Hâkim rüzgâr sükûnet: The Stay Warehouse

SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
CHECK-IN
Check in: 11.00 Check out: Ne zaman dilerseniz (lütfen otelle görüşünüz)
Saat 10’a 10 var. Hızlı bir yolculuk: tam Le Corbusier’nin Atina Anlaşması’nı okuyup bir saat yol manzarası seyretmelik kadar. Uzun zamandır gitmediğin bir yere kavuşma hissi ayaklarımı yerden kesmiştir hep. Hele ki mevsimlerden yazsa. O büyük yaz aşkınla, başka bir yaz yeniden buluşmak gibi. Kim bilir nasıl şimdi? Hâlâ öyle yollar kadar özgür hissettirir mi? Pazardan bu zamanda cibes mi alırız erik mi? Geçmiş midir mevsimi? Bu mevsim ne verirdi? Rüzgârı ehlileş midir? Estirir mi? Yine.
Meşhur zeytin ağaçlarının altında
Foule Sentimentale çalıyor. Kafamın içinde. Arabadan adımımı attıktan hemen sonra başlıyor. Ne tuhaf. Yalnızca kuşun ve hırçın rüzgârın sesi var oysa. Birkaç gülen yüz, hoş geldin karşılıyor bizi kapısı olmayan resepsiyonda. Yaş almış, bilgece salınan zeytin ağaçları arasından, giriyoruz gökyüzünü gölgelemeyen ama yüksek, çok yüksek eski bira deposunun tavanının altına. Yürüyoruz Oda No:4’e doğru, giriş katında sağda. Biraz yerleştikten ve dinlendikten sonra kahvaltıda buluşmak üzere sözleşiyoruz kapıda.

Warehouse'un içinde, odaya doğru yürürken göze ilişenler
ODADA
Oda No: 4 (Bütün odalar aynı şekilde tasarlanmış, birebir aynı ölçüde ve özellikte.)
Odanın içinden: Nespresso kahve makinesi, Smeg mini buzbolabı ve sağlıklı atıştırmalıklar, Parma di Aqua banyo malzemeleri, pikap, Harman Kardon hoparlör, plaklar (!) ve sükûnet dolu bahçe.

Manfred Mann's Earth Band ve diğerleri
Odanın içine adım atar atmaz bahçe kapısına koşacağım. Haldun Demirhisar’ın girişteki fotoğrafına durup bakıyorum önce. İçim sıkışmışlık hissiyle doluyor bir an için. Koşmak, koşmak, koşmak, çimenlere basmak geliyor içinden. Bir eser, gerçekten bir “eserse” içindeki yahut içinde olduğunun bile farkında olmadığın bir duyguyu tetiklemelidir, neticede. Ayakkabılar çıkıyor bir yandan. Çıplak ayak koşmak istiyorum bahçeye. En azından yazları, çıplak ayak gezer miyiz? Burada gezeriz.

Oda No: 4'ün yeşile nazır bahçesinde
Dave Brubeck ve Paul Desmond’dan Alice in Wonderland çalıyor şimdi de. Kapıları açar açmaz rüzgâr piyanoyu bastırıyor. Hatırladığım Alaçatı’dan daha sessiz burası. Ya ben başka mevsimde geldim ya bu defa kalbinin başka bir köşesindeyim. Yeşilden başka bir şey görmüyor gözüm.

Dışarıdan içeriye
İçeri girelim ve müziği değiştirelim. Manfred Mann's Earth Band’in Watch plağını takmak lazım pikaba, bir yandan Ristretto Italiano kokusunu yaya yaya doluyor bardağa. Haldun Demirhisar’ın yatağın başındaki fotoğrafına takılıyor gözüm bu defa. Kahve oluyor, Davy’s on the Road Again eşliğinde, ağaçların gölgesinde bahçede içer miyiz? İçeriz. Enerjimizi topladık mı? Topladık. O zaman biraz dans ederiz çimenlerde. Sonra da odadan çıkmak gerek. Kahvaltı bekler ama bekletmeye gelmez.
OTELDE KEŞİFTE
Yeme-içme: Eyüp Çoban’ın şefliğinde The Stay Restoran, bar, Sea Salt (Plage Isolee)
Otelin diğer imkânları: Açık yüzme havuzu (dalınca sürprizli), Plage Isolee’de özel plaj, kütüphane, The Stay Line Shop, şömine ve dahası.
Mesafeler: Alaçatı Çarşı’ya 10 dakika, Hacımemiş'e 15 dakika yürüme mesafesinde. Plage Isolee arabayla 10 dakika.
Manzaralar: Asırlık zeytin ağaçları, yeşil, mavi dışarıda; içeride eski bira deposunun tuğla duvarları ve sanat eserleri
Neleri öğrenmeli? The Stay’in sanat projeleri ve sürdürülebilirlik çalışmaları
Hazal’ın otelin girişine bakan odasının kapısını tıklatıyorum. Merak ediyorum, bahçesini. Yoksa odalar birebir aynı. Onunki otelin bahçesine açılıyor. Oradan havuzun başından, zeytin ağaçlarının yamacından yürüyerek Hande’nin (Macunluoğlu Öztürk) yanına gidiyoruz. Kahvaltıya. Mühim mevzuya.

Havuzun dibindeki mozaikler, eski cam parçalarından
Uzun, ahşap masalara kuruluyoruz. Masaların hikâyesine de geleceğiz. Şimdi üzerindekilere bakalım. Kahvaltı veganları da seviyor vejetaryenleri de. Pek tabii biz böyle tercih ettik diye. Yoksa herkes düşünülmüş elbet. Güler yüzler, bize eşlik etmeye devam ediyor. Kimisi birkaç aya The Stay Pastoral olarak anacağımız diyardaki bahçelerden gelen ürünlerle hazırlanmış, kızarmış sepet peyniri ve acukalı çıtır simitlere eşlikçi kahve de. Akşam Eyüp Şef'in hazırlayacağı vegan menüden habersiziz daha. Pastoral ve veganlık derken anlatmaya başlıyor Hande, otelin sürdürülebilirlik prensiplerini.

Anselm Reyle'in İsimsiz (2022) eseri Dirimart iş birliğiyle The Stay Warehouse duvarlarında
İLERİ DÖNÜŞÜM
Elif zeytin ağaçlarına, ben her tarafından ışık alan geniş binaya doğru bakıyorum. Hangarı andıran, hemen her bölümü dışarı açılan bir yapı bu. Hande anlatmaya başlıyor eskiden bira deposu olarak kullanılan binanın ileri dönüşüm hikâyesini.
Sağdan ve soldan yukarı çıkılan, zemin katı çimene değen, ikinci katta ağaçların şarkısını duyabildiğin The Stay Warehouse’ta her ihtiyaca uygun olarak tasarlanmış birbirinin aynısı, demonte edilebilen 24 oda var. Alaçatı’da mümkün olduğunca sürdürülebilir bir otel yaratma isteğinin ilk aşaması inşaata mahal vermemek. Bu sebeple var olan binayı dönüştürüyor; masa, sandalye gibi tüm ahşap yüzeyleri yüz ve üzerindeki yaşta Karadeniz evlerinden çıkan ağaçlar kullanarak tasarlıyorlar.

Eski bir bira deposu, şimdi karbon nötr otel The Stay Warehouse
Acukanın içindeki biber, reçelin taneleri, püre şeklinde gelen pancar da hepsi bölgedeki üreticilerden, tarlalardan toplanarak yapılıyor. Tarım ve glamping’i birleştiren, “kendin ağaçtan topla, kendin limonu sık” konseptindeki yeni projeleri The Stay Pastoral'den bahsediyor Hande o sırada. Gıda atığını sıfıra indirmek için üretimin zorluklarını görebileceğimiz bir yerde “tatil” yapmanın, toprağı, bitkiyi, suyu öğrenmenin önemini düşünüyorum. Dünyada yaşamayı sürdürmek için öğrenmeyi idame etmeliyiz. Her gün değişmeyen havlulardan, doyacak kadar yemek siparişinden, plastik pipet yerine bambu, cam gibi alternatiflerden başlayabiliriz mesela.

Nuri Bilge Ceylan (altta), Ayşe Erkmen (üstte)
SANAT
İçerideyiz şimdi. Aslında içerisi ve dışarısı arasındaki tek fark biraz daha uzaktan gelen şevketi bostan kokusu ve yukarıda yağmur, kar, poyraz ve lodosla aramızda koruma kalkanı yaratan çatı. İlk önce hemen sağda çalışmak için bilgisayarları yerleştirdiğimiz masanın arkasındaki fotoğraf çekiyor dikkatimi, sonra yavaş yavaş mekânın içinde tura çıkıyor bakışlarım.
Masanın üzerinde Ayşe Erkmen’in ismini görünce ancak birbirine bağlanıyor görünmeyen sicimler. Nuri Bilge Ceylan, Seçkin Pirim, Hayal Pozantı, Anselm Reyle, Nasan Tur, Ebru Uygun gibi sanatçıların işlerinden oluşan bu süreli serginin yaratıcısı Dirimart. 21 Ağustos’a kadar devam edeceğini görüyoruz QR kodunu okutup eserler arasında gezerken. Dışarıya açık mı ilk onu merak ediyorum. "Elbette," diyor Hande. Ve ekliyor: "Sadece odaları değil, ortak alanları da ihtiyaca göre düzenleyebileceğimiz sistemde yarattık. Kışın DasDas sahne aldı burada; caz konserleri, opera, sanata açık bir alandayız".
İçeride şöminenin yandığı bir akşam burada yaşadığımı, ürettiğimi, yazdığımı düşünüyorum. Tam rezidans yapılacak, sanatçıların üretim süreçlerini, aşamalarını paylaşacakları, birbirlerinden ayrı ve birlikte yaratabilecekleri bir alan diyorum. "Tabii ki," diyor Hande "projelere, fikirlere, kolektif aklın dönüştürebileceklerine açığız."
Alaçatı'da öğle saatleri
CİVARDA
Deniz uzak, günün erken saatlerinde taşın sıcaklığı hissediliyor. Bu yüzden günün uzun bir kısmını çimenlere çıplak ayakla değebileceğin odanın bahçesiyle, suyun altında müziği duyabileceğin havuzun köşesinde geçiriyor, biraz da hayal ediyorsun.
Akşamüstü esintisi düşmeye başlayınca kısa bir yolculuk sonunda varacağın yer Zeytin Tarla. Alaçatı’nın sürdürülebilirliği için çalışan bir restoran. Burada az sonra pizzanın diliminden midemize gidecek yolda "offf", "nefis", "harikaa" diye sayacağımız tüm sebzelerin ya gözümüzün hizasındaki tarlada ya da çok yakında yetişme ilkesi esas. Kış, yaz ve baharda farklı menüler çıkıyor. Her şey mevsiminde tüketilenden.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
The Stay Warehouse’tayız: asırlık zeytin ağaçlarının altında, eski bira deposunun ihtişamlı sadeliğine ve yeşile karşı. Sükûnet, hâkim rüzgâr buralarda. Esiyor da esiyor. Plage Isolee’ye, oradan havuz başına.
17 Tem 2022

YAZARLAR

Soli
Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR
Defender Trophy, yalnızca fiziksel dayanıklılığı ve sürati ölçen bir yarış değil; disiplin, takım çalışması ve maceracı ruhunu genlerinde taşıyan köklü bir organizasyon. Tekerlekler hayati bir amaç için dönüyor: Doğayı ve vahşi yaşamı korumak.
22 Tem 2026

"Bu bir cruise değil" mottosuyla kalabalık ve kaotik cruise anlayışını tersine çeviren lüks yat seyahatlerine paralel olarak barge cruise yani mavnalarla seyahat hareketi de yaygınlaşıyor. Barge cruise seyahatine çıkanlar Avrupa kentlerinin küçük nehir ve kanallarında dingin ve butik bir deneyim yaşıyor.

Kültürel değer üretme biçimi değişiyor. Seyahat de bunun dışında kalmıyor. Seyahatin tarihsel işlevlerinden biri olan öğrenme, kültürel katılım ve karşılaşma, dijital çağın koşullarında yeniden görünür oluyor.

12 Ağustos’ta yaşanacak tam güneş tutulması Grönland’ın doğusundan başlayıp güneye doğru ilerleyecek ve ardından İzlanda’nın batı kıyıları ile İspanya’nın kuzeyinden geçecek. Yaklaşık iki dakika sürecek bu doğa mucizesine tanık olmak isteyenler için farklı zevklere göre öneriler hazırladık.

23-28 Haziran arasındaki Paris Erkek Moda Haftası bir kez daha gösterdi ki bugün moda yalnızca kıyafet üretmiyor; şehirlerin kültürel ritmini belirleyen, farklı disiplinleri aynı masada buluşturan ve en beklenmedik karşılaşmalar için alan açan canlı bir ekosistem olmaya devam ediyor.




