

Kahve atıklarından yeniden kullanılabilir ürün ve hammaddeler: Wastespresso
Dünyada her gün 2,25 milyarı aşkın fincan kahve tüketiliyor. Kahveye talep giderek artarken 2050 yılına dek 9,8 milyara ulaşacağı tahmin edilen küresel nüfusun kahve üretimini üç katına çıkaracağı öngörülüyor.
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
"Pamuk gibi ticari ürünlerin üretiminin artması, temel gıda üretiminin azalmasına, temel gıda fiyatlarının yükselmesine ve yoksulların gıda tüketiminin düşmesine neden olur."
Çalınmış Hasat, Vandana Shiva
Yeni bir haber değil. Aslında aylardır dünya yankılanıyor ama belki de konu Hindistan gibi uzak kabul edilen diyarlar olunca gündememize pek düşmüyor. Dünya protestolar, ayaklanmalarla yankılanırken Hindistan'da en büyüklerinden biri yaşanıyor. Eylül ayında buğday ve pirinç için minimum fiyatları garanti etmeyen yeni tarım yasaları çıkarıldığından beri süre gelen protestolar, dünyanın en büyük ayaklanmalarından biri arasına girdi. Altıncı ayını yaşayan protestolar, çiftçilerin lehine olduğu düşünülen ve işçileri zor durumda bırakan üç yasa tasarısının açıklandığı ağustos ayında başlamıştı ve eylül ayında yasa tasarılarının onaylanmasıyla şiddetlendi. Hükümetin çiftçilerin ve tarım sendikalarının taleplerini yerine getirmeyi defalarca reddetmesi de milyonlarca insanın evlerinden çıkıp otoyollarda kamplar kurarak protestolarına devam etmesine sebep oldu. Protesto özünde, işçi hakları ve çalışma düzenlemelerine ilişkin küresel sorunları yansıtsa da aslında çok daha derin bir konu ve hızlı moda dünyasıyla çok alakası var. Neden mi? Çünkü Hindistan için pamuk, pirinç ve buğday kadar önemli bir geçim kaynağı. Üstelik ne kadar çok pamuk o kadar ucuz işçilik.

Mesele ne? Hindistan, hacim olarak tekstil üretiminde dünya liderlerinden biri. Ancak hızlı moda temelli perakendeciler en ucuz üretim peşinde koşarken tedarikçilerin öngördüğü minimum fiyatları düşürerek pamuk çiftçilerinin geçim kaynaklarını neredeyse bedavaya verilmesini talep ediyor. Hindistan Başbakanı Narendra Modi'nin önerdiği bu yasalar, bürokrasiyi ortadan kaldırmak ve piyasa verimliliğini artırmak adına mahsuller için hükümet tarafından belirlenen taban fiyatlandırmasının kaldırılmasından yana. Fakat çiftçiler, garantili fiyatların kaldırılmasının daha düşük getiri sağlayacağından kaygılanıyor. Onları yoksullaşmaya sürükleyeceğinden topraklarını Hindistan'ın perakende ekonomisine hâkim olan ve mahsul fiyatlarını belirleme hakkı tanınan büyük şirketlere satmaya zorlayacağından korkuyorlar. Yani anlayacağınız pamuk gibi bir gelir kaynağı için minimum fiyatları hükümet değil, hızlı moda şirketleri belirleyebilecek ve milyonlarca kişinin bu durumdan etkilenmesi söz konusu. Çünkü;
- Hindistan için pamuk, doğal elyaf üretiminin yaklaşık %25'ini oluşturuyor.
- Hindistan tekstil endüstrisinde pamuğun ham madde olarak kullanım oranı %59 civarında.
- Tahmini 5,8 milyon pamuk çiftçisi ve tekstil ticareti gibi ilgili faaliyetlerde bulunan 40-50 milyon kişinin geçim kaynaklarının sürdürülmesinde önemli bir rol oynuyor.
- Hindistan ayrıca dünyadaki pamuk ekimi alanında en geniş alana sahip olma ayrıcalığına sahip, yani yaklaşık 11 milyon hektar.

İsyanlar farklı açılardan ele alınıyor: Çoğu kadın olan tekstil işçileri isyana katılanlar arasında. Seslerini pamuk üreticileriyle birlikte çıkaran kadınlar ucuz işçiliğe, kadın istismarına, zorlu çalışma şartlarına karşı çıkıyor. Oxfam'ın bildirisine göre, Hindistan'daki tarım işçilerinin yaklaşık %80'i; ekim, hasat ve diğer yoğun süreçler kadınlar tarafından üstleniliyor. Genellikle erkekler tarafından yapılan çiftliklerdeki ağır yükler de protestoların başladığı zamandan bu yana kadınlara kalıyor.
Sonuçlar: Maalesef gelinen son noktada Hindistan'da pamuk tarımı, bir moda trajedisi. Hindistan, Orta Çağ'dan 19. yüzyılın başlarına kadar dünyanın en iyi kumaşını sunan; Asya, Afrika ve Avrupa'nın kraliyet ailesine ihraç edilen Asya tekstilinin merkezi iken şimdi pamuk çiftçileri, haklarını alamadıkları gibi genellikle mali baskılar nedeniyle endişe verici bir hızla intihar ediyor. Satnam Singh,“Bu durum devam ederse fabrikaları yönetmekte zorlanacağız. Topraktan gelen isyan tekstil endüstrisinde çalışan yaklaşık 25 bin işçiyi etkileyecek. İşler durursa, maaşlarını ödemek zor olacak." diyor.
Artık uluslararası moda perakendecilerinin ve tüketicilerin Hindistan'ın pamuk tarlalarında adil fiyatlar oluşturmaya yardımcı olmak için harekete geçmeleri gerekiyor. Diğer yandan bu konuya ilişkin Farmers Protest ve Save Indian Farmers, açıklayıcı bilgileri topluma sunarak durumun aciliyetine dikkat çekiyor. Fakat tüm şartlar düşünüldüğünde çözüme giden yol kısa görünmüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Tekrar tekrar soruyoruz: Hindistan'da neler oluyor? Pamuğun bedeli ne? "Sürdürülebilirlik" etiketinin arkasında ne var?
07 Şub 2021

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Ekonomik baskılar ve belirsizlik, liderliği giderek operasyonel hedeflere ve bütçe takibine indirgiyor. Oysa teknolojik dönüşümden iklim krizine uzanan çok katmanlı bir dünyada stratejik öngörüden zihniyet değişimine, insan odaklı yaklaşımlardan değişim öncülüğüne uzanan yeni liderlik anlayışı, bugünü yönetmenin ötesinde geleceği okuyabilmeyi gerektiriyor. Peki liderler bu dönüşüme nasıl hazırlanabilir?

İnsanların hikayelerini çoğu zaman başarıları, kazandıkları ödüller ve kariyerlerindeki dönüm noktaları üzerinden anlatıyoruz. Peki sahip oldukları imkanlarla başkalarının hayatında neyi değiştirdiler? "Etki Alanı" yazı dizisinin ilk bölümünde doğduğu bölgede binlerce insana geçim kapısı açan ve milyonlarca çocuğa kitap ulaştıran bir program başlatan country müziğin en tanınmış isimlerinden Dolly Parton var.

İstanbul’da dere yatakları yıllar içinde beton, yol, sanayi tesisleri ve konutlarla kuşatılırken kentin doğal su yolları giderek daraldı. İmar kararları, plansız yapılaşma ve altyapı yetersizlikleri, şiddetli yağışları sel felaketine dönüştüren riskleri büyüttü. İstanbul’un kayıp dereleri, kentin doğayla kurduğu ilişkinin nasıl değiştiğini ve yağmur suyunun önündeki engellerin nasıl biriktiğini gözler önüne seriyor…

Deniz kabuğunun derinliklerinde yankısını dinleyen özne, kendi sesiyle birlikte dışarıdaki dünyanın çok sesli çağrısını da işitmeye başladığında, artık ne tamamen içeridedir ne de tamamen dışarıda... Kabuk, hapishanesi olmaktan çıkar, bir köprü hâline gelir. Ve bu köprüden geçenler, içeride biriktirdikleri yankıyı yanlarında götürerek, onu müşterek bir dünyanın inşasında kullanmayı öğrenirler.

Yıllar geçtikçe sorumluluklar, kariyer, statü ve güvenlik uğruna bir zamanlar karşı çıktığımız düzenin parçası olurken verdiğimiz tavizler giderek alışkanlıklara, alışkanlıklar da karakterimize dönüşebiliyor. Gündüz Vassaf’tan Étienne de La Boétie’ye, Žižek’ten Byung-Chul Han’a uzanan düşünsel bir hat üzerinden, düzenin dışına çıkamasak bile ona bütünüyle teslim olmadan kendimize ait özgürlük alanları yaratmanın önemi üzerine...



