Gelecek program

Pek yakında sinemalarda
Gelecek program

Kiralık Kameracım - 9 Temmuz
Kiralık Kameracım ile birlikte

Fotoğraf ve Video Ekipmanları Kiralama Ofisimiz: Kiralık Kameracım Bugün, “DSLR devrimi” diye adlandırılan, edinmesi ve taşınması kolay kameralar sayesinde yüksek kalitede görüntüler elde edebiliyor; projeler artık çekirdek bir kadroyla çok daha hızlı bir şekilde çekilebiliyor ve herkesin yüksek kalitede içerik üretebilmesiyle yeni çalışma pratikleri ortaya çıkıyor. Bu gelişmelerin şekillendirdiği prodüksiyon sektörü içerisinde 2013’ten beri var olan Kiralık Kameracım; çekim ekipmanına ihtiyaç duyan herkese en iyi şartlarda ekipmanlar ile projelerini gerçekleştirme şansı veriyor. Kiralık Kameracım: Profesyonel ve amatör kullanımlara yönelik kamera, lens, ışık, stabilizer ve benzeri fotoğraf ve video ekipmanları kiralama hizmeti veren Kiralık Kameracım; Sony, Canon, Red Camera, Carl Zeiss, Blackmagic, Sigma, Fujifilm, Sennheiser, Godox, DJI, GoPro, Atomos, Manfrotto, Panasonic gibi tanınmış birçok markaya ait ekipmanı bulunduran parkuruyla uzun ve kısa metraj, kurmaca ve belgesel, dizi, YouTube içeriği veya başka mecralara yönelik video ve fotoğraf projeleri için gereken tüm ekipmanı barındırıyor. Dahası; 7/24 açık bir kiralama ofisi olmanın yanı sıra beraber öğrenen ve yükselen bir komünite olmaya değer veren Kiralık Kameracım ekibi, projelerinizi gerçekleştirebileceğiniz ekipmanlar hakkında sizinle tüm tecrübesini paylaşmaya hazır. Sinema, televizyon, grafik gibi medya ve iletişim bölümlerinde öğrenim gören öğrencileri için özel bir indirimi mevcut. Önceliği kiralama olsa da görüntü yönetmeni, kamera operatörü, kamera asistanı, ses teknisyeni, ışık şefi ve asistanı olarak projelerde hizmet verebilecek işgücü havuzuna sahip. Sürekli geliştirdiği kiralama sistemiyle müşterilerine sorunsuz kiralama hizmeti veren Kiralık Kameracımı bu bağlantı üzerinden ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Filmleri sinemada izlemeyi benim için daha zevkli ve özel kılan sebeplerinden biri, salonda gösterilen fragmanlar olmuştur. Video içeriğin bu kadar yaygın olmadığı, fragmanların yalnızca salonlarda ve televizyondaki sinema programlarında izlenebildiği günleri hatırlıyorum. “Gelecek” hakkında düşünüyorum. “Gelecek” diyorum, eskiden daha uzaktı.

Alaskafrigokolamısırsu: Fark etmeden sinemanın bağımlısı hâline gelmeye ufak dozlarla başladığım, bir sanat olarak değil ama bir eğlence olarak sinemayla tanıştığım günleri düşündüğümde aklıma 90’ların ikinci yarısı; Suadiye Movieplex, Kadıköy Rexx, Kozyatağı Apollon’un patlamış mısır ve koltuk kumaşı karışımından oluşan kokusu geliyor. Tam olarak filmin gazetedeki ilanının altında yazan saatte koltukta oturuyor oluyorum — muhtemelen annemle. 

Fragmanlar başlıyor: “PEK  YAKINDA.” Ekranda âdeta gelecekten gelmiş görüntüler var. Çoğu zaman hangi filme ait olduğu dahi anlaşılmıyor. Adı, künyesi yok; bazen bir ipucu saklı olabiliyor. O ufacık detaylar da belli aralıklarla hızlıca tekrarlanmaktan birbirine yapışmış gibi gelen o sözcüğü bağıran büfe görevlisinin sesi arasında kayboluyor: “Alaskafrigokolamısırsu!” 

Derken daha uzun ve anlaşılır fragmanlara geliyor sıra. Sevdiğim birinin mektubu gibi biraz: “Bu yaz,” diyor, “İstanbul’a geleceğim.” Ekran birkaç saniyeliğine kararıyor ama filmin hemen başlamayacağını bilecek kadar sıklıkta sinemaya gidiyorum. Ekranda “GELECEK PROGRAM” yazısı beliriyor. Artık anlamaya çalışma, şaşırma ya da heyecanlanma değil, plan yapma zamanı. Bir ya da iki fragman daha geliyor: “Anne, haftaya da buna gelelim mi?”

Büyü bozumu

Sonra gün geliyor, büyü bozuluyor. YouTube’la başlayıp Facebook ve Twitter’la devam eden ve kendi özgün içeriklerini üreten dijital platformlarla süren, içinde yaşadığımız gelecek, her şeyi daha yakın ve bilinir kılıyor. 

Dune

Kaynak: Vanity Fair


Artık hangi filme ait olduğu anlaşılmayan fragmanlar yok — zaten sosyal medyada o fragmanın haberini veren onlarca gönderi, bize hangi filme ait olduğunu söylemişti. İlk kez sinema salonlarında karşılaşılan “Pek Yakında” heyecanları da yok. Bir filmin haberi, “İlk görselleri yayımlandı!” paylaşımlarıyla ortada bir fragman dahi yokken veriliyor. Belki de bu yüzden, artık “Gelecek Program”ın ardından başlamıyor film; araya muhakkak krallara layık bir tatil köyündeki mutlu aileler ya da en az o aile kadar beyaz, porselen yemek takımları giriyor.

Godot’yu beklemek: Bazen gelecekle aramıza tuhaf antraktlar da girebiliyor. Küresel olarak paylaştığımız bir kayıp yıl olan 2020, yaşamlarımızı ve alışkanlıklarımızı olduğu gibi gösterim takvimini de altüst etti. Hızlanan gelecek, bir anda yavaşlayıverdi — her şey yeniden belirsizleşti. Festivaller, özel gösterimler iptal edildi; 2020 filmlerinin birçoğu defalarca ertelendi. Geçen yıl bir filmi beklemek, biraz da Godot’yu beklemekti.

Last Night in Soho

Kaynak: Elle


Duende ekibi merakla sunar

Geleceği sinema ekseninde düşünürken “Gelecek Program” ve “Pek Yakında” geldi aklıma. Geleceğin nasıl da hızlanıp yavaşlayabildiği… Büyüsü bozulmuş olsa da belki hâlâ başkalarını da heyecanlandırıyordur dedim, yanılmadım. Duende ekibine pek yakında ne izleyeceklerini sordum. 

  • Üç kişi birden yanıtı Wes Anderson’ın The French Dispatch filmi olarak verdi. Godot’yu beklemeye dönen filmlerden biri de bu; geçtiğimiz yıl iptal edilen 2020’deki Cannes Film Festivali’nin hemen ardından izlemeyi umarken — bir yılı aşkın bir süre sonra — bugünlerde festivalde yarışan filmi, bu kadar beklememizin birçok sebebi var. Artemis’in “saçmalık seviyesinde,” Burcu’nun “çılgın” diyerek betimledikleri oyuncu kadrosu bunların başında geliyor elbet. Gerçekten de kadroda Tilda Swinton'dan Frances McDormand'a, Bill Murray'den Owen Wilson'a Wes Anderson filmlerinin vazgeçilmezleri denilebilecek oyuncuların yanı sıra Timothée Chalamet, Léa Seydoux, Benicio del Toro ve Mathieu Amalric gibi ilk kez yönetmenle çalışacak isimler de yer alıyor.
  • Muhammed, yönetmenin simetri takıntısını anmadan edemeyip “açı konusundaki titizliği ve her filmde yarattığı hikâye atmosferinin” onu bir izleyici olarak daima etkilediğini söylüyor. Artemis, Fransa’da kurgusal bir kentteki dergide geçen hikâyeye sahip filmi iple çekmesine bir neden olarak son zamanlarda yazmak üzerine daha da yoğun düşünmesini gösteriyor. Hangimiz filmlerde kendinden bir şeyler aramıyor ki? Burcu’ysa son bir yıldır beklediğim birçok film için düşündüklerimi benden önce söylüyor: “Filmin pandemi başından beri tekrar tekrar ertelenmesi ve kendi içinde bir lanete dönüşmesi, bana filmi izleyebildiğimizde bu lanetin de, pandeminin de bitmiş veya bitmeye yakın olacağını hissettiriyor.”
  • Taner’in yanıtı, pandeminin bir başka etkisini, çok fazla boş zamanımız olduğu günlerde yaptığımız keşifleri hatırlatıyor: “Pandemi döneminde MUBI’de tüm filmografisini izleyip her filmden sonra filme dair tüm röportajları ve makaleleri okuduğum bir dönem geçirmiştim. Her filmde Nuri Bilge Ceylan'ın hayatının o döneminden çok güzel yansımalar ve farklı sorgulamalar var. Bir sonraki filminde nerelerde dolaşacak merak ediyorum,” diyerek Nuri Bilge Ceylan’ın Kuru Otlar Üstünde filminin yolunu gözlüyor. Geleceğe tutunmak benim için de böyle bir şey aslında; tüm filmlerini bir solukta tükettiğim yönetmenin yeni filmine gün saymak… Ceylan’ın, küçük bir köydeki zorunlu hizmetinin ardından İstanbul’a atanmayı bekleyen bir öğretmenle ilgili yeni filminin Erzurum’daki çekimleri sürüyor. İzlemek için muhtemelen 2022’yi beklememiz gerekiyor.
  • İhsan ve Elif’in yanıtları, geleceğin eskiden olduğundan daha yakın olduğu varsayımını kanıtlıyor. Hakkında sadece kısıtlı bilgiye sahip olduğumuz, yapım aşamasındaki Roosevelt filminden söz eden İhsan, tarihe olan ilgisini ve bilgisini konuşturarak Martin Scorsese’nin yöneteceği, Leonardo DiCaprio’nunsa Roosevelt’i canlandıracağı filmi “II. Dünya Savaşı sırasında çok kilit bir rol oynayan Roosevelt’in hayatının muhtemelen en çok bu dönemi işlenecektir,” cümlesiyle yorumluyor. Elif, geçtiğimiz gün setten bir fotoğrafını görerek haberdar olduğumuz yapım aşamasındaki Bones & All filmi için heyecanlandığını söylüyor: “Konusundan ziyade yeni bir Luca Guadagnino ve Timothée Chalamet buluşması için heyecanlanıyorum,” diyor ve belki de “aramak ve yolda olmak” soslu filmlere olan düşkünlüğünden dolayı bu yanıtı verdiğini söylüyor. 

The Green Knight

Kaynak: The Film Stage


Pek yakında sinemalarda: Onlar gibi ben de Anderson’ın, Ceylan’ın, Guadagnino’nun ve Scorsese’nin filmlerini merakla bekliyorum ama radarımda bunlar da var! 

A Ghost Story’nin yönetmeni David Lowery’nin tarih ve fanteziyi iç içe geçirdiği, Dev Patel’i bir şövalye olarak izleyeceğimiz The Green Knight, önümüzdeki ay izleyeceklerimiz arasında. Ertelendikçe ertelenen filmlerden bir diğeri, Denis Villeneuve imzalı, Timothée Chalamet ve Zendaya’yı buluşturan bilim kurgu edebiyatı uyarlaması Dune’a hasretimiz, ekim ayında sona eriyor. Geçtiğimiz günlerde The Sparks Brothers belgeselini İstanbul Film Festivali kapsamında izlediğimiz Edgar Wright’ın bu yılki ikinci filmi, bir genç kadının 1960’ların dünyasıyla kurduğu büyülü ve gizemli bağın tedirginliğe evrilişini işleyen Last Night in Soho da aynı şekilde ekim ayında gösterime giriyor.

Gelecek artık daha yakın. Bu heyecan uyandırdığı gerçeğini değiştirmiyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

Pek yakında sinemalarda

Geleceğin eskiden daha uzak olduğu günlerde, filmleri sinemada izlerdik 🎬

09 Tem 2021

Kaynak: Variety

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı ve editör. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

The Odyssey: Dönecek ev yok

Christopher Nolan uzun süredir merakla beklenen Odysseia uyarlaması "The Odyssey"de hikayeyi sözcüklerden ziyade aksiyonla anlatıyor. Dolayısıyla kitapta çok daha kurnaz, kibirli ve hatta yer yer zalim bir karakter olan Odysseus, filmde içsel çatışma ve çelişkiden yoksun bir kahramana dönüşüyor.

Aslı Ildır

·

22 Tem 2026

The Odyssey: Dönecek ev yok
DuendeDuende

HİKAYE

Esir alınan yaratıcılık: Müzisyenler sosyal medyada görünür olmak zorunda mı?

Günümüzde bir müzisyen aynı anda içerik üreticisi, pazarlama ve sosyal medya uzmanı da olmak zorundaymış gibi davranılıyor. James Blake, müzisyenlerin şarkılarını duyurmak için görünür olma çabasıyla ilgili sesini yükseltti ve Türkiye'den Ceylan Ertem ve Jehan Barbur gibi isimler de onu destekledi. Peki sanatçılar, sosyal medyada yeterince görünür değillerse yok mu sayılıyorlar?

Eda Solmaz

·

20 Tem 2026

Esir alınan yaratıcılık: Müzisyenler sosyal medyada görünür olmak zorunda mı?
DuendeDuende

HİKAYE

2026 sinemasında yolun yarısı: Yıl sonunda hangi filmleri hatırlayacağız?

Beyazperdede yılın ilk yarısına Phil Lord ve Christopher Miller imzalı "Project Hail Mary" ve korku sinemasının yükselişi damga vurdu. 2026'nın ilk altı ayını geride bırakırken gişede ve festivallerde öne çıkan filmleri ve bazı keşifleri yeniden hatırlıyoruz.

Emre Eminoğlu

·

17 Tem 2026

2026 sinemasında yolun yarısı: Yıl sonunda hangi filmleri hatırlayacağız?
DuendeDuende

HİKAYE

Bibliyoterapi'de bu hafta: Kendini hayatın akışına bırakmak isteyenler için kitaplar

"Bir şey olmak zorunda mıyız? Hayır, ama amaçsızca nehirde akarken karşımıza çıkacak her şeye hazırlıklı olacak kadar da olgun muyuz?" Bibliyoterapi'de hayat amacı peşine düşmeden yalnızca var olarak hayatta kalan karakterlere odaklanan üç kitaplık bir reçete var bu hafta.

Aslı Perker

·

17 Tem 2026

Bibliyoterapi'de bu hafta: Kendini hayatın akışına bırakmak isteyenler için kitaplar
DuendeDuende

HİKAYE

Sıcak günlere eşlikçi kitaplar: Bu yaz ne okumalı?

Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Şeyma Ye

·

13 Tem 2026

Sıcak günlere eşlikçi kitaplar: Bu yaz ne okumalı?