
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Tüm sosyal medya hesaplarını kapatan Bottega Veneta, hangi amaçla yaptığını açıklamadığı hamlesiyle -tam da amaçladığı gibi- hedefindeki kitlenin dikkatini üzerine çekmiş durumda, şimdilik.
“Neden kapattı?”, “Geri dönecek mi?”, “Ne planlıyor?”, “Sosyal medya çağında sessizlik mi?”. Konuyla ilgili sorgulamalardan sadece birkaçı. Bir makale, sosyal medyada fazla şeffaf bir politika izleyen markalar “gizemlerini” kaybettikleri ve fazla merak uyandırmamaya başladıkları için markanın bu hamlesini ve ardından konuyla ilgili sessiz kalışını “yeni cool” olarak tanımlıyor. Markanın dikkat çekmek, merak uyandırmak, sorular sordurtmak ve sonunda da sahalara “muhteşem” bir dönüş yapmak istemesi pekâlâ muhtemel ama endüstrinin bunu içi boşaltılmış bir kavramla, “yeni cool” olarak yorumlaması, yeni bir trend yaratma çabasından başka bir şey değil.
HIZLI MODANIN ATARDAMARI
Moda markaları, pazarlama, satış, müşteri ilişkileri gibi hayati fonksiyonlarının çok önemli bir bölümünü sosyal medya üzerinden yürütürken; estetik değerlerini, manifestosunu, duruşunu yine bu platformlar üzerinden sergiler ve profesyonelce algı yönetimi yapar iken bu ortamı keskin ve sessiz bir şekilde terk etmek büyük bir hamle doğrusu. Ancak şöyle bir gerçek var ki, günümüzün “mainstream” kanalları sosyal medya platformları, Instagram, Facebook ve Twitter’da bulunan tüm hesapları kalıcı olarak silmek ilk aşamada sembolik görünse de, devamında gerçek anlamda hızlı moda dünyasını terk etmekle eş değer. Çünkü yukarıda bahsettiğimiz faydalarından ötürü bu hamle, markanın hızlı modayla olan bağlarını ciddi anlamda zedeliyor. Tam da bu sebepten, lüks hızlı moda markası, Bottega Veneta’nın koleksiyonlarına dair en hızlı, en efektif ve en tasarruflu algıyı oluşturmasına, onları birer arzu nesnesine dönüştürmesine ve günün sonunda satış yapabilmesine olanak tanıyan platformlar ve bu adımları sırayla gerçekleştirmesini mümkün kılan ideal kitleye sahipken elini eteğini bu mecralardan çekmesi uzun vadeli bir karar olamaz gibi geliyor. Şayet öyle olsaydı, marka bu ciddi manifesto değişimini duyurur, hızlı modaya -sembolik anlamda- vedasını ederdi.
Hızlı modanın takibini yapmaya çalışan hızlı medyanın tanımlamalarından biri olan “yeni cool” herkesin yakalamaya çalıştığı belli hamlelerle kazandığı ancak tahmin edersiniz ki endüstrinin hızından ötürü çabuk kaybettiği bir etiket. Nedir bu “yeni cool” ve neden bu yayıncılığa göre herkesin gözü onda? Bu hızlı dünyada bu etiketi erken bulup çabuk kaybetmek mi, geç bulup uzun süre sahip olmak mı daha değerli? Yoksa sadece haber sitelerinin atmayı sevdiği bir başlık mı? Bize kalırsa boş ve anlamsız bir kavram daha… Hızlı modanın küçük heyecanları, içi boşaltılmış kavramları ve ezberlenmiş taktikleri…
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Seçilmiş birkaç kişinin olduğu bir gruba dâhil olma arzusu, kulağa tehlikeli gelmiyor mu?
17 Oca 2021

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
İstanbul’da dere yatakları yıllar içinde beton, yol, sanayi tesisleri ve konutlarla kuşatılırken kentin doğal su yolları giderek daraldı. İmar kararları, plansız yapılaşma ve altyapı yetersizlikleri, şiddetli yağışları sel felaketine dönüştüren riskleri büyüttü. İstanbul’un kayıp dereleri, kentin doğayla kurduğu ilişkinin nasıl değiştiğini ve yağmur suyunun önündeki engellerin nasıl biriktiğini gözler önüne seriyor…

Deniz kabuğunun derinliklerinde yankısını dinleyen özne, kendi sesiyle birlikte dışarıdaki dünyanın çok sesli çağrısını da işitmeye başladığında, artık ne tamamen içeridedir ne de tamamen dışarıda... Kabuk, hapishanesi olmaktan çıkar, bir köprü hâline gelir. Ve bu köprüden geçenler, içeride biriktirdikleri yankıyı yanlarında götürerek, onu müşterek bir dünyanın inşasında kullanmayı öğrenirler.

Yıllar geçtikçe sorumluluklar, kariyer, statü ve güvenlik uğruna bir zamanlar karşı çıktığımız düzenin parçası olurken verdiğimiz tavizler giderek alışkanlıklara, alışkanlıklar da karakterimize dönüşebiliyor. Gündüz Vassaf’tan Étienne de La Boétie’ye, Žižek’ten Byung-Chul Han’a uzanan düşünsel bir hat üzerinden, düzenin dışına çıkamasak bile ona bütünüyle teslim olmadan kendimize ait özgürlük alanları yaratmanın önemi üzerine...

İnsan Hakları İzleme Örgütü, bugün yayımlanan raporunda, Kasım ayında COP31'e ev sahipliği yapmaya hazılanan Türkiye'de çevre protestolarına katılanların gözaltı, para cezası ve ceza soruşturmalarıyla karşı karşıya kaldığına dikkat çekti. Kurum, bu uygulamaların ifade ve toplantı özgürlükleri üzerinde caydırıcı etki yarattığını vurguladı.
13 Eki 2026

Türk tarihinin büyüklüğünün anlaşılması için Göbeklitepe’nin Türk olmasına ihtiyaç yok. Anadolu’nun bizim için taşıdığı değerin de Hititlerin, Troyalıların ya da beş bin yıl önce Beşiktaş’ta yaşayan insanların Türk çıkmasına ihtiyacı yok. Belki gerçek tarih bilinci, geçmişin her köşesinde kendimizi aramak yerine, bizden farklı olan bir geçmişi de kendi mirasımızın parçası olarak koruyabilecek özgüvene sahip olmaktır.



