İhtiyaçlar piramidinde yeni zirve: Eğlence


Brisa’nın emisyon azaltım hedefleri Bilim Temelli Hedefler Girişimi’nden onay aldı
Paris İklim Antlaşması’nın TBMM’de onaylanmasıyla, Türkiye’nin küresel iklim değişikliğiyle mücadelesinde kurumsal şirketlere düşen sorumluluk daha da arttı. Türkiye lastik sektörü lideri Brisa , bu sorumluluğun bilincini uzun süredir…
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Her yeni güne yeni bir zamla uyandığımız ve gündemin değişme hızına yetişemediğimiz bu günlerde yoğun rutinimize keyifli bir mola vermek hepimiz için ihtiyaç olsa gerek. Oysa alım gücümüzün düşmesi nedeniyle bütçemizin büyük bir kısmını temel ihtiyaçlara ayırdığımızdan eğlenceye sıra gelmiyor. Aramızdan kaç kişi en son ne zaman bir konsere, tiyatroya veya sinemaya gittiğini hatırlıyor?
- KDV zammı: Covid-19 salgınından etkilenen ekonomik faaliyetlere destek sağlanması amacıyla KDV oranlarında, çok sayıda hizmet koluyla birlikte eğlence sektöründe de Temmuz 2020’den beri indirim geçerliydi. İndirim uygulaması, 30 Eylül itibarıyla sona erdi. Hâlihazırda sinema, tiyatro, opera, bale biletleri ile müzeye giriş ücretlerinde KDV, %1’den %8’e; konser giriş ücretlerinde ise %8’den %18’e yükseldi.
Sinema salonlarına dönemeyiş
Ekim ayında uzun zamandır beklenen birçok film vizyona girmiş olsa da ilk haftanın bilet satışları 400 binin biraz üzerinde kaldı. Ekim 2019’da bu sayının 2 milyon civarında olduğu düşünüldüğünde, yaklaşık 1,5 senedir kapalı olan sinemaların gelirlerinde ciddi bir düşüş olduğu aşikar. Gişe verilerindeki düşüşte, salonların yarı kapasite çalışması ve pandemi önlemlerinin geçerli olmasının rol oynadığı düşünülüyor. Fakat izleyicileri salona dönmekten alıkoyan tek faktör salgın şartları mı? İşte burası tartışılır, zira veriler farklı bir hikaye anlatıyor:
- Salgın salonları vurmadan önce, 2018'de bilet satışlarında düşüş yaşanmaya başlamıştı. 2018’de %1 azalarak 70 milyona inen bilet satışları, 2019’da %15 kayıpla 60 milyonun altına indi. Salgının sinemaların kapanmasına neden olduğu 2020’de ise toplam bilet satışı %70 düşerek 17 milyona geriledi.
Sinemaya yönelik talebin azalmasında; Netflix, Amazon Prime, BluTv, Exxen, Gain gibi yerli ve yabancı çevrim içi video platformlarının sayısının artmasının etkili olduğu düşünülüyor. Nitekim pandemi döneminde sinemaların kapalı olması nedeniyle birçok film, vizyon tarihini ertelerken sadece çevrim içi platformlarda yayımlanan veya sinemalarla eş zamanlı olarak bu platformlarda da vizyona giren filmler oldu.
Öte yandan, dijital mecraların Türkiye pazarında giderek daha fazla talep görmesiyle sinemaya gitme ihtiyacı azalsa da hala bir filmin dünyasına girebilmenin yolunun sinema salonlarından geçtiğini düşünen ve evdeki küçüklü büyüklü ekranlarıyla yetinmeyenler de var. Gel gelelim bu sefer de bilet fiyatları caydırıcı oluyor.
- Box Office Türkiye verilerine göre bilet fiyatları ortalaması, 2019’da 16 TL iken günümüzde 22 TL’ye dayanmış durumda.
Beyoğlu Sineması yöneticilerinden Utku Öğetürk, elektrik kullanımı maliyetinin pandemi öncesi döneme kıyasla ikiye katlanmasının yanı sıra film dağıtıcılarının filmleri dövizle almasının maliyetleri ciddi oranda arttırdığına dikkat çekiyor ve bilet fiyatlarına yakın zamanda zam gelebileceğini söylüyor. Bunun yanında zamlanan bilet fiyatlarına rağmen pandemi öncesi gelirlerini yakalamanın zor olduğunu da belirtiyor.
Başka Sinema ekibinden Pınar Aydın ise sinema salonlarının iki hafta önceye kadar yarı kapasiteyle hizmet verdiğini hatırlatarak bu durumun bilet fiyatları artışında önemli bir etken olduğuna değiniyor. Ayrıca, ürün ve hizmet fiyatlarındaki genel artışın bilet fiyatlarına yansımasının kaçınılmaz olduğunu da ekliyor.
Alım gücü turnusolu: Tiyatroya gitmek ya da gidememek
Tiyatrolara gelecek olursak; devlet tiyatrolarındaki salon eksikliği ve iktidarın siyasal yönelimlerine bağlı olarak repertuvarda yapılan değişiklikler, tiyatroseverleri özel tiyatrolara yöneltirken özellerdeki bilet fiyatları ateş pahası olarak nitelendiriliyor. Öyle ki özel tiyatroların pahalı oluşu “Tiyatro elit kesimin mekanıdır,” önyargısını besler durumda. Enflasyonun etkisiyle ciddi oranda düşen alım gücü ve bunun beraberinde getirdiği gelir eşitsizliğinin bir yansıması olarak tiyatroya erişim de kısıtlanıyor.
Özel tiyatro biletlerinin pahalı olmasının sebeplerinden başlıcası salon kiralama maliyetinin fazla olması. Sahne kirası ve oyuncu ücretinin yanı sıra hesaba katmadığımız birçok kalem var: Oyun telif ücreti, dramaturg ücreti, yardımcı yönetmen, kostümler, dekor, fotoğraf çekimi, afiş - matbaa, prova süreci için sahne kirası, reklam, bilet satışından düşen komisyon ve daha birçoğu… Kısacası izleyici, bilet satın alırken onlarca gidere ortak oluyor.
Kadıköy Moda’da oyunlarını sergileyen bağımsız tiyatrocu Altkat Sanat Tiyatrosu ekibine göre:
“Özel tiyatro yapmayı bir işletme gibi kâr getiren bir iş olarak göremezsiniz. Ödenekli tiyatroların biletleri bizden daha uygun fakat toplum vergilerle onların ücretlerini ödüyor zaten. Dolayısıyla ödenekli tiyatrolarda aldığınız bir bilet, topluma en pahalı özel tiyatroların biletinden daha pahalıya geliyor.”
Oyuncu Onur Taşdemir ise bu bağlamda “Tiyatrolar ayakta kalabilmek için ekonomiye ayak uydurmak zorunda kalıyor. Sattığınız bir ürünün maliyeti arttığında ya da vergileriniz ve borçlarınız gırtlağınıza kadar dayandığında siz ne yapardınız?” diyor.
Pahalı konserler, gıdasız ruhlar
Pandemi döneminde sessizliğe gömülen konser salonlarına gelirsek; konserler uzun bir aradan sonra başlamış olsa da bilet fiyatları, müzikseverleri zora sokuyor.
Mary Jane grubunun solisti Begüm Yiğit “Mekanların, sanatçıların, kiralanan veya satın alınan ekipmanların, ışığın, enstrümanların; kısacası her şeyin fiyatı arttığı için artık bir konser organizasyonu da fazla maliyetli bir iş. Dolayısıyla bu da bilet fiyatlarına ne yazık ki yansıdı,” diyor. Öte yandan, dinleyici kitlesinde keskin bir değişim görmediğini de ekliyor:
“Zeytinyağı 200 lira da olsa nasıl alıyoruz çünkü temel ihtiyaç. Konsere gitmeyi de aynı o şekilde görüyorum. Ekonomik durumu görece iyi olan için zaten fark yaratmıyor biletlerdeki fiyat farkları. Fakat ekonomik özgürlüğü biraz kısıtlı olanlar da, mesela öğrenciler, gerekirse harçlığını biriktiriyor, ayda bir konsere gidiyor belki, ama gidiyor. Yani bilet fiyatları çok fazla deyip konser etkinliklerine veda etmiyor kimse. Ya da sayıları yok denecek kadar az, çünkü gelen kitlede bir değişim göremiyorum.”
Renkli Çalışmalar ajansının kurucusu Cem İnci ise müzisyenlerin 1,5 sene boyunca sahnelerden uzak kalmasının ve gelir elde edememesinin bu dönemdeki fiyat artışlarıyla telafi edilmeye çalışıldığını düşünüyor. Fiyat artışlarının kimi sanatçılar için %300’ü bulduğunu söyleyen İnci, alım gücünün ciddi ölçüde düşmesinden ötürü arz talep dengesinin önümüzdeki dönemde değişeceğini ve özellikle “performance hall” olarak bilinen işletmelerin gelirlerinde düşüş olacağını öngörüyor.
Eğlenmeye dair umut veren detaylar
- Üniversite öğrencilerine birçok ürün ve hizmetlerin askıda olarak ücretsiz ve karşılıksız sunulmasını sağlayan sosyal girişim “Askıda Ne Var” öğrencilerin tiyatro, sinema ve konser biletlerine ulaşmasına da imkan sağlıyor.
- Kültür ve Turizm Bakanlığı, 508 özel tiyatronun projelerine yardım için başvurduğu 2021-2022 sanat sezonunda 428 özel tiyatronun projesine 13 milyon 500 bin lira destek sağlanacağını açıkladı.
- Temmuz ayında başlayan “Koltuk Senin” uygulaması, Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda sahipleri tarafından kullanılmayan koltukları 24 yaş altı gençlerle buluşturuyor. Kış için farklı etkinlik merkezleri, yine aynı proje kapsamında gençlere açılacak.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Pandemi şartları ve artan maliyetler, yeme-içme sektörünü nasıl etkiliyor? Yüksek enflasyon nedeniyle alım gücünün düştüğü Türkiye'de eğlence sektörü ne durumda?
29 Eki 2021

YAZARLAR

Özlem Toplar
Yazar - Pareto

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
"Ödünç dikkat çağı" bugünlerde yeni bir şey gibi paketleniyor ama neredeyse reklamcılık kadar eski bir tartışma bu. Öte yandan viral akımlar, memler, trend sesler, influencerlar çağında araştırmalar, ödünç dikkatin kapıyı açsa da alışkanlık yaratmadığını da gösteriyor. Peki bu tartışmaların ortasında reklamcılıktan elde kalan ne? Bunun cevabı şeffaf süreçler, doğrulanabilir sonuçlar, kanıtlar ve gerçek insan emeğinde yatıyor.

Eskiden yalnızca satın alınan ürünleri taşımak için kullanılan bez çantalar, bugün tüketiciler için bir statü sembolüne, markalar için ise maliyetsiz bir reklam aracına dönüşüyor. Giderek daha fazla işletme, esas faaliyet alanının dışına çıkarak bez çantalardan tişörtlere, şapkalardan kupalara kadar uzanan “merch” koleksiyonları oluştururken bir dönemler ücretsiz dağıtılan bu promosyon ürünleri, tüketicilerin para ödemeye gönüllü olduğu yeni bir pazar yaratıyor.

Ortadoğu'daki savaşın tetiklediği akaryakıt krizi, elektrikli otomobillere yönelik talebi yeniden artırırken sektördeki dengeleri de değiştiriyor. Son bir yılda elektrifikasyon yatırımlarını küçülten otomobil devleri, yükselen talep ve Çin’deki üreticilerin güçlenen rekabeti karşısında gelecek stratejilerini yeniden değerlendirmek zorunda kalıyor.

Dijital ödeme çözümleri, her geçen gün daha da yaygınlaşırken işletmelerin bu çözümlere yaklaşımında güven, kullanım kolaylığı ve sağlanan somut fayda belirleyici hâle geliyor. Yakın tarihte Garanti BBVA’nın kuruluşu Tami’nin ve Ipsos Türkiye’nin işbirliğinde gerçekleşen çalışma da işletmelerin dijital ödeme çözümlerine açık olduğunu, fakat dönüşümün esas anahtarının güven olduğunu ortaya koyuyor.
12 Eki 2026

Tüketicilerin kredi kullanım tercihleri son yıllarda nasıl değişti, Türk bankacılık sektörü para politikası kararlarına nasıl uyum sağlıyor ve finansal teknolojiler alanında faaliyet gösteren girişimlerin büyümesinin önündeki başlıca sorunlar neler? TeklifimGelsin Kurucu Ortağı ve CEO’su İhsan Cem Zararsız, kredi piyasasındaki gelişmeleri, bankaların dijitalleşme sürecini ve Türkiye’de girişimlerin finansmana erişimde yaşadığı sorunları Aposto okurları için anlattı.




