Enflasyon beklentileri arasında uçurum var

Alınan onca tedbire rağmen hane halkının enflasyon beklentisi hala kırılamıyor. Üstelik grafiğe baktığımızda uzun dönem aynı doğrultuda giden piyasa profesyonelleri ve reel kesimin enflasyon beklentisi de ciddi anlamda ayrışmış durumda.
Enflasyon beklentileri arasında uçurum var

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

Merkez Bankası uzun zamandan bu yana kendi bünyesinde tuttuğu bir araştırmanın sonuçlarını son iki aydır kamuoyu ile de paylaşıyor. 

Bu verinin adı ‘Sektörel Enflasyon Beklentileri’. Aslında bu bir veri seti. 

Basitçe söylemek gerekirse 3 kesimin enflasyon beklentisini ölçüyor:

  1. Piyasa Profesyonelleri

  2. Reel Kesim

  3. Hane halkı (Vatandaş)

Sektörel Enflasyon Beklentileri, Piyasa Katılımcıları Anketi (PKA) ile derlenen finansal ve reel sektörden katılımcıların, İktisadi Yönelim Anketi (İYA) ile derlenen imalat sanayinde faaliyet gösteren firmaların ve Tüketici Eğilim Anketi (TEA) ile derlenen tüketicilerin 12 ay sonrası tüketici enflasyonu beklentilerinin izlenmesini amaçlıyor. 

Merkez Bankasının piyasa katılımcıları anketini zaten biliyoruz. Bir ara bizler buraya bakmayı bırakmıştık. Önemini yitirmişti. 

Neden önemsizleştiğini hatırlamayanlar varsa hemen hatırlatayım. 

Önceki Merkez Bankası Başkanlarından Şahap Kavcıoğlu zamanında piyasa katılımcıları anketinin katılımcı sayısı azaltılmış, Merkez Bankası beklentisi dışında görüş bildirenler anket dışında tutulmuştu. Böyle yapılarak Merkez Bankası uyguladığı akıl dışı politikaların sağlaması, kendince oluşturduğu uzmanlara da doğrulatılmaya çalışılmıştı. 

‘İllüzyon Ekonomisi’nin işlemesi için bu gerekli görülmüştü. 

Yeni ekonomi yönetimi göreve gelince rasyonelleşme politikası çerçevesinde ‘Piyasa Katılımcıları Anketi’ne daha önce dışarı çıkarılan büyük kurum temsilcilerini alıp, sayıyı da iki katına çıkarmıştı. Katılımcı sayısı dediğimizde öyle büyük bir sayı düşünmeyin. 68 ila 71 kişi arasında değişen sayıdan oluşan bir grup bu piyasa katılımcıları. 

Örneğin Ağustos ayı anketine 69 kişi katılmış. Bunların 29 tanesi bankaları temsilen, 22 tanesi banka dışı finansal sistemi temsilen ankette yer alırlarken, reel sektörü temsilen de 18 kişi yer almış. Hangi kurum temsilcisinin ankete hangi veriyi verdiğini göremiyoruz. Bu yönden bir şeffaflık yok. 

Reel kesimin enflasyon beklentileri İktisadi Yönelim Anketinden derlenerek alınıyor. Burada katılımcı sayısı epey fazla. Örneğin Ağustos ayı anketi, imalat sanayinde faaliyet gösteren 1763 iş yerinin yanıtlarını kapsıyor. 

Hane halkının enflasyon beklentileri ise TCMB ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) iş birliğiyle yürütülen Tüketici Eğilim Anketi sonuçlarına göre oluşturuluyor. 

Enflasyon beklentisi Merkez Bankalarının para politikası kararlarını etkilemesi, uygulanan para politikasının sonuçlarının görülmesi ve alınacak para politikası kararlarını şekillendirmesi açısından son derece önemli. 

Enflasyonla mücadelenin de olmazsa olmazı. Toplumun geniş kesimlerinde ‘Enflasyonun Düşeceği’ne ilişkin kanaat eğer oluşmamışsa, para politikası önlemleri tek başına bir işe yaramıyor. Fiyatlama davranışları istenildiği gibi şekillenmezse, enflasyonla mücadele edilemiyor ve fiyatlar her şeye rağmen artmaya devam ediyor. 

Merkez Bankası son iki aydır ‘Sektörel Enflasyon Beklentileri’ni kamuoyu ile paylaşarak aslında oldukça cesur bir adım attı. 

Ancak alınan onca tedbire rağmen hane halkının enflasyon beklentisi hala kırılamıyor. Üstelik grafiğe baktığımızda uzun dönem aynı doğrultuda giden piyasa profesyonelleri ve reel kesimin enflasyon beklentisi de ciddi anlamda ayrışmış durumda. 


Bu ayrışma için herkes farklı farklı nedenler sıralayabilir. 

Ben bu ayrışmanın en önemli nedenlerinden birinin TÜİK ve onun enflasyon rakamları olduğunu düşünüyorum. 

TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamlarına ne yazık ki kimse inanmıyor. TUİK yargı kararına rağmen ısrarla madde fiyatlarını açıklamıyor. Sürekli olarak yöntemden bahsediyor. Oysa hiç kimse enflasyon hesaplama yönteminin doğruluğunu tartışmıyor. Hangi veriyi verirseniz, uyguladığınız yöntem o veriye uygun sonucu veriyor. Tartışılan şey ise madde fiyatlarının bizatihi kendisi. TÜİK’in enflasyonu en iyimser vatandaşın enflasyonu bile yakalayamıyor. 

Mesela şirketlerden birçoğu daha inandırıcı geldiği için İstanbul Ticaret Odası’nın ücretliler geçinme endeksi ve toptan eşya fiyat endeksi rakamları ile çalışıyor. 

TÜİK rakamları ile çalışmak Merkez Bankası açısından da başlı başına bir sorun. Politika faizini doğru noktaya oturtmak için kullanılan TUİK rakamları yanlışsa eğer o zaman politika faizinin doğru belirlendiğini söylemek de pek mümkün olmaya bilir. Merkez Bankası yönetimi modellemeyi seviyor. Eğer modelde kullanılan rakamlar doğru rakamlar değilse o modelin de bir anlamı kalmıyor. 

Rakamlara güven olmayınca fiyat koyma gücü olanlar, ürettikleri mal ve hizmetlere kendi yaşadıkları enflasyonu yansıtıyorlar. Böylece aşırı karlar da doğuyor ve olay basit bir arz talep enflasyonundan kar enflasyonuna evriliyor. 

Merkez Bankası ‘Sektörel Enflasyon Beklentileri’ne baktığımız zaman, vatandaşın gerçekleşen enflasyonu neredeyse nokta atış bildiğini görüyoruz. Bu gerçekten incelenmeye değer bir sonuç.

Peki Piyasa Profesyonelleri ile makas neden bu kadar açıldı?

Şimdi ikinci ayrışma nedenine gelelim. 

Piyasa Profesyonelleri eminin vatandaş konumunda olduklarında, veri tablosunda girdikleri enflasyonu kendi hayatlarında hissetmiyorlar. Yani piyasa profesyonellerine, piyasa profesyoneli anketi yapılmasa, sokakta enflasyon anketi uygulanma eminim pek çoğu hepimizin vatandaş olarak hissettiği enflasyonu veri olarak o ankete girerler. 

O zaman sorun başka yerlerde. 

Birincisi piyasa profesyonelleri masadayken enflasyonu sadece bir rakam olarak görüyor olabilir. Vatandaş ise iliklerine kadar hissediyor yaşadığı enflasyonu. 

İkincisi; kurum adına veri girişi yapılırken, hükümetin ve ekonomi yönetiminin genel enflasyon beklentisinden ayrışmak istenmiyor olabilirler. Yani bir nevi ‘Şimşekleri Üzerlerine Çekmek’ istemiyor olabilirler. Bu ‘Şimşek’ hem kurumsal bir ‘Şimşek’ olabilir hem de ‘Hükümetin Şimşek gibi Bakışı’ da olabilir. O nedenle vicdan ile akıl arasına sıkıştıklarında ‘akıl ağır basmış’ olabilir. 

Üçüncüsü; her ne kadar yeni ekonomi yönetimi ile sayı 30 -35 kişiden ortalama 70 kişiye çıkarılsa da hala görüş bildirenlerin büyük bir kısmı ağırlıkla eski yönetimin sevdiği ve hükümetin geçmişte sevdiği verileri vermiş kişilerden oluşuyor olabilir. Yani sayıyı artırmak niteliği çok da fazla değiştirmemiş olabilir. 

O zaman eğer Merkez Bankası gerçekten bu ayrışmadan rahatsızsa yapılması gereken şey belli. Uzun zamandır çalışılan veri sağlayıcılar ile vedalaşmak, yerlerine yenilerini almak ve acilen sayıyı artırıp geniş katılım sağlamak. 

Bu yapılmadıkça bu ayrışmayı hep göreceğiz ve maalesef para politikasından istenen fayda bir türlü sağlanamayacak.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

EXANTEEXANTE
∙

BÜLTEN SAYISI

💸 Yeni döviz adımları

Yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatı bir hafta daha artış gösterirken, TCMB hâlihazırda yüksek seviyelere ulaşan TL mevduat payını koruyabilmek için birtakım sert adımlar atıyor.

30 Ağu 2024

WSJ

YAZARLAR

Prof. Dr. Burak Arzova

Akademisyen. 1994 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden mezun olmasının ardından araştırma görevlisi olarak göreve başladı. 1996 yılında yüksek lisans, 2000 yılında doktorasını tamamlayan Arzova, 2004 yılında doçent, 2009 yılında da profesör oldu. Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi, Muhasebe-Finansman Ana Bilim Dalı’nda öğretim görevlisi.

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

Haftalık takvim: TÜFE bekleniyor

Bu hafta veri akışının yanı sıra merkez bankalarının toplantı tutanakları da yakından izlenecek. Yurt içinde Eylül ayı enflasyonu, Hazine nakit dengesi ve sanayi üretimi öne çıkarken, yurt dışında ABD ISM hizmet PMI, Fed ve ECB toplantı tutanakları, Almanya sanayi üretimi ve Michigan tüketici güven endeksi ön planda.

05 Eki 2026

Haftalık takvim: TÜFE bekleniyor
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

İçeride fonların, dışarıda yükselen faizlerin makro etkileri ve sonrası

İçeride sermaye piyasalarında yaşanan kayıpların servet etkisi ve iç talep üzerindeki olası sonuçları tartışılırken, dışarıda tahvil faizlerindeki yükseliş finansal sistem açısından daha geniş bir risk alanı yaratıyor. Altın, konut ve faiz getirileriyle son yıllarda büyüyen hanehalkı serveti, fon kaynaklı kayıpların makroekonomik etkisini kısmen sınırlayabilir. Küresel tarafta ise yüksek kamu borcu, güçlü talep ve uzun vadeli faizler yılın son çeyreğinde piyasaların yönünü belirleyecek temel başlıklar olmaya devam edecek.

Erhan Aslanoğlu

·

01 Eki 2026

İçeride fonların, dışarıda yükselen faizlerin makro etkileri ve sonrası
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

Organize işler bunlar

Fon piyasasında yaşanan son gelişmeler, finansal denetimin yanında kurumların niteliği ve karar alma süreçleri üzerine de yeniden düşünmeyi gerektiriyor. Liyakat, şeffaflık ve kurumsal kapasite zayıfladığında sorunlar zaman içinde birikiyor ve sistemin hata üretme ihtimali artıyor. Son yaşananlar da örgütlü vasatlık kavramının ekonomi ve kurumlar açısından ne ifade ettiğini tartışmak için önemli bir örnek sunuyor.

Organize işler bunlar
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

Piyasa hazin sonu görüyordu: Manipülasyonun borsa mekanizması nasıl işledi?

Çok boyutlu bir sarsıntıya borsa manipülasyonu sermaye piyasası araçları, TEFAS fonları ve manipülatif hisse hareketleriyle yapıldı. Skandalın merkezindeki portföy yönetim şirketleri halka açıklık oranı ve işlem hacmi sığ hisselerde karşılıklı işlemlerle yapay fiyat oluşturdu. SPK’nın 28 Ağustos kararları sonrası likidite sıkışıklığı yaşandı, yatırımcılar parasını çekmek isteyince fonlar temerrüde düştü. Krizin borsa boyutunu uzmanlara sorduk.

Pelin Cengiz

·

30 Eyl 2026

Piyasa hazin sonu görüyordu: Manipülasyonun borsa mekanizması nasıl işledi?
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

Fonların tasfiyesi için hangi senaryolar öne çıkıyor?

Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında fonların tasfiyesine ilişkin yapılan toplantıda, tasfiyesine karar verilen yatırım fonları için bir Fon Koordinasyon Kurulu oluşturulması kararı alındı. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) da fonların malvarlığı ve likidite durumuna göre hak sahipliği mutabakatı tamamlanan yatırımcılara ödeme yapılmasına ilişkin yol haritasını sundu. Peki bu tasfiye süreci için ne tür senaryolar ön plana çıkıyor?

Emircan Yaman

·

30 Eyl 2026

Fonların tasfiyesi için hangi senaryolar öne çıkıyor?