Doğayı koruma ve onarım geleneğine bir engel olarak ekofobi

Küresel çevre sorunlarının kötüleşmesini engellemek için üstesinden gelmemiz gereken bir fenomen var.
Doğayı koruma ve onarım geleneğine bir engel olarak ekofobi

10 Kasım - Samsung - Angst
Samsung ile birlikte

Daha uzun bir yaşam döngüsü: Samsung Galaxy Z Flip5 ve Z Fold5

Galaxy Z Flip5 ve Z Fold5 aracılığıyla küçük eylemlerin gezegeniz üzerinde nasıl büyük ve olumlu bir etki yaratabileceğini yukarıdaki bilgi grafiğinden inceleyebilirsiniz. Yolculuğun merkezinde bizler ve gezegenimiz için daha fazla olanak…

Daha fazlasını öğren →

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

Tam çevreye dair tüm kötü haberlerden kaçıp eve gidip yatağın altına saklanmanın güvenli olduğunu düşündüğünüz anda, hükümet birinin evinin kansere neden olan radon gazı yüzünden herkesin sağlığı için tehdit oluşturabileceği konusunda uyarıda bulunuyor. Şu anki ruh hâlinin, gezegenin giderek daha yaşanmaz hâle geldiği korkusu olan ekofobi olması şaşırtıcı değil.

— George F. Will

Ekofobi, doğal çevrenin etik olarak değersizleştirilmesi sonucu ortaya çıkan ve felaket getirebilecek çevresel değişimlerle sonuçlanabilen bir durum olarak tanımlanıyor. Terim, Simon C. Estok’un The Ecophobia Hypothesis adlı kitabında açıkladığı gibi, George F. Will tarafından 18 Eylül 1988’de The Washington Post’ta Who’s the Real Environmentalist? başlıklı bir makalede ortaya atılıyor. 

Doğadan korkma veya ondan nefret etme duygusu olarak tanımlanan ekofobi, kültürel ve ekolojik anlamda insanların doğayla bağlarını koparabiliyor ve bu da doğayı koruma ve onarım geleneğinin kaybolmasına yol açabiliyor. Dolayısıyla şu soruları sormak kıymetli hâle geliyor: Ekofobi tam olarak nedir? Nasıl tezahür eder? Peki insan ve toplum psikolojisini etkileyen ekofobinin çevre üzerindeki olası etkilerinin önüne nasıl geçilebilir?


Üstesinden gelmemiz gereken bir fenomen olarak ekofobi

Doğaya karşı geliştirilen nispeten irrasyonel korkuların ve doğanın değersizleştirilmesinin bireylerin çevreyle olan ilişkilerini nasıl etkilediği gözleme açık. Eh, toplumların doğayı koruma ve sürdürülebilirlik çabalarını baltaladığı da rahatça irdelenebiliyor. Bu durumu incelemek, ekofobinin iklim değişikliği, biyoçeşitlilik kaybı ve ekolojik tahribat gibi küresel çevre sorunlarının daha da kötüleşmesine nasıl katkıda bulunduğunun altını çiziyor.

Neden tehlikeli?: Çevresel sorunlara yönelik yoğun bir korku veya nefret duygusunu ifade eden bu terim, ekofobi duyan bireylerin bu bağlamda sorunlarla yüzleşmekten kaçınabileceğini gösteriyor. Bu da, nihai olarak, çevre üzerindeki insan etkisini azaltma mücadelesinde gerekli değişim veya müdahaleleri engelleyebiliyor. Ekofobi, bireylerin çevresel konularda harekete geçmelerini engelleyen bir pasiflik yaratabileceğinden uzun vadede çevre koruma politikalarının geliştirilmesi ve uygulanmasına karşı toplumsal direnç oluşturabiliyor.

Kültürel ve ekolojik uzaklaşma: Bireylerde çevresel felaketlere yönelik yoğun korku ve anksiyete duyguları yaratabilen ekofobi, sürekli olarak çevresel felaket senaryolarına maruz kalmanın da insanların gelecek hakkında umutsuz ve karamsar hissetmelerine neden olabileceğini kanıtlıyor—zaten bu durum da bireylerin geleceğe yönelik olumlu ve yapıcı eylemlerini engelleyebiliyor.

Çözüm önerileri: Buna paralel olarak Yeni İnsan Yayınevi’nden Aytaç Timur da artan ekolojik problemler hayatımızın her alanına sızmışken ekofobinin bu sorunlarla nasıl başa çıkılacağının öğrenilmesinde merkezî bir rol oynadığını ifade ediyor. Dolayısıyla ekofobik eğilimlerin üstesinden gelmek ve doğal çevreyi etik bir şekilde değerlendirmek için atılabilecek adımları ve toplumsal değişim yollarını hatırlamak gerekiyor. Böylece bir kere daha çevresel değişimi olumlu yönde etkilemek için bireysel ve kolektif olarak neler yapılabileceğinin üzerinde durabiliyoruz.

Araştırma çıktıları: Ekofobi üzerine yapılan araştırmalar, bu fenomenin çevre sorunları ve bunların sonuçlarına yönelik yoğun kaygı ve çaresizlik duygularını ifade ettiğini gösteriyor. Fenomenin yaygın akım temsillerinden ilerleyelim: Hürriyet’e göre, ekofobi, doğal yaşamın kötüye gidişi, ekolojik felaket korkusu ve ekolojik sorunlara karşı duyarsızlaşma anlamında kullanılıyor. Ek olarak bu durum, petrol sızıntıları, asit yağmurları, yağmur ormanlarının kesilmesi gibi çeşitli çevresel felaketlere karşı duyarsızlaştırıcı bir etkiye sahip olabiliyor.


Nasıl?: Ekofobiden uzaklaşma rehberi

Van İnsani ve Sosyal Bilimler Dergisi’nde yayımlanan bir makale, ekofobinin insanların çevre sorunlarına karşı geliştirdiği olumsuz ruh hâllerini anlatan bir kavram olduğu ve bu durumun insanlar üzerindeki etkilerinin dikkate değer olduğunu belirtiyor. Yeşil Gazete’de yer alan Doğa Eğitiminde Kalbin Yeri yazısında, küresel ölçekte çözüm gerektiren çevre sorunlarıyla erken yaşta karşı karşıya kalmanın çocukları duyarsızlaştırdığı ve bu durumun da ekofobi olarak tanımlanabileceği aktarılıyor. 

Çevre eğitiminde yaklaşım: Ekofobinin üstesinden gelmek için çocuklara yönelik çevre eğitiminde "iyimser bir yaklaşım" benimsemenin önemi ve olumsuz sonuçlara odaklanmaktansa onların çevreyle doğrudan deneyim kazanabilecekleri somut adımları içeren bir eğitim yaklaşımı uygulanması gerektiği vurgulanıyor. Çaresizlik hissi vermeksizin ekolojik sorunlar hakkında bilgi vermenin yolları üzerinde duruluyor; çocukların sorunları çözme süreçlerine dahil edilmesi ve onlarla birlikte öğrenmenin öneminin altı çiziliyor.

Yaş gruplarında özelleşme yöntemi: Pedagog David Sobel, çocukların doğal eğilim ve yönelimlerini göz önünde bulundurarak yaş gruplarına göre özelleştirilmiş çevre eğitimi programları geliştirmenin önemini savunuyor. Örneğin, ilkokul öğrencilerine yakın çevrelerindeki doğal alanlar hakkında bilgi verilmesi gerektiğini, ancak iklim değişikliği gibi konuların lise düzeyinde daha uygun olabileceğini öne sürüyor. Ayrıca, çocuklara ev ve bahçeye dair empati kurma, keşif ve somut deneyimler sunmanın ekofobinin üstesinden gelmede etkili olabileceğini ifade ediyor.

Bütün bunlar göz önüne alındığında, ekofobinin hem bireyler hem de toplumlar için ciddi etkilere sahip olabileceği ve bununla mücadelede eğitim yaklaşımlarının önemli olduğunun altını çiziyor. Oldukça kısaltılmış bir ifadeyle ilerleyince özellikle çocukluk döneminde çevreyle kurulan pozitif ilişkilerin ekofobiyi engellemede kilit rol oynadığı gözlemleniyor. Yani araştırmalar, ekofobiyle mücadelede eğitim ve erken yaşta farkındalığın önemine dikkat çekerken çevresel sorunlara karşı bireysel ve toplumsal düzeyde nasıl yaklaşılması gerektiği konusunda rehberlik ediyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst
∙

BÜLTEN SAYISI

😨 Ekofobi: Doğayı koruma ve onarım geleneğine bir engel

Küresel çevre sorunlarının kötüleşmesini engellemek için üstesinden gelmemiz gereken bir fenomen var.

11 Kas 2023

Samsung ile birlikte
Fotoğraf: Canva Pro

YAZARLAR

Alara Demirel

ANGST editörü

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst
∙

HİKAYE

COP31’e doğru iklim finansmanı: 1,3 trilyon dolar nereden gelecek, nereye gidecek?

COP31'e doğru 2035 için belirlenen yıllık 1,3 trilyon dolarlık iklim finansmanı hedefi tartışılırken kaynakların hangi kanallardan sağlanacağı, ülkelerin katkısının nasıl paylaşılacağı ve finansmanın ne kadarının hibe olarak aktarılacağı belirsizliğini koruyor. Bakü–Belém Yol Haritası bu hedefe ulaşmak için bir çerçeve sunarken asıl sınav, finansmanın ihtiyaç sahiplerine hangi koşullarda ulaşacağı olacak.

Pelin Cengiz

·

02 Kas 2026

COP31’e doğru iklim finansmanı: 1,3 trilyon dolar nereden gelecek, nereye gidecek?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Pandemi günlerini özlemek bizi kötü biri mi yapar?

Pandemi günlerinde bir adım geri atıp, yaşadığımız keşmekeşi çıplak gözlerle görünce, en çok da bizden nelerin esirgendiğini fark ettik. Ertelenen kitaplar okundu, filmler, diziler izlendi. Kimimiz sahiden de mutfakta becerikli olduğunu keşfetti, hemen herkes evde kendi ekmeğini pişirmeye başladı, bir kısmımız hızını alamayıp karnabaharı bile deterjanla yıkamaya soyundu. Ama ortak duygu şuydu: Çalışırken de kendimize vakit ayırabilirmişiz. Peki böyle bir hayat için illa küresel bir felaket mi yaşamamız gerekiyordu?

Vartan Estukyan

·

29 Eki 2026

Pandemi günlerini özlemek bizi kötü biri mi yapar?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Jennifer Morgan: COP31, Türkiye için kömürden uzaklaşmak açısından büyük fırsat

Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenleneceği için bu yıl özel bir önem atfedilen COP31’in ana gündem maddelerini, işleyiş ve iklim finansmanına ilişkin kritik konuları uluslararası iklim politikası, çevre hareketi ve iklim diplomasisi alanlarında 30 yılı aşkın deneyime sahip bir isim olan Jennifer Morgan ile birlikte değerlendirdik.

Pelin Cengiz

·

28 Eki 2026

Jennifer Morgan: COP31, Türkiye için kömürden uzaklaşmak açısından büyük fırsat
AngstAngst
∙

HİKAYE

Birlikte yaşamanın arkeolojisi #2 | Kovuk, çember, eşik: Birlikte yaşamanın sınırları nasıl çiziliyor?

İnsanın toplulukla birlikte özneleşmesi, topluluğun içinde erimesini gerektirmez. Tersine, kendi sesini koruyabildiği, başkalarının sesini duyabildiği, ortak hayatı dönüştürmeye katılabildiği ölçüde, ben ile biz arasındaki ilişki yeni olanaklarla zenginleşerek güçlenir. Öyleyse birlikte yaşamanın sorusu, birarada kalırken birbirimizin özgürlüğünü nasıl koruyacağımızı yönelik olabilir. "Birlikte yaşamanın arkeolojisi" serisinin ikinci yazısında "kovuk, çember, eşik" kavramlarından hareketle birlikte yaşamanın sınırlarının nasıl çizildiğine odaklanıyoruz.

Metin V. Bayrak

·

25 Eki 2026

Birlikte yaşamanın arkeolojisi #2 | Kovuk, çember, eşik: Birlikte yaşamanın sınırları nasıl çiziliyor?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Geleceğe hazırlıklı liderlik modeli: Değişimi anlatmaktan değişimin parçası olmaya uzanan yol haritası

Ekonomik baskılar ve belirsizlik, liderliği giderek operasyonel hedeflere ve bütçe takibine indirgiyor. Oysa teknolojik dönüşümden iklim krizine uzanan çok katmanlı bir dünyada stratejik öngörüden zihniyet değişimine, insan odaklı yaklaşımlardan değişim öncülüğüne uzanan yeni liderlik anlayışı, bugünü yönetmenin ötesinde geleceği okuyabilmeyi gerektiriyor. Peki liderler bu dönüşüme nasıl hazırlanabilir?

Sinem Çelik

·

22 Eki 2026

Geleceğe hazırlıklı liderlik modeli: Değişimi anlatmaktan değişimin parçası olmaya uzanan yol haritası