Enflasyon Raporu'nun ima ettikleri

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın açıkladığı ikinci Enflasyon Raporu, rakamlardan çok verdiği mesaj nedeniyle kritik bir dönüm noktası oldu. Çünkü bu rapor sadece yukarı yönlü bir tahmin revizyonu olmaktan ziyade, aynı zamanda ekonomi yönetiminin enflasyona dair uzun süredir sürdürdüğü yaklaşımın değişmeye başladığını da gösteriyor.
TCMB’nin 2026 yılı için ara hedefi %16’dan %24’e, yıl sonu tahminini ise %18’den %26’ya yükseltmesi ilk bakışta teknik bir güncelleme gibi okunabilir. Ancak işin asıl önemli tarafı, Merkez Bankası’nın artık enflasyonun geçici olduğuna dair söyleminden uzaklaşması. Çünkü yapılan revizyonların büyüklüğü, fiyat baskılarının beklenenden çok daha kalıcı hâle geldiğinin resmî kabulü anlamına geliyor.
Aslında piyasa bunu uzun süredir görüyordu. Yıllık enflasyonun %32’nin üzerine çıkması, ilk dört ayda kümülatif enflasyonun %14,64’e ulaşması ve beklentilerin sürekli yukarı revize edilmesi, eski hedeflerin artık gerçeklikle bağını kopardığını gösteriyordu. Bu nedenle piyasalar uzun zamandır Merkez Bankası’nın orta noktadaki hedeflerine değil, tahmin bandının üst sınırına odaklanıyordu. Çünkü fiyatlamalar artık hedefe değil, ihtimale göre yapılıyor.
Bu nedenle TCMB’nin tahmin bandını kaldırıp doğrudan tek bir tahmin açıklamaya başlaması da önemli bir kırılma yarattı. Çünkü Merkez Bankası artık iletişimde daha sade ama aynı zamanda daha net bir zemine geçmeye çalışıyor. Piyasa açısından bakıldığında ise bunun anlamı şu: “Belirsizlik yüksek, bu nedenle artık geniş bantlarla değil, doğrudan gerçekleşmeye yakın seviyelerle konuşacağız.”
Raporun bir diğer dikkat çekici tarafı ise enflasyonun kaynaklarına dair yapılan vurgu oldu. TCMB Başkanı Fatih Karahan özellikle enerji ve gıda fiyatlarını öne çıkarırken, hizmet enflasyonundaki katılığın da altını çizdi. Bu oldukça önemli. Çünkü artık sorun yalnızca döviz kuru veya iç talep değil. Kira, eğitim, hizmet ve ücret geçişkenliği gibi daha yapısal alanlarda fiyatlama davranışları bozulmuş durumda. Yani ekonomi kısa vadeli bir fiyat şokundan çok daha derin bir “enflasyon alışkanlığı” problemine doğru gidiyor.
Tam da bu nedenle piyasaların asıl dikkatini çeken konu, böylesine sert bir revizyona rağmen ek sıkılaşma sinyali verilmemesi oldu. Çünkü normal şartlarda hedeflerin bu ölçüde yukarı çekilmesi, daha sert bir para politikası mesajıyla desteklenebilirdi. Ancak TCMB sıkı duruş vurgusunu korusa da ilave faiz artışına dair güçlü bir yönlendirme yapmadı. Bu da piyasada şu sorunun daha yüksek sesle sorulmasına neden oldu: “Merkez Bankası artık büyüme tarafını daha fazla mı önemsemeye başladı?”
Gerçekten de mevcut tablo bunu düşündürüyor. Politika faizi %37 seviyesinde tutulurken enflasyon %32’nin üzerinde seyrediyor ve reel faiz marjı giderek daralıyor. Aynı zamanda ekonomik aktivitede yavaşlama sinyalleri güçleniyor. Şirket bilançoları üzerindeki finansman baskısı artıyor. İç talepte belirgin bir soğuma hissediliyor. Dolayısıyla TCMB’nin yalnızca enflasyona odaklanan değil, büyümedeki hasarı da dikkate alan daha dengeli bir çizgiye yaklaşabileceği düşünülüyor.
Piyasa fiyatlamalarının da bunu satın aldığı görülüyor. Enflasyon raporu sonrasında bankacılık hisselerinde ilk etapta kısa süreli bir satış yaşansa da ardından gelen toparlanma dikkat çekiciydi. Çünkü yatırımcılar bu raporu, “faiz indirimleri tamamen rafa kalkmadı” şeklinde okudu.
Ancak burada kritik bir denge var.
Çünkü enflasyondaki yapışkanlık devam ederken faiz indirimlerinin erken başlaması, beklentiler üzerindeki baskıyı yeniden artırabilir. Özellikle enerji fiyatlarının yüksek kaldığı, jeopolitik risklerin devam ettiği ve hizmet enflasyonunun çözülmediği bir ortamda, Merkez Bankası’nın manevra alanı oldukça daralmış durumda.
Önümüzdeki süreçte piyasa artık tek bir sorunun cevabını arayacak:
Yeni enflasyon patikası, yeni faiz patikasını nasıl şekillendirecek?
Eğer enflasyonda kalıcı bir iyileşme sağlanamazsa, faiz indirimleri ötelenebilir hatta yeniden sıkılaştırma tartışmaları gündeme gelebilir. Ancak enerji fiyatlarında geri çekilme, kur oynaklığında azalma ve iç talepte dengelenme sağlanabilirse, TCMB daha kontrollü bir geçiş süreci yönetebilir.
Fakat bugün itibarıyla görünen gerçek şu:
Türkiye ekonomisi artık geçici bir enflasyon dönemini değil, uzun sürecek zamana yayılmış yeni bir yüksek enflasyon rejimini yönetmeye çalışıyor. Ve bu süreç hem piyasalar hem de ekonomi yönetimi açısından sanıldığından çok daha zorlu olacak.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
YAZARLAR

Doç. Dr. Filiz Eryılmaz
Bursa Uludağ Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Görevlisi.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
İstanbul Sanayi Odası’nda (İSO) 13 yıldır devam eden Erdal Bahçıvan dönemi sona erdi. 4 Kasım'da yapılan seçimlerde Adnan Dalgakıran, Bahçıvan'ın desteklediği Ender Yılmaz'ı 67'ye karşı 86 oyla geride bırakarak İSO'nun 2026-2030 dönemi Yönetim Kurulu Başkanı seçildi. Peki yeni İSO Başkanının programında hangi başlıklar var?

BIST 100’ün Ağustos ayında 14 bin 600 puanın üzerine çıktığı, ancak Eylül ayında yatırım fonlarında yaşanan likidite krizinin etkisiyle sert biçimde gerilediği üçüncü çeyrekte, Borsa İstanbul’un yatırımcı kompozisyonunda da belirgin bir ayrışma yaşandı. TÜYİD-Yatırımcı İlişkileri Derneği tarafından Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) verilerinden yola çıkılarak hazırlanan Borsa Trendleri Raporu’nun 2026 üçüncü çeyrek sayısında, yerli yatırımcıların portföy değerindeki kayıpların yabancı yatırımcılara kıyasla çok daha yüksek olduğu, yabancıların ise özellikle sanayi ve ticaret şirketlerindeki ağırlıklarını artırdığı görüldü.

Bu hafta yurt içinde Ekim ayı enflasyonu, imalat sanayisi PMI verileri ve öncü dış ticaret istatistikleri öne çıkarken, yurt dışında ABD'de Ekim ayı istihdam verileri, İngiltere Merkez Bankası'nın (BoE) faiz kararı ve Avro Bölgesi öncü enflasyonu ön planda.
01 Kas 2026

Dünyanın en büyük kripto para borsası Binance'e yönelik tarihin en büyük saldırılarından birinde 6,3 milyar dolarlık varlık etkilendi. Saldırganlar farklı blokzincir ağlarında varlıkları transfer edip ETH ve Bitcoin'e dönüştürmeye yönelirken, Tether, Circle ve diğer kripto kuruluşlarının müdahaleleriyle yaklaşık 2,7 milyar dolarlık varlık donduruldu. Saldırı, dijital finans sisteminin güvenliğini ve kripto piyasasında merkezî müdahale gücünü yeniden tartışmaya açtı.

ABD Merkez Bankası (Fed), güçlü ekonomik büyüme ve yüksek enflasyon karşısında politika faizini sabit tutarken, Aralık ayında yeni faiz artırımlarına gitme ihtimali güçleniyor.




