

Özgür ruhlara yenilikçi saatler: Ulysse Nardin Şimdicilik , zaman kavramına dair geçmiş ve geleceğin olmadığını, yalnızca şimdinin var olduğunu savunur. Zamansal oluş kipler değil, varlık veya yokluk açısından değişime uğrar. Yani, olayların geçmiş olması bir zamanlar şimdi, gelecek olması ise ileride şimdi olacağı anlamına gelir. Zamanın şimdiki an olduğunu varsayarsak anda kalmanın en önemli aracı, saatin, İsviçreli öncü üreticisi Ulysse Nardin ; 1846’da çıktığı yolculuğunda zamanın sınırlarını zorlayarak yapılabileceklerin ve yapılamayacakların kurallarını yeniden yazmaya devam ediyor. Ulysse Nardin : 170 yılı aşkın geçmişiyle özgür ruhlara yenilikçi saatler sunan Ulysse Nardin, dünyada komplike ve mekanik saat denildiğinde ilk akla gelen isimler arasında yer alıyor. Çok özel koleksiyonerler tarafından tercih edilen bir marka olma özelliği taşıyan öncü saat üreticisi, kendini sürekli yenileme felsefesi ve Ulysse Nardin geleneğiyle, ince ustalık ve teknolojiyi birleştiren başarılı yolculuğunu sürdürmeye devam ediyor. Ödüllerle dolu bir serüven 18’i altın madalya olmak üzere toplam 4300’den fazla ödül almış ve perpetual (sonsuz) takvimli mekanizmalarıyla dünyanın en hassas saatlerini üreten Ulysse Nardin, İnsanoğlunun gözlemleyebildiği tüm astrolojik olayların toplandığı ve üç saatten oluşan “Trilogy Set” koleksiyonuyla adını, Guinness Rekorlar Kitabı’na yazdırmıştır. Her yıl düzenlenen Yenilik Ödülü Yarışması’nda ard arda yıllarda kazandığı ödüllere Ulysse Nardin, 2004 yılında çok fonksiyonlu buluşu “Sonata” ile kazandığı ödülü de ekleyerek saat dünyasındaki başarısını pekiştirmiştir. Çok erken dönemlerde saatçiliğe damgasını vurmaya başlayan Ulysse Nardin’in limitli ürettiği saat koleksiyonlarını keşfetmek için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Eylül 2020: Keşif Sineması, Duende'de yazmaya başlayacağım kesinleştiğinde Elif ve Taner'e heyecanla bahsettiğim ilk yazı dizisi önerim olmuştu. Fikir basitti — Duende okurlarını her ay yeni bir yönetmenle tanıştıracak, yeni bir keşfe sürükleyecektim.
Sıfır noktası: "Henüz filmografilerinin başında oldukları için adını duymamış olabileceğiniz yönetmenler ve sinemaya güçlü başlangıçlar yapmalarını sağlayan filmlerine yer vereceğimiz bu köşeye, Taner'in her hafta çalma listelerimize yeni keşifler armağan ettiği köşesinden ilhamla 'Keşif Sineması' adını verdik," diyerek başladım keşiflerimi paylaşmaya.
On iki ay, on iki yönetmen: Antonio Campos sinemasının pamuk ipliğine bağlı ruh hâllerini, Eliza Hittman sinemasının fırtınaları izledi. Rúnar Rúnarsson'la doğaya, Ana Lily Amirpour'la hayalet şehirlere, Trey Edward Shults'la travmalara, Fernando Eimbcke'yle ergenlik sancılarına, Lauren Greenfield'la belgesel sinemaya, Jan-Ole Gerster'le Berlin sokaklarına, Hong Khaou'yla geçmişe, Bart Layton'la kurmacanın ötesine, Hadas Ben Aroya'yla Z kuşağının zihnine ve nihayetinde D'Innocenzo Kardeşler'le Roma'nın banliyölerine doğru bir yolculuğa çıktık.
Sırada ne var?: Önümüz, yeni Duende ve yeni keşifler. Sadece satırlarımdaki iç sesime kulak vermekle kalmayıp gerçek anlamda sesimi duyma zamanı şimdi. Duende'nin bir gününü ayıracağı Keşif Sineması, birbirinin tamamlayıcısı bülten, podcast formatı ve değerli konuklarıyla geleceğe gün sayıyor. Onları ve onlarla keşfetmek üzere!
Letterboxd'da: 12 ay boyunca Keşif Sineması yazılarında yer alan yönetmenlerin yazılarda adı geçen filmlerini bulabileceğin listemize göz atabilirsin.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Karşınızda tanıştırmaya değer 12 yönetmen. Önümüz, yeni Duende ve yeni keşifler.
13 Ağu 2021

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
“Brat summer”ın dans pistindeki isyanının üzerinden iki yıl geçti. 2026 yazında Z kuşağının pop yıldızları bu kez ayrılıkları, ölümü, kaygıyı ve dünyanın sonunu anlatıyor. Olivia Rodrigo’dan Phoebe Bridgers’a, Gracie Abrams’tan Charli xcx’e uzanan “sad girl summer”, yalnızca pop müziğin yeni trendi değil, savaşlar, iklim krizi ve gelecek kaygısıyla büyüyen bir kuşağın da ruh hâli.

Sema Kaygusuz’un "Saf Canavar"ı uzak bir geleceğin distopyasını değil, bugünün büyütülmüş ve ürkütücü ölçüde tanıdık bir suretini anlatıyor. İnsan olmanın sınırlarından hafızaya, rüyalardan yapay zekaya, insanmerkezciliğin kibrinden edebiyatın iyileştirici gücüne uzanan sohbetimizde Kaygusuz’la, kendi ifadesiyle “şimdinin kabusu, geleceğin enkazı” üzerine konuştuk.

Aşırı zenginlikten aşırı yoksulluğa, açgözlülükten fanatizme, mükemmeliyetçilikten bitmek bilmeyen arzularımıza... Psikanalist ve yazar Adam Phillips, "Aşırılık Üzerine Beş Kısa Sohbet"te çağımızı kuşatan aşırılıkların izini sürüyor. Belki de mesele çok fazla istememiz değil: “Kendimiz için çok fazlayız; açlıklarımızda ve arzularımızda, kederlerimizde ve bağlılıklarımızda, sevgilerimizde ve nefretlerimizde fazlayız.”

Şiddet, yok sayılma, erken yaşta evlilikler, engellenen kariyerler ve erken ölümler... Arabeskin kadınları, onları sürekli geride bırakmaya çalışan bir sistem içinde kendi kulvarlarını açtı, popüler kültürün damarlarına sızdı. Cansever’den Bergen’e, Dilber Ay’dan Esengül’e uzanan bu hikayeler, arabeskin acısını yalnızca şarkılarıyla değil, hayatlarıyla da sırtlanan; ölümleriyle dahi bu dünyanın onlara reva gördüğü vedanın tatsızlığını görünür kılan kadınları anlatıyor.

Yapay zekanın bizim yerimizi almasından korkuyoruz ama belki de asıl sorun insanın çoktan bir makineye dönüşmesindedir. Verimlilik, hız ve üretim insanın değerinin ölçüsüyse bu yarışı elbette makine kazanacak. Peki insanın değeri ne kadar ürettiğinde değil de sevmekte, düşünmekte, yaratmakta, ilişki kurmakta ve bütün bunları yaparken dönüşebilmekteyse? Yapay zekanın dünyayı ele geçirmesinden korkanlar için üç kitaplık bir reçete.






