E-ticaret ve sosyal ticaret: Bir topluluk oluşturmanın gücü


Düzgün beslen, güçlü yaşa: bahs. Yeni bir yıl yeni bir biz derken yoğun hayatlarımız aynı koşuşturmacayla devam ediyor. Zaman yönetimimize pratiklik kazandıracak çözümler arıyoruz, değil mi? Kendimize zaman ayıralım, kahvaltıyı atlamayalım, sağlıklı beslenelim, sporu unutmayalım derken bu denklemi çözecek bir şeye ihtiyacımız var. Bu noktada bahs. ve onun ihtiyacımıza yetişen ürünü Öğün Tozu karşımıza çıkıyor. Nedir? Bir öğün için gerekli olan tüm besinleri bir araya getirerek sağlıklı ve dengeli beslenmemize yardımcı olan ve diyetimize lezzet katan bahs. Öğün Tozu , ister kahvaltı yerine ister spor sonrası akşam yemeği yerine, kısacası günün hızlı aktığı her an zahmetsizce öğün olarak tüketilmek üzere dokuz ayrı lezzet sunuyor. Neden önemli? Bitkisel kaynaklardan elde edilen proteinle karbon ayak izinizi önemli ölçüde düşürmeyi mümkün kılıyor. Düşük kalorili 60 gr Öğün Tozunun içerisinde %46 protein, %25 karbonhidratlar, %17 yağ ve %8 lif bulunuyor. Vücudun gelişmesi için ihtiyaç duyduğu 27 vitamin ve mineralin tümünün ideal miktarına sahip. Öğün başına ekonomik avantaj sağlıyor. Bir paket sayesinde tam 10 öğününüzü bahs. Öğün Tozu ile geçirebilirsiniz. Dahası: Tamamlayıcı beslenmeyi mümkün kılan Öğün Tozu ; kilo verme, kas kazanma veya sağlıklı beslenme gibi hedeflerinize ulaşmanız için yardımcı oluyor. Daha yüksek protein miktarına ihtiyaç duyuyorsanız 40 gr yüksek protein içeren Yüksek Öğün Tozunu da değerlendirebilirsiniz. Size en uygun bahs. ürünlerini ve kampanyaları buradan inceleyebilir, bahs. Öğün Tozuna şuradan ulaşabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Birçoğumuz bir markadan bir ürün satın aldıktan sonra "Topluluğumuza hoş geldiniz" veya "Artık ailemizin bir parçasısınız" gibi ifadelerle başlayan e-postalar almışızdır. Bunların kulağa klişe pazarlama taktikleri gibi gelmesi oldukça muhtemel. Zira gerçekten de çoğu zaman bu söylemler, markalar tarafından içi doldurulmamış pazarlama stratejilerinin gerçek bir topluluk duygusundan yoksun sloganları olarak kalıyor.
Gerçek güç ise markanızı sahiplenecek, reklamlarınızdan bağımsız olarak sürekli sizi kendi arkadaş grupları içerisinde paylaşacak özgün bir topluluk oluşturmakta yatıyor. Fakat bunu yapmak için tüketiciyi çok iyi anlamak yetmiyor, bunun dışında marka için bir aidiyet hissi yaratmak, bir kimlik tanımlamak ve tüketicilerle duygusal bir bağ kurmak da gerekiyor.
"Marka artık bizim tüketiciye ne olduğunu söylediğimiz değil, tüketicilerin birbirlerine söylediği şey, genellikle de bizim oluşturduğumuz topluluklarla."
- Scott Cook, Intuit Kurucu Ortağı
Topluluk oluşturmanın önemi
Bugün, e-ticaret markalarının başarıya ulaşmak için sadece bir online mağazaya sahip olması yeterli değil. Birçok marka yöneticisi ve girişimci, büyüme hedeflerine ulaşmak ve rekabet ortamında öne çıkmak için etkileşimi yüksek topluluklar oluşturmanın gücünü anlamış durumda. Özellikle reklamların tıklanma başına maliyetinin yükseldiği ve pazar rekabetinin giderek arttığı bu dönemde, yeni müşterilere ulaşmak giderek maliyetli hâle geliyor ve mevcut müşterileri elde tutmak, bir markanın sürdürülebilirliği açısından hayati bir önem taşıyor.
"Markanızın ürünlerini kullanan kişiler sadece genel bir kitle değildir; markanızın temsil ettiği düşünce ile ortak bir bağı ve tutkuyu paylaşan bireylerden oluşan, yaşayan, nefes alan bir ağdır."
- Brian Solis, Antropolog, Konuşmacı ve Yazar
Etkili ve destekleyici topluluklar oluşturan markaların müşterileri, sadece bir ürün satın aldıkları düşüncesine kapılmazlar; aynı zamanda kendilerini bir "topluluk" üyesi gibi de hissederler. Bu topluluklara üye olan veya bu topluluklara dahil hisseden tüketiciler, ürünler hakkında değerlendirmeler yapma, etkileşime geçme ve ürünleri kendi sosyal çevrelerinde önerme eğilimindedirler. Bu tür tüketici kaynaklı içerikler, daha özgün bir nitelik taşır ve tüketiciler tarafından markanın kendi oluşturduğu reklamlara göre daha güvenilir olarak algılanır. Sadık ve tutkulu topluluk üyeleri, organik bir şekilde marka savunucusu ve etkileyicisi konumuna gelirler. Marka tarafından kendileriyle sağlıklı bir iletişim kurulduğunda, gururla ürünlerle ilgili içerikler üretir ve bunları paylaşırlar. Bu noktada, yalnızca mükemmel bir ürüne sahip olmak yeterli değildir; markalar, kendilerini benzersiz kılmak, tüketicileri elde tutmak ve sürdürülebilir büyümeyi sağlamak amacıyla da etkileşimli topluluklar oluşturmalıdır.
"Bir markanın gücü, özgünlüğünde ve topluluğunun katılımında yatar. Mesele sadece bir ürün satmak değildir; mesele bir hikaye paylaşmak ve bir hareket yaratmaktır."
- Rand Fishkin
Güçlü topluluklar, güçlü markalar
Markaya özgü bir topluluk yaratmanın faydalarını kısaca sıralamak gerekirse:
- Topluluk içerisindeki aktif marka savunucuları ile geleneksel pazarlamaya ve daha maliyetli pazarlama kanallarına olan ihtiyaç azaltılarak müşteri edinme maliyetlerini düşürmek mümkün olacaktır.
- Özgün bir topluluk kulaktan kulağa pazarlamayı yayacak ve daha fazla güven duyan potansiyel tüketicilerin satın alma dönüşüm oranları artacaktır.
- Nielsen’in 2021 yılında yayımladığı Reklamlara Güven Araştırması’na göre tüketicilerin %88’i tanıdıkları kişilerin tavsiyelerine diğer tüm pazarlama mesajlarından daha fazla güvendiklerini belirtmiştir.
- Markaların temel problemlerinden biri tüketiciler ile uzun dönemli ilişkiler kurmakta zorlanmalarıdır. Bağlılık duyan tüketiciler daha uzun yaşam boyu değerine sahip olacaktır.
- Amazon, Trendyol gibi üçüncü parti platformlardaki herhangi bir değişiklik işletmeyi ciddi şekilde etkileyebilir. Özgün bir topluluk bu etkiyi en aza indirecektir, zira onlar markanın ürünlerini bulmak için çaba harcayacaklardır.
- Rakiplerle dolu bir küresel pazarda güçlü bir topluluk, markanıza rekabet avantajı sağlayacaktır.
Güçlü topluluklar oluşturarak büyük başarılar elde etmiş pek çok marka bulunuyor. İlk akla gelenler arasında Nike, Starbucks, Airbnb gibi markaları sayabiliriz. Bu stratejiyi geçmişte başarıyla uygulamış ve hayata geçirmiş birkaç örneğe daha yakından bakalım.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Üç haftada üç zam gören SGK emeklileri, sonunda diğer emeklilere bir defada verilen zam oranını yakaladı. Son yıllarda markalar, tüketiciye topluluk duygusu aşılamanın değerini kavradı.
25 Oca 2024

YAZARLAR

Burak Üstün
Yönetici ve mentor. Amazon Londra ofisinde Senior Program Yöneticisi olarak çalışan Üstün, Londra ve İstanbul’daki teknoloji ve e-ticaret startup’larına mentorluk yapıyor.

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir insanın “Ne iş yapıyorsun?” sorusuna iki cümleyle cevap verip daha fazlasını anlatma ihtiyacı duymamasıyla bir markanın neyi söyleyip neyi geride bırakacağını bilmesi, aynı olgunluk eşiğine işaret ediyor. Sadelik; hiçbir şey bilmemenin getirdiği bir sığlıktan değil, aksine çok şey bilip hepsinin ağırlığını tarttıktan sonra lüzumsuz olanları arkada bırakabilme cesaretinden geçiyor.

Nike’ın marka adı, onlarca yıldır “spor” kelimesiyle neredeyse eş anlamlıydı. Bu başarı, şirketi uzun yıllar borsanın favorileri arasında tuttu. Fakat son birkaç yılda ivme şaşırtıcı bir hızla tersine döndü ve şirket, yaklaşık 18 yılın ardından S&P 100 endeksine veda etmek zorunda kaldı. Peki ne oldu da dünyanın en güçlü spor markalarından biri, bu denli hızlı bir düşüşe sürüklendi?

Reklamcılık artık dikkat ekonomisinden niyet ekonomisine geçiş yapıyor. ChatGPT’nin test ettiği Sponsorlu Ajanlar, markaların tüketicinin karar verme konuşmasına doğrudan katılmasını sağlayan yeni bir katman açıyor. Kişiselleştirilmiş iknanın birim maliyeti neredeyse sıfıra inerken mesele, anlatının nerede durduğu ve kimin adına konuştuğunun her aşamada görünür olup olmamasında düğümleniyor.

Arama deneyimimizin yapısal olarak değişmeye başladığı aşikar. Artık sadece bilgi aramıyoruz, aynı zamanda alım kararlarımızı da yapay zekaya danışıyoruz. Ancak yeni denklem yalnızca GEO’dan ibaret değil: Araştırmalar, tüketicilerin yapay zeka önerilerinde hâlâ bağımsız insan deneyimine ve güvenilir üçüncü taraflara ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Markalar için de esas mesele, algoritmada görünmek kadar, algoritmanın güvendiği üçüncü taraf dünyasında sahici, tutarlı ve organik bir yer edinebilmekte yatıyor.

Matcha, protein barlar, iki malzemeli Japon cheesecake’i, Gigi Hadid makarnası, çiğ köfte suşi… Yiyecek trendleri, artık sosyal medyanın etkisiyle çok daha hızlı yayılıyor. Tedarik zincirleri ise bu hıza ayak uydurmakta zorlanıyor. Talep, dijital hızda büyürken çiftlikler ve fabrikalardaki tarım ve gıda üretimi, fiziksel sınırlar içinde kalıyor.




