
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Türkiye Cumhuriyet Merkezi Bankası Para Politikası Kurulu Toplantısı sonrasında politika faizini 100 baz puan indirdiğini duyurdu. Böylece politika faizi %15 olarak belirlendi.
Ne olmuştu?
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün partisinin grup toplantısında "Faiz sebeptir, enflasyon netice" görüşünü yinelemişti. "Faiz belasını bu milletin sırtından kaldıracağız. Bu yolda faizi savunanlarla birlikte olamam" ifadelerini kullanan Erdoğan, faiz indirimine devam edileceği sonucuna varılıp varılamayacağına ilişkin soruya "Merkez Bankası bağımsız değil mi? Bırakın da bağımsız olarak kararını o versin." şeklinde yanıt vermişti.
Endişeler
Türk lirasının değer kaybı bir süredir devam ediyor. Karar öncesi Cumhuriyet yazarı Erdal Sağlam; kurlardaki ve enflasyondaki artış sürmesini, toplumsal huzursuzluğun frenlenmesi için ücretlerde yüksek oranlı zamlar yapılmasını, bunun da enflasyon artışlarındaki hızlanmayı beraberinde getireceğini düşünüyordu. Capital Economics'ten Jason Tuvey, faizlerin değişmemesinin dahi TL'de kısa süreli bir rahatlama sağlayacağını öngörüyordu. TCMB'nin son faiz kararı metninde "faiz indirimlerinde sınırlı alan kaldığı" ifadesi yer almıştı.
Anketler, ekonomistlerin 100 baz puan indirim beklentilerini gösteriyordu. Uzmanlar faiz indiriminin şimdiye dek fiyatlandığını ifade etse de kur artışlarının süreceğine ilişkin varsayımlar gerçekliğini koruyordu.
Ekonomist Mahfi Eğilmez, kararın açıklanmasından önce "MB'nin kararını açıklamasına 20 dakika kaldığı halde beklentiler 200 baz puan indirimle 200 baz puan artırım arasında değişen bir belirsizlik genişliği içinde salınıyorsa ekonomiyi toparlamak çok zordur." yorumunu yapmıştı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Avrupa’dan Japonya’ya birçok ülke, artan güvenlik kaygılarıyla birlikte savunma bütçelerini büyütüyor; bu harcamaların teknoloji, istihdam ve sanayi üzerinden ekonomiye de ivme kazandırması bekleniyor. Peki silahlanma, durgun ekonomiler için gerçekten bir büyüme motoruna dönüşebilir mi?

Giriş seviye pozisyonlarda işe alımlar, dünya genelinde hızla yavaşlıyor. Genç işsizliğindeki bu artış, özellikle beyaz yakalı işlerde büyük oranda yapay zekaya atfediliyor. Fakat yakın tarihli araştırmalar, yeni mezunların yaşadığı istihdam sıkıntısının asıl sorumlusunun uzaktan çalışma olabileceğine işaret ediyor.

Çin merkezli markaların peş peşe Türkiye pazarına girişi ve önemli bir satış başarısı elde etmesi, Türkiye’deki yöneticileri biraz rahatsız etmişti. Bunun üzerine Türk lobisinin de yönlendirmeleriyle vergiler, ithalat düzenlemeleri ve servis şartları üzerinden bu markaların önüne ciddi bir duvar örüldü. Ağustos ayına ilişkin pazar verileri ise bu “Çin işkencesi”nin sonuç verdiğini ortaya koydu.

Shein, Londra ve New York’taki halka arz girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından bu hafta nihayet Hong Kong borsasında halka açıldı. Birkaç yıl önce hızlı modanın yükselen yıldızı olarak görülen şirket, yatırımcıların karşısına zirve döneminden çok daha farklı bir tabloyla çıktı. Analistlere göre bu tablo, şirketi 100 milyar dolar değerlemeye taşıyan ekonomik koşulların artık ortadan kalktığını da kanıtladı.

Bir çalışanı değerli kılan yalnızca görev tanımında yazanları yerine getirmesi değil; aksaklıkları fark etmesi, sahiplenmesi ve çözümün parçası olmak istemesi de aynı zamanda. Çalışma arkadaşını, müşterisini, itibarını ve geleceğini dert edinen çalışanlar kurumları ileri taşıyor. Ancak dert edinmek yalnızca kişinin tercihi değil; bu çalışanlar sorgulama, fikir belirtme ve sorumluluk alma alanı buldukları ölçüde kurumun gelişimine gerçek bir katkı sunabiliyorlar.





