Haftalık takvim: Kritik TCMB kararı

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Bu hafta takvim yurt içinde kalabalıklaşırken, yurt dışında bir miktar sakinliyor. Yurt içi piyasalarda TCMB kararı ve Moody’s Türkiye değerlendirmesi ön plana çıkarken, yurt dışında gözler ECB kararında olacak.
Yurt içi piyasalar
Bu hafta yurt içi piyasalarda iki ayrı gelişme diğerlerinden daha yüksek öneme sahip. Bunlardan ilki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın 23 Temmuz Perşembe günü alacağı Para Politikası Kurulu kararı olacak. Piyasa beklentisi politika faizinin %37,0 seviyesinde sabit bırakılması yönünde olsa da, kararın ardından yayımlanacak metin ve TCMB’nin repo ihalelerine tekrar başlayıp başlamayacağına ilişkin kararı da en az PPK kararının kendisi kadar önemli olacak.
İkinci önemli gelişme ise 24 Temmuz Cuma günü uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s tarafından yapılacak Türkiye değerlendirmesi olacak. Türkiye’nin mevcut kredi notu Ba3, görünümü ise durağan. Ana piyasa beklentisi ise kredi notunun ve durağan görünümün korunması yönünde.
Bunun dışında yurt içi piyasalarda bu hafta;
- 20 Temmuz Pazartesi günü TCMB tarafından düzenlenen Piyasa Katılımcıları Anketi’nin Haziran ayı sonuçları ve TÜİK tarafından açıklanacak tarımsal girdi fiyat endeksi ile yurt dışı üretici fiyat endeksi,
- 22 Temmuz Çarşamba günü TCMB tarafından açıklanacak reel kesim güven endeksi ile finansal hizmetler güven endeksi ve TÜİK tarafından açıklanacak hanehalkı yurt içi turizm istatistikleri,
- 23 Temmuz Perşembe günü TÜİK tarafından açıklanacak tüketici güven endeksi ve TCMB/BDDK tarafından açıklanacak haftalık para-banka/bankacılık sektörü/menkul kıymet istatistikleri,
- 24 Temmuz Cuma günü ise TCMB tarafından yayımlanacak sektörel enflasyon beklentileri takip ediliyor olacak.
Yurt dışı piyasalar
Yurt dışı piyasalarda bu hafta en çok öne çıkan gelişme 23 Temmuz Perşembe günü açıklanacak Avrupa Merkez Bankası (ECB) faiz kararı olacak. Reuters anketine katılan 74 ekonomistin ortak beklentisi, ECB’nin üç ana faiz oranında bir değişim yapmaması yönünde. Dolayısıyla toplantıda bir faiz değişikliği beklenmiyor. Piyasanın asıl odak noktası Lagarde’ın Eylül ayı toplantısına ilişkin vereceği sinyaller olacak.
Bunun dışında yurt dışı piyasalarda bu hafta;
- 21 Temmuz Salı günü Almanya’da ZEW ekonomik beklenti endeksi ve İngiltere’de istihdam verileri,
- 22 Temmuz Çarşamba günü Japonya’da dış ticaret dengesi ve İngiltere’de TÜFE,
- 23 Temmuz Perşembe günü Avro Bölgesi’nde kamu borcu istatistikleri ve ABD’de Chicago Fed imalat endeksi,
- 24 Temmuz Cuma günü ise Japonya’da TÜFE, Almanya’da GfK tüketici güven endeksi ve global PMI verileri takip ediliyor olacak.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta yurt içi piyasalarda TCMB'nin kritik Temmuz kararı radarımızda. Toplantıdan politika faizine ilişkin bir karar çıkması beklenmiyor. Yurt dışı tarafında ise ECB'nin faiz kararı ön planda.
20 Tem 2026

YAZARLAR

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Verim eğrisi kontrolü (YCC), merkez bankalarına belirli vadelerde faizi doğrudan sabitleme gücü veriyor ancak bu güç, taahhüt sorgulanmaya başladığında hızla bir tuzağa dönüşebiliyor. ABD’den Japonya’ya, İngiltere’den Avustralya’ya uzanan örnekler YCC’nin asıl sınavının girişte değil çıkışta verildiğini, başarının ise büyük ölçüde zamanlama, kademelilik ve iletişime bağlı olduğunu gösteriyor.

TCMB’nin haftalık repo ihalelerine beklenenden erken dönmesi teknik olarak bir normalleşme adımıydı ancak piyasa aynı karardan Eylül’de faiz indirimi, Ekim’e kadar bekleme ve erken gevşeme olmak üzere üç farklı sonuç çıkardı. Merkez bankacılığında iletişim doğrudan bir politika aracıysa belki de asıl soru kararın kendisinden çok piyasanın neden TCMB’nin hangi gelişmeye nasıl karşılık vereceğini hâlâ ortak bir çerçeveden okuyamadığıdır.

Gelirlerin fiyatlara yetişemediği bir yerde enflasyon verisinin gündelik hayattaki yansıması bir karşılanabilirlik sorununa dönüşüyor. Enerjiden gübreye, tarladan rafa uzanan maliyet zinciri gıdanın hane bütçesindeki yükünü artırırken TÜİK’in 2025 verilerine göre Türkiye’de fertlerin %35,1’i iki günde bir et, tavuk ya da balık içeren bir yemeğin masrafını karşılayamıyor. Yani mesele aslında "karşılanabilirlik".

Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei'nin kamuda radikal kesintilerin ve kemer sıkma politikalarının simgesi olarak siyasi şovlarında kullandığı “motosierra” (elektrikli testere) politikaları halktan giderek daha çok tepki çekiyor. Şirket iflasları artarken enflasyon ve hayat pahalılığı nedeniyle halkın borç yükü rekor seviyeye ulaşıyor. Vatandaşlar gıda, ilaç ve temel giderler için kredi çekmek zorunda kalıyor. Hükümet ise borçlanmayı "özel bir mesele" olarak nitelendirerek yapısal reformları savunmaya devam ediyor.

Bridgewater Associates’in kurucusu Ray Dalio’ya göre asıl risk ABD’nin ne kadar borçlandığı değil, giderek büyüyen tahvil arzını yatırımcıların hangi faiz seviyesinden taşımaya razı olacağı. Sıfıra yakın faizlerle kamu borcunun maliyetinin görünmezleştiği dönem kapanırken piyasa artık yalnızca enflasyonu ve merkez bankalarını değil, devletlerin bilançolarını da fiyatlamaya hazırlanıyor.



