Gökyüzünü çerçevelemek: James Turrel ve görmenin sanatı

Bir kubbenin altında oturduğunuzu hayal edin. Başınızı kaldırdığınızda yalnızca gökyüzünü görüyorsunuz. Birkaç dakika sonra garip bir şey oluyor: Gökyüzü artık gökyüzü gibi görünmemeye başlıyor. Sanki düz bir yüzeye dönüşüyor. Mavi daha yoğun, bulutlar daha yavaş, zaman ise biraz daha esnek hissediliyor.
Bu deneyimi yaşayanların sayısı son aylarda hızla arttı. Danimarka’daki ARoS Aarhus Sanat Müzesi’nde açılan As Seen Below – The Dome, sosyal medyada en çok paylaşılan sanat işlerinden biri hâline geldi. Roma’daki Pantheon’un oculus'undan ilham alan devasa kubbe, ziyaretçileri gökyüzüne bakmaya davet ediyor. İlk bakışta etkileyici bir mimari müdahale gibi görünse de eserin asıl meselesi gökyüzü değil, gökyüzünü nasıl gördüğümüz. Bu ayrım, James Turrell’in elli yılı aşkın süredir sürdürdüğü sanat pratiğinin merkezinde yer alıyor.
Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.
Aposto Premium
Ayda
- Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
- Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
- Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
- Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
YAZARLAR

Bartu Bıçak
Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası Ticaret bölümünde öğrenci. Akademik ilgileri ekonomi, kültür ve toplumsal dönüşümler etrafında şekillenirken; üretim pratiği yazı, fotoğraf ve görsel anlatı üzerinden ilerler. Daha önce kreatif ajanslarda edindiği deneyimler sayesinde, medyaya ve anlatıya farklı bir perspektiften yaklaşıyor.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
OKUMAYA DEVAM EDİN
Size kimsenin “Geçmişi bırak” demeye hakkı yok, zaten bırakılsa bırakırdınız. Ancak belki mesele geçmişi bırakmak değil, bugünün geçmişin kurallarıyla yaşanmadığını yavaş yavaş öğrenmek. Siz artık o geçmişteki, o evdeki çocuk değilsiniz. Ve yaşanmamış hayatın çok güzel bir yanı var: Yaşanmış olandan çok daha fazla olasılık barındırıyor. Kapanmaz yaralarla yaşayanlar için üç kitap...

Yıllarca Road Runner’ın peşinde koşarken başına gelmedik felaket kalmayan Wile E. Coyote, bu kez kendisini sürekli yarı yolda bırakan ürünlerin üreticisi Acme’nin peşine düşüyor. Coyote vs. Acme, çocukluk çizgi filmlerinin kovalamaca neşesini korurken, Coyote’nin azmini kazanca dönüştüren şirketin sorumluluğunu görünür kılıyor ve ona sonunda uğradığı zararların hesabını sorma hakkı tanıyor.

Olivia Wilde’ın "Booksmart" (2019) ve "Don’t Worry Darling" (2022) sonrası gelen üçüncü uzun metrajı "The Invite", 2020 yapımı "Sentimental"ın uyarlaması. Tek mekanda geçen ve başarılı senaryosuyla öne çıkan film, iki komşu çiftin bir akşam yemeğinde buluşması üzerinden evliliklerdeki iletişimsizliği ve ilişki dinamiklerini ele alıyor

Geçen yüzyılın en etkili sanatçılarından biri olan Yayoi Kusama, 97 yaşında, Tokyo’da bir hastanede hayatını kaybetti. Kusama bir zamanlar kendisini evrendeki milyarlarca noktadan biri olarak görüyordu. Fakat o tek nokta, sonunda kendi etrafında bir evren kurdu. Ve şimdi, evrenin içinde milyonlarca nokta hâla çoğalmaya devam ediyor.

Robert De Niro’nun sinemadaki büyüklüğünü, canlandırdığı şiddet dolu erkeklerde değil, o şiddetin altında yatanı gösterebilme yeteneğinde aramak gerekir. Öfkenin altındaki korkuyu, kontrolün altındaki güvensizliği, suskunluğun altındaki arzuyu, sertliğin altındaki kırılganlığı… O, bunları karakterin bedenine yerleştirdi ve seyirciye keşfetmenin alanını açtı.




