Emek piyasası dönüşürken sendikalar nerede duruyor?

Dijital emek platformları, geleneksel işçi-işveren ilişkisini dönüştürüyor. Peki, dijital platform işçilerinin dünya genelindeki eylemleri, sendikacılık için yeni bir dönemi mi işaret ediyor?
Emek piyasası dönüşürken sendikalar nerede duruyor?

11 Şubat - Cargill - Pareto
Cargill ile birlikte

Tarlaya bereket getiren program Hayatın ve teknolojinin hızına paralel pek çok kavram değişiyor. Son yıllarda sürdürülebilirlik kavramı da herkes için daha önemli hâle geldi. Şirketler vizyonlarını, planlarını sürdürülebilirlik odağına daha fazla alıyor, sosyal etki temelli projeler oluşturuluyor. Cargill’in 2019 yılında çiftçilerin verimini ve refahını artırmak amacıyla hayata geçirdiği 1000 Çiftçi 1000 Bereket , tarımda çevresel, sosyal ve dijital dönüşümü destekliyor. Türkiye’de çiftçiye en uzun süreli ve kapsamlı desteği veren program, bugüne kadar 12 ilde 4 bine yakın mısır, ayçiçeği ve kanola üreticisine ulaştı. Program, farklı alanlarda hayata kattığı değerleri ölçmek için yapılan SROI (Yatırımın Sosyal Geri Dönüşü) çalışmasıyla da Türkiye’de ilk kez sosyal etki hesaplaması yapılan program olma özelliği taşıyor. Geçen yıl yapılan her 1 TL’lik yatırım 3,03 TL değerinde sosyal getiri sağladı. Böylece, 2019’dan bu yana programın sağladığı sosyal getiri %20 oranında arttı. Bu yıl Bursa ve Kocaeli’nin de dâhil edildiği program kapsamında hayata geçirilen ‘Tarlada Sıfır Atık’ projesiyle; 3 tona yakın plastik atık geri dönüştürülerek ekonomiye kazandırıldı 117 kg sera gazı salımı engellendi 16 bin 513 kWh enerji tasarrufu elde edildi 2021’de Konya ve Karaman bölgesinde plastik atık konteynerleri belediyelere teslim edilerek geri dönüşüme katkıda bulunuldu. İTÜNOVA Teknoloji Transfer Ofisi ile geçen yıl başlatılan mısırın Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi ise bu yıl ayçiçek ve kanola için de hayata geçirilecek. Uluslararası bir platform olan Cool Farm Tool iş birliğinde yapılan Karbon Ayak İzi hesaplamalarının ikinci fazında tarlada sera gazı emisyonu takibi başlatılacak. 1000 Çiftçi 1000 Bereket’e yönelik detaylı bilgi için 1000ciftci1000bereket.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren →

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

Çevresel ve teknolojik gelişmeler ile iş süreçleri dönüşmeye ve çeşitlenmeye devam ederken işçi-işveren ilişkileri -hâlihazırdaki güvencesiz çalışma koşulları, düşük ücretler ve kayıt dışılık gibi problemlerin etrafında- yeni boyutlar kazanıyor. Özellikle pandemi döneminde yükselişe geçen sanal emek hareketliliği, arz tarafında işçiler için bir özerklik/esneklik fırsatı; talep tarafında ise küresel ölçekte en hızlı ve ucuz biçimde iş gücü tedariki olarak değerlendiriliyor. Bir diğer taraftan müşteri ya da işçi olarak dâhil olduğumuz, her taraf için ilerici ve kazançlı olarak nitelendirilen bu dönüşümde, emek-sermaye çatışması tarihsel geçerliliğini farklı görünümlerde sürdürüyor. Sendikalar da faaliyetlerinde bu yeni boyutlara temas etmeye ve alternatif mücadele yöntemlerine zorlanıyor. Peki, platform ekonomisi kavramı altında değerlendirdiğimizde sendikacılık bugün nerede duruyor?

Emek piyasasının dönüşümünden ne anlıyoruz?

Dijital emek platformları, geleneksel işçi-işveren dikotomisinden öte üç aktörden (platform sağlayıcı, platform çalışanı ve müşteri) oluşan ve rollerin hukuki statülerindeki belirsizliklerden ötürü muğlaklaştığı bir yapı sunuyor. Bu yapıda yeni ve farklılaşmış olanlar şöyle:

  • Yeni bir işçileştirme süreci: Platformlar, çok geniş bir kitleyi işçileştirerek kendi kuralları çerçevesinde istihdam ediyor. Küçük mülk sahipleri, mülkleriyle birlikte işçileştiriliyor. Örneğin arabası olan taksici, evi olan ise konaklama sektörü çalışanı hâline geliyor. İşyerleri de tekelleşen platform sağlayıcılarının ağına dâhil olmak, oyunun kurallarına uyum sağlamak zorunda kalıyor. 
  • Sosyal haklar: Bu yapıdaki en yüksek bilgi ve kontrol sahibi olan platform sağlayıcılar, hızlı ve düşük maliyetli hizmet aracısı olarak tanımlandıkları sürece kendilerini işveren yükümlülüklerinden uzaklaştırabiliyor. Çalışanlar ise kapsamını genellikle sağlayıcıların çizdiği atipik sözleşmelerde “bağımsız çalışan”, “bağımsız yüklenici” olarak tanımlanıyor ve sosyal koruma maliyetlerini kendileri üstlenmek durumunda kalıyor.

Çalışma koşullarının esnekleştirilmesi elbette yeni bir fenomen değil. Fakat, burada problem edilen, geçici personel istihdamından öte “eşler arası sıfır sorumluluk üzerine kurulu” bir modelin varlığı. Emek piyasası dönüşürken ve güvencesiz çalışma koşulları daha katmanlı bir hâl alırken işçilerin hak arayış biçimleri de dönüşüyor.

  • İşçilerin öncelikleri: Platform çalışanlarının küresel çaptaki protestolarını derleyen Leeds İndeksi’nin gösterdiği üzere -bölgeler arasında farklılıklar göstermekle birlikte- protestoların temel odağı öncelikle ücretler. Onu sırasıyla çalışma koşulları ve istihdam statüsü takip ediyor. 

Sendikal faaliyetler bu dönüşümde nereye oturuyor?

Hızla gelişen bu sektörde işçileri örgütlemek ve sendikal faaliyetleri, yeni koşullara göre yeniden organize etmek şu anda örgütlü mücadelenin önündeki en akut mesele olarak gözüküyor. Bir noktanın altını çizmekte fayda var: Sendikalaşma oranları, Afrika’nın belirli bölgeleri ve Güney Amerika’yı dışarıda bırakırsak yaklaşık 20 yıldır düşmeye devam ediyor. Sendika üyeliğinin düşük olduğu kitleler incelendiğinde ise kayıt dışı, güvenceden yoksun, geçici işlerde ve kendi hesabına çalışanlar ön plana çıkıyor. Platform ekonomisi çalışanları, tam da bu kitleye dâhil ve sayıları arttıkça sektöre ait problemler daha da belirginleşiyor. 

Dijital platform işçileri, birçok ülkede “bağımsız çalışan” statüsüyle istihdam edildiği için üyeleri işçilerden oluşan sendikalara üye olamıyor. Bir diğer taraftan aralarındaki gelir farklılıkları, tek bir yere bağlı olarak ve aynı mekânda düzenli olarak çalışmamaları nedeniyle dijital platform işçilerini örgütlemek sendikaların önünde önemli bir engel olarak tanımlanıyor. Ayrıca izole yapılarından ötürü çalışanlar arası mücadele bilincini yaygınlaştıramamak da örgütlülüğün önündeki zorluk olarak gösteriliyor. 

Sendikalar için örgütlülük artık daha mı zor? 

Platform ekonomisindeki hak arayışları özellikle yemek teslimatı yapan kuryelerin eylemleriyle yakın dönemde daha belirginleşiyor. Bu süreçte, yukarıda tanımlanan tüm tarihsel ve güncel zorluklarına rağmen sendikacılık adına atılmış başarılı adımlar da mevcut. Dijital platform işçilerinin problemleri küreselde ortaklaşsa da mücadele pratikleri, güçlü bir örgütlenme geleneğine sahip ülkeler ve diğerlerinde elbette farklılaşıyor. Çözümsüz kalınan noktalarda alternatif mücadele yöntemleri doğuyor.  

Alternatifler: Geleneksel sendikaların platform işçilerinin taleplerine karşılık veremediği durumlarda hak arayışları alternatif kanallar aracılığıyla yürütülüyor. Batı Avrupa’da geleneksel sendikalar sürece daha aktif katılım sağlarken küresel Güney’de de tabandan gelen hareketler güçleniyor. Sosyal medya araçları, işçilerin koordine olup harekete geçmeleri için yeni araçlar olarak kullanılıyor. 

  • Büyük Britanya Bağımsız İşçiler Sendikası (IWGB) on yıldır platform ekonomisindeki hak arayışlarını örgütlemeye devam eden bir sendika. Ada’da sembolleşen Deliveroo ve Uber işçilerinin eylemleri karşısında özellikle esnek çalışma koşulları ve esnaf kuryelik statüsüne karşılık işçileri bir araya getiriyor. Sadece yemek dağıtımı değil diğer işlerde de ücretler ve şartların iyileştirilmesi için çalışıyor. Bunu hem kampanyalar hem de açtıkları davalarla yürütüyor. 
  • UMUT-SEN ise Türkiye’de sendikal mücadeleyi güçlendirmeyi amaçlayan bir kolektif. Yakın dönemde platform ekonomisi işçilerinin mücadeleleri başta olmak üzere birçok sektörden işçinin sesini bürokratik bir yapının ötesinde katılımcı bir biçimde duyurmaya çalışıyor. Geleneksel sendikacılık anlayışından uzak, daha dinamik bir biçimde sendikacılık faaliyetlerinin en yeni örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.

Sanal emek hareketliliği genişledikçe işçi-işveren ilişkileri, farklı görünümlerde ve tarihsel çelişkilerini beraberinde taşıyarak karşımıza çıkmaya devam ediyor. Dijital platform çalışanları örneği, işçilerin farklı araçlarla ve daha dinamik bir biçimde örgütlenmeye başladığını fakat örgütlenmek için geleneksel sendikaların ilk adres olmaktan çıktığını gösteriyor. Her ne kadar bugün kurye eylemleri ön planda olsa da aynı talepler, kısa zamanda diğer sektörler ve çalışanları tarafından da dile getirilebilir. Sendikaların ücret için uzlaşı süreci yönetmekten öteye gidip gidemeyeceği ise geleceklerine dair belirleyici olacak gibi görünüyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

ParetoPareto
∙

BÜLTEN SAYISI

✊ 2021 neden sendikaların yılı oldu?

Pandemi şartları, yüksek enflasyon, Z kuşağının çalışma hayatına girişi ve Joe Biden gibi politikacıların desteği, 2021'in sendikal aktiviteler için önemli bir yıl olmasına neden oldu. Peki, 2022'de neler olacak?

11 Şub 2022

Cargill ile birlikte
İllüstrasyon: Wired

YAZARLAR

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR

ParetoPareto
∙

HİKAYE

Sadeliğe giden yollar dikenli ve taşlı olmak zorunda mı?

Bir insanın “Ne iş yapıyorsun?” sorusuna iki cümleyle cevap verip daha fazlasını anlatma ihtiyacı duymamasıyla bir markanın neyi söyleyip neyi geride bırakacağını bilmesi, aynı olgunluk eşiğine işaret ediyor. Sadelik; hiçbir şey bilmemenin getirdiği bir sığlıktan değil, aksine çok şey bilip hepsinin ağırlığını tarttıktan sonra lüzumsuz olanları arkada bırakabilme cesaretinden geçiyor.

Cem Arıdağ

·

25 Eyl 2026

Sadeliğe giden yollar dikenli ve taşlı olmak zorunda mı?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Nike, S&P 100 endeksine veda ediyor: Yanlış giden neydi?

Nike’ın marka adı, onlarca yıldır “spor” kelimesiyle neredeyse eş anlamlıydı. Bu başarı, şirketi uzun yıllar borsanın favorileri arasında tuttu. Fakat son birkaç yılda ivme şaşırtıcı bir hızla tersine döndü ve şirket, yaklaşık 18 yılın ardından S&P 100 endeksine veda etmek zorunda kaldı. Peki ne oldu da dünyanın en güçlü spor markalarından biri, bu denli hızlı bir düşüşe sürüklendi?

Doğa Yurduneri

·

24 Eyl 2026

Nike, S&P 100 endeksine veda ediyor: Yanlış giden neydi?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Sponsorlu ajan reklamcılığı: Reklamı izlemek yerine, reklamla sohbet etmeye ne dersiniz?

Reklamcılık artık dikkat ekonomisinden niyet ekonomisine geçiş yapıyor. ChatGPT’nin test ettiği Sponsorlu Ajanlar, markaların tüketicinin karar verme konuşmasına doğrudan katılmasını sağlayan yeni bir katman açıyor. Kişiselleştirilmiş iknanın birim maliyeti neredeyse sıfıra inerken mesele, anlatının nerede durduğu ve kimin adına konuştuğunun her aşamada görünür olup olmamasında düğümleniyor.

Ümit Alan

·

18 Eyl 2026

Sponsorlu ajan reklamcılığı: Reklamı izlemek yerine, reklamla sohbet etmeye ne dersiniz?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Makinelere danışıyor, gerçek yorumlara inanıyoruz: Algoritmik itibara giden yol hâlâ insanlardan mı geçiyor?

Arama deneyimimizin yapısal olarak değişmeye başladığı aşikar. Artık sadece bilgi aramıyoruz, aynı zamanda alım kararlarımızı da yapay zekaya danışıyoruz. Ancak yeni denklem yalnızca GEO’dan ibaret değil: Araştırmalar, tüketicilerin yapay zeka önerilerinde hâlâ bağımsız insan deneyimine ve güvenilir üçüncü taraflara ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Markalar için de esas mesele, algoritmada görünmek kadar, algoritmanın güvendiği üçüncü taraf dünyasında sahici, tutarlı ve organik bir yer edinebilmekte yatıyor.

Cem Arıdağ

·

18 Eyl 2026

Makinelere danışıyor, gerçek yorumlara inanıyoruz: Algoritmik itibara giden yol hâlâ insanlardan mı geçiyor?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Algoritmadan tabağa: Tedarik zinciri yemek trendlerinin hızına yetişebiliyor mu?

Matcha, protein barlar, iki malzemeli Japon cheesecake’i, Gigi Hadid makarnası, çiğ köfte suşi… Yiyecek trendleri, artık sosyal medyanın etkisiyle çok daha hızlı yayılıyor. Tedarik zincirleri ise bu hıza ayak uydurmakta zorlanıyor. Talep, dijital hızda büyürken çiftlikler ve fabrikalardaki tarım ve gıda üretimi, fiziksel sınırlar içinde kalıyor.

Doğa Yurduneri

·

16 Eyl 2026

Algoritmadan tabağa: Tedarik zinciri yemek trendlerinin hızına yetişebiliyor mu?