesinde Apple TV'nin yükselişi ve çeşitliliğin azalışı dikkat çekiyor.




