Türkiye'de genç işsizliği sorunu


Geleceğin ilaç firması GEN, halka arz oluyor 1998’den beri Türk ilaç sektöründeki karşılanmamış sağlık ihtiyaçlarına, nadir hastalıklara ve özel tedavi alanlarına yönelik yenilikçi ürün ve çözümleriyle öne çıkan GEN, 28-29-30 Temmuz 2021 tarihlerinde halka arz oluyor. Türkiye ve yurt dışındaki yatırımları, deneyimli AR-GE kadrosu ve stratejik küresel ortaklıkları ile gücüne güç katan GEN, halka arz süreci ile ilaç sektörünün geleceğine yön vermeyi hedefliyor. Ankara’da 40.000 m2’lik alana kurulu GMP onaylı üretim tesisi ve 6 ülkede 500 çalışanı ile GEN, pandemi döneminde de yatırımlarına hız kesmeden devam etti. 2020 yılında ilk FDA başvurusunu yapan ve 2021 yılında Turquality programına kabul edilen GEN, küresel bir oyuncu olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Gençler için istihdam, bir yandan özgüvenlerini, gelişimlerini ve kimliğini belirleyen bir unsurken bir yandan da birey olmalarını, ekonomik bağımsızlığa kavuşmalarını ve sosyal hayat içinde yer almalarını sağlayan en önemli etken. Bir gencin istihdam beklentisi konusunda sürekli olarak hayal kırıklığına uğraması ve insana yaraşır bir işten yoksun kalması eğitimsiz, yeteneksiz ya da tembel olmasından kaynaklanmaz; aksine kendine ekonomik döngüde yer bulamaması ve işsizlik dalgasına kapılmış olmasından kaynaklanır.
Türkiye'de genç nüfusun sahip olduğu potansiyel, yıllardır doğru politikalarla avantaja çevrilemezken Covid-19 pandemisi ile durum daha da kötüleşti. DİSK/Genel-İş Sendikası Araştırma Dairesi’nin "Türkiye’de Genç İstihdam" raporuna göre, Türkiye'de genç işsizliği son bir yılda %8,8 artarak %25,3’e yükselirken üniversite mezunu her 10 gençten dördü işsiz kalıyor.
Umutsuz gençler
Eğitim sürecini tamamladığı halde herhangi bir işte çalışmayan gençler, literatürde "ev genci" veya "NEET" (not in education, employment or training) olarak adlandırılıyor. NEET olmanın arkasında genelde uzun süre iş aradıktan sonra yaşanan çaresizlik duygusu, çalışma koşulları, işlerin kalitesi, işyerinde görünmezlik ve maaş düzeyleri gibi etkenler oluyor.
Türkiye, OECD ülkeleri arasında 5 milyon 700 bin ile en yüksek NEET oranına sahip ülke olarak öne çıkıyor. Türkiye'nin 2020 karnesine bakacak olursak; 1 milyon 73 bin genç, iş bulma ümidini yitirerek iş aramayı bıraktı ve iş gücü piyasasından dışlandı. Daha önce iş aradığı halde bulamayan veya kendi vasıflarına uygun bir iş bulabileceğine inanmadığı için iş aramayan gençlerin sayısı, 2020'de bir önceki yıla göre %135,4 artış gösterdi.
"Eğitimin karşılığını alamıyoruz"
Türkiye'de eğitim kurumlarının aşırı zaman ve yüksek bütçeler gerektirmesi de gençlerin mezuniyet sonrası "eğitimlerinin karşılığını" alamadıkları algısına kapılmalarına neden oluyor. Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olan ve iki sene alanında çalıştıktan sonra istifa eden bir genç, durumu şöyle özetliyor:
“Şu an aktif hukuk bürosu arayışım yok ve tekstil sektörüne yönelmeyi düşünüyorum. Hukuk sektöründe çalışmak istememe sebebim, maaşların düşük olması ve çalışma saatlerindeki aşırılık dolayısıyla sağlıklı bir çalışma ortamının bulunmayışı. Genel olarak sorun, eğitimimin hak ettiği saatler ve ücretlerin olmaması.”
Dr. Semih Eker’in hesabına göre, Türkiye’de bir öğrencinin yıllık maliyeti yaklaşık 9 bin dolar ediyor. Bu hesaba göre, bir öğrencinin mezun olduğunda eğitimine uygun iş bulamaması, yani harcanan kaynakların katma değer ile sonuçlanmaması sadece öğrenci açısından değil, milli ekonomi açısından da önemli bir kayba neden oluyor.
Genç yoksulluğu
İstihdamda yer almanın yoksulluktan kurtulmaya yetmediği günümüzde; düşük maaş, yüksek enflasyon ve her geçen gün düşen alım gücü, genç yoksulluğunun da artmasına neden oluyor. Birçok kişi sadece "işim olsun" düşüncesiyle asgarî ücret altında çalışırken ailesine ekonomik bağımlılığı süren çalışan genç yoksulluk oranı %20'yi buldu.
Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler mezunu olan ve hâlihazırda freelance gazetecilik yapan Ş. Nazlı Gürbüz, gençlere düşük ücret vermenin iş dünyasında adeta bir kural haline geldiğine dikkat çekiyor ve ekliyor:
"Zam talep ettiğinizde “Maddi durumun nasıl ki? Ailen destek olmuyor mu?” sorusuyla karşıyorsunuz. Yöneticilerde "Geçinebiliyorsan neden sana daha fazla ödemeliyim?" algısı mevcut; ancak kimse ne kadar hak ettiğini umursamıyor. İşle ilgili bir problem dile getirildiğinde "Piyasada buradan daha iyi bir yer bulamazsın, işsizlik çok yüksek," sözüyle karşılaşıyorsunuz. İşsizlikle korkutmak adeta bir çözüm haline gelmiş durumda."
Torpil geleneği
İstanbul İstatistik Ofisi tarafından yapılan bir araştırmaya göre, ev gençlerinin %87,3’ü işsizliğini önemli yerlerde tanıdıklarının olmamasına bağlıyor. Gençlerin %83,2'si ise bir tanıdığı olmadan iş bulmanın zor olduğuna inanıyor.
Beyin göçü
Sosyal Demokrasi Vakfı'nın (SODEV) mayıs ayında yayımladığı araştırmaya göre, gençlerin %62’si yurtdışına gitmek için bir yol arıyor. Bu sene mezun olmuş bir genç olarak, diplomalı çoğu arkadaşımdan "Yurtdışında barista olsam veya Uber’de şoför olsam refah seviyem çok daha fazla olur,” ifadelerini sık sık duyduğumu söyleyebilirim.
Eğitim almış, potansiyele sahip ancak umudunu yitirmiş, iş aramaktan vazgeçmiş, gençlerin her geçen gün ülkemizde artması uzun ve kısa vadede, ulusal gelişme ve ülke ekonomisinin geleceği açışından negatif durumlara sebep veriyor. İşsizliğin birey üzerinde yarattığı ekonomik etki olan gelir kaybı, işsizlik sigortası ve aile içi yardımlaşma gibi yollarla bir ölçüde telafi edilebilse de umutsuzluk, korku, güvensizlik, kırılganlık, işe yaramazlık, sosyal dışlanma ve yoksulluk gibi sosyal etkilerin kalıcı olması bu durumun göz ardı edilmemesini gerektiriyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Türkiye'de genç işsizliği son bir yılda %8,8 artarak %25,3’e yükseldi. İş hayatında kadın ve erkeklerin gerçek anlamda eşit olabilmesi için gereken süre, pandemi döneminde 99,5 yıldan 135,6 yıla çıktı.
26 Tem 2021

YAZARLAR

Hacer Sert
https://www.aposto.com

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Savunma ihracatı 2002’den bu yana katlandı, yerlilik oranı %80’e ulaştı, Türk şirketleri küresel sıralamalarda yükseldi. Ancak motorlardan kritik elektronik ve optik teknolojilere uzanan kalan %20, Türkiye’nin savunma sanayiindeki asıl sınırını gösteriyor. Bu sınırı aşmak ise daha fazla silah üretmekten değil, bilim ve teknoloji üretebilmekten geçiyor.

Bir insanın “Ne iş yapıyorsun?” sorusuna iki cümleyle cevap verip daha fazlasını anlatma ihtiyacı duymamasıyla bir markanın neyi söyleyip neyi geride bırakacağını bilmesi, aynı olgunluk eşiğine işaret ediyor. Sadelik; hiçbir şey bilmemenin getirdiği bir sığlıktan değil, aksine çok şey bilip hepsinin ağırlığını tarttıktan sonra lüzumsuz olanları arkada bırakabilme cesaretinden geçiyor.

Nike’ın marka adı, onlarca yıldır “spor” kelimesiyle neredeyse eş anlamlıydı. Bu başarı, şirketi uzun yıllar borsanın favorileri arasında tuttu. Fakat son birkaç yılda ivme şaşırtıcı bir hızla tersine döndü ve şirket, yaklaşık 18 yılın ardından S&P 100 endeksine veda etmek zorunda kaldı. Peki ne oldu da dünyanın en güçlü spor markalarından biri, bu denli hızlı bir düşüşe sürüklendi?

Reklamcılık artık dikkat ekonomisinden niyet ekonomisine geçiş yapıyor. ChatGPT’nin test ettiği Sponsorlu Ajanlar, markaların tüketicinin karar verme konuşmasına doğrudan katılmasını sağlayan yeni bir katman açıyor. Kişiselleştirilmiş iknanın birim maliyeti neredeyse sıfıra inerken mesele, anlatının nerede durduğu ve kimin adına konuştuğunun her aşamada görünür olup olmamasında düğümleniyor.

Arama deneyimimizin yapısal olarak değişmeye başladığı aşikar. Artık sadece bilgi aramıyoruz, aynı zamanda alım kararlarımızı da yapay zekaya danışıyoruz. Ancak yeni denklem yalnızca GEO’dan ibaret değil: Araştırmalar, tüketicilerin yapay zeka önerilerinde hâlâ bağımsız insan deneyimine ve güvenilir üçüncü taraflara ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Markalar için de esas mesele, algoritmada görünmek kadar, algoritmanın güvendiği üçüncü taraf dünyasında sahici, tutarlı ve organik bir yer edinebilmekte yatıyor.





