Girişi kolay, çıkışı zor: Verim eğrisi kontrolü daha önce nasıl uygulandı, nasıl sonuçlandı?

Verim eğrisi kontrolü (YCC), merkez bankalarına belirli vadelerde faizi doğrudan sabitleme gücü veriyor ancak bu güç, taahhüt sorgulanmaya başladığında hızla bir tuzağa dönüşebiliyor. ABD’den Japonya’ya, İngiltere’den Avustralya’ya uzanan örnekler YCC’nin asıl sınavının girişte değil çıkışta verildiğini, başarının ise büyük ölçüde zamanlama, kademelilik ve iletişime bağlı olduğunu gösteriyor.
Girişi kolay, çıkışı zor: Verim eğrisi kontrolü daha önce nasıl uygulandı, nasıl sonuçlandı?

Merkez bankalarının çoğu yalnızca gecelik politika faizini belirler, tahvil piyasasının geri kalanını serbest bırakır. Verim eğrisi kontrolünde (yield curve control – YCC) ise banka bir adım daha ileri gider: Belirli bir vadedeki (genellikle 3-10 yıl) devlet tahvilinin getirisine somut bir hedef koyar ve bu hedefi korumak için gerektiği kadar tahvil alıp satacağını taahhüt eder. 

Bu, niceliksel genişlemeden (QE) farklıdır: QE'de banka "şu kadar tahvil alacağım" der, fiyatın nereye gideceğine piyasa karar verir; YCC'de ise banka "faiz şu seviyede kalacak" der, ne kadar tahvil alınacağına piyasa karar verir. İkinci yaklaşım, taahhüt inandırıcı olduğu sürece bilançoyu fazla şişirmeden faizi düşük tutabilir ama taahhüt bir kez ciddi biçimde sorgulanırsa banka kendini sınırsız alım yapmak zorunda hissedebilir. Bu yüzden YCC, para politikası tarihinde yalnızca dört ülkede ve genellikle olağanüstü koşullarda denendi.

Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.

Aposto Premium
Ayda

  • Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
  • Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
  • Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
  • Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.
Aposto Premium üyesi misin? Giriş yap
demet
EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

YAZARLAR

Eren Kuru

Sipay Hazine Müdürü ve yatırım danışmanı. Daha önce Borsa İstanbul’da İş Geliştirme Departmanı’nda, Vakıf Yatırım'da Yatırım Danışmanlığı ve Algoritmik Trading Departmanı'nda, Ziraat ve Allbatross Portföy tarafında da Fon Yönetimi'nde çalıştı.

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

OKUMAYA DEVAM EDİN

EXANTEEXANTE

HİKAYE

Tek karar, üç yorum: Merkez Bankası iletişiminde sorun mu var?

TCMB’nin haftalık repo ihalelerine beklenenden erken dönmesi teknik olarak bir normalleşme adımıydı ancak piyasa aynı karardan Eylül’de faiz indirimi, Ekim’e kadar bekleme ve erken gevşeme olmak üzere üç farklı sonuç çıkardı. Merkez bankacılığında iletişim doğrudan bir politika aracıysa belki de asıl soru kararın kendisinden çok piyasanın neden TCMB’nin hangi gelişmeye nasıl karşılık vereceğini hâlâ ortak bir çerçeveden okuyamadığıdır.

Tek karar, üç yorum: Merkez Bankası iletişiminde sorun mu var?
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Enflasyonun ötesindeki soru: Gelirimiz temel ihtiyaçları karşılamaya yetiyor mu?

Gelirlerin fiyatlara yetişemediği bir yerde enflasyon verisinin gündelik hayattaki yansıması bir karşılanabilirlik sorununa dönüşüyor. Enerjiden gübreye, tarladan rafa uzanan maliyet zinciri gıdanın hane bütçesindeki yükünü artırırken TÜİK’in 2025 verilerine göre Türkiye’de fertlerin %35,1’i iki günde bir et, tavuk ya da balık içeren bir yemeğin masrafını karşılayamıyor. Yani mesele aslında "karşılanabilirlik".

Hakan Bektaş

·

26 Ağu 2026

Enflasyonun ötesindeki soru: Gelirimiz temel ihtiyaçları karşılamaya yetiyor mu?
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Kemer sıkmanın bedeli: Milei’nin elektrikli testeresi Arjantin’i nereye götürüyor?

Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei'nin kamuda radikal kesintilerin ve kemer sıkma politikalarının simgesi olarak siyasi şovlarında kullandığı “motosierra” (elektrikli testere) politikaları halktan giderek daha çok tepki çekiyor. Şirket iflasları artarken enflasyon ve hayat pahalılığı nedeniyle halkın borç yükü rekor seviyeye ulaşıyor. Vatandaşlar gıda, ilaç ve temel giderler için kredi çekmek zorunda kalıyor. Hükümet ise borçlanmayı "özel bir mesele" olarak nitelendirerek yapısal reformları savunmaya devam ediyor.

Pelin Cengiz

·

25 Ağu 2026

Kemer sıkmanın bedeli: Milei’nin elektrikli testeresi Arjantin’i nereye götürüyor?
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Borç döngüsü: ABD’nin giderek büyüyen borcunu kim finanse edecek?

Bridgewater Associates’in kurucusu Ray Dalio’ya göre asıl risk ABD’nin ne kadar borçlandığı değil, giderek büyüyen tahvil arzını yatırımcıların hangi faiz seviyesinden taşımaya razı olacağı. Sıfıra yakın faizlerle kamu borcunun maliyetinin görünmezleştiği dönem kapanırken piyasa artık yalnızca enflasyonu ve merkez bankalarını değil, devletlerin bilançolarını da fiyatlamaya hazırlanıyor.

Eralp Ersoy

·

25 Ağu 2026

Borç döngüsü: ABD’nin giderek büyüyen borcunu kim finanse edecek?
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Haftalık takvim: Yurt içinde beklentiler, yurt dışında PCE

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda yoğun bir veri takvimi izlenecek. Yurt içinde Pazartesi günü açıklanacak Ağustos ayı sektörel enflasyon beklentileri ön plana çıkarken, yurt dışında Çarşamba günü ABD'de açıklanacak ikinci çeyrek GSYH revizyonu ve Temmuz ayı PCE enflasyonu ile Cuma günü Fed Başkanı Kevin Warsh'ın Jackson Hole konuşması takip edilecek.

24 Ağu 2026

Haftalık takvim: Yurt içinde beklentiler, yurt dışında PCE