Hava durumunu dinlediniz, şimdi sırada hissedilen sıcaklıklar var

Özellikle yaz aylarına geçişle birlikte meteorolojik hava durumu dışında artık hissedilen sıcaklıkları da detaylı olarak bilmemiz ve ona göre hareket etmemiz gerekiyor.
Hava durumunu dinlediniz, şimdi sırada hissedilen sıcaklıklar var

18 Mayıs - VitrA - Angst
VitrA ile birlikte

Âdeta bir yeniden doğuş hikâyesi: VitrA %100* Geri Dönüştürülmüş Lavabo Sürdürülebilirliğin sadece bugün için değil, her gün için olduğu bilinciyle hareket eden VitrA , geleceğimize değer veriyor ve her gün dünyamız için çalışıyor. Daha az kaynakla israfı en aza indirmek ve döngüsel ekonomiye katkıda bulunmak için tasarlanan VitrA %100* Geri Dönüştürülmüş Lavabo , tüm bu değerlerin önemli bir birleşimini sunuyor. Nedir? Merkezine çevresel sürdürülebilirliği alarak tasarlanan VitrA %100* Geri Dönüştürülmüş Lavabo , %100* geri dönüştürülmüş ilk ve tek seramik lavabo olma özelliği taşıyor. Bu özel lavabo, geri dönüşümle yeniden hayata döndürülen üretim atıklarından doğan çevre dostu bir ürünün serüveni. VitrA’nın sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda atıkların geri dönüşümüyle tasarlanan lavabonun üretim aşaması ise inovatif bir döngüsel tasarım hikâyesi olarak öne çıkıyor. Dahası: Sürdürülebilir seçimlere önem verenlerin dikkat ettiği başlıca noktalardan biri uzun ömürlü , dayanıklı tasarımları tercih etmek ve bu sayede tüketimi azaltmak. Doğa dostu olmanın yanı sıra tüm VitrA ürünleri gibi uzun ömürlü kullanım da sunan VitrA %100* Geri Dönüştürülmüş Lavabolar; mat bej renkli ve yuvarlak , dikdörtgen, oval, TV, asimetrik TV formlarında 5 farklı tasarımla banyolara dilediğiniz havayı katıyor. Daha az kaynakla israfı en aza indirmek ve döngüsel ekonomiye katkıda bulunmak için tasarlanan VitrA 'nın çevre dostu, uzun ömürlü %100* Geri Dönüştürülmüş Lavabo ’sunu buradan keşfedebilirsiniz. *İçerik olarak yaklaşık %100’ü üretim sürecinde ortaya çıkan ve bertarafa giden atıklardan üretilmiştir.

Daha fazlasını öğren

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

Her yıl sıcaklık artışları yeni rekorlar kırarak yükselmeye devam ediyor. Geride bıraktığımız Nisan ayı da rekor serisini bozmadı, yılın ilk üç ayında olduğu gibi Nisan da sıcaklık rekoru kırdı. Copernicus İklim Değişikliği Servisi tarafından yayımlanan verilere göre, Nisan 2024 dünya çapında kaydedilen en sıcak Nisan ayı olarak kayıtlara geçti.

İklim krizinin en görünür ya da en hissedilir sonuçlarından biri olan sıcak hava dalgaları ise artık hayatımızın bir parçası. Üstelik, dünyanın neresinde olursa olsun sağlıklı bir yaşantı sürdürmemize engel oluyor. 

Araştırmalar, aşırı hava ve iklim olaylarının neden olduğu "olumsuz sağlık etkilerinin" sayısında artış olduğunu gösteriyor. Öyle ki, Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) ve Copernicus İklim Değişikliği Servisi tarafından açıklanan son veriler, 2023'ün Avrupa'da kaydedilen en sıcak veya ikinci en sıcak yıl olduğu yönündeki korkuları doğruladı.

İklim krizi şoklarının 2023 yılında Avrupa'da yaygın sel ve şiddetli sıcak hava dalgaları ile milyonlarca insanın rekor düzeyde zorluklarla karşı karşıya kalmasına neden olduğu ve bunun ülkelerin öncelikli olarak uyum sağlaması gereken yeni bir normal olduğu kaydedildi. 

Bunun anlamı özetle şöyle: Avrupa genelinde "aşırı sıcak stresi" yaşanan gün sayısının rekor düzeye ulaşmasına ve kıtada "güçlü sıcak stresi" yaşanan gün sayısında "artan bir eğilim" görülmesine yol açıyor.

Sıcak, daha da sıcak olacak…

WMO bulguları, Avrupa'nın ötesinde daha geniş iklim değişikliği şoklarının arttığına, ancak kıtanın en hızlı ısınan kıta olması nedeniyle bölgedeki anomalilerin özellikle önemli olduğuna dikkat çekiyor. 

Özellikle sıcak hava dalgaları dönemlerinde insanların ve hatta bazı sağlık çalışanlarının da sıcak bitkinliğinin tehlikeleri konusunda "düşük risk algısına" sahip olduğu tespit edildi.

Buna karşın, WMO'nun Bölgesel İklim Merkezi'nin İklim İzleme gibi erken uyarı sistemleri, yaklaşan aşırı hava olaylarına karşı farkındalığı artırmak ve hazırlıklı olmayı teşvik etmek için tasarlanmış bulunuyor.

Avrupa'da kara sıcaklıkları 2023 yılında, kayıtlara geçen en sıcak Eylül ayı da dahil olmak üzere, yılın 11 ayı boyunca ortalamanın üzerinde seyretti. 

Dünyanın hiçbir yerinde sıcaktan kaçış yok

Climate Central tarafından yapılan bir çalışmaya göre, geçen yıl dünya genelinde ortalama sıcaklık sanayi öncesi döneme göre 1,32 derece artış göstererek rekor kırarken, bu durum 7,3 milyar insanın ortalamanın üzerinde sıcaklıklarla karşılaşmasına neden oldu. 

Dünya genelinde 175 ülke, 154 eyalet ve bölgeyle 920 büyük şehrin günlük sıcaklık değerleri incelendi. Bu analiz, İklim Değişim Endeksi (CSI) adı verilen bir sistem kullanılarak gerçekleştirildi. CSI, iklim değişikliğinin günlük sıcaklık değerlerine etkisini ölçümlemek için tasarlandı.

Geçen 12 ayda dünya nüfusunun yüzde 90’ına denk gelen 7,3 milyar insan en az 10 gün süreyle sıcak hava dalgalarına maruz kalırken, dünya nüfusunun yüzde 73’üne denk gelen 5,8 milyar insan ise 30 gün ve üzerinde bu sıcak hava dalgası şartlarında yaşamak zorunda kaldı. 

Türkiye'de durum

Dünyanın geri kalanında ve özellikle Avrupa’da havalar pek iç açıcı değil. Peki ibreyi Türkiye’ye doğru çevirdiğimizde nasıl bir tablo görüyoruz?

Türkiye’de sıcaklıklarla ilgili meteorolojik veriler düzenli olarak veriliyor. Ancak, özellikle yaz aylarına geçişle birlikte meteorolojik hava durumu dışında artık hissedilen sıcaklıkları da detaylı olarak bilmemiz ve ona göre hareket etmemiz gerekiyor. 

Bununla ilgili alarm seviyelerinin ve uyarıların yapılması iyi ancak hem merkezî hem de yerel düzeyle alınması gereken önlemlerle ilgili eylem planları olmadıktan sonra uyarıların hiçbir anlamı kalmıyor.

Bu konuda ne durumdayız, neleri öncelikle hayata geçirmemiz gerekiyor, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi Toprak İlmi ve Ekoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Doğanay Tolunay ile konuştuk. Tolunay’ın temel tespitleri şöyle:

“Özellikle rüzgarlı havalarda saatte 6 kilometrelik hafif bir rüzgar bile hissedilen sıcakların 2 derece daha düşük olmasına neden olabiliyor. Saatte 30 kilometre ile esen bir rüzgar, sıcaklıkları 10 derece daha düşük hissetmemize neden oluyor. Kış aylarında da sıcaklık etkisi değişebilir ama özellikle yaz aylarında sıcakların 27-28 dereceyi geçmesi ile birlikte insan sağlığı açısından riskli günler başlıyor. 

Sıcaklık ve hava nemi bölgelere göre değişiyor. Sıcaklıklarla birlikte nem de artarsa risk daha büyük oluyor. Nem yüzde 50’nin üzerine ve sıcaklıklar da 30 derecenin üzerine çıktığında risk daha fazla. Hissedilen sıcaklıklar 4-5 derece daha fazla olabiliyor. Denizden kaynaklanan buharlaşma ile hava nemi de olduğu için özellikle kıyı kentlerinde havanın 30 derecenin üzerine çıkması ve nemin de yüzde 70’lerin üzerine çıkmasıyla hissedilen sıcaklıklar 5-6 derece daha fazla oluyor. 

Rüzgarın olmadığı dönemlere sıcak hava dalgası uyarılarının verilmesi gerekir. Türkiye’de sıcak hava dalgaları maalesef geri planda kalan bir konu. Avrupa’da uzun yıllardır sıcak hava dalgaları nedeniyle ölümler yaşandığını biliyoruz. Türkiye’de geçen yıl birkaç kez yaşandı. Her bölgeye göre sıcak hava dalgası uyarısı yapıldı ama insanlar bu uyarı geldiğinde ne yapacak? Ne yerel yönetimlerin ne de merkezi yönetimin bu konuda hazırladığı bir eylem planı yok. Hatta sıcak hava dalgalarından kaynaklı yaşanan ölüm kaydı da yok.”

Yerel yönetimler eylem planları hazırlamalı

Tolunay, Türkiye’de bu konuda nelerin uygulamaya geçirilmesi gerektiği konusunda ise şu paylaşımları yaptı:

“Fransa’da geçmiş yıllarda ciddi sayıda ölümler yaşanınca Paris Belediyesi bir eylem planı hazırladı.  Özellikle İstanbul, İzmir, Adana gibi nemin yüksek olduğu kentlerde acil eylem planlarının hazırlanması gerekiyor. Uzun vadeli olarak tüm kenti soğutacak ağaç tepe örtüsünü artırmak gerekiyor. Caddelerin ağaçlandırılması, gölgesine sığınılacak alanların genişletilmesi, kentin çeperinde değil de kentin içinde yer alan geniş park alanlarının oluşturulması, bazı beton bölgelerde suyla serinletme alternatiflerinin kullanılması, kentteki ağaç örtüsünün artırılması en önemli uygulamalar.

Çocuklar, yaşlılar, solunum yolu hastalıkları olanlar en riskli gruplar. Kreşler, huzurevleri, hastaneler kendi içlerine sıcak hava dalgalarına karşı kendi eylem planlarını yapmalı. Sıcak hava dalgalarında klimalara yüklenildiği için elektrik kesintileri yaşanıyor, buna karşı jeneratörlerin olması önemli. Özellikle evlerini soğutma imkanı olmayanlar için belediyeler spor salonlarında, AVM’lerde soğutulmuş alanlar yaratarak bu kişileri buralarda barındırmalı.

Paris uygulamasında çalışma saatlerinin düzenlendiğini, açık alanlarda çalışanların mesai saatlerinin değiştirildiğini görüyoruz. Türkiye’de haziran ayında üniversite sınavları oluyor, sınav saatlerinin değiştirilmesi gibi çözümlerin de düşünülmesi gerekir. Mesela, Paris’te sıcak hava dalgalarının yaşandığı günlerde canlı hayvan nakliyatı da yasaklanıyor. 

Sıcak hava dalgalarının artık Türkiye için de önemli bir risk olduğunun kabul edilip eylem planlarının yapılmasında fayda var. Sadece eylem planı yapmak yetmiyor. 

Belediyeler iklim eylem planları yapmaya başladılar ama bunlar daha çok azaltımla ilgili. Belediyelerin yetki alanları içinde iklim değişikliği uyum eylem planları yapmaları ve il bazında öne çıkan aşırı hava olaylarına karşı da neler yapmaları gerektiğini belirleyip eylem planlarını oluşturmaları gerekiyor. Bunları strateji planlarına da geçirmeleri gerekiyor. Yerel seçimlerin ardından belediyeler gelecek 4-5 yılın stratejik planlarını oluşturuyor. Bunlar bütçelendiriliyor ve belediyeler bunları yapmak zorunda kalıyor. Aşırı hava olaylarıyla ilgili eylem planları o açıdan önemli.” 

Türkiye'de kaç kişinin sıcak hava dalgaları nedeniyle öldüğünü bilmiyoruz

Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş’e de aynı soruları yönelttik, şu cevapları aldık:

“Bir anlamda ısı stresi tehlikesi ama genel anlamıyla iklimsel konfor ya da iklimsel insan konforu olarak adlandırılıyor. Sağlık açısından etkisini ve özellikle iklimin insan sağlığına etkilerini, inşaatlarda, tarlada çalışanlara etkilerini anlatarak, hava tahminini duyurmanın ötesinde bu grupları uyarmakta kullanılıyor. Termal insan konforu indisleri var. Hepsinin ortak özelliği nem ve sıcaklık ama bazılarında güneş radyasyonu ve rüzgar indisi değişkeni de yer alıyor. 

Isı nem indisi, hissedilen sıcaklık indisi ve kentlerde fizyolojik sıcaklık indisi. Sadece yaz için uygulanan indisler var, yaz konfor indisi… Kışın rüzgar nemle birlikte daha fazla üşütür, burada da kış konfor indisi kullanılıyor.

Sıcak hava ya da soğuk hava dalgası döneminde doğrudan termometrenin gösterdiği kuru sıcaklığın yanı sıra diğer değişkenlerin etkisiyle bu uyarılar yapılıyor. Çünkü, hem yüksek sıcaklıklar hem de düşük sıcaklıklar nemle etkisini artırıyor. Farklı yaş gruplarına ve farklı hastalık gruplarına da farklı etki yapıyor. Yaşlılar, kalp damar hastaları, solunum yolu hastaları, alerjisi olanlar, güneş çarpmasından doğrudan etkilenen hastalık gruplarına bu uyarılar yapılıyor. 

Normal günlük hava bülteninin yanında nemlilik ya da rüzgar soğuğu indisleri de anlatılıyor. Alarm düzeyleri ve uyarılar var, yüksek olasılıklı ısı çarpması gibi. Kırmızı kodla yüksek nemin yaratabileceği etkiye ilişkin uyarıyorlar. Normal hava sıcaklığından farklı olduğunda örneğin hava sıcaklığı 35 derece olduğunda nem yaklaşık yüzde 70 oluyor. Ancak insan metabolizması her şeyiyle bunu farklı hissediyor. 

Kırmızı kod tehlike alarm düzeyinde ise bu ciddi bir rahatsızlık demek. Isı yorgunluğu ya da güneş çarpması riskinin yüksek olması anlamına geliyor. Hava sıcaklığının yanı sıra bunlara ilişkin tehlikeleri panik ve korku yaratmadan kısa açıklamalara net bir şekilde insanlara anlatmak gerekiyor. 

Hissedilen sıcaklıkla ilgili ısı nem indisi yüksek sıcaklıklar için bulunmuş, özellikle uyarı vermek için kullanılıyor ABD, Kanada gibi ülkelerde. 

Örneğin Adana, Mersin gib kentlerde hava sıcaklığı 35 derece olduğunda rüzgar da sabitse, nem de yüzde 90 oranına oluyor. Burada hissedilen sıcaklık 43 derece olacaktır. Terleme olanağı ortadan kalktığı için insanların soğuması mümkün olamıyor. Yüksek sıcaklıkta da yüksek hissediliyor. 

İklim değişikliği koşullarında sıcak hava dalgalarının süresinin, şiddetinin ve aralığının giderek arttığı bir dünyada gerekli açıklamalarla bültenlerle birlikte bu bilgiler de paylaşılmalı. Hissedilen sıcaklık indisinin yanı sıra kış aylarında rüzgar soğuğu indisi hava durumu bültenlerinin yanı sıra açıklanabilir. 

Şiddetli havayla ilgili uyum eylem planlarında hava kirliliği ile birlikte bunun formüle edilmesi lazım. Kimin ne kadar etkilendiği bilinmediği için bunların başlatılması gerekiyor. Avrupa 2003’te sıcak hava dalgası kaynaklı olarak 70 bin kişinin öldüğünü biliyoruz ama Türkiye’de kaç kişinin bu sebepten öldüğünü bilmiyoruz. Dünya Sağlık Örgütü verilerinde Türkiye ile ilgili kayıt yok. Kim ne kadar etkileniyor bilmiyoruz.”

Nelere öncelik verilmeli?

  • Şehirlere ve bölgelere özgü sıcak hava dalgası eylem planlarının oluşturulması,
  • Sarı, turuncu, kırmızı alarm derecelerinin belirlenmesi, 
  • Risk gruplarının nerede, nasıl yoğunlaştığının tespit edilmesi,
  • Daha fazla betonlaşmaya izin verilmemesi,
  • Kentlerin çevresindeki ormanların ve kent ormanlarının korunması,
  • Kent içinde yeşil alanların korunması ve artırılması,
  • Serinleme sağlayacak toprak ve bitki kaplı alanların oluşturulması.
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst

BÜLTEN SAYISI

👩‍🎤 İklim krizine karşı K-pop fanları ve bizonlar

K-pop fanları ve Romanya'nın bizonları iklim kriziyle mücadeleye el verdi. İklim bilimcilerle hissedilen sıcaklığın ne olduğunu konuştuk.

18 May 2024

VitrA ile birlikte
👩‍🎤 İklim krizine karşı K-pop fanları ve bizonlar

YAZARLAR

Pelin Cengiz

Gazeteci. Gazete ve televizyonlarda muhabir, editör, ekonomi müdürü, yazar ve programcı görevlerini üstlenen Cengiz, makroekonomi ve iş dünyası alanlarında haberler üretiyor. İkinci bir uzmanlık alanı olarak ekoloji alanında enerjinin finansmanı, iklim krizi, çevre mücadeleleri ve tarım ekonomisi üzerine çalışıyor.

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst

HİKAYE

Kiminle, nerede, ne zaman, nasıl: Karşılaşmalarımızı kim tasarlıyor?

Bir zamanlar hayatın akışı içinde kendiliğinden gerçekleşen karşılaşmalar giderek programlanan, paketlenen ve satın alınan hizmetlere dönüşüyor. Kiminle, nerede ve nasıl karşılaşacağımızı belirleyen sosyal altyapılar artık teknoloji şirketleri, hospitality sektörü ve üyelik sistemleri tarafından şekillendiriliyor. Peki daha pürüzsüz bir sosyal yaşam uğruna farklı olanla karşılaşma ihtimalinden tümden vazgeçiyor olabilir miyiz?

Elif Bayram

·

25 Ağu 2026

Kiminle, nerede, ne zaman, nasıl: Karşılaşmalarımızı kim tasarlıyor?
AngstAngst

HİKAYE

Ara beni lütfen: İletişimin dikenli gül bahçesinden yapay çime nasıl geçtik?

Bir zamanlar birbirimizin sesini duymak için telefon açıyorduk; şimdi aramadan önce mesaj atıyor, sesli mesajlarımızı telefona dikte ettiriyor, mesajı anlamayınca yapay zekaya soruyor, cevabı da ona yazdırıyoruz. İletişim hiç olmadığı kadar hızlı ve kolay hâle gelirken birbirimizi dinlemek külfete dönüşüyor; arada da makineler bizi dinliyormuş gibi yapmayı öğreniyor.

Sinem Dönmez

·

22 Ağu 2026

Ara beni lütfen: İletişimin dikenli gül bahçesinden yapay çime nasıl geçtik?
AngstAngst

HİKAYE

Kapitalizm yatağımızda: Mükemmel uyku peşinde koşarken uykusuz kalmak

Akıllı saatler ve uyku takip cihazları, dinlenmeyi puanlanması, optimize edilmesi ve başarılı olunması gereken bir projeye dönüştürdü. Oysa ki uyku, insanın kontrolü elinden bırakmadan yapamadığı az sayıdaki şeyden biri: Kovaladıkça kaçıyor, ölçtükçe bozuluyor, üzerine titredikçe nevroza dönüşüyor.

Ümit Alan

·

21 Ağu 2026

Kapitalizm yatağımızda: Mükemmel uyku peşinde koşarken uykusuz kalmak
AngstAngst

HİKAYE

Dijital çağ kolonyalizminin yeni adı: Plastik atık sömürgeciliği

Akdeniz bölgesi ağırlıklı olmak üzere Türkiye’de her geçen yıl plastik atık ithalatı sorunu büyüyor. Başta Birleşik Krallık olmak üzere Avrupa’dan ithal edilen plastik atık miktarı 500 bin tona ulaşırken sahillerdeki mikro plastik sorunu büyüyor. İlk kez 1989’da gündeme gelen ancak son yıllarda yaygın kullanılan “atık sömürgeciliği” kavramı The Guardian’da yer alan bir haberde Türkiye için kullanıldı.

Pelin Cengiz

·

17 Ağu 2026

Dijital çağ kolonyalizminin yeni adı: Plastik atık sömürgeciliği
AngstAngst

HİKAYE

Ödünç tercihler: Çok şey seçiyoruz, peki ne kadarına biz karar veriyoruz?

Arkasında ailesinin beklentileri, sınıfsal konumu, yaşadığı yer, aldığı eğitim, aile sermayesi, geleceğe ilişkin endişeleri olan, tercih formunun üzerinde adı yazan kişiyi düşünelim. Tercihi yapan el onun olabilir; peki o eli yönlendiren hayal, arzunun ne kadarı ona ait? Hayallerimiz, tercihlerimiz, arzularımız ne kadar bizim? Soruyu daha kökensel bir yerden soralım: İçimizde tercih yapan o “kişi” kim?

Metin V. Bayrak

·

16 Ağu 2026

Ödünç tercihler: Çok şey seçiyoruz, peki ne kadarına biz karar veriyoruz?