Çevre dostu bankacılık: Dijitalleşmenin ekolojik etkileri

Sektördeki yeşil dönüşüm, çevresel sürdürülebilirlik için yeni yollar açıyor: Bu süreçte dijital ve yeşil geçişin dengelenmesi mümkün mü?
Çevre dostu bankacılık: Dijitalleşmenin ekolojik etkileri

17 Ocak - Yapı Kredi Step - Angst
Yapı Kredi Step ile birlikte

Bu sayı Yapı Kredi Sürdürülebilir Tercih Programı ile birlikte ulaşıyor.

Daha fazlasını öğren

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

Dijital dönüşümün karbon ayak izi üzerindeki etkileri göz ardı edilemez. Konunun sürdürülebilirlik üzerindeki etkilerini daha derinlemesine incelediğimizde, özellikle kağıt kullanımının azalmasının çevresel yararları ve karbon ayak izi üzerindeki olumlu etkileri dikkat çekiyor. En basitinden, bankacılık sektöründe dijital ekstrelerin ve e-dekontların benimsenmesi, geleneksel kağıt tabanlı işlemlere kıyasla önemli oranda kağıt tasarrufu sağlıyor. Bu tasarruf, ormanların korunmasına ve kağıt üretimiyle ilişkili enerji tüketimi ve karbon emisyonlarının azalmasına katkıda bulunuyor.

Dijital işlemler, fiziksel belgelerin üretimi ve dağıtımıyla ilişkili enerji tüketimini ve karbon salımlarını azaltıyor. Bu süreç, bankaların ve müşterilerin sadece çevresel ayak izlerini küçültmelerine yardımcı olmakla kalmıyor. Yeni yöntemler, aynı zamanda daha sürdürülebilir bir toplum yaratma yolunda önemli bir adım olarak da değerlendirilebiliyor. Dolayısıyla, dijital dönüşümün, sadece teknolojik bir gelişme olmaktan öte, çevresel sürdürülebilirliğin önemli bir bileşeni olduğunu anlamak, bu değişimin toplumsal ve ekolojik boyutlarına ışık tutuyor.

Bankacılık sektöründe dijital dönüşüm: Covid-19 pandemisi, bankaların birçok sürecinin hâlâ analog sistemlere aşırı bağımlı olduğu ortaya çıktı. MIT Technology Review Insights tarafından kaleme alınan Banks need to strike the right balance for digital transformation makalesinde de belirtildiği gibi bu durum, dijital bankacılıkta derin müşteri bilgisi ve hiper kişiselleştirmenin öneminin altını çizdi. Benzer şekilde, JPMorgan Chase’in makalesi de bankaların müşteri deneyimlerini geliştirmek ve daha yenilikçi finansal ürünler sunmak için yeni defterler oluşturduğunu ve bulut teknolojilerine doğru bir kayış gösterdiğini ifade etti. 

Elbette bu dönüşüm, müşteri ihtiyaçlarına uyum sağlama ve hızla gelişen dijital bankacılık manzarasında rekabetçi kalmak adına yapılan çabalardan biri. Peki bu değişiklikler, bankacılık sektörünün geleceğine yön verirken aynı zamanda sürdürülebilirlik ve çevresel etki konularında da yeni fırsatlar sunuyor mu?

Tasarım: Alara Demirel

Yeşil finansman ürünleri gelişiyor

Dijital dönüşüm, bankacılık sektöründe; maliyet avantajları, gelir artışı ve işlem hızının artması gibi birçok fayda sağladı. Dijitalleşme sayesinde bankalar, şube kanalları üzerinden verdikleri hizmetlerini, mobil ve internet bankacılığı aracılığıyla sunabilir hâle geldi. Müşteriler; akıllı telefon, bilgisayar ve tablet aracılığıyla her yerden işlem yapma imkanına kavuştu. Bu da hem büyük hem de küçük ölçekli bankalar için avantajlar sağladı.

Fintech şirketlerinin de katkısıyla dijital dönüşüm, bankacılık sektöründe önemli değişimlere yol açtı. Covid-19 pandemisinde, müşterilerin, bankaların dijital ürün ve uygulamalarını yoğun bir şekilde kullanması, temel bankacılık hizmetlerinin dijitalleşme sürecini hızlandırdı. Türkiye, yasal düzenlemelerle birlikte, bankacılık hizmetlerini elektronik olarak sağlayan ülkeler arasına katıldı.

Olası motivasyonlar: Accentureun son araştırmasına göre, bankalar sürdürülebilir ürün teklifleri sunarak yeşil finansman pazarında rekabet avantajı elde edebilir. Ayrıca, ESG (Çevresel, Sosyal ve Yönetişim) ilke ve hedeflerinin uygulanması, sürdürülebilir bir iş modeline geçişte önemli bir rol oynuyor. Bain & Company ve SKBI (Singapore Management University) tarafından yapılan çalışmalar da dijital dönüşümün bankacılık sektöründe çevresel etkileri konusunda önemli bilgiler sunuyor. SKBI raporuna göre, finans sektörünün merkezî konumu ve veri kullanımı, sürdürülebilir bir dünya yaratma sürecinde önemli bir itici güç olabilir.

Dijital teknolojilerin çevresel dayanıklılığı artırma ve ESG hedeflerine ulaşma yolları

Bütün bu yenilikler sonucunda dijital dönüşümün sürdürülebilirlik üzerindeki etkileri, bankacılık sektöründe özellikle kağıt kullanımının azaltılması ve dijital işlemlerin artması şeklinde kendini gösteriyor. Dijital ekstreler, e-dekontlar ve benzeri hizmetler, fiziksel kaynak kullanımını azaltarak çevresel sürdürülebilirliği destekliyor. Yani, önceliğin çevresel etkiler olup olmadığı bir yana, alınan kararlar neticesinde bankacılık sektöründeki bu dönüşüm, sadece finansal performansa değil, aynı zamanda çevresel sürdürülebilirlik politikalarına da katkı sağlayabilir.

Hesap özeti ve çevresel etkileri: Geleneksel kağıt tabanlı hesap özetlerinin yerini alan e-hesap özetleri, bankacılık sektöründe çevresel etkinin azaltılmasında büyük bir rol oynuyor. Bu dijital geçiş, ormanların korunmasına katkı sağlarken, kağıt üretimi ve atıklarıyla ilişkili karbon salımlarını da önemli ölçüde azaltıyor. 

  • Müşteriler artık işlemlerini herhangi bir zamanda ve yerde, çevre dostu bir şekilde gözden geçirebiliyor. Bu da bankaların sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmasına yardımcı oluyor. 
  • Bu dönüşüm, bankaların kağıt israfını azaltması ve çevresel ayak izlerini küçültmesi açısından kritik öneme sahip.

Dijital belge ve dekont tercihleri: Dijital belge ve dekont tercihleri, müşteri deneyimini geliştirirken aynı zamanda çevresel etkileri azaltıyor. Fiziksel belgeler, kaynak tüketimini ve atık miktarını artırırken e-dekontlar gibi dijital alternatifler bu gereksinimleri ortadan kaldırıyor. 

  • Dijitalleşme, bankacılık işlemlerinde kağıt kullanımının azaltılmasına  dolayısıyla, ormansızlaşma ve sera gazı emisyonlarının düşürülmesine katkıda bulunuyor. 
  • Bu, müşterilere hem zamansal hem de fiziksel kaynak tasarrufu sağlayan, aynı zamanda çevreye karşı olumsuz etkileri azaltan bir yöntem.

ATM ve dijital bilgi fişi: ATM işlemlerinde dijital bilgi fişlerinin kullanımı kağıt tüketiminin ve atık üretiminin azaltılmasında önemli bir rol oynuyor. Kağıt fişlerin yerini alan elektronik fişler, çevresel etkiyi azaltırken kullanıcı deneyimini de çağdaşlaştırıyor. 

  • Bu uygulama, bankaların işlemlerini daha verimli ve çevre dostu bir şekilde gerçekleştirmesine olanak tanıyor. Böylece, sürdürülebilir bankacılık anlayışı da güçleniyor.

Dijital ödeme sistemlerinin yükselişi: Dijital ödeme sistemlerinin benimsenmesi, fiziksel para birimlerinin üretimi ve dolaşımıyla ilişkili çevresel maliyetleri azaltıyor. 

  • Nakit para üretimi ve işlenmesi, enerji tüketimi bakımından yoğun süreçler olduğu için önemli miktarda karbon emisyonu üretirler. Yani dijital ödeme yöntemleri, bu maliyetleri ve çevresel etkileri en aza indirerek sürdürülebilirlik açısından önemli bir katkı sağlıyor.
  • Ayrıca dijital ödemeler, kullanıcıların finansal işlemlerini daha hızlı ve kolay bir şekilde yapmalarını sağlayarak bankacılık deneyimini de iyileştiriyor.

Bir vaka çalışması olarak Yapı Kredi Sürdürülebilir Tercih Programı: Step

Yapı Kredi’nin Sürdürülebilir Tercih Programı yani Yapı Kredi Step, dijital dönüşümün çevresel sürdürülebilirliğe olan katkısının somut bir örneği olarak öne çıkıyor. Bu yenilikçi platform, kullanıcıların bankacılık işlemlerini dijitalleştirmelerine imkan tanıyarak kağıt israfını azaltıyor ve böylece, çevresel ayak izini küçültüyor. Step; dijital ekstre tercihi, e-dekont kullanımı ve ATM işlemlerinde e-bilgi fişleri gibi seçenekler sunarak kullanıcıların çevreye olan etkilerini azaltmalarını teşvik ediyor. 2023 yılında, bu işlemlerle yaklaşık 47 milyon kağıt tasarrufu yapılarak 4 bin adet ağaç kurtarılmış.

Kullanıcıların rolü ve katkıları: Step programının önemli bir parçası olan müşteriler, dijital dönüşüm sürecinde aktif bir rol oynuyor. Kullanıcılar dijital ekstre tercihleriyle ATM işlemlerinde e-bilgi fişini ve dijital ödeme yöntemlerini kullanarak doğrudan çevresel sürdürülebilirliğe katkıda bulunuyor. 

  • Bu tercihler, kağıt tüketiminin azaltılmasına ve dolayısıyla, karbon salımlarının düşürülmesine yardımcı oluyor. Böylece, kullanıcılar hem daha pratik ve hızlı bankacılık deneyimi yaşıyorlar, hem de çevreye olan olumsuz etkilerini en aza indiriyorlar.

Toplumsal ve çevresel etki: Yapı Kredi, bu dönüşümle sadece operasyonel verimliliği artırmakla kalmıyor, aynı zamanda toplumsal çevre bilincini de güçlendiriyor. Çevresel sürdürülebilirlik, günümüz dünyasında kritik bir öneme sahip ve Step, kullanıcılarını daha çevre dostu seçimler yapmaya teşvik ederek bu bilinci pekiştiriyor. 

Program, çevreye olan katkısıyla sürdürülebilirlik alanında farkındalık yaratarak bireyleri çevre dostu tercihler yapmaya yönlendiriyor ve bankacılık sektöründe, yeşil dönüşüme öncülük ediyor.

Bir özet: Bankacılık sektöründe dijital ve yeşil geçişin dengelenmesi

Dijital dönüşümün, bankacılık sektöründe çevresel sürdürülebilirlik açısından sağladığı olumlu etkileri tanımak önemli olsa da olumsuz ihtimalleri göz önünde bulundurmak da oldukça hayati. Örneğin dijital sistemlerde, özellikle bulut tabanlı hizmetler ve veri merkezleri önemli miktarda enerji tüketiyor. Bu enerji, yenilenebilir kaynaklardan gelmediği sürece, karbon ayak izini artırabilir.

  • Elektronik atık sorunu: Dijitalleşme, fiziksel belgelerin azalmasına katkı sağlasa da artan elektronik cihaz kullanımı elektronik atık diğer bir isimle e-atık miktarını artırıyor. Bu atıkların, doğru bir şekilde yönetilmesi ve geri dönüştürülmesi gerekiyor.
  • Siber güvenlik riskleri: Dijital dönüşümle birlikte, siber güvenlik riskleri de artıyor. Bankacılık sektörü, siber saldırılara karşı hassas bilgileri korumak için sürekli olarak güvenlik önlemlerini güçlendirmek durumunda.
  • Dijital bölünme: Tüm müşterilerin dijital hizmetlere eşit erişimi olmayabilir. Özellikle yaşlılar veya düşük gelirli bireyler, dijital beceri eksikliği veya internet erişimi olmaması nedeniyle bu yeni hizmetlerden tam olarak yararlanamayabilir.
  • Kısa ömürlü teknolojik yenilikler: Teknolojinin hızlı değişimi, cihazların ve yazılımların sürekli güncellenmesini gerektiriyor. Bu durum, kullanılan cihazların ve sistemlerin ömrünü kısaltabilir ve sürekli yenileme ihtiyacı doğurabilir.

Dolayısıyla Frontiers Research Topic raporunda belirtildiği gibi dijital dönüşümün çevresel sürdürülebilirliğe etkisi karmaşık ve çok yönlü olsa da dijital teknolojiler, çevresel dayanıklılığı iyileştirmek için giderek daha fazla kullanılıyor. Bununla birlikte, farklı türden negatif dışsal etkiler de ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle dijital ve yeşil geçiş arasında bir denge bulmak oldukça önemli.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst

BÜLTEN SAYISI

📉 Çevre dostu bankacılık: Dijitalleşmenin ekolojik etkileri

Sektördeki yeşil dönüşüm, çevresel sürdürülebilirlik için yeni yollar açıyor: Bu süreçte dijital ve yeşil geçişin dengelenmesi mümkün mü?

20 Oca 2024

Yapı Kredi Step ile birlikte
Kolaj: Alara Demirel

YAZARLAR

Alara Demirel

ANGST editörü

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst

HİKAYE

Moda ve benlik: Giyinmek neden sadece giyinmek değildir?

Sabah dolabın karşısında “Bugün bunu mu giysem?” diye düşündüğümüzde aslında yalnızca kıyafet seçmiyoruz; kendimizi nasıl hissetmek, nasıl algılanmak ve hatta kim olmak istediğimize dair de bir karar alıyoruz. Moda bireysel görünür ama kolektif olarak öğrenilir: Kendimizi göstermek isteriz ama bazen başkalarının bakışından saklanmak da, değişmek isteriz ama aynı zamanda ait olmak da. Moda, bütün bu çelişkileri aynı anda taşıyabilen nadir alanlardan...

Nazlı Tan

·

16 Eyl 2026

Moda ve benlik: Giyinmek neden sadece giyinmek değildir?
AngstAngst

HİKAYE

Milenyallerin seçenek krizi: İradece özgür müyüz, ihtimallerce tutsak mı?

Y kuşağından önceki kuşakların takip ettiği "eğitim, iş, terfi, evlilik, çocuk, ev, emeklilik" senaryosu çökeli çok oluyor; yerine yeni bir senaryo da konmadı. Milenyaller, yetişkinliğin her şeyi çözmek ve garanti bir hayat kurmak olmadığını deneyimleyerek öğrenen, aynı anda sonsuz seçenekli bir dünyaya uyum sağlamaya çalışan ilk kuşak oluyor. Peki çok seçenek gerçekten özgürlük mü? Yaşanan ne kararsızlık ne de kimlik krizi; bildiğiniz seçenek krizi.

Elif Bayram

·

16 Eyl 2026

Milenyallerin seçenek krizi: İradece özgür müyüz, ihtimallerce tutsak mı?
AngstAngst

HİKAYE

Ölümcül körlük #2 | O muayen günler: Regl tabuları kadınlara neye mâl oluyor?

Dünyada her ay 2 milyardan fazla kadın regl oluyor. Bu durum kadın fizyolojisinin doğal bir parçası olsa da tıp literatüründe en az araştırılan konulardan biri. Bu görmezden gelme hâli, milyonlarca kadının güvenli hijyen koşullarına, hijyenik ürünlere ve doğru bilgiye erişemediği daha geniş bir tablonun parçası. "Ölümcül körlük" yazı dizisinin ikinci bölümünde regl tabusunun hastalıkların teşhisini geciktirmekten okulda ve işyerinde ayrımcılığa uzanan görünmez sonuçlarını kadınların tanıklıklarıyla ele alıyoruz.

Ayça Örer

·

13 Eyl 2026

Ölümcül körlük #2 | O muayen günler: Regl tabuları kadınlara neye mâl oluyor?
AngstAngst

HİKAYE

Reformdan önce perspektifi değiştirmek: Bir okul ne zaman gerçekten açılır?

Müfredatı, sınav sistemini, okul yapılarını ve öğretim araçlarını sürekli reformlardan geçiriyoruz. Fakat eğitimde karşılaştığımız hemen her güçlüğü yine okulun içinden, okulun dili ve araçlarıyla çözmeye çalışıyoruz. Oysa reformdan önce okula hangi gözle baktığımızı, öğrenmeyi neden okulla özdeşleştirdiğimizi ve çocuğu bir özne olarak görüp görmediğimizi sorgulamak gerekiyor.

Metin V. Bayrak

·

13 Eyl 2026

Reformdan önce perspektifi değiştirmek: Bir okul ne zaman gerçekten açılır?
AngstAngst

HİKAYE

Son 40 yılın en güçlü El Niño alarmı: Pasifik ısınıyor, dünya yeniden şekilleniyor

Dünya Meteoroloji Örgütü’nün son raporuna göre El Niño fenomeni, gelecek aylarda yağış ve sıcaklık düzenlerinde büyük etkiler yaratacak; sel, kuraklık ve aşırı sıcaklık riskleri artarak ortaya çıkacak. “Son 40 yılın en güçlü El Niño’su” olabileceği belirtilen bu durum için dünya genelinde olağanüstü hazırlık çağrıları yapılıyor.

Pelin Cengiz

·

09 Eyl 2026

Son 40 yılın en güçlü El Niño alarmı: Pasifik ısınıyor, dünya yeniden şekilleniyor