Daha fazla anne işgücünde

Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Hamilton Projesi tarafından hazırlanan yeni bir rapora göre, 5 yaşın altında çocuğu olan kadınların iş gücündeki yüzdesi, daha önce hiç olmadığı kadar yüksek.
Neden önemli? Brookings Enstitüsü'nde yer alan bu rapora göre, bu, iş hayatındaki anneler için potansiyel olarak daha yüksek gelir ve gelişmiş kariyer yolları gibi kalıcı sonuçlar doğurabilecek bir değişikliği temsil ediyor olabilir.
Geçtiğimiz Haziran ayında, 5 yaşın altındaki çocukları olan kadınların %70,4'ü iş gücüne dahildi. Pandemi öncesinde en yüksek seviye %68,9'a kadar çıkabilmişti.
Diğer bulgular: Rapor, ilkokul çağındaki çocukları olanlar ve genç çocukları olan kadınlar için de katılım oranlarını inceledi. Bu kategoriler, pandemi öncesi seviyelerinin üzerine çıkmadılar.
Yorumlar: Veriler şaşırtıcı olarak nitelendirildi, birçok kişi pandeminin daha fazla anneyi iş gücünden çıkarmasından endişe ediyordu.
Perspektif: Uzaktan çalışmanın bu rakamlarda büyük bir etken olduğu düşünülüyor, kesinlikle daha fazla kadının iş hayatına bağlı kalmasına yardımcı oldu.
Ayrıca: Diğer araştırmaların işaret ettiği gibi, pandemi ve uzaktan çalışma esnekliği, daha fazla ailenin bebek sahibi olma kararı almalarında rol oynamış olabilir.
Ne Bekleniyor? Covid-19, bazı çalışanlar için daha fazla esneklik sağlayan yeni normlar oluşturmuş gibi görünüyor.
Şimdi soru şu: Bu normlar kalıcı mı?
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İşine en az bağlı olan, tükenmişliği en fazla hisseden saha çalışanları küresel işgücünün %80'ini oluşturuyor. Uçuşlarda problem çıkaran yolcular ve çocuk gürültüsünden uzak kalmak isteyen tüketicilerin sayısı artıyor.
04 Eyl 2023

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bugüne kadar liderlikle ilgili binlerce kitap ve makale yazıldı; pek çok farklı liderlik tanımı yapıldı. Yapılan onca tanımın içinde sanırım çoğunluğun hemfikir olduğu bir açı var: Kurumsal hayatta liderlik “insanlardan en yüksek verimi alabilmekle” ilgili. Bu verimlilikte doğru sorulara odaklanmanın payı da büyük.

BYD, bu yıl Manisa’da kurmayı planladığı fabrikayı askıya aldı. Çin merkezli otomobil şirketinin hükümetle hangi şartlarda sözleşme imzaladığını bilmeyen hemen herkes, BYD Türkiye’yi linç yağmuruna tuttu. Hem hükümet yetkilileri hem BYD bu konuda sessiz kalınca “Arka planda ne oldu?” sorusunun yanıtının peşine düştük.

AB'nin Temu, Shein, Alibaba gibi Çin merkezli ucuz alışveriş sitelerinden sipariş edilen ürünlere gümrük vergisi uygulama kararıyla birlikte 150 euro altı ürünlere yönelik gümrük muafiyeti tarihe karışıyor. Türkiye ise bu tabloda hem kendi pazarını koruyan hem de AB pazarındaki ihracatçısını savunan nadir görülen bir çift taraflı konumda yer alıyor. Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) Kalkınma Programı Direktörü Ekrem Cunedioğlu yeni kararı ve Türkiye'ye olası etkilerini değerlendirdi.

Bu yaz kep atan milyonlarca öğrenci, belirsiz bir işgücü piyasasına ilk adımını attı. Silikon Vadisi şirketleri ve Wall Street devleri, son yılların en gözde ilk basamaklarından biriyken artık gayrimenkul sektörü de Z kuşağının yeni gözdesi hâline geldi. Pandemi, savaş ve ekonomik gerilemenin getirdiği tüm olumsuzluklara rağmen sektör, iş hayatında daha fazla esneklik arayan genç profesyoneller için bir cazibe merkezine dönüştü.

Elon Musk’ın SpaceX’in halka arzı sonrası kısa süreliğine de olsa dünyanın ilk dolar trilyoneri unvanını alması, ekonomist Ingrid Robeyns tarafından ortaya atılan “limitaryanizm” kavramını bir kez daha gündeme taşıdı. Tıpkı “yoksulluk sınırının” temel yaşam için gerekenleri belirlemesi gibi, aşırı zenginliğin ne zaman zararlı hale geldiğini gösteren bir “zenginlik sınırına” ihtiyaç olduğunu düşünen Robeyns’e göre, aşırı servet yoğunlaşması adaleti zedeliyor, demokrasiyi baltalıyor, ekolojik aciliyetlerle bağdaşmıyor.



