Festivalden iz bırakan dört film

Başka Sinema Ayvalık Film Festivali'nden 4 film, 4 izlenim

Volvo - 12 Eylül - İstanbul
Volvo ile birlikte

Volvo, iklim nötr hedefine doğru ilerliyor Geçtiğimiz haftalarda Avrupa Parlamentosu tarafından onaylanan ilk iklim yasasıyla Avrupa'yı 2050'ye kadar iklim nötr hâle getirmeyi amaçlayan ve üzerinde uzlaşma sağlanan Yeşil Mutabakat bağlayıcı şekilde hayata geçmiş oldu. AB'nin bu hamlesi, otomobil üreticilerini de doğrudan ilgilendiriyor. Zira birliğin gerekli kıldığı emisyon sınırlamaları, otomotiv endüstrisinin geleceğinin hibrit ve elektrikli otomobillerden geçtiğini gösteriyor. Bu noktada kendi vizyonunu bilimin ışığında hazırlayan ve aksiyona geçen şirketler öne çıkıyor. Volvo, bu şirketler içinde öncü konumda yer alıyor. Volvo’nun 2040 vizyonu 2040 yılına kadar iklim nötr bir şirket olmayı hedefleyen Volvo, bu kapsamda hazırladığı iddialı iklim eylem planıyla her geçen tüm operasyonlarında ve ürünlerinde karbon emisyonlarını düşürme hedeflerine bir adım daha yaklaşıyor. Volvo’nun iklim eylem planı, kâr amacı gütmeyen bir organizasyon olan Science Based Targets Initiative tarafından da bilimsel olarak onaylanıyor. Volvo’nun planları yalnızca ürünlerini egzoz emisyonlarını azaltmakla kalmıyor; üretim ağında, tedarik zincirinde, geri dönüşüm ve malzemelerin yeniden kullanılabilir olması konularında kapsamlı bir yol haritası sunuyor. Planlar kapsamında ilk büyük hedef, 2025 yılını işaret ediyor: Egzoz emisyonlarında %50, üretim ve lojistikte otomobil başına %25 ve tedarik zincirinde otomobil başına %25 azalma. Ürün yelpazesindeki her model için bir elektrikli hibrit seçeneği sunan tek marka olan Volvo, tarihler 2025'i gösterdiğinde küresel satış hacminin %50'sinin tam elektrikli, %50'sinin hibrit otomobillerden oluşması için çalışıyor. Bu hedefler doğrultusunda elektrikli otomobil üretimi alanına yatırımlar yapan, Gent şehrindeki elektrikli otomobil üretim kapasitesini üç katına çıkarmayı ve ilerleyen süreçte elektrikli motor üretimini ilk iklim nötr tesisi olan Skövde motor fabrikasına taşımayı planlayan şirketin genel üretim ağındaki ilk iklim nötr otomobil fabrikası olma unvanını da Torslanda fabrikası taşıyor. XC40 Recharge PHEV ile tanışın Tüm bu girişimler, ürün yelpazesine de yansıyor. Bu anlamda, 2040 vizyonunun köşe taşlarından ve önemli temsilcilerinden olan XC40 Recharge PHEV; elektrik motorunun ve benzinli motorun uyum içinde çalıştığı bir premium plug-in hibrit olarak öne çıkıyor. Yalnızca elektrikle yaklaşık 40-45 kilometre menzil sunan XC40 Recharge PHEV, şehir kullanımı ve gündelik yolculuklar için en uygun seçeneklerden biri olduğunu ispatlıyor. XC40 Recharge PHEV'in özgürlükten ilham alan cesur ve çarpıcı tasarımı, gezegen için iyi bir gelecek fikrini amaç ediniyor. Tüm ayrıntılar; performanstan ve konfordan ödün vermeden, köklü Volvo mirasını bir adım öteye taşımak ve bunu yaparken de çevresel zararı en aza indirmek prensibiyle düşünülüyor. XC40 Recharge PHEV’i hemen keşfetmek için bu bağlantıyı kullanabilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

1. OSLO ÜÇLEMESİNE VEDA: THE WORST PERSON IN THE WORLD
Cannes Film Festivali’nden En İyi Kadın Oyuncu (Renate Reinsve) ödülüyle dönen Verdens verste menneske / The Worst Person in the World, yönetmen/senarist Joachim Trier ve senarist Eskil Vogt’un Oslo Üçlemesi’nin son filmi. 2007’de Reprise'la başlayan ve 2011’de Oslo, 31 august.'la devam eden üçlemenin on yıl sonra gelen bu son halkası, tıpkı diğer halkalarda olduğu gibi senaryosu aracılığıyla hayatın küçük detaylarıyla sarmaladığı sıradan insanları epik öykü kahramanlarına dönüştürüyor. Oyunlar oynatıyor onlara ve bize; tanıdık hislerin aslında ne anlama geldiğini bazen o güven veren dış sese dikte ettiriyor bazen "Kendiniz yakalayın," diyor. Camdan sızan ışıklar bir başka süzülüyor, "Ya farklı olsaydı?"lar, ikinci şanslar, ayrılık acıları, erken vedalar... Boğazları düğümlendiğinde dahi kocaman gülümsetiyor üçlemenin tamamı. Hiç gitmediğim, görmediğim Oslo’nun, Trier’in balkonları ve pencerelerinden farklı göründüğünü hissettiriyor. On iki bölüm, bir prolog ve bir epilogdan oluşan bir aşk hikâyesi anlatıyor The Worst Person in the World. Filmin adındaki "dünyanın en kötü insanı"nınsa kim olduğu, hangimiz olduğu muallakta — belki de şöyle demek gerek: o kişinin hepimiz olduğu aşikâr.


The Worst Person in the World / Başka Sinema Ayvalık Film Festivali


2. BİR TÜRKİYE PORTRESİ: ÇATLAK
Fikret Reyhan, Çatlak adlı filmiyle Başka Sinema Ayvalık Film Festivali’nin ilk yılından itibaren, herhangi bir yarışma düzenlenmeksizin danışma kurulunun seçimiyle belirlenen KAV Yılın Yönetmeni Ödülü’ne bu yıl layık görülen isim oldu. Filmde büyük bir aile, oğullarından birinin yıllar önce aldığı borcun ödenmesi ya da kapanması için bir çözüm üretmek üzere bir araya geliyor. Bırakın aynı ülkeyi, şehri, aynı sokakta yaşayan insanların dahi onlarca toplumsal sınıfa ayrıldığı bir yerde o toplumun "portesini çiziyor" olmak çok zor ve iddialı. Fakat Çatlak’ta kıyısından köşesinden, sınıfından, ailenden bir şey bulmamak imkansız. Gerginliklerin çay koyarak giderileceğine emin olanlar; küçük hesaplar peşinde koşanlar; kapalı kapılar ardında dönen ikili tartışmalar; sindirilmiş cinsiyetçilikler, ırkçılıklar… Film, birbirine kenetlenmiş ve tek vücut olmuşçasına performans gösteren güçlü oyuncu kadrosu ve Romanya sinemasına ya da Nordik aile dramlarına göz kırpan yapısıyla yılın gerçekten de en iyilerinden.


Çatlak / Başka Sinema Ayvalık Film Festivali


3. RUSYA’DA BİR YERLERDE: COMPARTMENT NO. 6
Ya o Budapeşte’den Viyana’ya giden trendeki Céline, karşısında alkolik ve cinsiyetçi bir Jesse bulsaydı? Juho Kuosmanen’in Hytti nro 6 / Compartment No. 6i hakkındaki, Variety’deki bir eleştiri, Richard Linklater’ın Before Üçlemesi’nin başlangıç noktası olan o tren yolculuğuna göndermede bulunarak bu filmin Before Sunrise’daki tanışmayı yaşamak umuduyla trene binenlerin gerçekten başına geleceklere daha yakın olduğunu söylüyor. Birkaç yıl önce Belirli Bir Bakış bölümünde ödül kazanan Kuosmanen’in bu kez Cannes Film Festivali’nin ana yarışmasında kendine yer bulan ve Jüri Büyük Ödülü’ne uzanan filmi, trende geçen bir yol hikâyesi. Arkeolog bir genç kadın, madenci bir genç adam, Rusya’nın karlı kış günlerinde trende karşılaşıyorlar. İlk görüşte nefret, birlikte geçen vakitle sıkı bir dostluk bağına evriliyor. Tıpkı bir önceki filmi The Happiest Day in the Life of Olli Mäki’nin yaptığı gibi, gülümseten anlarla doluyor, küçük detaylarla örülüyor, ters köşeye yatırıyor.


Hytti nro 6 / Compartment No. 6 / Başka Sinema Ayvalık Film Festivali


4. SPARKS’IN ZİHNİNE YOLCULUK: ANNETTE
Birkaç ay önce Edgar Wright imzalı belgesel The Sparks Brothers’ı izlemeye oturduğumda, tuhaf müzik ikilisi Sparks hakkında en ufak bir bilgim yoktu. Fakat koltuğumdan kalktığım andan itibaren bir filmin yolunu gözlemeye başlamıştım: Annette. Leos Carax’ın Adam Driver, Marion Cotillard ve bir kuklayı buluşturacak müzikalinin tüm müzikleri ve şarkıları Sparks imzası taşıyacaktı. Başka Sinema Ayvalık Film Festivali’nin açılışında kavuştuğum film, tüm beklentilerimi karşıladı. Etkileyici görselliği, özellikle Adam Driver’ın kendi sınırlarını zorladığı oyuncu performansları, tüm Sparks şarkıları gibi tuhaf — hatta kimi zaman rahatsız edici — şarkılarıyla ve bir rüyayla bir opera arasında gidip gelen hâletiruhiyesiyle… Benim gibi, Sparks’ın dünyasına bir belgesel süresince dahi hâkim olursanız, sizin de bambaşka bir deneyim yaşayacağınıza eminim.

Bu yazı 9 Eylül 2021 tarihinde Duende'de yayımlanmıştır.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto İstanbulAposto İstanbul

BÜLTEN SAYISI

🍂Bir eylül sabahı

12 Eylül Pazar sabahından herkese günaydın. Bu hafta sonu ajandada; Soli'nin Eskişehir turunun ayak sesleri, caz konserleri ve yeni keşfettiğimiz sergiler var.

12 Eyl 2021

Volvo ile birlikte
Fotoğraf: Deniz Sabuncu

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı ve editör. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor.

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

Ayça Örer

·

29 May 2026

Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu
Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

Gözde Keskin

·

28 Nis 2026

Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?
Kır çiçeğinden kültür çiçeğine: İstanbul kent yaşamında lalenin serüveni

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Gözde Akyüz

·

19 Nis 2026

Kır çiçeğinden kültür çiçeğine: İstanbul kent yaşamında lalenin serüveni
Geçmişe isim koymak: Bizans diye bir devlet var mıydı?

Bir devleti, kendi çağında kendine verdiği adla mı anmalıyız, yoksa sonradan yakıştırılan adla da anabilir miyiz? Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Ancak şunu bilmeden sağlıklı bir tartışma yürütülemez: Bizans, Doğu Roma’nın kendine verdiği bir ad değildir. Bu da bizi daha büyük bir soruya götürür: Tarihi kim anlatıyor, hangi kelimelerle ve neden?

Şerif Yenen

·

10 Mar 2026

Geçmişe isim koymak: Bizans diye bir devlet var mıydı?
İstanbul'un kış yüzücüleri: Yağmur-çamur demeden Boğaz'ın sularıyla buluşanlar anlatıyor

Kar-kış demeden güne Boğaz'ın soğuk sularına atlayarak başlayan İstanbulluların sayısı her geçen gün artıyor. Sarayburnu'ndan Suadiye'ye, oradan Bebek'e, şehrin farklı noktalarından denize giren bu cevval yüzücüler arasında Kapalıçarşı esnafından eski bankacılara, lisanslı sporculardan hiç yüzme bilmeyenlere pek çok farklı profil var. Ortak noktaları ise üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkede denize sırtlarını dönmeyi reddetmeleri...

Gökhan Tan

·

10 Şub 2026

İstanbul'un kış yüzücüleri: Yağmur-çamur demeden Boğaz'ın sularıyla buluşanlar anlatıyor