Her şeye rağmen Baltimore


Yeni kitap siparişlerinizin tamadres’i Tam kapanmanın son günleri yaklaşırken kitaplığınızdaki okunmamış kitaplar azalmış ve yeni kitap listenizi oluşturmaya başlamışsanız size hem çok sayıda kitaba ulaşabileceğiniz hem de yeni kitaplarınız gelene kadar keşfedilecek içerikler bulabileceğiniz bir platform önermek istiyoruz: tam adres . tam adres nedir? Yayıncılık sektörünün çeşitli alanlarında çalışmış genç bir ekip tarafından kurulan tam adres , bir kitap alışveriş sitesi ve kültür platformu olarak kitabın, derginin ve kültürün tam adresi olmayı amaçlıyor. Edebiyat, çizgi roman, bilim, tarih, eğitim, felsefe, kişisel gelişim, sağlık ve tıp, yemek ve hobi gibi kategorilerde yetişkinler ve çocuklar için çok sayıda kitaba erişilebilen tam adres , bir yönüyle diğer alışveriş sitelerinden ayrılıyor. tam adres neden farklı? Yazılı içerikler: Aynı zamanda güçlü bir içerik üreticisi olan tamadres , kurulduğu günden bu yana "bir kültür platformu olma" misyonuyla blogunda kültür, sanat ve edebiyat odaklı yazılar yayımlıyor, edebiyatçılarla ve bilim insanlarıyla özel söyleşiler gerçekleştiriyor ve içerik serileri oluşturuyor. Ayrıca tamadres , blogunda İskender Pala, Vedat Ozan, Bahar Eriş, Mümin Sekman, Eyüphan Erkul gibi yazarların blog için kaleme aldığı özel yazılara da yer veriyor. Video içerikler: Edebiyat ve kültür odağında üretilmiş nitelikli eserleri okurla buluşturmanın yanında YouTube kanalında Selim İleri, Ahmet Ümit, Sema Soykan gibi yazarların video söyleşilerine ve Bana Bir Masal Anlat, Yarışmanın Tam Adresi gibi özel konseptli video içerik serilerine yer veriyor. İndirim fırsatları Düzenlediği dönemsel kampanyaları ve özel gün indirimleriyle Türkiye'nin önde gelen yayınevlerinin ve yazarlarının kitaplarını avantajlı fiyatlarla sunan tam adres , 90 lira ve üzeri alışverişlerde ya da "Kargo Ödeyen Kitaplar" bölümünde sunduğu ücretsiz kargo fırsatı ve imzalı kitap seçenekleriyle de öne çıkıyor. Mart ayında "kadın", nisanda "çocuk", mayısta "anne" gibi temalar seçen ve bu kapsamda temaya özel ürünlerde ekstra indirim avantajları sağlayan tam adres 'te şu sıralar ayrıca %45'e varan indirimler sunan Bahar Şenliği de devam ediyor. Ayrıca Aposto10 kodunu kullanan Aposto! okurları, kitap kategorisinde yapacakları 75 lira ve üzeri alışverişlerde sepette %10 ekstra indirim kazanıyor. tam adres ’i Instagram’da ve YouTube’da takip edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Yaşadığımız şehirlerle ilişkimizi konserlere benzetiyorum. Sahnedeki müzik seyirciyi etkiliyor, değiştiriyor; seyircinin tepkisi sahnedeki müzisyenleri etkiliyor, değiştiriyor. İki taraf arasındaki döngü, birbirini besleyip zenginleştiriyor. Şehirler insanları, insanlar şehirleri biçimlendiriyor. Bazen bir şehrin kimliği, sanatçının müziğine sızıyor, ona yeni manzaralar ekliyor. Bazen müzik, şehri biçimlendirip yaralarını sarıyor. Baltimore’da olduğu gibi.
ABD’nin doğu kıyısında, New York’un üç buçuk saat güneyindeki Maryland eyaletinin en kalabalık şehri Baltimore. 2000’lerin başarılı suç draması The Wire'ı izleyenler, Baltimore sokaklarına yabancı değil. Eğitimden güvenliğe, yaşamsal sistemlerin işlevini yerine getiremediği, sokakların çetelere teslim edildiği, nüfusun %10’unun eroin bağımlısı olduğu tahmin edilen, ülke ortalamasının kat kat üzerindeki suç oranıyla yanıp sönen bir ünlem işareti gibi. 18. yüzyıldan itibaren önemli bir liman şehri olarak hızla gelişen, endüstrileşmeyle büyüyen, şimdi ise fabrikaların kapanmasıyla hizmet sektörünün öne çıktığı Baltimore’da nüfusun çeyreği, yoksulluk sınırının altında yaşıyor.
Baltimore, yaşam koşullarını zorlaştıran bütün bu istatistikler dışında bir şeyle daha tanınıyor; güçlü müzik sahnesi. 2016 tarihli bir araştırmaya göre, şehirdeki kültür sanat sektörü yıllık 55 milyon dolarlık bir ekonomi yaratıyor ve bünyesinde yaklaşık 15 bin tam zamanlı çalışan barındırıyor. Baltimore kuruluşundan beri hep müzikle iç içe olmuş. Caz, ragtime, gospel gibi türlerin yanı sıra klasik müzik ve opera da Baltimore’da köklü bir tarihe sahip. Şehrin ilk profesyonel orkestrası Peabody Orchestra, 1866’da kurulmuş. Biz çok daha yakın bir zaman dilimine, 2000’ler sonrasına çeviriyoruz dikkatimizi.

Beach House
Fotoğraf: Paulo Dourado
Kendin-yap kültürünü benimsemiş sanat alanları, kiraların görece düşük olduğu şehri sararken, farklı türlerde birçok isim Baltimore’dan dünyaya açılmaya başlıyor. Animal Collective, Beach House, Future Islands, Dan Deacon, Wye Oak, Snail Mail, Lower Dens, Matmos, JPEGMAFIA… Matmos’tan Martin Schmidt, Baltimore müzik sahnesinin “garipliklere” çok daha açık olduğunu söylüyor. Seyircinin sahnede gördüğü şeyi yargılamadığını, “bu yeterince cool mu” diye düşünmediğini, aksine orijinal olduğu sürece onu sahiplendiğini anlatıyor. Baltimore Sun gazetesi, 2017’de şehirdeki genç müzisyenlere, Baltimore’un onları nasıl etkilediğini soruyor. Verilen yanıtlar, çözülmesi gereken birçok sorunu olan ve yoksulluğun sürekli gündemde olduğu bir şehirde, insanların yaşamlarını zenginleştiren sanata ne kadar çok değer verdiğini ortaya koyuyor.
Baltimore müzik sahnesinin tüm dünyada kendinden bahsettirecek konuma gelmesinde, müzisyenlerin desteklenmesinin etkisi büyük. 2002’de kurulan Baltimore Tanıtım ve Sanat Ofisi, farklı alanlarda düzenlediği festivallerin yanı sıra, sanatçılara yönelik hibe programlarıyla da şehrin kültür yaşamında önemli rol oynuyor. Ofis, Covid-19 sürecinde de sanatçılara destek oluyor.
Mutenalaştırma sonucu hem siyah hem beyazların yerinden edildiği Baltimore’da insanlar, toplulukların öneminin farkında. Şehrin yetiştirdiği sanatçılar sokaklardaki hayatı ve mücadeleyi şarkılarına aktarırken, sosyoekonomik olarak yaralanmış bu bölgede yaşamanın sonucu olan kolektif üretim bilincine sahip çıkıyorlar.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta "Duende Okur Buluşmaları"yla sizinle konuşmaya geldik. Başka ne var ne yok derseniz: Nicolas Jaar ve Sasha Spielberg buluşması, müziğin şehri Baltimore, sahte ve ciddi American Vandal ve dahası.
14 May 2021

YAZARLAR

Artemis Günebakanlı
Duende müzik yazarı

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
"İşe Yarar Bir Hayalet", daha ilk dakikalarında bütün derdini anlatıyor. Bir sanat merkezinde, Tayland toplumunun kolektif belleğini temsil eden bir rölyefin yapımını izliyoruz. Keşiş, asker, işçi, köylü, öğrenci, atlet, çocuk, keçi... Bir toplumun hafızasını oluşturan figürler tek bir yüzeyde buluşuyor. "İşe Yarar Bir Hayalet"te kabul görmenin ölçüsü kim olduğunuz değil, kimin işine yaradığınız. Filmin adındaki ironi de tam burada yatıyor.

Spider-Man’in radyoaktif örümcek ısırığından gizli kimliğine, kayıplarından kendini kabullenme mücadelesine uzanan hikayesi, farklı hisseden herkesin kendisinden bir şeyler bulabileceği bir büyüme anlatısı aynı zamanda. "Brand New Day" ise Peter Parker’ın yetişkinlikte de değişmeye, bedel ödemeye ve şu soruyla yüzleşmeye devam ettiğini gösteriyor: İnsanlar gerçek benliğiyle tanışsalar onu yine de severler miydi?

'Çizgili Pijamalı Çocuk'un yazarı John Boyne, dört kitaplık "Elementler" serisinde insan ruhunun karanlık ve fırtınalı topografyasını çıkarıyor. Boyne, her biri bir solukta okunabilecek serisinde, dijital çağın üzerimize yağdırdığı sosyal virüslerin cirit attığı ortamda travmalara ve insanlığın kurtuluş reçetelerine değiniyor. Her romanda "suç"u farklı bir yönüyle ele alıyor, birbiriyle iç içe geçmiş metinleri birbirinden özgür kılarken bir yandan da her birini ötekine sımsıkı bağlıyor.

Her gün fark ettiğimiz küçük sevinçler, yalnızca o anı güzelleştirmekle kalmaz, beynimizin gelecekte de sevinci fark etme kapasitesini yavaş yavaş artırır. Mizahi edebiyat ise sadece dikkatimizi dağıtmaz bize hayata yeni bir bakış açısı kazandırır. İnsanların ne kadar da harika bir şekilde ne kadar da harika olmadıklarını gösterir.

İlk sezonuyla En İyi Komedi Dizisi dahil 19 dalda Primetime Emmy adaylığı elde eden "Widow’s Bay", eksantrik karakterleri ve her bölüm değişen korku gelenekleriyle türün sınırlarında geziniyor.




