Türkiye'de genç işsizliği sorunu


Geleceğin ilaç firması GEN, halka arz oluyor
1998’den beri Türk ilaç sektöründeki karşılanmamış sağlık ihtiyaçlarına, nadir hastalıklara ve özel tedavi alanlarına yönelik yenilikçi ürün ve çözümleriyle öne çıkan GEN, 28-29-30 Temmuz 2021 tarihlerinde halka arz oluyor. Türkiye ve yurt…
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Gençler için istihdam, bir yandan özgüvenlerini, gelişimlerini ve kimliğini belirleyen bir unsurken bir yandan da birey olmalarını, ekonomik bağımsızlığa kavuşmalarını ve sosyal hayat içinde yer almalarını sağlayan en önemli etken. Bir gencin istihdam beklentisi konusunda sürekli olarak hayal kırıklığına uğraması ve insana yaraşır bir işten yoksun kalması eğitimsiz, yeteneksiz ya da tembel olmasından kaynaklanmaz; aksine kendine ekonomik döngüde yer bulamaması ve işsizlik dalgasına kapılmış olmasından kaynaklanır.
Türkiye'de genç nüfusun sahip olduğu potansiyel, yıllardır doğru politikalarla avantaja çevrilemezken Covid-19 pandemisi ile durum daha da kötüleşti. DİSK/Genel-İş Sendikası Araştırma Dairesi’nin "Türkiye’de Genç İstihdam" raporuna göre, Türkiye'de genç işsizliği son bir yılda %8,8 artarak %25,3’e yükselirken üniversite mezunu her 10 gençten dördü işsiz kalıyor.
Umutsuz gençler
Eğitim sürecini tamamladığı halde herhangi bir işte çalışmayan gençler, literatürde "ev genci" veya "NEET" (not in education, employment or training) olarak adlandırılıyor. NEET olmanın arkasında genelde uzun süre iş aradıktan sonra yaşanan çaresizlik duygusu, çalışma koşulları, işlerin kalitesi, işyerinde görünmezlik ve maaş düzeyleri gibi etkenler oluyor.
Türkiye, OECD ülkeleri arasında 5 milyon 700 bin ile en yüksek NEET oranına sahip ülke olarak öne çıkıyor. Türkiye'nin 2020 karnesine bakacak olursak; 1 milyon 73 bin genç, iş bulma ümidini yitirerek iş aramayı bıraktı ve iş gücü piyasasından dışlandı. Daha önce iş aradığı halde bulamayan veya kendi vasıflarına uygun bir iş bulabileceğine inanmadığı için iş aramayan gençlerin sayısı, 2020'de bir önceki yıla göre %135,4 artış gösterdi.
"Eğitimin karşılığını alamıyoruz"
Türkiye'de eğitim kurumlarının aşırı zaman ve yüksek bütçeler gerektirmesi de gençlerin mezuniyet sonrası "eğitimlerinin karşılığını" alamadıkları algısına kapılmalarına neden oluyor. Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olan ve iki sene alanında çalıştıktan sonra istifa eden bir genç, durumu şöyle özetliyor:
“Şu an aktif hukuk bürosu arayışım yok ve tekstil sektörüne yönelmeyi düşünüyorum. Hukuk sektöründe çalışmak istememe sebebim, maaşların düşük olması ve çalışma saatlerindeki aşırılık dolayısıyla sağlıklı bir çalışma ortamının bulunmayışı. Genel olarak sorun, eğitimimin hak ettiği saatler ve ücretlerin olmaması.”
Dr. Semih Eker’in hesabına göre, Türkiye’de bir öğrencinin yıllık maliyeti yaklaşık 9 bin dolar ediyor. Bu hesaba göre, bir öğrencinin mezun olduğunda eğitimine uygun iş bulamaması, yani harcanan kaynakların katma değer ile sonuçlanmaması sadece öğrenci açısından değil, milli ekonomi açısından da önemli bir kayba neden oluyor.
Genç yoksulluğu
İstihdamda yer almanın yoksulluktan kurtulmaya yetmediği günümüzde; düşük maaş, yüksek enflasyon ve her geçen gün düşen alım gücü, genç yoksulluğunun da artmasına neden oluyor. Birçok kişi sadece "işim olsun" düşüncesiyle asgarî ücret altında çalışırken ailesine ekonomik bağımlılığı süren çalışan genç yoksulluk oranı %20'yi buldu.
Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler mezunu olan ve hâlihazırda freelance gazetecilik yapan Ş. Nazlı Gürbüz, gençlere düşük ücret vermenin iş dünyasında adeta bir kural haline geldiğine dikkat çekiyor ve ekliyor:
"Zam talep ettiğinizde “Maddi durumun nasıl ki? Ailen destek olmuyor mu?” sorusuyla karşıyorsunuz. Yöneticilerde "Geçinebiliyorsan neden sana daha fazla ödemeliyim?" algısı mevcut; ancak kimse ne kadar hak ettiğini umursamıyor. İşle ilgili bir problem dile getirildiğinde "Piyasada buradan daha iyi bir yer bulamazsın, işsizlik çok yüksek," sözüyle karşılaşıyorsunuz. İşsizlikle korkutmak adeta bir çözüm haline gelmiş durumda."
Torpil geleneği
İstanbul İstatistik Ofisi tarafından yapılan bir araştırmaya göre, ev gençlerinin %87,3’ü işsizliğini önemli yerlerde tanıdıklarının olmamasına bağlıyor. Gençlerin %83,2'si ise bir tanıdığı olmadan iş bulmanın zor olduğuna inanıyor.
Beyin göçü
Sosyal Demokrasi Vakfı'nın (SODEV) mayıs ayında yayımladığı araştırmaya göre, gençlerin %62’si yurtdışına gitmek için bir yol arıyor. Bu sene mezun olmuş bir genç olarak, diplomalı çoğu arkadaşımdan "Yurtdışında barista olsam veya Uber’de şoför olsam refah seviyem çok daha fazla olur,” ifadelerini sık sık duyduğumu söyleyebilirim.
Eğitim almış, potansiyele sahip ancak umudunu yitirmiş, iş aramaktan vazgeçmiş, gençlerin her geçen gün ülkemizde artması uzun ve kısa vadede, ulusal gelişme ve ülke ekonomisinin geleceği açışından negatif durumlara sebep veriyor. İşsizliğin birey üzerinde yarattığı ekonomik etki olan gelir kaybı, işsizlik sigortası ve aile içi yardımlaşma gibi yollarla bir ölçüde telafi edilebilse de umutsuzluk, korku, güvensizlik, kırılganlık, işe yaramazlık, sosyal dışlanma ve yoksulluk gibi sosyal etkilerin kalıcı olması bu durumun göz ardı edilmemesini gerektiriyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Türkiye'de genç işsizliği son bir yılda %8,8 artarak %25,3’e yükseldi. İş hayatında kadın ve erkeklerin gerçek anlamda eşit olabilmesi için gereken süre, pandemi döneminde 99,5 yıldan 135,6 yıla çıktı.
26 Tem 2021

YAZARLAR

Hacer Sert
https://www.aposto.com

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
"Ödünç dikkat çağı" bugünlerde yeni bir şey gibi paketleniyor ama neredeyse reklamcılık kadar eski bir tartışma bu. Öte yandan viral akımlar, memler, trend sesler, influencerlar çağında araştırmalar, ödünç dikkatin kapıyı açsa da alışkanlık yaratmadığını da gösteriyor. Peki bu tartışmaların ortasında reklamcılıktan elde kalan ne? Bunun cevabı şeffaf süreçler, doğrulanabilir sonuçlar, kanıtlar ve gerçek insan emeğinde yatıyor.

Eskiden yalnızca satın alınan ürünleri taşımak için kullanılan bez çantalar, bugün tüketiciler için bir statü sembolüne, markalar için ise maliyetsiz bir reklam aracına dönüşüyor. Giderek daha fazla işletme, esas faaliyet alanının dışına çıkarak bez çantalardan tişörtlere, şapkalardan kupalara kadar uzanan “merch” koleksiyonları oluştururken bir dönemler ücretsiz dağıtılan bu promosyon ürünleri, tüketicilerin para ödemeye gönüllü olduğu yeni bir pazar yaratıyor.

Ortadoğu'daki savaşın tetiklediği akaryakıt krizi, elektrikli otomobillere yönelik talebi yeniden artırırken sektördeki dengeleri de değiştiriyor. Son bir yılda elektrifikasyon yatırımlarını küçülten otomobil devleri, yükselen talep ve Çin’deki üreticilerin güçlenen rekabeti karşısında gelecek stratejilerini yeniden değerlendirmek zorunda kalıyor.

Dijital ödeme çözümleri, her geçen gün daha da yaygınlaşırken işletmelerin bu çözümlere yaklaşımında güven, kullanım kolaylığı ve sağlanan somut fayda belirleyici hâle geliyor. Yakın tarihte Garanti BBVA’nın kuruluşu Tami’nin ve Ipsos Türkiye’nin işbirliğinde gerçekleşen çalışma da işletmelerin dijital ödeme çözümlerine açık olduğunu, fakat dönüşümün esas anahtarının güven olduğunu ortaya koyuyor.
12 Eki 2026

Tüketicilerin kredi kullanım tercihleri son yıllarda nasıl değişti, Türk bankacılık sektörü para politikası kararlarına nasıl uyum sağlıyor ve finansal teknolojiler alanında faaliyet gösteren girişimlerin büyümesinin önündeki başlıca sorunlar neler? TeklifimGelsin Kurucu Ortağı ve CEO’su İhsan Cem Zararsız, kredi piyasasındaki gelişmeleri, bankaların dijitalleşme sürecini ve Türkiye’de girişimlerin finansmana erişimde yaşadığı sorunları Aposto okurları için anlattı.





