

Dijital Türkiye Platformu ve KPMG ‘Dijitalleşme Yolunda Türkiye 2021’ raporunda dijitalleşme trendlerini inceliyor Dijital Türkiye Platformu KPMG Türkiye tarafından yayımlanan ‘Dijitalleşme Yolunda Türkiye 2021’ raporu, ‘Veri ve Analitik’ başlığı altında ‘bağlanabilirlik ve nesnelerin interneti’ konularını inceliyor. Rapora göre, bir sonraki sanayi evriminin başlangıcı olarak değerlendirilen nesnelerin internetiyle ilgili yıllık ekonomik faydaların 2025’e kadar 3,9 trilyon dolardan 11,1 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Türkiye’nin mevcut durumu incelendiğinde, dijital beceri seviyesi temel düzey veya temel düzeyin üzerinde bulunan bireylerin sayısı toplam nüfusun yaklaşık %33’üne tekabül ediyor. Dijital becerilere sahip iş gücü ise %50’nin altında kalıyor. Nesnelerin interneti ve bağlanabilirliğin Türkiye’de daha yaygınlaşması ve kullanımının artması için yeni yatırımlara ihtiyaç duyuluyor. IoT’nin, kuruluşlar, endüstriler ve pazarlar arasında verimlilik, doğruluk ve ekonomik faydalarda henüz hayal edilemeyecek sonuçlar üreterek yeni iş fırsatları yaratacağı öngörülüyor. Bağlanabilirliğin bazı kullanım alanları şöyle: Hassas tarım: Verimlilik ve güvenilirlik artırmak için önemli bir potansiyel taşıyor. Örneğin; topraktaki sensörler; nem, sıcaklık ve zararlı maddelerden kaynaklanan potansiyel tehditler hakkında veri toplayabiliyor. Giyilebilir cihazlar: Spor, sağlık, uyku, kalp atışı ölçümü gibi hayatın neredeyse her alanında optimizasyon, veri ve verinin incelenmesi önem taşıyor. Bu alanlardaki izleyiciler, yerleşik sensörleri sayesinde akıllı telefonlara veya dizüstü bilgisayarlara düzenli güncellemeler gönderiyor. Bağlı araçlar: Bağlı araçlar veya araçtan her şeye (V2X) iletişimi, öngörülü bir sürüş deneyimi sağlıyor. Araç içi bilgiye dayalı hizmetler yol güvenliğini artırıyor, sürücü konforunu iyileştiriyor ve tam otomatik sürüşü mümkün kılıyor. Bağlı cihazlar: IoT hastaların, iş dünyasının, hastanelerin ve sigortacıların değişen taleplerini karşılamada önemli bir rol oynuyor. Örneğin; hastaların evlerine tıbbi cihazların bağlanması, çok sayıda kullanım senaryosunda değer oluşturan operasyonlar ile ilgili verilerin toplanmasına olanak tanıyor. Rapora ulaşmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Geçen hafta, Çin’in en büyük ikinci gayrimenkul şirketi Evergrande’in ana merkezinin önünde hiddetli kalabalıklar vardı. Protestocular, “Evergrande, paramızı geri ver” diye bağırırken güvenlik görevlileri binanın etrafında etten bir duvar örerek protestocuları çember içine aldı. Sonrası arbede, ellerinde “polis kanıtı” yazılı afişlerle protestocuları videoya çeken güvenlik görevlileri, ağlayan bir kadının polis arabasına taşınması ve Çin’in alışık olmadığı nice sahne…
Çin’e az çok aşina olan herkes bilir. Çin’de kalabalık gösteriler ve eylemler çok yaygın değildir. Hele büyük şirketlerin bu gösterilerin hedefinde yer alması ve ülke genelinde bağlantılı protestoların ortaya çıkması daha nadirdir. Evergrande, işte bu denli nadir olayların ortaya çıkmasına neden olacak bir krizin eşiğine geldi. Bankalara 20 Eylül’de vadesi gelen kredi faiz ödemelerini gerçekleştiremeyeceğini açıklayan şirket, büyük bir likidite kriziyle karşı karşıya… 305 milyar dolar borcu olduğu tahmin edilen şirketin elinde bekleyen 1,4 milyon konut ve ticari birim var. Bankalar, yatırımcılar, müşteriler ve tedarikçilerden oluşan alacaklılar ise kapıya dayanmaya başladı. Çin ekonomisini derinden etkileyeceği düşünülen bu kriz, 2008’de iflas eden Lehman Brothers’ı hatırlatırken akıllarda tek bir soru var: Evergrande, batamayacak kadar büyük mü?
Krizin eşiğine nasıl gelindi?
Çin’in konut piyasası, son birkaç yıldır patlamaya hazır bir bomba gibi işliyordu. Özellikle son 10 yılda ucuz kredilerle şişen sektör, Çin’in gayri safi yurt içi hasılasının (GSYİH) yaklaşık %25’ini oluşturması sebebiyle Çin ekonomisinin büyümesindeki en önemli faktörlerden biri olarak görülüyor.
Çin hükümeti, 2016 yılında ülkedeki yüksek kredi genişlemesi ve borçlanmaya son vermek için yeni önlemler almaya başladı. Bu da Evergrande’in mevcut projeleri için eskisine nazaran daha zor kredi bulmasına neden oldu. Şirket, ilk olarak Ağustos 2020’de Guangdong eyalet hükümetine bir mektup yazarak Ocak 2021’deki ödemelerin bir likidite krizine yol açabileceğini belirtti. Bu mektup, eylül ayında sosyal medyada yayılırken Evergrande’in hisseleri ve tahvilleri değer kaybetti.
Son bir senede şirket, likidite krizini aşamamış olacak ki 20 Eylül’de vadesi gelen kredi faiz ödemelerini gerçekleştiremeyeceğini açıkladı. Geldiğimiz noktada Evergrande’in inşaat halindeki konut sayısı 1,4 milyon. Bu da krizin yaklaşık 10 milyon kişiyi ilgilendirdiğini gösteriyor. Evergrande, hâlihazırda bankalara ve inşaatın devam etmesini sağlayacak tedarikçilere ödeme yapamazken önümüzdeki aylarda 600-700 milyon dolara karşılık gelen kupon ödemeleri de var. Dolayısıyla temerrüde kesin gözüyle bakılıyor.
Çin hükümeti adım atacak mı?
Xi Jinping yönetimindeki Çin, 2013’ten bu yana ekonomik büyümeyi odağına alarak dünyanın en büyük ikinci ekonomisi haline geldi. Fakat şu anda piyasalarda emlak sektöründe bu denli büyük bir kriz yaşanmasının Çin ekonomisinde domino etkisi yaratacağı ve Evergrande’nin likidite krizi yaşayan tek şirket olmadığı endişesi hâkim. Çin hükümeti, bugüne kadar somut bir adım atmaktan kaçındı; ancak uzmanlar krizin “yayılma riskini” engellemek için müdahalenin kaçınılmaz olduğunu düşünüyor.
- Hong Kong merkezli veri analiz firması Reorg’dan James Shi ve Simon Lee, “Pekin’in önceliği, satmış olduğu 1,4 milyon evi bitirmesi için Evergrande’i zombi formunda dahi olsa ayakta tutmak olacaktır,” diyor ve ekliyor, “Kimse, paralarını isteyen binlerce kızgın kişiyle uğraşmak istemez.”
- Melbourne merkezli Nucleus Wealth’ten Damien Klassen ise “Eminim Xi, ekonominin %25’inin konut sektörüne ayrılmamasını tercih ederdi. Toplumu değiştirmek ve mülkiyeti daha uygun hale getirmek istiyor. Fakat Çin, her an borç krizine girebilir. Sorun şu ki bankalar, tüm gayrimenkul şirketlerine aynı şekilde borç veriyor. Kimse bir sonraki adımda hangi emlak şirketinin düşeceğini bilemiyor,” diyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Çin'in en büyük ikinci gayrimenkul şirketi Evergrande batamayacak kadar büyük mü? Avrupa'da enerji fiyatlarındaki yükseliş Türkiye'ye nasıl yansıyacak? Dr. Soner Canko, dijital lira çalışmalarını yazdı.
20 Eyl 2021

YAZARLAR

Nurefşan Kutlu
Business Editor

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Gün bittiğinde o yapılacaklar listesindeki bütün tikleri atmış olmak profesyonel hayatın gereği olabilir. Müşterinizin, yöneticinizin memnuniyeti elbette önemli… Ancak bir şekilde kendi düşüncelerinizle baş başa kalma lüksünü bulabildiğiniz bir an olursa kendinize şu soruyu sorabilirsiniz: "Bugün sadece önüme yığılan işleri mi erittim, yoksa ortaya gerçekten bana ait bir şeyler koyabildim mi?"

Polaroid, üst üste ikinci yaz kampanyasını da yapay zeka karşıtı hissiyata ayırdı. Markanın sahillerdeki billboardlara yerleştirdiği reklamları "Veri merkezleri hepsini içip bitirmeden gidip denize atla" diyor; "yapay zekanın parmaklarımızın arasındaki kumu üretip üretemeyeceğini" sorguluyordu. Peki teknoloji liderlerinin kendilerini "tastewashing" ile yeniden paketlemeye çalıştığı bir dönemde markaların yapay zekayla mesafesi nasıl inandırıcı olur?

Ticaret Bakanlığı, yerli üretimi desteklemek ve cari açığı azaltmak amacıyla pek çok ithal üründe ek gümrük vergisi oranlarını artırdı. Her ne kadar bu düzenlemeler iç pazarda Çin ürünlerinin oluşturduğu haksız rekabetten kaynaklanan dezavantajları gidermeye yönelik olsa da, tüketiciye etkisinin zam olarak yansıyacağı beklentisi hâkim. Kur baskısıyla ithalatın üretmeye göre daha avantajlı olduğu Türkiye’de alınan bu kararların enflasyonla mücadeleye, cari açığın düşürülmesine ve yerli üretime etkileri ne olacak?

Türkiye’de kurumsal dönüşüm yönetimi denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Burhan Karaçam’ın "Değişim, İnsan, CEO" kitabı, yakın zamanda okuruyla buluştu. Yeni kitabı vesilesiyle Aposto editörleriyle biraraya gelen Karaçam, yöneticilik serüveninden çıkardığı en önemli dersleri ve geleceğin yöneticilerine tavsiyelerini paylaştı.

Yıllarca bir girişimin ciddiyetini ölçmenin en kestirme yolu ekip büyüklüğüydü. "Kaç kişisiniz?" sorusu aslında "Ne kadar gerçeksiniz?" demekti. Yapay zeka, bu denklemi sessizce bozdu. Bugün en hızlı büyüyen şirketlerin bazıları, bir toplantı odasına sığacak ekiplerle yönetiliyor. Peki küçük bir ekip nasıl büyük iş çıkarıyor ve bu modelin görünmeyen bedeli ne?




