Coldplay nasıl dünyanın en çok bilet satan rock grubu oldu?

Coldplay’in Music of the Spheres’ı dünya tarihinin en yüksek hasılata sahip rock turnesi oldu. Peki, bu turu özel kılan unsurlar nelerdi?
Coldplay nasıl dünyanın en çok bilet satan rock grubu oldu?

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Coldplay, 2022’de başladığı Music of the Spheres dünya turunun üçüncü Avrupa ayağını bitirmek üzere. Grup, sonbaharda Avustralya ve Yeni Zelanda’da 11 konser daha verecek ve bu sırada da yeni albümleri Moon Music’i yayımlayacak. Coldplay’in iki yıldır devam eden turnesi tüm zamanların en büyük rock turnesi olarak Boxscore tarihine geçti.

8 milyondan fazla bilet satan grup, 945 milyon dolar hasılat elde etti. Bu sayede Elton John’un 2018-2023 yılları arasında 939,1 milyon dolar hasılat elde ettiği Farewell Yellow Brick Road turnesini, U2’nun 2009-2011 yılları arasındaki 736,4 milyon dolarlık U2 360 turnesini ve The Rolling Stones’un 2005-2007 yılları arasında 558 milyon dolar kazanç sağladığı A Bigger Bang turnesini geride bırakmış oldu. Tüm zamanların en iyi 10 rock turnesinde ayrıca AC/DC, Guns N’ Roses, Red Hot Chili Peppers ve Roger Waters da yer aldı. Peki, Music of the Spheres turnesinin grubu dünya çapında bir fenomene dönüştürerek, “mutlaka canlı izlenmesi gereken konserler” listelerine girmelerini sağlamasının ardındaki nedenler nelerdi?

‘Son 10 yılın en çekilmez grubu’

Coldplay, hem çok seviliyor hem de tarifsiz bir nefretin objesi olabiliyor. Pop müzik eleştirmeni Sasha-Frere Jones, 2011 yılında The New Yorker’da yayımlanan, Why I Don’t Like Coldplay başlıklı makalesinde grubun artı ve eksilerini sıralamış, eksilerin ağır bastığını söylemişti. 

The New York Times’ın dünyaca ünlü müzik eleştirmeni Jon Pareles ise X&Y albümünden sonra Coldplay için “Son 10 yılın en çekilmez grubu” dedi ve bugün de aynı fikirde olduğunu birçok kez dile getirdi. Pareles, ünlü makalesinde Coldplay’i sevenleri şu sözlerle tanımladı:

“Romantik liseli kızlar ve onların teselli arayan ebeveynleri, zengin enstrümantal seslerini sample’layan hip-hop prodüktörleri, Chris Martin’in duygusal sözlerine hayran kalan emo rockçılar...”

Coldplay bağımsız bir grup olmaktan çıkıp dev arenalarda sahne aldıkça müzik basınının sert ve sarkastik eleştirilerinin de hedefinde yer aldı. Eleştirmenlerin grubun müziğinde rahatsız edici buldukları şeylerden bazıları aşırı pozitif olmaları, stadyumlarda çalınmak üzere bestelenen şarkıları, zorlama bir şekilde iyi hissettiren melodileri ve hayal gücü eksikliğiydi. Grubun şarkıları ve icra ettiği müzik türü alay konusu oldu:

“Coldplay bir düğünde çalınacak en mükemmel müziklere sahip. Indie sevmeyen insanlar için de indie müzik.”

Genel olarak Billboard ve Grammy’lerde rock türünde yer alsalar da yaptıkları müzik bana göre ticari pop. Tabii tüm bu eleştiriler, iki yıldır en çok canlı izlenen gruplarından biri olmaları gerçeğini değiştirmiyor.

Ülke ekonomilerine katkı sağlayan turne

Coldplay’in satış rekorları kıran Music of the Spheres turnesinin dikkat çeken özelliklerinden biri sıfır atık prensibi üzerine kurulu olması. İzleyicilerin birçok doğa koruma derneğine bağış yapması için çağrılarda bulunuyorlar. Konserde bisiklete binen ve zıplama alanlarında yer alan seyirciler yenilenebilir enerji üretiyor. Alana giriş yaptığınızda da kolunuza şarkılara göre ışık değiştiren bileklikler takılıyor. Bu bileklikleri çıkışta teslim etmeniz gerekiyor. Bilekliklerin üzerinde Coldplay ya da konsere dair bir işaret olmadığından izleyicilerin çoğu anı olarak saklama gereği duymuyor.

Grubun turne kapsamında geçen Haziran ayında Yunanistan’da verdiği konsere Türkiye’den çok fazla kişi katıldı. Hatta acenteler konser biletlerini de kapsayan özel turlar düzenledi. Sosyal medya hesabım o sıralar Coldplay bombardımanına maruz kalmış gibiydi.

Güney Avustralya hükümetinin resmî sayfasında Coldplay’in geçen yılki iki konserinin eyalete yaklaşık 43,4 milyon dolarlık kazanç getirdiğini açıklayan bir yazı yayımlandı. Ziyaretçilerin eyalette ortalama bir hafta kaldığı ve her gün 274 dolar harcadığı belirtildi.

Ben de grubu 2023 yılında Amsterdam’da izledim. İki hafta önce geceliği 3 bin TL olan bir otel odasının fiyatı konser haftası 8 bin TL’ye kadar yükseldi. Amsterdam’da 4 gün boyunca konser veren grubun yarattığı ekonomiyi şehirde gezerken Coldplay tişörtü giyen insanların çokluğundan anlıyordunuz. 60 bin kişilik stad 4 gün boyunca tamamen doldu. Bu arada grubun konserlerinde sahne önü bileti satışı yapılmıyor. Sadece sınırlı sayıda alana erken giriş sağlayan biletleri satıyorlar.

Benim konser biletim saha içiydi. Yağan yağmur nedeniyle herkesi biraz daha erken stadyuma aldıklarından kendimi orta sahnenin en önünde buldum. İtiraf etmem gerekirse Coldplay hayranı değilim, sadece Parachutes albümlerini dinlediğim bir dönem var. Mesleğim gereği bu konseri canlı izlemem, iyi ve kötü yanlarına dair bir yazı yazmam gerekliydi. Konser ilerledikçe grubun çoğu şarkısını ezbere bildiğimi fark ettim. Hatta sonuna kadar bile dinlemediğim yeni sayılabilecek şarkılarının sözlerine hakimdim. Bunun başlıca nedenlerinden biri grubun son dönemde sosyal medya takipçisi yüksek ve müzik dinleme platformlarında milyonlarca dinleyiciye sahip sanatçılarla işbirliği yapmaları. Selena Gomez ve BTS gibi isimlerle çalışarak yeni neslin sosyal medya hesaplarına sızmayı başardılar. Şarkıları da bu sayede bir pop hiti gibi aklıma kazınmıştı.

Konserde spontane sandığınız her şey aslında planlı

Coldplay’in hayranı bile olmayan insanların konsere bilet alma sebeplerinden biri de sosyal medyanın gücü. Telefonunuzda rastgele reels izlerken mutlaka karşınıza bir Coldplay konser videosu çıkmıştır. Stadyumdaki ışık havuzunun içerisindeki o kişilerden biri olma arzusuna kapılmışsınızdır. Bu turnenin başarılı olmasının nedenlerden biri de kolektif bir şekilde aynı nakarata binlerce kişiyle eşlik etme tutkusu. Chris Martin’in pozitifliği ve suratındaki o kocaman gülümsemesinin sahnede asla düşmemesi de müzikseverleri Coldplay’i canlı izlemeye teşvik ediyor.

Konserdeki her detay, her an çok fotojenik fakat performans sırasında spontane sandığınız her şey ertesi gün Chris Martin’in tekrardan sergileyeceği bir gösteriden ibaret. Her şey sandığınızdan çok daha planlı, belki o gülümseme bile. Martin’in “Lütfen bu şarkının videosunu çekmeyin ve anı yaşayın” dediği şarkı bile turnenin her ayağında aynı ama tüm insanlığı kucakladığı yüksek enerjisi ile asla yapay bir şey sunmadığına bizi çok iyi inandırıyor. Şarkıları söylerken gözünüzün tam içine bakıyor, onun için biricik bir hayranmışsınız gibi hissetmenizi sağlıyor.

Performansının ise tek bir hedefi var: Herkesi mutlu etmek. Çok az sanatçı sahnede onun kadar doğal görünebilir ya da bu kadar çok hareket edebilir. LED ışıklı bileklerin renkleri değişip bir renk cümbüşü yarattıkça müthiş bir görsel şölenin içine sizde dahil oluyorsunuz. Binlerce kişi bir süreliğine hayatının en konforlu ve en anın içinde kaldığı dakikalarını yaşıyor. Chris Martin ayrıca konser sırasında seyircilerin arasından birini seçip hayranının istediği şarkıyı onunla söylüyor. Benim gittiğim konserde kanser hastası hayranı Nina, erkek kardeşiyle sahneye çıkıp Up&Up şarkısını söyledi. Herkes ağlayarak onlara eşlik etti.

Gücünü neşeden alıyor

Coldplay’e yöneltilen bir başka eleştiri de Chris Martin’in bir rock yıldızı olarak bu kadar iyimser olması. Nick Cave İnanç Umut ve Kıyım kitabında Chris Martin’in Malibu’daki stüdyosunda kayıt yaparken şahit olduğu bitmeyen neşesinden şöyle bahseder:

“Stüdyoya coşkulu, hayat dolu bir ruhla gelirdi ve lanet olası bir pinpon topu gibi oradan oraya zıplardı.”

Tüm olumsuz eleştirilere rağmen Coldplay’in gücü aslında tam olarak bu doğallıktan ve neşeden geliyor. Bu yüzden de iki jenerasyona yayılan bir kitle ile stadyumları doldurmaya devam ediyorlar. Her ne kadar konserdeki her şey planlanmış olsa da içten bir şekilde dinleyicisi ile duygusal düzeyde bağ kurabilmeyi başarıp her yeni günde sanki her şey o an oluyormuş gibi devam edebilen bir enerjileri var.

Coldplay, 2025 sonlarında turu sonlandırıp bir süre dinleneceğini söylese de bu bana çok inandırıcı gelmiyor. Stadyumları doldurmaya, daha çok sevilmeye ve tabii ki daha da çok nefret edilmeye devam edeceklerini düşünüyorum.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🎸 Coldplay turnesi, Foster The People'ın dönüşü

Foster The People'ın 70'ler disco ve funk'ından esinlenen yeni albümü "Paradise State Of Mind"ı değerlendirdik. Coldplay'in satış rekorları kıran turnesi Music of the Spheres'ın başarı sırlarını mercek altına aldık.

19 Ağu 2024

YAZARLAR

Eda Solmaz

Müzik yazarı

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

32. Saraybosna Film Festivali: Balkanlar sineması ve Cannes’ın öne çıkanları

Saraybosna Film Festivali’nin 32. yılında yarışmanın öne çıkanlarına, Balkan sinemasının yakın geçmişle ilişkisine ve festivalin en iyi filmlerine yakından bakıyoruz.

Emre Eminoğlu

·

24 Ağu 2026

32. Saraybosna Film Festivali: Balkanlar sineması ve Cannes’ın öne çıkanları
DuendeDuende

HİKAYE

The Invite: Bir ilişkiyi ayakta tutan nedir?

Olivia Wilde’ın "The Invite"ı, boşanmanın eşiğindeki bir çiftin evlerine misafir olan başka bir çift üzerinden arzuyu, evliliği, kadınlık deneyimlerini ve birlikte yaşamanın performatif hâllerini didikliyor. Tek mekana sıkışan film, seksin bir ilişkinin nedeni değil semptomu olduğunu söylerken asıl soruyu sonu bırakıyor: Bir ilişkiyi ayakta tutan şey arzu mu, alışkanlık mı, yoksa ilişkinin içinde kendin olabilmek midir?

Aslı Ildır

·

24 Ağu 2026

The Invite: Bir ilişkiyi ayakta tutan nedir?
DuendeDuende

HİKAYE

Caz Datça’nın ritmine karışırken: DatJazz'da Melina ile Doğu Akdeniz müziği üzerine

Datça’nın doğası ve Akdeniz ruhunu cazla buluşturan DatJazz’ın ilk yılında festivaldeydik. Yunan ve Fransız kültürü arasında büyüyen genç sanatçı Melina ile buluştuk ve geleneksel ile moderni buluşturan Doğu Akdeniz müziği üzerine konuştuk.

Eda Solmaz

·

24 Ağu 2026

Caz Datça’nın ritmine karışırken: DatJazz'da Melina ile Doğu Akdeniz müziği üzerine
DuendeDuende

HİKAYE

Kurgunun tasfiyesi: Otobiyografik anlatı edebiyatı nasıl istila etti?

Otobiyografik kurgu, memoir ve “dolaysızlık” estetiği çağdaş edebiyatın merkezine yerleşirken kurgu, hayal gücü ve başka dünyalar kurma iddiası giderek geri çekiliyor. Édouard Louis’den Karl Ove Knausgård’a uzanan bu yeni gerçekçilik, edebiyatı bir “otantiklik piyasası”na dönüştürürken okuru başka dünyaları tahayyül etmeye değil ona yalnızca empatiyle yaklaşmaya çağırıyor. Politik ve kültürel olarak alternatifsiz bırakılmış dünyanın edebiyattaki semptomları.

Enes Köse

·

21 Ağu 2026

Kurgunun tasfiyesi: Otobiyografik anlatı edebiyatı nasıl istila etti?
DuendeDuende

HİKAYE

Kazdağları'nın geçmişine uzanan bir köprü: Doğaya Sanat programı

Kazdağları’nın ekolojik kırılganlığı ile Mehmetalan Köyü’nün Tahtacı kültürü, sözlü hafızası, mitoloji ve tarih anlatılarıyla ilişki kuran Doğaya Sanat programı ekoloji, yerel kültür ve sanat arasındaki bağı; araştırma, karşılaşma, birlikte düşünme ve üretme pratiği üzerinden ele alıyor. Programın kurucuları Barış Atağ, Oğuzhan Taflı ve program direktörü Derya Yücel ile bu uzun soluklu ilişkinin nasıl kurulduğunu konuştuk.

Melike Bayık

·

21 Ağu 2026

Kazdağları'nın geçmişine uzanan bir köprü: Doğaya Sanat programı