Dijital dünyada çocuklara çevre bilinci nasıl kazandırılır?


Bir ben yapsam ne değişecek ki? Çok şey değişir !
Dijital ekstreye geçmek, yürümeyi tercih etmek, geri dönüşüme atmak… Bir tercih çok şey değiştirir. Yapı Kredi Step ile siz de ortak geleceğimizi değiştirebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
The Economist’in 2019’da belirttiği üzere, uluslararası anlamda karşılaştırılabilir rakamların mevcut olduğu en son yıl olan 2015’te, Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) sınırları genelinde 15 yaşındaki her 10 çocuktan 9’unun bir akıllı telefona erişimi vardı. Bu çocuklar, haftada ortalama 18,5 saat internette vakit geçiriyorlardı ve bu sonuç, 2012’ye kıyasla yaklaşık 5 saat daha fazlaydı.
2024 yılı için OECD’nin son çalışmaları ve verileri, çocuklar arasında akıllı telefon erişimi ve internet kullanımına ilişkin güncel bilgiler sunmayı sürdürüyor. 2023 itibarıyla, Avrupa Birliği sınırları içinde yaşayan çocukların yüzde 98’i internete bağlanmak için mobil cihazları kullanıyor. OECD ülkelerinde yaşayan bir çocuk, haftada yaklaşık 27 saatini internette geçiriyor ve bu sayı, yıllar içerisinde daha da artıyor.
Çocukların internete ilk erişim yaşları da düşmeye devam ediyor. Politika analisti Francesca Gottschalk’ın çalışması, 2018’de 15 yaşında olanların, yaklaşık yüzde 24’ünün ilk internet kullanımlarını 6 yaşında ya da daha küçükken gerçekleştirdiklerini bildiriyor. Bu oran, 2012’de yüzde 15’miş. Bütün bu veriler; dijital teknolojilerin, çocuk ve gençlerin günlük yaşamlarına giderek daha fazla dahil olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Dolayısıyla bu yazının sorusu, sürdürülebilir bir gelecek için yapılacak çalışmalar açısından oldukça kıymetli: Dijital dünyada çocuklara çevre bilinci nasıl kazandırılır?

Dijital araçlar ve çevre eğitimi
Dijital araçlar, özellikle akıllı telefonlar ve internet; genç öğrencileri interaktif ve sürükleyici öğrenme deneyimlerine dahil ederek, çevre eğitiminin geliştirilmesinde önemli bir rol oynuyor.
- Erişilebilirlik: Akıllı telefonlar, eğitim içeriğine yaygın erişim sağlayarak geleneksel öğrenme biçimleriyle ilişkili engelleri ortadan kaldırabiliyor. Teknoloji, bilgi ve öğrenme araçlarına daha eşit erişim sunabildiğinden, özellikle eğitimde eşitsizliklerin yoğun yaşandığı bölgeler için oldukça değerli.
- Esnek öğrenme: Akıllı telefonların taşınabilirliği, öğrenme sürecinin her yerde ve her zaman gerçekleşmesini sağlayabiliyor. Bu esneklik, geleneksel sınıf ortamının dışında sürekli eğitimi destekleyerek öğrencilerin kendi hızlarında ve tercih ettikleri öğrenme stillerine göre öğrenmelerine olanak tanıyor.
- Etkileşimli ve ilgi çekici: Dijital araçlar, özellikle karmaşık çevresel kavramların öğretilmesinde etkili olabilecek uygulamalar ve multimedya içerikleri aracılığıyla etkileşimli öğrenme deneyimlerini destekleyebiliyor. Örneğin, Artırılmış Gerçeklik (AR) uygulamaları, çevresel senaryoları simüle ederek ders kitaplarının tek başına sunamayacağı, uygulamalı bir öğrenme deneyimi sağlayabiliyor.
- Geri bildirim verme: Taşınabilir dijital gereçler, gerçek zamanlı geri bildirim sağlanmasına olanak tanıyor ve öğrencilerin ilerlemelerini takip etmeyi kolaylaştırabiliyor. Bu sayede eğitmenler, öğrencilerin bireysel performansına dayalı olarak öğrenme deneyimlerini kişiselleştirebiliyor.
Elbette, bu faydaların yanı sıra, dijital araçların eğitime etkisi, bazı zorlukları da beraberinde getiriyor. Bunlar arasında; potansiyel dikkat dağınıklığı, siber zorbalıkla ilgili sorunlar ve çevresel anlamda e-atık artışı gibi maddeler var.

Dijital dünyada çevre bilinci
Çevresel sürdürülebilirlik konularında farkındalığı artırmak ve öğrencilerin çevre hakkında bilgi edinmelerini sağlamak için çevre eğitiminde kullanılan çeşitli dijital araçlar var.
- Sanal Gerçeklik (VR) araçları: Çevre eğitiminde giderek daha popüler hâle gelen bu araçlar, öğrencilerin karmaşık çevresel sorunları ve sürdürülebilirlik uygulamalarını anlamalarına yardımcı olan sanal ekosistemleri keşfetmelerine ve bunlarla etkileşime girmelerine olanak tanıyor.
- Eğitim uygulamaları: “Goosechase” ve “From Seed to Spoon” gibi uygulamalar, çevre eğitimini hem eğlenceli hem de bilgilendirici hâle getiren oyunlaştırılmış öğrenme deneyimi sunuyor. Örneğin, Goosechase, öğrencilerin bahçe ekosistemleri hakkında bilgi edinmelerine yardımcı olan "dijital çöp avları" için kullanılıyor. From Seed to Spoon, farklı bitkilerin büyüme koşullarını ve bakımlarını öğrenmeye yardımcı oluyor.
- Rol yapma ve simülasyon: Harvard Üniversitesi’nin geliştirdiği “ecoMUVE” gibi dijital ortamlar, gerçek dünya sorunlarını çözmek için sanal ekosistemlere girilmesine ve bir bilim insanıymış gibi ilerlemeye olanak tanıyor. Daha sürükleyici bir deneyim yaşatan bu uygulama, öğrencilerin bilimsel anlamda sorgulama becerilerini geliştirmelerine ve ekolojik dinamikleri daha iyi anlamalarına yardımcı oluyor.
Gelecek nesillere çevre bilincini aşılamak için dijital araçların gücünden yararlanırken, teknolojinin kolaylaştırıcı ve değişim için hızlandırıcı yapısının altını çizmek son derece önemli. Teknolojiyle el ele yürüyen, sürdürülebilirliğe katkı sağlayan eğitim uygulamaları gibi yenilikçi yaklaşımları, çevre eğitimine entegre edebiliriz. Böylece, sadece öğrenme deneyimini geliştirmekle kalmaz; aynı zamanda gençlerin, çağımızın çevre sorunlarıyla mücadele edebilmeleri için gerekli bilgi ve becerilerle donatılmasına alan tanırız.
Eğitimciler, politika yapıcılar ve gezegenin koruyucuları olarak sorumluluğumuz, bilgi aktarmanın ötesine uzanıyor. Eyleme, ilham vermeye ve çocukların geleceğe taşıyabilecekleri ve bilginin içselleştirilebilmesine alan tanıyan bir yaklaşımı teşvik etmeye devam etmemiz gerekiyor. Eğitim ve teknolojiyi harmanlayarak daha sürdürülebilir bir dünyaya giden yolu açmak mümkün.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
NEREDE YAYIMLANDI?
Haftanın ekoloji gündemi: Ediz Hun Kaktüs Bahçesi, Britanya Yaban Hayatı Fotoğraf Ödülleri, Marmara Denizi Günü buluşmaları, çocuklara çevre bilinci aşılamak için tüyolar...
08 Haz 2024

YAZARLAR

Alara Demirel
ANGST editörü

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
İnsanın toplulukla birlikte özneleşmesi, topluluğun içinde erimesini gerektirmez. Tersine, kendi sesini koruyabildiği, başkalarının sesini duyabildiği, ortak hayatı dönüştürmeye katılabildiği ölçüde, ben ile biz arasındaki ilişki yeni olanaklarla zenginleşerek güçlenir. Öyleyse birlikte yaşamanın sorusu, birarada kalırken birbirimizin özgürlüğünü nasıl koruyacağımızı yönelik olabilir. "Birlikte yaşamanın arkeolojisi" serisinin ikinci yazısında "kovuk, çember, eşik" kavramlarından hareketle birlikte yaşamanın sınırlarının nasıl çizildiğine odaklanıyoruz.

Ekonomik baskılar ve belirsizlik, liderliği giderek operasyonel hedeflere ve bütçe takibine indirgiyor. Oysa teknolojik dönüşümden iklim krizine uzanan çok katmanlı bir dünyada stratejik öngörüden zihniyet değişimine, insan odaklı yaklaşımlardan değişim öncülüğüne uzanan yeni liderlik anlayışı, bugünü yönetmenin ötesinde geleceği okuyabilmeyi gerektiriyor. Peki liderler bu dönüşüme nasıl hazırlanabilir?

İnsanların hikayelerini çoğu zaman başarıları, kazandıkları ödüller ve kariyerlerindeki dönüm noktaları üzerinden anlatıyoruz. Peki sahip oldukları imkanlarla başkalarının hayatında neyi değiştirdiler? "Etki Alanı" yazı dizisinin ilk bölümünde doğduğu bölgede binlerce insana geçim kapısı açan ve milyonlarca çocuğa kitap ulaştıran bir program başlatan country müziğin en tanınmış isimlerinden Dolly Parton var.

İstanbul’da dere yatakları yıllar içinde beton, yol, sanayi tesisleri ve konutlarla kuşatılırken kentin doğal su yolları giderek daraldı. İmar kararları, plansız yapılaşma ve altyapı yetersizlikleri, şiddetli yağışları sel felaketine dönüştüren riskleri büyüttü. İstanbul’un kayıp dereleri, kentin doğayla kurduğu ilişkinin nasıl değiştiğini ve yağmur suyunun önündeki engellerin nasıl biriktiğini gözler önüne seriyor…

Deniz kabuğunun derinliklerinde yankısını dinleyen özne, kendi sesiyle birlikte dışarıdaki dünyanın çok sesli çağrısını da işitmeye başladığında, artık ne tamamen içeridedir ne de tamamen dışarıda... Kabuk, hapishanesi olmaktan çıkar, bir köprü hâline gelir. Ve bu köprüden geçenler, içeride biriktirdikleri yankıyı yanlarında götürerek, onu müşterek bir dünyanın inşasında kullanmayı öğrenirler.




