

Balat ve Nişantaşı’nda nitelikli kahvenin adresi: Coffee Department Nitelikli kahve tabiri; kendine has coğrafyalarda yetişen, yetiştiği bölgenin koşullarına göre aroma ve tat profili kazanan ve bazı standartları karşılayan kaliteli kahve çekirdeklerini tanımlamak için kullanılıyor. Üçüncü dalga kahve olarak da bilinen bu kahveler lezzetin yanı sıra tüketicinin üreticiye dair daha çok bilgi sahibi olması yönüyle endüstriyel kahvelerden ayrılıyor. Böylece tüketici, sevdiği kahvenin ne gibi koşullarda yetiştiğini ve tarladan fincana dek nasıl bir süreçten geçtiğini bilme şansı yakalıyor. Bu da bir kültür oluşmasını mümkün kılıyor. Bugünkü konuğumuz, üçüncü dalga kahve kültürünün yaygınlaşmasında rol üstlenen ve Brezilya, El Salvador, Peru gibi bölgelerin en nitelikli çekirdeklerini kahve severlere ulaştıran bir kavurucu ve kahve dükkânı: Coffee Department. Coffee Department: Tarladan fincana, dünyadaki en kaliteli kahve çekirdeklerini bulmayı ve müşterilerine en güzel kahve deneyimini yavaşlatmayı amaçlayan Coffee Department, Balat ve Nişantaşı'ndaki iki şubesiyle hizmet veriyor. Coffee Department aynı zamanda İstanbul'un en iyi kahve kavurucularından biri ve dünyanın dört bir yanından topladığı en kaliteli çekirdekleri Balat'taki kavurmahanesinde işliyor. Sözünü ettiğimiz konumlarda nitelikli kahve hakkında merak ettiklerini sormak, yöresel çekirdeklerin kavurma, demleme ve tadım süreçleri hakkında bilgi almak ve yeni kahveler keşfetmek isteyen kahve meraklılarını bekleyen Coffee Department'ın özel kahvelerine ve ekipmanlarına ulaşmanın bir yolu daha var: Coffee Department çevrim içi mağazası. Neler var? Coffee Department'ın yöresel çekirdeklerinin kalitesinden söz etmişken hikâyelerine de biraz değinelim isteriz. Brezilya'nın doğu kıyısındaki Espirito Santo bölgesinin batısında bulunan dağlık bölgeden ve üç çiftçinin mahsullerinin birleşimi olan Brezilya / Pedra Azul; parlak asiditesi, yoğun gövdesi ve meyvemsi tatlılığıyla öne çıkıyor. Espresso ya da filtre kahve için sunulan ürün, damakta çikolata, portakal, fındık gibi aromalar bırakıyor. Peru'nun en kaliteli kahve çekirdeği üreticilerinden biri olan Walter Guitterrez Fernandez tarafından yetiştirilen Peru / El Remanzo ise yüksek gövdesi ve tatlılığı sayesinde keyifli bir deneyim sunuyor. El Salvador'un San José bölgesinde, Cooperativa Cuzcachapa'nın çiftçileri tarafından yetiştirilen çekirdeklerden elde edilen El Salvador / Cuzcachapa da günün her saatinde içilebilecek tatlı ve düşük asiditeli bir seçenek sunuyor. Coffee Department internet sitesinden Hario, Moccamaster gibi ekipman üreticilerinin kaliteli ekipmanları da temin edilebiliyor. 1 kilogramlık kahve alımlarında %10 indirim avantajı sunan Coffee Department internet sitesini buradan ziyaret edebilir; Coffee Department'ı Instagram'dan takip edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
Pandemi öncesi bir günü düşünüyorum, Levent’teyim, işten çıktım, eve gidiyorum. Büyükdere Caddesi’nde yine korna senfonisi çalıyor. Metronun alt geçidinden karşıya geçerken insandan bir sel tüm geçidi basmış hissi veriyor. Bu his sadece hafta sonu mu geçer? Yok, hemen olumsuzluğa kapılmayayım. Levent Meydan’a geliyorum; meydanı dolduran güvercinlere, bana eve kadar eşlik edecek köpeğe, köşede umursamazca uyuyan kediye bakınca o hisler geçiyor. İçimi daha “tanıdık” bir duygu kaplıyor. Çünkü bu şehrin her köşesinde, en samimi dosttan daha samimi bir sokak hayvanı görmek mümkün. 1700’lerde çizilen gravürlerde İstanbul’un sokak köpekleri var; Suriçi, Eyüp ve Üsküdar’a gelen Batılı gezginler, köpeklerin yolun ortasında miskin miskin uyuduğunu yazıyor. Hatta sadece sokakta yaşayan kedi ve köpekleri beslemek için bir meslek grubu bile oluşuyor: Mancacılar. Uzun lafın kısası, İstanbul’un o günden bugüne tüm dönüşümünün içinde onlar var. Peki biz onların gözünden İstanbul’a nasıl bakıyoruz?
Cats of Istanbul: "Kedi, kediden öte bir şey İstanbul'da.
Kedi, bütün İstanbul'un tarif edilmez karmaşası, kültürü, özgünlüğü ve özelliği ile ilgili bir şey…" Yönetmenliğini Ceyda Torun'un yaptığı belgesel Cats of Istanbul, tam da böyle tarif ediyor İstanbul’u ve kedilerini. Sarı, Bengü, Aslan Parçası, Psikopat, Deniz, Gamsız, Duman… Yedi tepeli şehrin, yedi kedisinin öyküsünü anlatıyor. Hatta, daha da fazlasını… O kedilerde geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz, Ayasofya’nın ünlü kedisi Gli’yi de görüyoruz, heykeli dikilen Tombili’yi de, her sabah sokağın köşesinde meraklı meraklı bakan sarmanı da. Prömiyeri 21 Şubat 2016'da !F İstanbul Bağımsız Film Festivali'nde yapılan ve 10 Şubat 2017'de ABD'de gösterime giren belgesel, şehre bir sokak hayvanının gözünden bakmayı ve onlarla olan ilişkimizi yeniden düşünmeyi öğütlüyor; İstanbul’un kedilerine bir aşk mektubu yazıyor.
Stray: Los Angeles’ta yaşayan yapımcı ve yönetmen Elizabeth Lo’nun gözünden bu kez İstanbul’un sokak köpeklerini görüyoruz Stray’de. Onların gözleri ve kulaklarıyla İstanbul’da neler yaşandığına; şehir, insan ve sokak hayvanları arasındaki ilişkiye misafir oluyoruz. 1910’da yaşanan ve 80 binden fazla sokak köpeğinin ölümüne neden olan “Hayırsızada Vakası”nı ve Twitter’da dolaşan şiddet haberlerini getiriyor aklıma. Çünkü film, sokak hayvanlarının şehirdeki statüsüz ve güvenliksiz yaşamlarını sorguluyor. Yiyecek ve barınak arayan üç köpek; Zeytin, Nazar ve Kartal, İstanbul’u yeni bir göz ve yeni bir kulakla algılama alanı açıyor. Bu şehirde var olduğunu bildiğimiz adaletsizliği de umudu da paylaşıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Kanal İstanbul, ekosistem için ne demek? İstanbul'da denize girmek hayal mi? Şehrin dört ayaklı sakinleri, şehir hakkında acaba ne düşünüyor?
29 Kas 2020

YAZARLAR

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Sirkeci’de, İstanbul’un en yoğun geçiş noktalarından birinde yükselen Sanasaryan Han, bugün "lüks otel" olarak işletiliyor. Ancak binanın hikayesi bir otelden çok daha fazlası: Bir Ermeni vakfı, devletleşen bir mülkiyet, siyasi tutukluluk hafızası ve yarım asrı aşan bir hukuk mücadelesi...

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Bir devleti, kendi çağında kendine verdiği adla mı anmalıyız, yoksa sonradan yakıştırılan adla da anabilir miyiz? Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Ancak şunu bilmeden sağlıklı bir tartışma yürütülemez: Bizans, Doğu Roma’nın kendine verdiği bir ad değildir. Bu da bizi daha büyük bir soruya götürür: Tarihi kim anlatıyor, hangi kelimelerle ve neden?



