Hâkim rüzgâr sükûnet: The Stay Warehouse

Aylardan: Temmuz. Rüzgârın götürdüğü yer: Alaçatı. Otel: The Stay Warehouse. Oda No:4. Misafirler: Elif Bayram & Hazal Yılmaz. Fotoğraflar: Elif Bayram
Hâkim rüzgâr sükûnet: The Stay Warehouse

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

CHECK-IN

Check in: 11.00 Check out: Ne zaman dilerseniz (lütfen otelle görüşünüz)

Saat 10’a 10 var. Hızlı bir yolculuk: tam Le Corbusier’nin Atina Anlaşması’nı okuyup bir saat yol manzarası seyretmelik kadar. Uzun zamandır gitmediğin bir yere kavuşma hissi ayaklarımı yerden kesmiştir hep. Hele ki mevsimlerden yazsa. O büyük yaz aşkınla, başka bir yaz yeniden buluşmak gibi. Kim bilir nasıl şimdi? Hâlâ öyle yollar kadar özgür hissettirir mi? Pazardan bu zamanda cibes mi alırız erik mi? Geçmiş midir mevsimi? Bu mevsim ne verirdi? Rüzgârı ehlileş midir? Estirir mi? Yine.

Meşhur zeytin ağaçlarının altında


Foule Sentimentale çalıyor. Kafamın içinde. Arabadan adımımı attıktan hemen sonra başlıyor. Ne tuhaf. Yalnızca kuşun ve hırçın rüzgârın sesi var oysa. Birkaç gülen yüz, hoş geldin karşılıyor bizi kapısı olmayan resepsiyonda. Yaş almış, bilgece salınan zeytin ağaçları arasından, giriyoruz gökyüzünü gölgelemeyen ama yüksek, çok yüksek eski bira deposunun tavanının altına. Yürüyoruz Oda No:4’e doğru, giriş katında sağda. Biraz yerleştikten ve dinlendikten sonra kahvaltıda buluşmak üzere sözleşiyoruz kapıda.

Warehouse'un içinde, odaya doğru yürürken göze ilişenler


ODADA

Oda No: 4 (Bütün odalar aynı şekilde tasarlanmış, birebir aynı ölçüde ve özellikte.)

Odanın içinden: Nespresso kahve makinesi, Smeg mini buzbolabı ve sağlıklı atıştırmalıklar, Parma di Aqua banyo malzemeleri, pikap, Harman Kardon hoparlör, plaklar (!) ve sükûnet dolu bahçe.

Manfred Mann's Earth Band ve diğerleri


Odanın içine adım atar atmaz bahçe kapısına koşacağım. Haldun Demirhisar’ın girişteki fotoğrafına durup bakıyorum önce. İçim sıkışmışlık hissiyle doluyor bir an için. Koşmak, koşmak, koşmak, çimenlere basmak geliyor içinden. Bir eser, gerçekten bir “eserse” içindeki yahut içinde olduğunun bile farkında olmadığın bir duyguyu tetiklemelidir, neticede. Ayakkabılar çıkıyor bir yandan. Çıplak ayak koşmak istiyorum bahçeye. En azından yazları, çıplak ayak gezer miyiz? Burada gezeriz. 

Oda No: 4'ün yeşile nazır bahçesinde


Dave Brubeck ve Paul Desmond’dan Alice in Wonderland çalıyor şimdi de. Kapıları açar açmaz rüzgâr piyanoyu bastırıyor. Hatırladığım Alaçatı’dan daha sessiz burası. Ya ben başka mevsimde geldim ya bu defa kalbinin başka bir köşesindeyim. Yeşilden başka bir şey görmüyor gözüm.

Dışarıdan içeriye


İçeri girelim ve müziği değiştirelim. Manfred Mann's Earth Band’in Watch plağını takmak lazım pikaba, bir yandan Ristretto Italiano kokusunu yaya yaya doluyor bardağa. Haldun Demirhisar’ın yatağın başındaki fotoğrafına takılıyor gözüm bu defa. Kahve oluyor, Davy’s on the Road Again eşliğinde, ağaçların gölgesinde bahçede içer miyiz? İçeriz. Enerjimizi topladık mı? Topladık. O zaman biraz dans ederiz çimenlerde. Sonra da odadan çıkmak gerek. Kahvaltı bekler ama bekletmeye gelmez.

OTELDE KEŞİFTE

Yeme-içme: Eyüp Çoban’ın şefliğinde The Stay Restoran, bar, Sea Salt (Plage Isolee)

Otelin diğer imkânları: Açık yüzme havuzu (dalınca sürprizli), Plage Isolee’de özel plaj, kütüphane, The Stay Line Shop, şömine ve dahası. 

Mesafeler: Alaçatı Çarşı’ya 10 dakika, Hacımemiş'e 15 dakika yürüme mesafesinde. Plage Isolee arabayla 10 dakika.

Manzaralar: Asırlık zeytin ağaçları, yeşil, mavi dışarıda; içeride eski bira deposunun tuğla duvarları ve sanat eserleri

Neleri öğrenmeli? The Stay’in sanat projeleri ve sürdürülebilirlik çalışmaları

Hazal’ın otelin girişine bakan odasının kapısını tıklatıyorum. Merak ediyorum, bahçesini. Yoksa odalar birebir aynı. Onunki otelin bahçesine açılıyor. Oradan havuzun başından, zeytin ağaçlarının yamacından yürüyerek Hande’nin (Macunluoğlu Öztürk) yanına gidiyoruz. Kahvaltıya. Mühim mevzuya.

Havuzun dibindeki mozaikler, eski cam parçalarından


Uzun, ahşap masalara kuruluyoruz. Masaların hikâyesine de geleceğiz. Şimdi üzerindekilere bakalım. Kahvaltı veganları da seviyor vejetaryenleri de. Pek tabii biz böyle tercih ettik diye. Yoksa herkes düşünülmüş elbet. Güler yüzler, bize eşlik etmeye devam ediyor. Kimisi birkaç aya The Stay Pastoral olarak anacağımız diyardaki bahçelerden gelen ürünlerle hazırlanmış, kızarmış sepet peyniri ve acukalı çıtır simitlere eşlikçi kahve de. Akşam Eyüp Şef'in hazırlayacağı vegan menüden habersiziz daha. Pastoral ve veganlık derken anlatmaya başlıyor Hande, otelin sürdürülebilirlik prensiplerini.

Anselm Reyle'in İsimsiz (2022) eseri Dirimart iş birliğiyle The Stay Warehouse duvarlarında


İLERİ DÖNÜŞÜM 

Elif zeytin ağaçlarına, ben her tarafından ışık alan geniş binaya doğru bakıyorum. Hangarı andıran, hemen her bölümü dışarı açılan bir yapı bu. Hande anlatmaya başlıyor eskiden bira deposu olarak kullanılan binanın ileri dönüşüm hikâyesini. 

Sağdan ve soldan yukarı çıkılan, zemin katı çimene değen, ikinci katta ağaçların şarkısını duyabildiğin The Stay Warehouse’ta her ihtiyaca uygun olarak tasarlanmış birbirinin aynısı, demonte edilebilen 24 oda var. Alaçatı’da mümkün olduğunca sürdürülebilir bir otel yaratma isteğinin ilk aşaması inşaata mahal vermemek. Bu sebeple var olan binayı dönüştürüyor; masa, sandalye gibi tüm ahşap yüzeyleri yüz ve üzerindeki yaşta Karadeniz evlerinden çıkan ağaçlar kullanarak tasarlıyorlar. 

Eski bir bira deposu, şimdi karbon nötr otel The Stay Warehouse


Acukanın içindeki biber, reçelin taneleri, püre şeklinde gelen pancar da hepsi bölgedeki üreticilerden, tarlalardan toplanarak yapılıyor. Tarım ve glamping’i birleştiren, “kendin ağaçtan topla, kendin limonu sık” konseptindeki yeni projeleri The Stay Pastoral'den bahsediyor Hande o sırada. Gıda atığını sıfıra indirmek için üretimin zorluklarını görebileceğimiz bir yerde “tatil” yapmanın, toprağı, bitkiyi, suyu öğrenmenin önemini düşünüyorum. Dünyada yaşamayı sürdürmek için öğrenmeyi idame etmeliyiz. Her gün değişmeyen havlulardan, doyacak kadar yemek siparişinden, plastik pipet yerine bambu, cam gibi alternatiflerden başlayabiliriz mesela.

Nuri Bilge Ceylan (altta), Ayşe Erkmen (üstte)


SANAT

İçerideyiz şimdi. Aslında içerisi ve dışarısı arasındaki tek fark biraz daha uzaktan gelen şevketi bostan kokusu ve yukarıda yağmur, kar, poyraz ve lodosla aramızda koruma kalkanı yaratan çatı. İlk önce hemen sağda çalışmak için bilgisayarları yerleştirdiğimiz masanın arkasındaki fotoğraf çekiyor dikkatimi, sonra yavaş yavaş mekânın içinde tura çıkıyor bakışlarım. 

Masanın üzerinde Ayşe Erkmen’in ismini görünce ancak birbirine bağlanıyor görünmeyen sicimler. Nuri Bilge Ceylan, Seçkin Pirim, Hayal Pozantı, Anselm Reyle, Nasan Tur, Ebru Uygun gibi sanatçıların işlerinden oluşan bu süreli serginin yaratıcısı Dirimart. 21 Ağustos’a kadar devam edeceğini görüyoruz QR kodunu okutup eserler arasında gezerken. Dışarıya açık mı ilk onu merak ediyorum. "Elbette," diyor Hande. Ve ekliyor: "Sadece odaları değil, ortak alanları da ihtiyaca göre düzenleyebileceğimiz sistemde yarattık. Kışın DasDas sahne aldı burada; caz konserleri, opera, sanata açık bir alandayız". 

İçeride şöminenin yandığı bir akşam burada yaşadığımı, ürettiğimi, yazdığımı düşünüyorum. Tam rezidans yapılacak, sanatçıların üretim süreçlerini, aşamalarını paylaşacakları, birbirlerinden ayrı ve birlikte yaratabilecekleri bir alan diyorum. "Tabii ki," diyor Hande "projelere, fikirlere, kolektif aklın dönüştürebileceklerine açığız."

Alaçatı'da öğle saatleri


CİVARDA

Deniz uzak, günün erken saatlerinde taşın sıcaklığı hissediliyor. Bu yüzden günün uzun bir kısmını çimenlere çıplak ayakla değebileceğin odanın bahçesiyle, suyun altında müziği duyabileceğin havuzun köşesinde geçiriyor, biraz da hayal ediyorsun. 

Akşamüstü esintisi düşmeye başlayınca kısa bir yolculuk sonunda varacağın yer Zeytin Tarla. Alaçatı’nın sürdürülebilirliği için çalışan bir restoran. Burada az sonra pizzanın diliminden midemize gidecek yolda "offf", "nefis", "harikaa" diye sayacağımız tüm sebzelerin ya gözümüzün hizasındaki tarlada ya da çok yakında yetişme ilkesi esas. Kış, yaz ve baharda farklı menüler çıkıyor. Her şey mevsiminde tüketilenden.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Soli

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

NEREDE YAYIMLANDI?

SoliSoli
∙

BÜLTEN SAYISI

🗝️ Keşifte: The Stay Warehouse Oda No: 4

The Stay Warehouse’tayız: asırlık zeytin ağaçlarının altında, eski bira deposunun ihtişamlı sadeliğine ve yeşile karşı. Sükûnet, hâkim rüzgâr buralarda. Esiyor da esiyor. Plage Isolee’ye, oradan havuz başına.

17 Tem 2022

Fotoğraf: Elif Bayram

YAZARLAR

Soli

Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR

SoliSoli
∙

HİKAYE

Devir deneyim devri: Etkinlik ekonomisi kent hayatını nasıl etkiliyor?

Etkinlikler, şehrin farklı aktörlerini buluşturan, boş alanları görünür kılan, mahallelerin hikayesini değiştiren ve ekonomik hareket yaratan; üstelik bütün bunları ölçülebilir ve programlanabilir bir yapıya dönüştüren kullanışlı formatlar. Ancak bir şehrin “etkinlik sahnesi” olarak tasarlanması, her zaman doğru cevabı vermiyor. Etkinlik bittiğinde geriye ne kalıyor? Yaratılan değer, kültürel ekosistemin yanı sıra kamusal alanlara erişime, yerel işletmelere ve mahallelerin gündelik yaşamına da katkıda bulunuyor mu?

Elif Bayram

·

13 Eki 2026

Devir deneyim devri: Etkinlik ekonomisi kent hayatını nasıl etkiliyor?
SoliSoli
∙

HİKAYE

Hayalî etkinlikler, sahte manzaralar, on yıllık antik tiyatrolar: Turizmde sahtecilik nasıl yükseliyor?

İtalya'da sıfırdan inşa ettiği sözde 2.000 yıllık amfitiyatroya giriş için ziyaretçilerden 40 avroya kadar ücret alan 69 yaşındaki Franco Malosso 28 ay hapis cezasına çarptırıldı. Bu akıl almaz olaydan hareketle yapay zeka halüsinasyonları sonucu yaygınlaşan, var olmayan turizm atraksiyonlarını inceledik.

Deniz Aytekin

·

11 Eki 2026

Hayalî etkinlikler, sahte manzaralar, on yıllık antik tiyatrolar: Turizmde sahtecilik nasıl yükseliyor?
SoliSoli
∙

HİKAYE

Kendi sınırları içinde sınırsız bir vizyon: Miuccia Prada

Miuccia Prada ve Raf Simons’ın 2027 İlkbahar/Yaz koleksiyonu, yeniden eteğe dönüyor. Moda sürekli yeniyi talep ederken Miuccia Prada’nın gücü, geçmişini reddetmeden değişebilmesinde yatıyor. Yıllar önce kurduğu bir fikri bugün yeniden yorumlayabilmesi, yaratıcılıkla tutarlılığın birbirine engel olmadığını; aksine aynı çizgiyi koruyarak da sürekli yenilenmenin mümkün olduğunu gösteriyor.

Asena Sarıbatur

·

04 Eki 2026

Kendi sınırları içinde sınırsız bir vizyon: Miuccia Prada
SoliSoli
∙

HİKAYE

George Lucas’tan Fellini’ye: Sinemanın hafızasını taşıyan müzeler

George Lucas’ın 1970’lerden itibaren toplamaya başladığı sanat eserleri ile Mellody Hobson’ın koleksiyonunun biraraya gelmesiyle oluşan Lucas Museum of Narrative Art, 20 yıllık bekleyişin ardından Los Angeles’taki Exposition Park’ta ziyarete açıldı. Açılıştan hareketle dünyanın dört bir yanındaki film müzelerini keşfediyoruz.

Deniz Aytekin

·

04 Eki 2026

George Lucas’tan Fellini’ye: Sinemanın hafızasını taşıyan müzeler
SoliSoli
∙

HİKAYE

Anavarza’da uzak zamanın yakın nöbeti: ‘Rüyalarımda kralın kızını görüyorum’

Adana’nın Dilekkaya köyünde Şükriye Arıkanlı, her sabah eline süpürgesini ve plastik hortumunu alıp aile evinin avlusundaki Roma lahitlerini temizliyor. Bu, annesi Hatun Dilci ile babası Amber Dilci’nin definecilere karşı tüfekle koruduğu Anavarza Antik Kenti için onlarca yıldır süren bir aile nöbetinin bugünkü hâli. Yaşar Kemal’in de bir dönem konuk olduğu bu evde gerçek, efsane ve binlerce yıllık tarih iç içe yaşarken Şükriye Hanım’ın aklında artık başka bir soru var: Gençlerin terk ettiği köyde, kendisinden sonra Anavarza’ya kim sahip çıkacak?

Nimet Kıraç

·

01 Eki 2026

Anavarza’da uzak zamanın yakın nöbeti: ‘Rüyalarımda kralın kızını görüyorum’