"GEZEGENİ TEK BAŞIMA KURTARABİLİR MİYİM?"

Etik tüketicilik kavramı ve çelişkileri
"GEZEGENİ TEK BAŞIMA KURTARABİLİR MİYİM?"

Atolye Ren - 2 Mayıs
Atolye Ren ile birlikte

Sadeliğe güzelleme: Atolye Ren 2021 İlkbahar / Yaz ANGST; KİM, KİMİNLE, NASIL, NEREDE, NEDEN ÜRETİYOR? başlıklı 22'nci sayısında yerel üretimin ne anlama geldiğini, neden yerel üretimi desteklemek gerektiğini anlatmıştı. Sürekli büyümeyi temel alan lineer ekonomide ters giden bir şey olduğunu sezen ve sonucun önünde sonunda kaynakların tükenmesine çıkacağını bilen yerel üreticilerin, büyüme ve küreselleşme gibi hırslarından arındığından söz etmişti. Aşırılıklardan sıyrılmanın, adil olanı aramanın; bedene, çevreye ve diğer tüm canlılara şefkatle yaklaşmanın da mümkün olduğunu göstermişti. Aynı ANGST bugün sizi hikâyesini bilmenize izin veren, üreticisine değer veren, yavaşlığı benimseyen Atolye Ren’in sadeliğe dikkat çeken 2021 İlkbahar / Yaz koleksiyonuyla tanıştırıyor: Ode to Simplicity. Sadeliğe güzelleme: Sadeliğe güzelleme anlamına gelen Ode to Simplicity İlhamını gönüllü sadelik kavramından alan Ode to Simplicity; bilerek ve fark ederek, kendine yeten, özen gösteren, şefkat besleyen bir yaşamın materyal zenginliğin ötesinde bir doygunluk yaratacağını savunuyor. Sadeliğin yoksullukla, tek düzelikle, ya da dünyanın zevklerinden vazgeçmekle ilgili olduğunu varsayan bir değerler dizisine inat; insana ve diğer canlılara yuva olan yeryüzünün dengesini, döngüsünü ve düzenini taklit eden, keyifli ve tatminkâr bir yaşam inşa etmenin yolunun az, basit, sade, ama öz olandan geçtiğini vurguluyor. Ode to Simplicity; gösterişe çabalayan imajların değil, sade ve çabasız silüetlerin peşinden gidenleri, doğayı taklit eden şenlikli renk paletlerini arayanları özgürleştirici bir sadelik sunan 17 parçayı keşfetmeye çağırıyor. Atolye Ren: Etik, sürdürülebilir ve yavaş moda ilkelerine bağlı olarak herkes için minimal, rahat ve fonksiyonel giysiler üreten Atolye Ren; minimal siluetleri, iyi düşünülmüş özgün ayrıntılarla birleştirdiği tasarımlarında doğanın muazzam dengesi ve kadınların kadim bilgeliğinden ilham alıyor. Atolye Ren'in koleksiyonları; atık oluşmasını engellemek ve kaynakları daha verimli kullanabilmek için sipariş üzerine, İstanbul'da yerel bir terzi tarafından ustaca ve etik bir şekilde üretiliyor. Modern yaşamın rekabetçiliğinin yerine dayanışmacı bir yaşam ve topluluk hayaliyle; çevreye ve tüm canlılara karşı daha şefkatli, daha gerçek, daha üretken ve daha yaratıcı bir iş yapmak amacıyla yola çıkan Atolye Ren; koleksiyonlarında tüm bedenlerin benzersiz kusurlarını kutlayarak kapsayıcı kalıplar ve yenilikçi yöntemler geliştiriyor. Moda endüstrisinde iyi, kapsayıcı ve kolektif bir yaklaşım inşa etmek ve insanın doğayla ilişkisini güçlendirmek için ilerleyen bir değişimi hedefleyen Atolye Ren'i ve yeni koleksiyonunu keşfetmek için bu bağlantıyı kullanabilir; tanıtım filmini bu bağlantıdan izleyebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

Merve Odabaş

Etik tüketici davranışı için bir tanım yapmamız gerekirse; topluma, canlılara veya çevreye olumsuz etkisi olduğu düşünülen ürün ve hizmetlerden kaçınarak, toplumsal veya çevresel zararı en aza indirecek şekilde üretilen ürün ve hizmetlerin satın alınması olarak tanımlanabilir.

Bu tanımdan daha öteye gitmek gerekirse, etik tüketicilik kavramı kendi içinde birçok çelişki barındırıyor. Nasıl mı?

"ETİK TÜKETİCİ" KİMDİR?

Etik tüketici davranışı, endüstriyi ve doğayı önemserken bir yandan tüketmeye devam etme olanağı sağlaması itibariyle, hem üreticiye hem de tüketiciye uygulanabilir ve cazip geliyor. İnsanlara açık bir biçimde, radikal bir değişikliğe ihtiyaç duymadan, soyut ve yıkıcı çevresel problemler karşısında “bir şeyler yapabilme” fırsatı sunuyor.

Fırsat eşitliği olmayan bir düzende ürünlerin çevre ve insan üzerindeki etkilerinin ahlaki sorumluluğunun, işletmelerden kişisel tüketicilere kaydırılması kabul edilebilir değil. Fakat etik tüketici davranışı, büyüme ve kâr etme gibi ekonomik gerekliliklerle ekolojik ve toplumsal sürdürülebilirlik değerlerinin bir arada ilerlemesinin en mantıklı yolu gibi gösteriliyor. Bütün bunların uyum içinde bir arada var olabileceği idda ediliyor. Cümleler süslenerek sunulduğunda inandırıcı bile olabiliyor. Bu düşünce yapısına sahipsek, dünyayı daha adil ve daha sürdürülebilir kılmak için yaşam tarzlarımızı tamamen değiştirmemiz gerektiği sonucuna ulaşmak oldukça kolay. Öyleyse, etik tüketici davranışının, tüketim çılgınlığı felaketine verilen yaygın bir karşılık olmasına pek de şaşmamalı. 

KİM SORUMLU?

2018 yılında Birleşik Krallık ve ABD'de yapılan bir araştırmada insanların %70’inin, bireysel tüketicinin, çevreyi koruma konusunda en çok sorumluluğa sahip olan kesim olduğunu açıkladı. Sistemin kurucuları ve söz sahipleri, elini taşın altına koyamadıkları için tüketici sorumluluğu üzerinden bir algı yaratılıyor. Sorumluluk, üretimden ve ticari faaliyetten uzaklaştırılıp, tüketiciye yönlendiriliyor. Yani anlayacağımız üzere etik tüketici davranışı, ahlaki olarak iyi ile kötü ürünler arasında ayrım yapmakla kalmıyor.

HANGİ ÖZGÜRLÜK?

Kurumların ve markaların kendileri için de sürdürülebilir ürünleri teşvik etmelerinin sebebi, adil ve etik tüketime teşvikten ziyade ekonomiktir. Bu türden ürünlerin pazarı yüksek bir büyüme potansiyeline sahiptir ve “gösterişli” bir yeşil imaj (greenwashing), şirketlere rekabet avantajı sağlar. Etik tüketici davranışı; tüketimin anlamını onu özerklik, topluluk, dürüstlük, adalet ve doğa gibi maddi olmayan değerlerle bir araya getirerek artırma gayretindedir. Örnek vermek gerekirse, Bernays 1929 yılında sigaranın reklamını kadınlara, “özgürlük meşaleleri” olarak yayımlamıştı. New York’ta gerçekleşen Paskalya Bayramı geçit töreninde bu “özgürlük meşalelerini” içmeleri için kadınlara para ödemişti. O zamanlar kadınlar için kamusal alanda sigara içmek toplumsal bir tabu olma özelliğini henüz yitirmemişti. Kampanya sigarayı kadınların bu toplumsal tabuyu aşma yönündeki çabasıyla bir tuttu ve böylece, feminist mücadeleyi yeni bir pazara girmenin yolu olarak kullanmış oldu.

"KAPİTALİZMDE ETİK TÜKETİCİ HAREKETİ DİYE BİR ŞEY YOKTUR."

Etik tüketici davranışının tüm problemlerin çözümü olarak öne sürülmesi “yeşil kapitalizmin” mükemmel bir örneğidir. Kapitalizmin kendisinin yıkıcı sonuçlarına karşı getirilen eleştirilerin yönünü saptırmakla kalmaz, onları kapsar ve kapitalizmin yarattığı sorunlar karşısında çözümün bir parçası olarak sunar. Bir nevi sistem içinde yarattıkları oyunlar ve taktıkları maskelerle sistemi yeşil kapitalizmin öne sürdüğü piyasa yönelimli önlemler, apolitik oldukları kadar anti demokratiklerdir. Büyük şirketler, bir yandan piyasadaki sorumluluklarından muaf kalırken, diğer yandan mevcut güçlerini artırmasalar bile koruyabilirler. Bu da sonuç olarak, ahlaki sorumluluğu bireyin sırtına yükler ve onu toplumsal güçten yoksun bırakır.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst

BÜLTEN SAYISI

ANGST 27: SON KALE

Hızlı modanın safları azalıyor mu? Gezegeni "etik tüketici" mi kurtaracak? Tüketici kime inanacak?

02 May 2021

Atolye Ren ile birlikte
ANGST 27: SON KALE

YAZARLAR

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst

HİKAYE

Ölümcül körlük #2 | O muayen günler: Regl tabuları kadınlara neye mâl oluyor?

Dünyada her ay 2 milyardan fazla kadın regl oluyor. Bu durum kadın fizyolojisinin doğal bir parçası olsa da tıp literatüründe en az araştırılan konulardan biri. Bu görmezden gelme hâli, milyonlarca kadının güvenli hijyen koşullarına, hijyenik ürünlere ve doğru bilgiye erişemediği daha geniş bir tablonun parçası. "Ölümcül körlük" yazı dizisinin ikinci bölümünde regl tabusunun hastalıkların teşhisini geciktirmekten okulda ve işyerinde ayrımcılığa uzanan görünmez sonuçlarını kadınların tanıklıklarıyla ele alıyoruz.

Ayça Örer

·

13 Eyl 2026

Ölümcül körlük #2 | O muayen günler: Regl tabuları kadınlara neye mâl oluyor?
AngstAngst

HİKAYE

Reformdan önce perspektifi değiştirmek: Bir okul ne zaman gerçekten açılır?

Müfredatı, sınav sistemini, okul yapılarını ve öğretim araçlarını sürekli reformlardan geçiriyoruz. Fakat eğitimde karşılaştığımız hemen her güçlüğü yine okulun içinden, okulun dili ve araçlarıyla çözmeye çalışıyoruz. Oysa reformdan önce okula hangi gözle baktığımızı, öğrenmeyi neden okulla özdeşleştirdiğimizi ve çocuğu bir özne olarak görüp görmediğimizi sorgulamak gerekiyor.

Metin V. Bayrak

·

13 Eyl 2026

Reformdan önce perspektifi değiştirmek: Bir okul ne zaman gerçekten açılır?
AngstAngst

HİKAYE

Son 40 yılın en güçlü El Niño alarmı: Pasifik ısınıyor, dünya yeniden şekilleniyor

Dünya Meteoroloji Örgütü’nün son raporuna göre El Niño fenomeni, gelecek aylarda yağış ve sıcaklık düzenlerinde büyük etkiler yaratacak; sel, kuraklık ve aşırı sıcaklık riskleri artarak ortaya çıkacak. “Son 40 yılın en güçlü El Niño’su” olabileceği belirtilen bu durum için dünya genelinde olağanüstü hazırlık çağrıları yapılıyor.

Pelin Cengiz

·

09 Eyl 2026

Son 40 yılın en güçlü El Niño alarmı: Pasifik ısınıyor, dünya yeniden şekilleniyor
AngstAngst

HİKAYE

Bugünün konforu, yarının ızdırabı: Beş dakikada çözülebilecek konuları konuşmayı neden erteliyoruz?

Bazen birini o an biraz tedirgin etmek ya da yüzleşmekten çekindiği bir gerçeği sakince paylaşmak, uzun vadede hem ona hem de ilişkiye sunulabilecek en içten ve yapıcı katkı oluyor. Belki de esas mesele, ne patavatsızca her şeyi ortaya dökmek ne de çekinip sessizliğe gömülmek… Nezaket görüntüsü altında kendi rahatımızı mı, yoksa karşı tarafın ve ilişkinin gerçek gelişimini mi düşündüğümüzü kendimize dürüstçe itiraf edebilmemiz gerekiyor.

Cem Arıdağ

·

06 Eyl 2026

Bugünün konforu, yarının ızdırabı: Beş dakikada çözülebilecek konuları konuşmayı neden erteliyoruz?
AngstAngst

HİKAYE

Ölümcül körlük: Kadınlar neden daha geç ve yanlış teşhis alıyor?

Tıp, uzun yıllar erkek bedenini temel alarak araştırdı, hastalıkları tanımladı ve teşhis kriterleri geliştirdi. Bunun sonucun ise kadınların özellikle bazı hastalıklarda daha geç veya yanlış teşhis alması, tedaviye erişimde eşitsizlik ve yalnızca kadınları etkileyen sağlık sorunlarının yeterince araştırılmaması oldu. "Ölümcül Körlük" dizisinin ilk yazısı, tıbbın cinsiyet körlüğünün nasıl oluştuğunu ve bunun kadın sağlığı üzerindeki sonuçlarını inceliyor.

Ayça Örer

·

06 Eyl 2026

Ölümcül körlük: Kadınlar neden daha geç ve yanlış teşhis alıyor?