CİNSİYETLENDİRİLMİŞ ÜRETİMLER

AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
16 Aralık Perşembe günü, aralarında Aybüke Pusat ve Öykü Karayel'in de bulunduğu listede 12 erkek ve 2 kadın, GQ Men of the Year 2021 ödüllerinin sahipleri oldu. Kutluyorum. Ödül töreninin adını ve kategori dağılımını duyunca insanın düşünesi geliyor: Neden hâlâ ödüllere cinsiyet ataması yapıyoruz? GQ gibi yaygın kitleye sahip bir yayın kuruluşu 2021'de verdiği ödüllerde neden daha kapsayıcı olma yoluna gitmiyor?
Yayınların cinsiyeti
Çağdaş toplumsal cinsiyet tartışmaları, artan temsilleri ve medyanın tahayyül gücünü teraziye koyunca hâlâ varlığına şaşırtan olgulardan biri de kadın ve erkeklere özel çıkartılan dergiler oluyor. Bu kısıtlamanın bir kitleye belirli bir çerçevede hitap edebilmek amaçlı olduğu düşünülürse geleneksel medyanın kadınları güzellik, moda, diyet tüyoları ve ünlü dedikoduları gibi konularla eşleştirdiği ve erkekleri teknoloji, kas yapımı ve spor gibi alanlarla yaklaştırdığı oldukça açık.
Playboy gibi dergilerin eril bakışı yücelten metalaştırma süreçlerine girmeye gerek bile yok — kapaklarda tercih edilen yazı tiplerinin dahi sayısız akademik araştırmalara konu olduğu kesin. Burada ikilikleri yeniden üretmemek ve geçici temsil oyunlarıyla göz boyanmasına izin vermemek için değinmemiz gereken, GQ gibi uzun bir süreçte natrans heteroseksüel erkeklere hitap ettiği açık olan dergilerin ABD'de New Masculinity gibi başlıklarla çıkarttığı sayıları sorgulamaktan geçiyor. Kapsayıcı adımlar gibi duruyor durmasına — peki hakikaten öyle mi?

GQ'nun 2019 yılında ABD'de çıkarttığı New Masculinity sayısı
Sosyal aklama
Birleşik Krallık'ta pop müzik alanında öne çıkan BRIT Awards, 2022 ödülleri için kategorilerini yeniden düzenliyor ve ödüllere atanan cinsiyeti yok ediyor — "En İyi İngiliz Erkek Sanatçı" ve "En İyi İngiliz Kadın Sanatçı" ödülleri birleştirilerek "En İyi Sanatçı" olarak güncelleniyor. Benzer adımları yakın geçmişe giderek Berlin Film Festivali'nde de görmek mümkün. Daha da yaygınlaşacağına şüphe yok.
Medyada çeşitli temsil ve seslere yer açılması; ikili cinsiyet sisteminin diktelerinden uzaklaştığımız her atılım çok kıymetli. TeenVogue gibi dergilerin kişisel olanın politikliğine denk değişimlerini izlemek de bir o kadar keyifli.
Yine de sorular sıralanıyor: Ne zaman bu adımları bütün gelenekleri tam anlamıyla yıkarak ve dili dönüştürerek gerçekleştireceğiz? Devinime ayak uyduracak mıyız? GQ Türkiye, ne zaman küreseldeki temsilinin iddiası gibi kapsayıcı adımlar atarken ödül töreni ismini yeniden markalaştıracak; erkeklerin tekelinde bırakmayacak ve kadınlara bir veya iki kategori ayrılmasıyla yetinmeyecek? İkili cinsiyet sistemi sınırlarını ne zaman aşabileceğiz?
İşte burada sosyal aklama (social washing) devreye giriyor ve yeniden markalaşma süreçlerinin takibi biz teyitçilere kalıyor. Acaba bu kapsayıcılık adımları içselleştiriliyor ve dönüşüm bir devinimde evrilmeye devam ediyor mu? Yoksa yeniden markalaştırmayla — bu durumda birkaç kategori adıyla — geçiştiriliyor mu? "Belki de artık dergilere, dolayısıyla ilgi alanlarına ve takiben herhangi bir şeye cinsiyet atanmasına son vermenin zamanı gelmiştir," demek, dönüşümleri sorgularken kutlamayı atlamamak ve devinimde kalmak için talepte bulunmaya şansımız var — bu çok heyecan verici.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Hâlâ neden cinsiyet atanmış ödül törenleri düzenleniyor? İlgi alanlarını cinsiyete dayalı şekilde kategori etmeye devam edecek miyiz?
21 Ara 2021

YAZARLAR

Alara Demirel
ANGST editörü

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Dünyada her ay 2 milyardan fazla kadın regl oluyor. Bu durum kadın fizyolojisinin doğal bir parçası olsa da tıp literatüründe en az araştırılan konulardan biri. Bu görmezden gelme hâli, milyonlarca kadının güvenli hijyen koşullarına, hijyenik ürünlere ve doğru bilgiye erişemediği daha geniş bir tablonun parçası. "Ölümcül körlük" yazı dizisinin ikinci bölümünde regl tabusunun hastalıkların teşhisini geciktirmekten okulda ve işyerinde ayrımcılığa uzanan görünmez sonuçlarını kadınların tanıklıklarıyla ele alıyoruz.

Müfredatı, sınav sistemini, okul yapılarını ve öğretim araçlarını sürekli reformlardan geçiriyoruz. Fakat eğitimde karşılaştığımız hemen her güçlüğü yine okulun içinden, okulun dili ve araçlarıyla çözmeye çalışıyoruz. Oysa reformdan önce okula hangi gözle baktığımızı, öğrenmeyi neden okulla özdeşleştirdiğimizi ve çocuğu bir özne olarak görüp görmediğimizi sorgulamak gerekiyor.

Dünya Meteoroloji Örgütü’nün son raporuna göre El Niño fenomeni, gelecek aylarda yağış ve sıcaklık düzenlerinde büyük etkiler yaratacak; sel, kuraklık ve aşırı sıcaklık riskleri artarak ortaya çıkacak. “Son 40 yılın en güçlü El Niño’su” olabileceği belirtilen bu durum için dünya genelinde olağanüstü hazırlık çağrıları yapılıyor.

Bazen birini o an biraz tedirgin etmek ya da yüzleşmekten çekindiği bir gerçeği sakince paylaşmak, uzun vadede hem ona hem de ilişkiye sunulabilecek en içten ve yapıcı katkı oluyor. Belki de esas mesele, ne patavatsızca her şeyi ortaya dökmek ne de çekinip sessizliğe gömülmek… Nezaket görüntüsü altında kendi rahatımızı mı, yoksa karşı tarafın ve ilişkinin gerçek gelişimini mi düşündüğümüzü kendimize dürüstçe itiraf edebilmemiz gerekiyor.

Tıp, uzun yıllar erkek bedenini temel alarak araştırdı, hastalıkları tanımladı ve teşhis kriterleri geliştirdi. Bunun sonucun ise kadınların özellikle bazı hastalıklarda daha geç veya yanlış teşhis alması, tedaviye erişimde eşitsizlik ve yalnızca kadınları etkileyen sağlık sorunlarının yeterince araştırılmaması oldu. "Ölümcül Körlük" dizisinin ilk yazısı, tıbbın cinsiyet körlüğünün nasıl oluştuğunu ve bunun kadın sağlığı üzerindeki sonuçlarını inceliyor.




