COP31 gündemi: Plastik atık ithalatını durdurmadan 'sıfır atık' stratejisi kurgulanabilir mi?

Bu yıl Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenecek COP31 iklim zirvesinin odağı Bakan Murat Kurum tarafınan “sıfır atık” olarak belirlenirken Prof. Dr. Sedat Gündoğdu, “Türkiye’ye bir hikaye gerekiyordu, tek kullanımlık plastiklerin yasaklanmasını öne çektiler. Ancak plastik atık ithalatı devam ederken sıfır atık ülkesi olmanız imkansız” diyor.
COP31 gündemi: Plastik atık ithalatını durdurmadan 'sıfır atık' stratejisi kurgulanabilir mi?

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

Türkiye'nin bu yıl ilk kez ev sahipliğini yapacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Konferansı'nın 31'inci Oturumu (COP31) Kasım ayında Antalya’da düzenlenecek. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol, Türkiye’nin COP31 Başkanlığı sürecine ilişkin toplantıda COP31 gündemiyle ilgili açıklamalarda bulundu. 

Hem Kurum’un hem de Birol’un açıklamaları, şiddeti giderek artan iklim krizinin temel sebebi olarak görülen fosil yakıtların kullanımının azaltılması ve yenilenebilir enerji kullanımının artırılması konularını merkeze almaktan öte “sıfır atık” üzerine kuruluydu. 

Siyasi iradeden beklenti ise COP31 gibi iklim siyasetine yön veren uluslararası organizasyonu sıradan bir etkinlik olarak görmediğini, iklim kriziyle mücadelede samimi ve gerçekçi olduğunu göstermesi. Bunun için de atılabilecek en önemli ve en kritik adım, kömürden çıkış stratejisinin açıklanması olacaktır. Diğer yandan neredeyse sadece emisyon ticareti odaklı dizayn edilen iklim kanununun da kapsamlı bir şekilde revize edilmesi önemli görünüyor. Ancak toplantıda bunlara dair genelgeçer ifadeler dışında pek bir şey duyamadık.

Şunu tekrar hatırlatalım: Türkiye, iklim siyaseti çerçevesinde her fırsatta “2053 net sıfır” hedefini tekrar etse de başta kömürlü termik santrallerden çıkış planı olmak üzere fosil yakıtlardan vazgeçmeye dair hiçbir taahhüt vermiyor. Elbette iklim krizinin giderek sıklaşan ve şiddetlenen kuraklık, orman yangınları, aşırı hava olayları gibi etkilerine yönelik uyum çalışmalarının da önceliklendirilmesi bekleniyor. 

Türkiye, enerji dönüşümünden kaçıyor mu?

Küresel enerji sistemlerinin çok ciddi baskı altında olduğuna dikkat çeken Kurum’un açıkladığı verilere göre, küresel enerji talebi 2023’te yüzde 2,2 oranında artarak son 10 yıllık ortalamanın yaklaşık iki katına çıktı. Kurum konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı: 

“Özellikle elektrik talebinin 2035’e kadar mevcut politikalara göre yüzde 40, net sıfır senaryosu her ülkenin hedeflerine göre yüzde 50 yani iki katına çıkacağını öngörüyoruz. Dünyamız aslında iki büyük gerçekle karşı karşıya. Bir yandan hızla artan enerji talebi, diğer yandan da aslında iklim değişikliğiyle hepimizin yapması gereken mücadele zorunluluğu. 

İnsanlığın artık daha güvenli ve temiz enerji sistemleri kurması şarttır, zorunluluktur; bu bir tercih değil. Bugün Avrupa’nın, belki dünyanın belli ülkelerinin Ortadoğu’dan enerji arzı, enerji talebi ve yaşanan sıkıntılar, problemler sonrasında da ne kadar güçlük ve zorluk çektiğini de hep birlikte görüyoruz. Dolayısıyla enerji güvenliği bugün dünyanın en önemli gündem maddesidir ve her ülke kendi içinde enerji güvenliğiyle alakalı, enerji ihtiyacını karşılayacak, kendi ülke toprakları içerisinde dünyamıza, geleceğimize de bu manada zarar vermeyecek adımları atmak mecburiyetindedir.”

Bakan Kurum’un tespitleri doğru, özellikle etrafımızda devam eden çatışmalar düşünüldüğünde günümüz dünyasının en önemli gündemi enerji güvenliği. Peki, sıfır atık stratejisiyle hem iklim kriziyle mücadele etmek hem de enerji güvenliğini sağlayabilmek mümkün mü? Ya da kömür başta olmak üzere fosil yakıtlardan çıkış için net tarihler vermeden sadece atık bertarafıyla iklim mücadelesi kurgulamanın bir faydası olabilir mi? Enerji dönüşümünden bir anlamda “kaçmak” için mi sıfır atık stratejisi gündeme getiriliyor?

Kurum, şunları söylüyor:

“Türkiye'nin COP31 mesajı açık ve nettir. Dünya artık yalnızca yeni hedefler değil, uygulanabilir çözümler görmek istiyor. Biz de COP Başkanlığı olarak enerji güvenliğini dışlamayan, kalkınma hakkını gözeten, adil geçişi somutlaştıran ve sahada sonuç üreten bir anlayışla hareket edeceğiz. Türkiye olarak COP31'i küresel iklim diplomasisinde yeni bir güven, işbirliği ve uygulama eşiğine hep birlikte dönüştüreceğiz."

Kurum’un konuşmalarında COP31 gündeminin ana maddelerinden biri olacağı çok belli olan ve 2017 yılında Emine Erdoğan'ın himayesinde başlatılan Sıfır Atık Projesi, israfı önlemeyi, atığı azaltmayı ve geri dönüşümü teşvik etmeyi amaçlayan ulusal bir çevre felsefesi ve yönetim sistemi olarak hayata geçirildi. Özetle, proje kapsamında kaynakların verimli kullanımı ve atıkların kaynağında ayrıştırılması esas olarak kabul ediliyor. 

İklim krizi siyasetini yönetmeliklere sığdırmaya çalışmak

Kurum'un projeyle ilgili değerlendirmeleri arasında şunlar da vardı:

“Sıfır Atık Projesi kapsamında yaptığımız çalışmalar çerçevesinde bugün atıkların yaklaşık yüzde 40'ını dönüştürebiliyoruz. Plastik metal ve cam atıklar. Bizim hedefimiz bu oranı daha da artırmak. Özellikle geri dönüştürülemeyen plastiklerle ilgili bir kısıtlama yapmayı öngörüyoruz. Tek kullanımlık plastikler dediğimiz plastik tabak, çatal, bıçak gibi bugün günlük hayatımızda çok kullandığımız ancak geri dönüştürülemeyen atıkların geri dönüşebilen ya da biyo-bozunur atıklara çevrilmesine ilişkin bir yönetmelik hazırlıyoruz. 

Hammaddeleri bu çerçevede olmak durumunda kalacak. Buna ilişkin tabii tüm sivil toplum kuruluşlarının yine görüşlerini, ilgili bakanlıklarımızın görüşlerini, fikirlerini dikkate alıyoruz. Onlardan görüş alacağız ve amacımız Ağustos, Eylül ayı itibarıyla uygulamaya geçirmek.”

Peki Bakan Kurum’un açıklamaları ve COP31’in sıfır atık başlığıyla ilerletilmesi ne anlama geliyor? Türkiye’nin COP31 gündemini sıfır atık ve plastik atıkların dönüştürülmesine odaklamasını, çalışmalarında plastik atık ticareti bunun iklim etkilerine yoğunlaşan Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nden Prof. Dr. Sedat Gündoğdu ile konuştuk. 

Gündoğdu, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı nezdinde yapılan çalışmalardan şöyle bahsediyor:

“Türkiye’de sıfır atık ile yapılan şeyler çok sınırlı. Özellikle belediyeler 'sıfır atık belediyesiyiz' diye sertifika alıyor. Ancak aslında çöp yakmaktan başka yaptıkları pek bir şey yok. 

Bakanlık nezdinde ne yapılıyor? Türkiye Çevre Ajansı depozito katılım bedeli, geri kazanım bedeli ya da plastik poşet bedeli topluyor. Bir de depozito iade sisteminin pilot uygulamasını genişletmeye çalışıyorlar. Şimdi yetkilendirilmiş şirketler ortaya çıktı. Bunları geri dönüşüm şirketlerine götürecekler ya da kendileri işleyecekler. 

En son tek kullanımlık plastiklerin yasaklanması yönetmeliğini ortaya attılar. Biraz aceleyle yazılmış bir metin, doğrudan AB müktesebatının çevirisi olduğunu görüyoruz. Riskli ve cesurca bir girişim, bu konuda daha önce bir adım atmamalarının sebebi de buydu. Geçen yıl Bakanlık tek kullanımlık plastikler ve mikro plastiklerle ilgili bir yol haritası eylem planı yayınlamıştı. Orada bu yıl için bir yasak öngörülmüyordu, hazırlık yapılacak deniyordu. 

Ama COP31 için sıfır atıkla ilgili bir hikaye gerekiyordu, dolayısıyla tek kullanımlık plastiklerin yasaklanmasını öne çektiler. Bu olumlu bir gelişme, dünyada da bu işler böyle yapılıyor ancak buradaki temel risk, bir yönetmeliği tüm ayaklarıyla birlikte düşünmeden aceleyle çıkartırsanız yapmayı planladığınız şeyin aksi yönünde bir şey çıkabilir."

Tek kullanımlık plastik yönetmeliği ne getiriyor?

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın tek kullanımlık plastik ürünlerin kullanımına kademeli olarak son vermeyi planladığı düzenlemeyle alternatif olarak ahşap ve kağıt ürünler öne çıkacak; uzun vadede ise cam, metal ve porselen gibi çoklu kullanıma uygun ürünlerin kullanımının artırılması hedeflenecek.

Sıfır Atık Hareketi kapsamında, plastik kirliliğine neden olan tek kullanımlık plastik ürünlerin kullanımdan kaldırılması için harekete geçen Bakanlık, yeni yönetmelik taslağını gelecek günlerde kurum görüşlerine açacak. Sivil toplum kuruluşları ve sektör temsilcilerinin görüşleri sonrası son şekli verilecek yönetmeliğin bu yıl içinde yürürlüğe girmesi bekleniyor

  • Bu kapsamda plastik çatal, bıçak, kaşık, yemek çubuğu, tabaklar, genleştirilmiş polistirenden gıda kapları, içecek kapları ve içecek bardakları, plastik çubuklu kulak pamukları ve pipet gibi tek kullanımlık plastik ürünlerin piyasaya arzına son verilecek. Bu sayede yıllık 1,5 milyon ton karbondioksite eşdeğer karbon salımı engellenecek ve yaklaşık 1,5 milyar liralık atık yönetim maliyetinden tasarruf edilecek.

Dünya genelinde üretilen plastiklerin yaklaşık yüzde 40'ı tek kullanımlık plastik ürünlerden oluşuyor. Küresel ölçekte yetersiz atık yönetimi uygulamaları nedeniyle tek kullanımlık plastiklerin önemli bölümü doğaya karışıyor. Deniz çöpünün yaklaşık yüzde 80'ini tek kullanımlık plastik ürünler ile plastik içeren balıkçılık ekipmanlarının oluşturduğu bilimsel çalışmalarla ortaya konuluyor.

Üretici sorumluluğu yönetmelikte yer almıyor

Yönetmelikle ilgili olarak değerlendirmelerde bulunan Gündoğdu, genişletilmiş üretici sorumluluğu kısmının yer almadığını belirterek, şunları söylüyor:

“O plastiği üretene herhangi bir sorumluluk yüklenmemiş. Sorumluluk tamamen HORECA dediğimiz hotel, restoran ve cafelere bırakılmış. 2026 sonuna kadar bu yönetmelikle beraber HORECA’da şu kadar azaltım, tekrar dolum ya da yeniden kullanım şemalarının hayata geçirilmesi gibi oransal somut hedefler konmamış. 

'Tek kullanımlık plastiklerin kullanımının azaltılması esastır' deniyor ama nasıl azaltılacak? Mesela kargo poşetinin kullanımı azaltılacak ama sistemsel bir dönüşüm olmadan poşeti oradan nasıl çıkaracaksınız, sistem poşete göre tasarlanmış. Sistemin nasıl değişeceğini dair bir plan yok. 

Bir diğer problem ise üretim yasağı olmaması. Tek kullanımlık plastik üreticileri üretmeye devam edebilir. Bunu nasıl kontrol edeceksiniz? Halihazırda denetim mekanizması işlemiyorken bunu nasıl denetleyeceksiniz? Denetim mekanizması işlese dahi buna yönelik bir cezai yaptırım var mı? Şirketler bu cezai yaptırımları göze alabilir mi? Bunun bir de tüketici farkındalığı ile kısmı var ancak üretici kısmı çok eksik. 

Diğer yandan, geri dönüştürülebilir ve biyobozunur atıkları destekledikleri ifade ediliyor ancak bu yönetmelikte onlar yasak, piyasaya geri dönüştürülmüş kompost ya da biyobozunur madde de süremeyecekler. Birbirinden bağımsız gibi ilerleyen bir plan dahilinde olmayan yönetmeliklerden bahsediliyor. Genişletilmiş üretici sorumluluğu kısmının ilgili yönetmelikte eksik olmasının sebebi de o. AB mevzuatını doğrudan çevirmişler, oysa AB’de buna dair başka bir yönetmelik var, bizde ise yok o sebeple bir yere atıf yapamıyorlar.”

Sıfır atık hedefine atık ithalatı bitirilmeden ulaşılamaz

Gündoğdu, tek kullanımlık plastiğin alternatifinin tekrar kullanım olduğunu ancak buna dair de bir plan bulunmadığını ifade ederek görüşlerini şöyle sıralıyor: 

“Burada temel yaklaşım 'Biz depozito iadesi sistemi getirdik, tek kullanımlıkları da yasakladık, sıfır atık için de çalışıyoruz' şeklinde. Bunlar sektörel hacim bakımından düşünüldüğü zaman enerji dönüşümünden daha az maliyetli işler. Kömürlü termik santrallerin kapatılmasına dair bir plan ortaya koyduğunuzda bunun bir maliyeti var. Henüz termik santrallere filtre taktırılamayan bir ortamda bunları yapabilmek çok zor. 

Diğer yandan, yurt dışından plastik atık ithalatı devam ediyor. Son verilere göre, Türkiye 1,29 milyon ton sadece plastik atık ithalatı yapıyor. Sıfır atık hedefine sadece sıfır plastik atık ithalatının bitirilmesiyle ulaşılabilir. Bu devam ederken sıfır atık ülkesi olabilmek imkansız teknik olarak. Bu kısım biraz gözardı ediliyor, endüstrinin çok ciddi bir baskısı olduğu için çok yönlü her şeyi aynı anda kapsayacak bir şey yapmaları çok zor.”

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

YAZARLAR

Pelin Cengiz

Gazeteci. Gazete ve televizyonlarda muhabir, editör, ekonomi müdürü, yazar ve programcı görevlerini üstlenen Cengiz, makroekonomi ve iş dünyası alanlarında haberler üretiyor. İkinci bir uzmanlık alanı olarak ekoloji alanında enerjinin finansmanı, iklim krizi, çevre mücadeleleri ve tarım ekonomisi üzerine çalışıyor.

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst

HİKAYE

Geri dönüşümle imtihanımız: Ambalaj tasarımından bağımsız ambalaj atığı sistemi işler mi?

1 Temmuz’da başlayan "Depozitosu Olan Ambalajlar" uygulamasıyla iade edilen her plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajı için vatandaşlara 1 TL ödeniyor. Ancak uygulama ile tekrar kullanılabilen ambalajlar sistem dışına itilirken tek kullanımlık ambalajlar yaygınlaşıyor. "Ambalaj tasarımından bağımsız olarak ambalaj atığı sistemi tasarlanamayacağını" belirten Prof. Dr. Sedat Gündoğdu’ya göre 1 TL iade çok düşük, üretilen ürünün yüzde 20’sine yakın bir ödeme yapılması gerekiyor.

Pelin Cengiz

·

12 Tem 2026

Geri dönüşümle imtihanımız: Ambalaj tasarımından bağımsız ambalaj atığı sistemi işler mi?
AngstAngst

HİKAYE

İlk şakayı kim yapar?

Deniz Göktaş, bize mizahın bildiğimiz hâlinin ne olduğunu hatırlattı. Bir zamanlar prime time’da politikacılarla kıyasıya dalga geçildiğini, bunun bir halüsinasyon olmadığını Yedi Uyurlar Mağarası'ndan çıkmış gibi hatırladık. Bu açıdan da Deniz Göktaş’a "sonunu düşünmeyen kahraman" değil, hoşgörünün ve gülüp geçmenin mümkün olduğu zamanların gerçek olduğunu hatırlatan biri gibi yaklaşmak gerek belki de.

Sinem Dönmez

·

10 Tem 2026

İlk şakayı kim yapar?
AngstAngst

HİKAYE

'Öğrenme kaybı': Çocuklar yaz tatilinde ne öğreniyor?

Asıl öğrenme kaybı, çocuğun bedeninden, akranlarından, oyundan, doğadan, sıkıntıdan, evin gündelik işlerinden, kendi iradesinden, hayatın beklenmedik karşılaşmalarından kopmasıdır. Çocuklar yaz tatilinde öğrenmeyi kaybetmez. Biz öğrenmeyi okul sanma yanılgımız yüzünden, çocukların hayattan öğrendiklerini görme yetimizi kaybederiz.

Metin V. Bayrak

·

05 Tem 2026

'Öğrenme kaybı': Çocuklar yaz tatilinde ne öğreniyor?
AngstAngst

HİKAYE

Can sıkıntısının ölümü: Sahi bizim boş zamanımız nereye gitti?

Keynes, teknolojik ilerleme ve otomasyon sayesinde 2030 yılına gelindiğinde insanlığın temel ekonomik sorunları çözeceğini ve haftada yalnızca ortalama 15 saat çalışacağını öngörüyordu. Oysa bu eşiğe giderek yaklaşırken manzara bu öngörüden oldukça uzak. Peki ekranlarla ilişkimize dair gelecek senaryoları neler ve markaların iletişim faaliyetleri bu senaryolara göre nasıl şekillendirilmeli?

Cem Arıdağ

·

03 Tem 2026

Can sıkıntısının ölümü: Sahi bizim boş zamanımız nereye gitti?
AngstAngst

HİKAYE

İkinci sıcak hava dalgası yolda: Avrupa kentleri neden sıcaklardan daha fazla etkileniyor?

Birçok Avrupa kentinde sıcaklık rekorları peş peşe kırılırken kıtada sıcağa bağlı ölüm sayıları dünyanın diğer bölgelerine kıyasla orantısız derecede yüksek seyrediyor. Peki neden?

Deniz Aytekin

·

03 Tem 2026

İkinci sıcak hava dalgası yolda: Avrupa kentleri neden sıcaklardan daha fazla etkileniyor?