Danimarka ineklerine geğirme vergisi geliyor

AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
2030 yılına kadar emisyonlarını yüzde 70 oranında azaltmayı hedefleyen Danimarka hükümeti, tarıma dayalı emisyon vergisini yürürlüğe koyma kararı alan ilk ülke oldu. Düzenleme, çiftçilerin hayvancılık kaynaklı sera gazı salımı için vergi ödemesini gerektirecek.
Nasıl? İnek, domuz ve koyunların çıkardıkları zararlı gazların çevresel etkisini kontrol altına almayı amaçlayan düzenlemeye göre hayvan üreticileri 2030 yılından itibaren salımına neden oldukları her ton sera gazı için 16 avroluk vergi ödeyecek. 2035 yılında bu ücret 40 avroya çıkarılacak.
- Danimarkalı yetkililer, düzenlemenin yürürlüğe gireceği ilk yılda ülkenin emisyonlarının yaklaşık 2 milyon ton azalacağını öngörüyor. MIT Climate Portal’ın verilerine göre insanlık 2022 yılında 40 milyar ton karbon salımına neden oldu.
Hükümet ayrıca 2030 yılına kadar 140.000 boş arazinin, 2045 yılına kadar 250.000 hektar tarım arazisinin yeniden ağaçlandırması ve emisyonların azaltılması adına bazı hayvan çiftliklerinin tüm hisselerinin satın alınması için 5,3 milyar avro ayıracak.

Fotoğraf: Pixabay
Neden önemli? Tarım ve hayvancılık sektörü iklim krizine neden olan kirliliğin yaklaşık üçte birinden sorumlu. Bu kirliliğin yaklaşık yarısı ise hayvancılık kaynaklı. BM Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nden çıkan sonuçlar küresel ısınmanın sanayi öncesi döneme kıyasla 1,5 derece ile sınırlandırılması için metan gazının 2030 yılına kadar yüzde 40-45 oranında azaltılması gerektiğini gösteriyor.
- Danimarka Ekonomi Bakanı Stephanie Lose kararı "Danimarka'nın toprak ve gıda üretiminin tarihî bir biçimde yeniden düzenlenmesine ve yapılandırılmasına temel oluşturacak anlaşma" olarak değerlendirdi.
Bir adım geriden: Avrupa'da çiftçilerin sübvansiyonların kesilmesine ve iklim krizine neden olan emisyonları azaltmak için tasarlanan yeni düzenlemelere karşı çıkan protestoları aylardır devam ediyor. Geçen hafta, emisyonlarının yarısı tarım ve hayvancılık kaynaklı olan Yeni Zelanda, çiftçilerin direnişi üzerine 2025 yılından itibaren tarımsal emisyonları vergilendiren ilk ülke olma planlarını rafa kaldırmıştı.
Alternatif çözüm arayışları: Hükümet tarafından yapılan açıklamaya göre Yeni Zelanda, hayvanların daha az gaz salımı yapmasını hedeflenen yeni bir teknoloji olan metan aşısını geliştirmeye odaklanan araştırmaların finanse edilmesi ve daha düşük emisyonlu sığır yetiştirme projesi gibi başka yöntemlerle hayvancılıktan kaynaklanan metan gazını azaltma yolunu deneyecek.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Danimarka hayvancılığa bağlı sera gazı emisyonlarını vergilendirme kararı alan ilk ülke oldu. Hava taşımacılığının ekolojik faturası, artan iklim aklaması davaları, büyüyen azmanbüs tartışması ve eriyen Lincoln heykeli de bu hafta bültende.
29 Haz 2024

YAZARLAR

Deniz Aytekin
Aposto'da kültür sanat ve çevre editörü

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
İnsanın toplulukla birlikte özneleşmesi, topluluğun içinde erimesini gerektirmez. Tersine, kendi sesini koruyabildiği, başkalarının sesini duyabildiği, ortak hayatı dönüştürmeye katılabildiği ölçüde, ben ile biz arasındaki ilişki yeni olanaklarla zenginleşerek güçlenir. Öyleyse birlikte yaşamanın sorusu, birarada kalırken birbirimizin özgürlüğünü nasıl koruyacağımızı yönelik olabilir. "Birlikte yaşamanın arkeolojisi" serisinin ikinci yazısında "kovuk, çember, eşik" kavramlarından hareketle birlikte yaşamanın sınırlarının nasıl çizildiğine odaklanıyoruz.

Ekonomik baskılar ve belirsizlik, liderliği giderek operasyonel hedeflere ve bütçe takibine indirgiyor. Oysa teknolojik dönüşümden iklim krizine uzanan çok katmanlı bir dünyada stratejik öngörüden zihniyet değişimine, insan odaklı yaklaşımlardan değişim öncülüğüne uzanan yeni liderlik anlayışı, bugünü yönetmenin ötesinde geleceği okuyabilmeyi gerektiriyor. Peki liderler bu dönüşüme nasıl hazırlanabilir?

İnsanların hikayelerini çoğu zaman başarıları, kazandıkları ödüller ve kariyerlerindeki dönüm noktaları üzerinden anlatıyoruz. Peki sahip oldukları imkanlarla başkalarının hayatında neyi değiştirdiler? "Etki Alanı" yazı dizisinin ilk bölümünde doğduğu bölgede binlerce insana geçim kapısı açan ve milyonlarca çocuğa kitap ulaştıran bir program başlatan country müziğin en tanınmış isimlerinden Dolly Parton var.

İstanbul’da dere yatakları yıllar içinde beton, yol, sanayi tesisleri ve konutlarla kuşatılırken kentin doğal su yolları giderek daraldı. İmar kararları, plansız yapılaşma ve altyapı yetersizlikleri, şiddetli yağışları sel felaketine dönüştüren riskleri büyüttü. İstanbul’un kayıp dereleri, kentin doğayla kurduğu ilişkinin nasıl değiştiğini ve yağmur suyunun önündeki engellerin nasıl biriktiğini gözler önüne seriyor…

Deniz kabuğunun derinliklerinde yankısını dinleyen özne, kendi sesiyle birlikte dışarıdaki dünyanın çok sesli çağrısını da işitmeye başladığında, artık ne tamamen içeridedir ne de tamamen dışarıda... Kabuk, hapishanesi olmaktan çıkar, bir köprü hâline gelir. Ve bu köprüden geçenler, içeride biriktirdikleri yankıyı yanlarında götürerek, onu müşterek bir dünyanın inşasında kullanmayı öğrenirler.




