Dijital dünyada çocuklara çevre bilinci nasıl kazandırılır?


Bir ben yapsam ne değişecek ki? Çok şey değişir ! Dijital ekstreye geçmek, yürümeyi tercih etmek, geri dönüşüme atmak… Bir tercih çok şey değiştirir. Yapı Kredi Step ile siz de ortak geleceğimizi değiştirebilirsiniz. Nedir? Türkiye'deki sürdürülebilirlik kültürünü ve bilincini ileri taşımaya rehberlik eden Yapı Kredi Step yani Sürdürülebilir Tercih Programı , bireysel dönüşümü destekleyerek sürdürülebilirlik alanında farkındalık yaratmayı amaçlıyor ve sürdürülebilirlik yolculuklarında bireylere destek oluyor. Bu dönüşüm programı, hem bireysel hem de toplumsal anlamda sürdürülebilir hayata geçişi yaygınlaştırmak üzere kullanım alışkanlıklarını, yaşam tarzlarını ve günlük tercihleri sürdürülebilir bir hâle getiriyor. Nasıl? E-dekont, e-ekstre, ESG yatırım fonları, sürdürülebilir markalardan alışveriş yapma, toplu taşımayı kullanma gibi sürdürülebilir tercihler yapan Step kullanıcıları, Yapı Kredi Mobil üzerinden Step puan kazanıyor. Bu puanlar, kullanıcılara program içerisinde yer alan sürdürülebilirlik alanında faaliyet gösteren STK’lardan kendilerinin seçecekleri projelere bağış yapma imkânı sağlıyor. Böylece Step puanlar geleceğimiz için bağışa dönüşüyor. Bir tercih çok şey değiştirir. Daha iyi bir gelecek için Step , Yapı Kredi Mobil ’de.
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
The Economist’in 2019’da belirttiği üzere, uluslararası anlamda karşılaştırılabilir rakamların mevcut olduğu en son yıl olan 2015’te, Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) sınırları genelinde 15 yaşındaki her 10 çocuktan 9’unun bir akıllı telefona erişimi vardı. Bu çocuklar, haftada ortalama 18,5 saat internette vakit geçiriyorlardı ve bu sonuç, 2012’ye kıyasla yaklaşık 5 saat daha fazlaydı.
2024 yılı için OECD’nin son çalışmaları ve verileri, çocuklar arasında akıllı telefon erişimi ve internet kullanımına ilişkin güncel bilgiler sunmayı sürdürüyor. 2023 itibarıyla, Avrupa Birliği sınırları içinde yaşayan çocukların yüzde 98’i internete bağlanmak için mobil cihazları kullanıyor. OECD ülkelerinde yaşayan bir çocuk, haftada yaklaşık 27 saatini internette geçiriyor ve bu sayı, yıllar içerisinde daha da artıyor.
Çocukların internete ilk erişim yaşları da düşmeye devam ediyor. Politika analisti Francesca Gottschalk’ın çalışması, 2018’de 15 yaşında olanların, yaklaşık yüzde 24’ünün ilk internet kullanımlarını 6 yaşında ya da daha küçükken gerçekleştirdiklerini bildiriyor. Bu oran, 2012’de yüzde 15’miş. Bütün bu veriler; dijital teknolojilerin, çocuk ve gençlerin günlük yaşamlarına giderek daha fazla dahil olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Dolayısıyla bu yazının sorusu, sürdürülebilir bir gelecek için yapılacak çalışmalar açısından oldukça kıymetli: Dijital dünyada çocuklara çevre bilinci nasıl kazandırılır?

Dijital araçlar ve çevre eğitimi
Dijital araçlar, özellikle akıllı telefonlar ve internet; genç öğrencileri interaktif ve sürükleyici öğrenme deneyimlerine dahil ederek, çevre eğitiminin geliştirilmesinde önemli bir rol oynuyor.
- Erişilebilirlik: Akıllı telefonlar, eğitim içeriğine yaygın erişim sağlayarak geleneksel öğrenme biçimleriyle ilişkili engelleri ortadan kaldırabiliyor. Teknoloji, bilgi ve öğrenme araçlarına daha eşit erişim sunabildiğinden, özellikle eğitimde eşitsizliklerin yoğun yaşandığı bölgeler için oldukça değerli.
- Esnek öğrenme: Akıllı telefonların taşınabilirliği, öğrenme sürecinin her yerde ve her zaman gerçekleşmesini sağlayabiliyor. Bu esneklik, geleneksel sınıf ortamının dışında sürekli eğitimi destekleyerek öğrencilerin kendi hızlarında ve tercih ettikleri öğrenme stillerine göre öğrenmelerine olanak tanıyor.
- Etkileşimli ve ilgi çekici: Dijital araçlar, özellikle karmaşık çevresel kavramların öğretilmesinde etkili olabilecek uygulamalar ve multimedya içerikleri aracılığıyla etkileşimli öğrenme deneyimlerini destekleyebiliyor. Örneğin, Artırılmış Gerçeklik (AR) uygulamaları, çevresel senaryoları simüle ederek ders kitaplarının tek başına sunamayacağı, uygulamalı bir öğrenme deneyimi sağlayabiliyor.
- Geri bildirim verme: Taşınabilir dijital gereçler, gerçek zamanlı geri bildirim sağlanmasına olanak tanıyor ve öğrencilerin ilerlemelerini takip etmeyi kolaylaştırabiliyor. Bu sayede eğitmenler, öğrencilerin bireysel performansına dayalı olarak öğrenme deneyimlerini kişiselleştirebiliyor.
Elbette, bu faydaların yanı sıra, dijital araçların eğitime etkisi, bazı zorlukları da beraberinde getiriyor. Bunlar arasında; potansiyel dikkat dağınıklığı, siber zorbalıkla ilgili sorunlar ve çevresel anlamda e-atık artışı gibi maddeler var.

Dijital dünyada çevre bilinci
Çevresel sürdürülebilirlik konularında farkındalığı artırmak ve öğrencilerin çevre hakkında bilgi edinmelerini sağlamak için çevre eğitiminde kullanılan çeşitli dijital araçlar var.
- Sanal Gerçeklik (VR) araçları: Çevre eğitiminde giderek daha popüler hâle gelen bu araçlar, öğrencilerin karmaşık çevresel sorunları ve sürdürülebilirlik uygulamalarını anlamalarına yardımcı olan sanal ekosistemleri keşfetmelerine ve bunlarla etkileşime girmelerine olanak tanıyor.
- Eğitim uygulamaları: “Goosechase” ve “From Seed to Spoon” gibi uygulamalar, çevre eğitimini hem eğlenceli hem de bilgilendirici hâle getiren oyunlaştırılmış öğrenme deneyimi sunuyor. Örneğin, Goosechase, öğrencilerin bahçe ekosistemleri hakkında bilgi edinmelerine yardımcı olan "dijital çöp avları" için kullanılıyor. From Seed to Spoon, farklı bitkilerin büyüme koşullarını ve bakımlarını öğrenmeye yardımcı oluyor.
- Rol yapma ve simülasyon: Harvard Üniversitesi’nin geliştirdiği “ecoMUVE” gibi dijital ortamlar, gerçek dünya sorunlarını çözmek için sanal ekosistemlere girilmesine ve bir bilim insanıymış gibi ilerlemeye olanak tanıyor. Daha sürükleyici bir deneyim yaşatan bu uygulama, öğrencilerin bilimsel anlamda sorgulama becerilerini geliştirmelerine ve ekolojik dinamikleri daha iyi anlamalarına yardımcı oluyor.
Gelecek nesillere çevre bilincini aşılamak için dijital araçların gücünden yararlanırken, teknolojinin kolaylaştırıcı ve değişim için hızlandırıcı yapısının altını çizmek son derece önemli. Teknolojiyle el ele yürüyen, sürdürülebilirliğe katkı sağlayan eğitim uygulamaları gibi yenilikçi yaklaşımları, çevre eğitimine entegre edebiliriz. Böylece, sadece öğrenme deneyimini geliştirmekle kalmaz; aynı zamanda gençlerin, çağımızın çevre sorunlarıyla mücadele edebilmeleri için gerekli bilgi ve becerilerle donatılmasına alan tanırız.
Eğitimciler, politika yapıcılar ve gezegenin koruyucuları olarak sorumluluğumuz, bilgi aktarmanın ötesine uzanıyor. Eyleme, ilham vermeye ve çocukların geleceğe taşıyabilecekleri ve bilginin içselleştirilebilmesine alan tanıyan bir yaklaşımı teşvik etmeye devam etmemiz gerekiyor. Eğitim ve teknolojiyi harmanlayarak daha sürdürülebilir bir dünyaya giden yolu açmak mümkün.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
NEREDE YAYIMLANDI?
Haftanın ekoloji gündemi: Ediz Hun Kaktüs Bahçesi, Britanya Yaban Hayatı Fotoğraf Ödülleri, Marmara Denizi Günü buluşmaları, çocuklara çevre bilinci aşılamak için tüyolar...
08 Haz 2024

YAZARLAR

Alara Demirel
ANGST editörü

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
1 Temmuz’da başlayan "Depozitosu Olan Ambalajlar" uygulamasıyla iade edilen her plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajı için vatandaşlara 1 TL ödeniyor. Ancak uygulama ile tekrar kullanılabilen ambalajlar sistem dışına itilirken tek kullanımlık ambalajlar yaygınlaşıyor. "Ambalaj tasarımından bağımsız olarak ambalaj atığı sistemi tasarlanamayacağını" belirten Prof. Dr. Sedat Gündoğdu’ya göre 1 TL iade çok düşük, üretilen ürünün yüzde 20’sine yakın bir ödeme yapılması gerekiyor.

Deniz Göktaş, bize mizahın bildiğimiz hâlinin ne olduğunu hatırlattı. Bir zamanlar prime time’da politikacılarla kıyasıya dalga geçildiğini, bunun bir halüsinasyon olmadığını Yedi Uyurlar Mağarası'ndan çıkmış gibi hatırladık. Bu açıdan da Deniz Göktaş’a "sonunu düşünmeyen kahraman" değil, hoşgörünün ve gülüp geçmenin mümkün olduğu zamanların gerçek olduğunu hatırlatan biri gibi yaklaşmak gerek belki de.

Asıl öğrenme kaybı, çocuğun bedeninden, akranlarından, oyundan, doğadan, sıkıntıdan, evin gündelik işlerinden, kendi iradesinden, hayatın beklenmedik karşılaşmalarından kopmasıdır. Çocuklar yaz tatilinde öğrenmeyi kaybetmez. Biz öğrenmeyi okul sanma yanılgımız yüzünden, çocukların hayattan öğrendiklerini görme yetimizi kaybederiz.

Keynes, teknolojik ilerleme ve otomasyon sayesinde 2030 yılına gelindiğinde insanlığın temel ekonomik sorunları çözeceğini ve haftada yalnızca ortalama 15 saat çalışacağını öngörüyordu. Oysa bu eşiğe giderek yaklaşırken manzara bu öngörüden oldukça uzak. Peki ekranlarla ilişkimize dair gelecek senaryoları neler ve markaların iletişim faaliyetleri bu senaryolara göre nasıl şekillendirilmeli?

Birçok Avrupa kentinde sıcaklık rekorları peş peşe kırılırken kıtada sıcağa bağlı ölüm sayıları dünyanın diğer bölgelerine kıyasla orantısız derecede yüksek seyrediyor. Peki neden?




