

Zorlu Holding: #EsitBiHayat için #ŞiddeteKarşıYalnızDeğilsiniz Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu'nun (UNFPA) araştırmasına göre her 10 kadından 4'ü hayatları boyunca en az 1 kez şiddetin bir türüne maruz kalıyor. Şiddetin her türünün Türkiye’de önemli bir sorun teşkil ettiğinin bilincinde olan Zorlu Holding , Eşit Bi’Hayat yaklaşımıyla her tür şiddetten arınmış, daha eşit, adil ve iyi bir gelecek için çalışıyor. Eşit Bi'Hayat adını verdiği toplumsal cinsiyet eşitliği yaklaşımına paralel, şiddete maruz kalan kişilerin kendilerini güvenle ifade edebilecekleri, yardım isteyebilecekleri bir kurum kültürü oluşturmayı ve iş ortamını güçlendirmeyi hedefleyen Zorlu Holding; geçtiğimiz yıl, şiddet konusunda farkındalığı artırmak ve şiddetin herhangi bir türüne maruz kalan çalışma arkadaşlarına yol gösterebilmek üzere Ev İçi Şiddeti Önleme Politikası’nı yayınladı. Güvenlik, esnek çalışma, hukuki ve psikolojik destek başta olmak üzere çeşitli olanaklarla çalışanlarını destekleyen Zorlu Holding; farkındalık çalışmalarını sürdürmeye devam ederek şiddetin mevcut durumuyla ilgili istatistiklere yer verdiği ve ayrıca şiddetin türlerini örnekler üzerinden vurguladığı “ Bu Sevgi Değil ” mesajlı iletişim kampanyasıyla şiddet türleri ve bu konuda destek alınabilecek kanallar konusunda dikkat çekmeyi hedefliyor.
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Bu röportaj, Zorlu Holding katkılarıyla hazırlanmıştır.
ANGST İnsanları'nda iklim krizi, azınlık hakları, kimlik politikaları, döngüsel ekonomi ve aktivist kültürlerle ilgilenen, bunları kendi meselesi hâline getirenleri yakından tanıyoruz. Altıncı konuğumuz iş insanı, oyun yazarı ve Zorlu Holding'in toplumsal cinsiyet eşitliği projeleri danışmanı Ebru Nihan Celkan.
Röportaj: Alara Demirel
Toplumsal cinsiyet eşitliği danışmanlığınız gibi öznesi olduğunuz organizasyonlarda bu gayeyi projeler aracılığıyla yansıtırken öncelikleriniz neler oluyor? Bu pratikler gündelik hayatınıza nasıl yansıyor?
Toplumsal cinsiyet bilincini yükselterek cinsiyete dayalı ayrımcılığın sınıf içinde ortadan kaldırılmasına katkı sağlamayı amaçlayan Mor Sertifika programına farklı zamanlarda eğitimci olarak destek verme şansım oldu. Proje, Türkiye genelinde farklı şehirlerde toplumsal cinsiyet algısı ve eşitliğini sınıf içi aktiviteler ve eğitim materyalleriyle artırmak için çalışıyor.
Zorlu Holding'le yaptığımız çalışmalar, kurumun farklı katmanlarına toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifiyle bakmak ve farklı alanlarda çalışan bireylerin yaptıkları işlere yine eşitlik perspektifinden yaklaşmalarını sağlamak. Bunu yaparken ilkeler çerçevesinde konuyu ele almaya çalışıyorum.
Kişisel perspektiflerimizin dönüşmesi eşitliği sağlamak için öncelikli adımlardan biri oluyor. Bu nedenle ağırlık olarak "Bireylerde toplumsal cinsiyet eşitliği için tutum ve davranış değişikliğini nasıl sağlarız?" sorusu üzerine yoğun olarak çalışıyorum. Gündelik hayatı da bu penceren takip ediyorum — "Hayatın her alanında kadınlar, toplumsal cinsiyet eşitliği nerede? Benim birey ve yurttaş olarak sorumluluğum ne?" sorularıyla ilgileniyorum.

Ebru Nihan Celkan'ın yazdığı Last Park Standing, Schauspiel Stuttgart tarafından sergilenirken
Fotoğraf: Björn Klein
İş hayatında aktif bir profesyonel olarak mobbing ve toplumsal cinsiyet kesişimi konusunda neler gözlemlediniz?
Mobbing, taciz ve şiddet toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanamadığı ve eşitlik uçurumunun derin ve geniş olduğu topluluklarda daha sıklıkla karşımıza çıkıyor. Sadece cinsiyetinden ötürü dünyanın insana vadettiği ayrıcalıklar kişi tarafından deneyimlenmediğinde (bir bireyde sadece erkek olduğu için herkesin kendisini sonsuz bir anlayışla karşılaması gerektiğine dair inanç gibi) bu o insan üzerinde bir bıkkınlık, öfke hayal kırıklığı yaratıyor. Bu duyguları yansıtmanın şiddetli yolları yukarıda saydığımız durumlar olarak kendisini görünür kılıyor. Toplumsal cinsiyet eşitliği ve her anlamda adil yaşam prensiplerinin bireyler tarafından içselleştirilmesi, yıkıcı davranışların da azalmasını sağlıyor.
Kaleme aldığınız metinlerde "Şiddet dilde başlar," diyerek dikkat ettiğiniz kalıplar var mı?
Şiddet sanırım dilden önce zihinde başlıyor — dil, zihnin bir uzantısı ve aynası. Kullandığımız kelimeler ve kalıplar, çoğu zaman zihnimizde oluşturduğumuz görüntüleri aktarmanın aracı oluyor. Dolayısıyla zihnimde bilim yapan insanların cinsiyeti erkekse “bilim adamı” tanımını kullanmak aslına bakarsanız oldukça tutarlı.
Peki zihnimdeki bu fotoğraf nereden geliyor? İnsan görmediğini hayal edebilir mi? Bu nedenle görsel hafızamızı cinsiyet eşitliğine yönelik olarak zenginleştirmek gerekiyor. Metinlerimde bu çeşitliliği arttırmayı hedefliyorum. Hayatın her alanında kadınların ve erkeklerin mevcudiyetini işaret etmeye özen gösteriyorum.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
WWF'le daha adil, eşitlikçi ve doğayla uyumlu bir dünya mücadelesine davet; Zorlu Holding'in toplumsal cinsiyet eşitliği projeleri danışmanı Ebru Nihan Celkan'la tanış.
30 Kas 2021

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
1 Temmuz’da başlayan "Depozitosu Olan Ambalajlar" uygulamasıyla iade edilen her plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajı için vatandaşlara 1 TL ödeniyor. Ancak uygulama ile tekrar kullanılabilen ambalajlar sistem dışına itilirken tek kullanımlık ambalajlar yaygınlaşıyor. "Ambalaj tasarımından bağımsız olarak ambalaj atığı sistemi tasarlanamayacağını" belirten Prof. Dr. Sedat Gündoğdu’ya göre 1 TL iade çok düşük, üretilen ürünün yüzde 20’sine yakın bir ödeme yapılması gerekiyor.

Deniz Göktaş, bize mizahın bildiğimiz hâlinin ne olduğunu hatırlattı. Bir zamanlar prime time’da politikacılarla kıyasıya dalga geçildiğini, bunun bir halüsinasyon olmadığını Yedi Uyurlar Mağarası'ndan çıkmış gibi hatırladık. Bu açıdan da Deniz Göktaş’a "sonunu düşünmeyen kahraman" değil, hoşgörünün ve gülüp geçmenin mümkün olduğu zamanların gerçek olduğunu hatırlatan biri gibi yaklaşmak gerek belki de.

Asıl öğrenme kaybı, çocuğun bedeninden, akranlarından, oyundan, doğadan, sıkıntıdan, evin gündelik işlerinden, kendi iradesinden, hayatın beklenmedik karşılaşmalarından kopmasıdır. Çocuklar yaz tatilinde öğrenmeyi kaybetmez. Biz öğrenmeyi okul sanma yanılgımız yüzünden, çocukların hayattan öğrendiklerini görme yetimizi kaybederiz.

Keynes, teknolojik ilerleme ve otomasyon sayesinde 2030 yılına gelindiğinde insanlığın temel ekonomik sorunları çözeceğini ve haftada yalnızca ortalama 15 saat çalışacağını öngörüyordu. Oysa bu eşiğe giderek yaklaşırken manzara bu öngörüden oldukça uzak. Peki ekranlarla ilişkimize dair gelecek senaryoları neler ve markaların iletişim faaliyetleri bu senaryolara göre nasıl şekillendirilmeli?

Birçok Avrupa kentinde sıcaklık rekorları peş peşe kırılırken kıtada sıcağa bağlı ölüm sayıları dünyanın diğer bölgelerine kıyasla orantısız derecede yüksek seyrediyor. Peki neden?



