
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Her yeni bir gün, sürdürülebilir moda çalışmalarıyla ilgili birçok gelişme yaşanıyor. Hızlı moda trendi, hızını kesmeden üretim ve tüketime teşvik etmeye devam ederken diğer bir yandan yavaş modaya ilgi duyan ve bilinç kazanan tüketici kitlesi büyüyor.
Terazinin eşitlenmesi için zamana ihtiyacımız var, bunun farkındayız. Ama her geçen gün yenilikçi projelerle sürdürülebilirliği bir adım öteye taşıyoruz. Yeni bir düzen yaratmak hiçbir zaman kolay olmadı, alışılagelmişten vazgeçmek, var olan sisteme karşı çıkmak, yeni bir vizyon inşa etmek… Bu cesareti gösteren projelerden biri; Fibershed.
FIBERSHED NEDİR?
Yerel ekonomilerin, küresel iklimin ve ekosistemin sağlığı ve çeşitliliği için kalıcı refah üreten bölgesel ve rejeneratif elyaf sistemleri geliştirmeye odaklanan, kâr amacı gütmeyen bir kuruluştur. Program faaliyetleri tek bir hedefe odaklanır. Tekstil ürünlerinin yetiştirildiği, işlendiği, tasarlandığı, dikildiği, satıldığı, giyildiği ve en sonunda kompostlandığı, topraktan toprağa uzanan bir yolcuğuluğu anlatır.
Fibershed projesi, 2010 yılında kurucusu Rebecca Burgess'in elyafı, boyaları ve işçiliği yerel üretimle temin etme isteğiyle ortaya çıkıyor. Projenin başlangıçtaki amacı, Burgess'in, kişisel ekolojik ayak izini azaltma ve belki birkaç insana ilham verme düşüncesiyle birlikte bölgesel olarak yetiştirilen liflerin, doğal boyaların ve yerel yeteneklerin giysilerimizi üretecek kadar büyük bir varoluşta olduğunu farkına varmaktı. Kısa bir süre içinde proje, Burgess'in halkı tekstil tedarik zincirinin yerelleştirilmesinin; çevresel, ekonomik ve sosyal faydaları konusundaki eğitimleriyle bir hareket hâline geldi. Bu şekilde Fibershed'in ardındaki çalışma konsepti dünyanın çeşitli bölgelerine yayıldı.
Endüstriyel devrim, Burgess’in “Modanın rejeneratif algıları yaygınlaştırabileceğimiz yer olduğuna inanıyorum.” düşüncesiyle başladı. Hayatımız boyunca bizlere beslenmemize dikkat etmemiz gerektiği, sağlıklı bir yaşamın sırrının besinlerde olduğu söylendi. Fibershed’de aslında modanın ve giysilerimizin de aynı güçte olduğunu savunuyor. Besinlerde topraktan gelir, kıyafetlerimiz de. Bu sebeple rejeneratif tarımın önemine dikkat çekiyor ve yarattığı topluluklarla birlikte bu sürdürülebilir projeyi fikirsel anlamda küreselleştiriyor. Şu anda uluslararası olarak 53'ün üzerinde Fibershed topluluğu bulunmaktadır.
REJENERATİF TARIM NEDİR?
Rejeneratif, yenileyici anlamı taşır. Rejeneratif çiftçilik veya rejeneratif tarım, arazilerdeki toprak koşullarını iyileştiren uygulamalar için kullanılan genel bir terimdir. Rejeneratif tarım, uzun yıllar süren sömürücü tarımda besinlerden yoksun kalan toprağın sağlığını iyileştirmeyi amaçlar ve mikrobiyolojik yapısının yeniden başlatılmasından fayda sağlayabilir.
Fibershed kuruluşunun ardından “rejeneratif tarım” birçok marka tarafından ilgi görmeye başladı. Eileen Fisher ve Patagonia da dâhil olmak üzere birçok kuruluş, karbonu atmosferden uzaklaştırmak için doğal yollar aramaya başladı. Sürdürülebilirlik ile ilgili gelişmelerde markaların ve kuruluşların karşılıklı projelerini desteklemeleri ve hatta geliştirmeleri endüstri adına sevinidirici bir haber.
BİYOSFER VE LİTOSFER NEDİR?
Fibershed sayesinde farkındalık kazandığımız konular bunlarla da bitmiyor. Rebecca Burgess, bizlere bambaşka bir pencere açıyor; herhangi bir kıyafet satın aldığımızda, her seferinde, biyosfer ve litosfer arasında bir seçim yaptığımızı söylüyor.
Biyosfer; pamuk, kenevir, keten ve daha fazlası gibi doğal tekstil ürünlerine dönüştürülen tarımsal üretim ve bitkileri ifade ediyor. Litosfer; fosil yakıtların çıkarıldığı, polyester ve benzeri sentetik kumaşlara dönüştürüldüğü dünyanın kabuğunu ifade ediyor. Fibershed'in yöneticisi Rebecca Burgess, bir podcast röportajında “giysilerimizin tarımsal bir eylem olduğunu” ve biyosfer ile litosfer arasında yaptığımız bir seçim olduğunu açıklıyor.
Bu sözlerin beni çok etkilediğini itiraf etmek zorundayım. Sürdürülebilir moda alanında çalışmalar yapan biri olmama rağmen daha önce hiç bu perspektiften yaklaşmamıştım. Sürdürülebilirlik kavramının hayatlarımızın içine her noktada girdiği bir dönemde çoğu insan sentetik kumaşların zararlarının farkındadır. Ancak kıyafet satın alma alışkanlığımızın fosil yakıtlar tercih etmek yerine bitki satın alma alışkanlığı olarak düşünmek yaygın değildir. Bundan sonra, bu şekilde düşünmen dileğiyle.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
NEDİR? Fibershed nedir? Rejeneratif tarım nedir? Hızlı modanın en büyük kozu nedir? Ucuz üretime çare nedir?
04 Nis 2021

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
1 Temmuz’da başlayan "Depozitosu Olan Ambalajlar" uygulamasıyla iade edilen her plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajı için vatandaşlara 1 TL ödeniyor. Ancak uygulama ile tekrar kullanılabilen ambalajlar sistem dışına itilirken tek kullanımlık ambalajlar yaygınlaşıyor. "Ambalaj tasarımından bağımsız olarak ambalaj atığı sistemi tasarlanamayacağını" belirten Prof. Dr. Sedat Gündoğdu’ya göre 1 TL iade çok düşük, üretilen ürünün yüzde 20’sine yakın bir ödeme yapılması gerekiyor.

Deniz Göktaş, bize mizahın bildiğimiz hâlinin ne olduğunu hatırlattı. Bir zamanlar prime time’da politikacılarla kıyasıya dalga geçildiğini, bunun bir halüsinasyon olmadığını Yedi Uyurlar Mağarası'ndan çıkmış gibi hatırladık. Bu açıdan da Deniz Göktaş’a "sonunu düşünmeyen kahraman" değil, hoşgörünün ve gülüp geçmenin mümkün olduğu zamanların gerçek olduğunu hatırlatan biri gibi yaklaşmak gerek belki de.

Asıl öğrenme kaybı, çocuğun bedeninden, akranlarından, oyundan, doğadan, sıkıntıdan, evin gündelik işlerinden, kendi iradesinden, hayatın beklenmedik karşılaşmalarından kopmasıdır. Çocuklar yaz tatilinde öğrenmeyi kaybetmez. Biz öğrenmeyi okul sanma yanılgımız yüzünden, çocukların hayattan öğrendiklerini görme yetimizi kaybederiz.

Keynes, teknolojik ilerleme ve otomasyon sayesinde 2030 yılına gelindiğinde insanlığın temel ekonomik sorunları çözeceğini ve haftada yalnızca ortalama 15 saat çalışacağını öngörüyordu. Oysa bu eşiğe giderek yaklaşırken manzara bu öngörüden oldukça uzak. Peki ekranlarla ilişkimize dair gelecek senaryoları neler ve markaların iletişim faaliyetleri bu senaryolara göre nasıl şekillendirilmeli?

Birçok Avrupa kentinde sıcaklık rekorları peş peşe kırılırken kıtada sıcağa bağlı ölüm sayıları dünyanın diğer bölgelerine kıyasla orantısız derecede yüksek seyrediyor. Peki neden?



