Elektrikli araçlara yeşil ışık


Sınır tanımayan, yeni, özgür finans: Papara 2008 küresel ekonomik krizinin getirdiği maliyet tasarrufu ve verimlilik ihtiyacının, finansal teknolojilerin gelişimine hız kazandırdığı söylenebilir. Kullanıcı odaklı finansal teknoloji şirketleri daha fazla kişiyi daha özgür bir finans ortamında var etmeyi amaçlıyor. Finansal hizmetlerin vadettiği kolaylıkları daha çok insana ulaştırmak, giderek yükselen nakitsiz hayat trendini yaygınlaştırmak amacıyla çalışıyor. Kullanıcılar; haftanın 7 günü, 24 saat boyunca anında para göndermek/alabilmek, bunu yaparken yüksek maliyetler ödememek, karmaşık arayüzlerle ve hatırlaması zor süreçlerle karşılaşmamak istiyor. Yani; özgürlük, hız, maliyet ve deneyim. Türkiye’de ön ödemeli kart pazarının önde gelen şirketlerinden Papara da tam olarak bu başlıkları vadediyor. • Papara: Geleneksel finansal uygulamalar karşısında rekabetçi ve kullanıcı odaklı çözümler sunarak yeni bir deneyim yaratmaya çalışan finansal teknoloji kuruluşu Papara, “Finansal Özgürlük” mottosuyla kullanıcılara finansal anlamda en iyi deneyimleri yaşatma hedefiyle çalışıyor. Finansal hizmetlerden bir banka hesabı ya da kredi kartı sahibi olmadan faydalanmayı mümkün kılan ve herkese finansal hizmetler sektöründe özgürce var olma fırsatı sunan Papara, Bankalararası Kart Merkezi (BKM) verilerine göre ön ödemeli kart pazarında Türkiye’de %44’lük bir pazar payıyla var oluyor. Ocak ayını 6,5 milyon kullanıcıyla kapatmayı hedefleyen Papara, 2021 yılı sonunda 10 milyon kullanıcıya ulaşmış olmayı hedefliyor. • Neler var? Papara, "Finansal Özgürlük" deneyimini bireysel ve kurumsal olmak üzere iki kategoride oluşturduğu ürün ve hizmetlerle sunuyor. Bireysel çözümleriyle Papara; hesap kartının sadeliğini kredi kartının ödülleriyle birleştirerek borçlanmadan 7 gün 24 saat ücretsiz para gönderme , fatura ödeme ve bütçe yönetme olanağı sunuyor. Kart ücreti, kullanım ücreti ya da kart aidatı olmayan ücretsiz Papara Card ile kullanıcılar yurt içinde ya da yurt dışında, internette güvenle harcayabiliyor; Cashback’te anlaşmalı olunan markalarda yaptıkları harcamalar karşılığında nakit kazanabiliyor. Papara Lite Card sahipleri bütün ATM'lerden para yatırabilirken Papara Black Card sahipleri hem para yatırıp hem de her ay 500 liraya kadar ücretsiz nakit çekme fırsatından faydalanabiliyor. Ayrıca Papara'nın sunduğu Sanal Kart, anında ücretsiz biçimde oluşturulabiliyor; tüm dünyada geçerli internet harcamalarında kullanılabiliyor ve diğer kartlar gibi anında nakit kazandırıyor. Papara’nın kurumsal çözümleri de kurumsal üye iş yerlerinin finansal süreçlerini kolaylaştırıyor. Bugün 1.000’den fazla üye iş yerine finansal kolaylık sağlayan Papara’nın MassPayment hizmeti; firmaların müşteri ya da iş ortaklarının Papara hesaplarına 7/24, anında ödeme yapabilmelerine olanak tanıyor. Papara Checkout sayesinde firmalar milyonlarca Papara kullanıcısının Papara bakiyesinden ya da diğer hesaplarından kolayca ödeme alabilirken şirketler; limitlerini ve özelliklerini belirleyebilecekleri, internet harcamalarını kapatabilecekleri ve harcama yapılabilecek yerleri seçebilecekleri Papara Corporate Card ürününü çalışanlarına dağıtabiliyor. Papara’nın herkes için kolay hâle getirdiği finansal evreni keşfetmek ve Papara üyeliğinizi saniyeler içinde başlatmak için bu bağlantıyı kullanabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Günümüzde kara yolu taşımacılığının önemli bir parçası olan fosil yakıtların yakın gelecekte tükenecek olması, çevreye verdiği geri döndürülemez zararlar ve küresel düzeyde çevre sorunlarına karşı olan farkındalığın artmasıyla hükümetler ve uluslararası organizasyonlar, elektrikli araç (EV) teknolojisinin gelişmesi için sektöre yönelik desteklerini büyük ölçüde artırdı. Bu desteklere, Covid-19 nedeniyle düşen talebi canlandırmaya yönelik teşvik paketleri ve vergi indirimleri de eklenince EV sektöründe büyüme kaçınılmaz oldu.
- ABD: Göreve geldiği ilk gün ABD'nin Paris İklim Anlaşması'na yeniden taraf olmasını sağlayan ABD Başkanı Joe Biden, geçen hafta “Buy American” isimli bir kararnameye imza atarak hükümetin benzin veya dizel yakıtla çalışan 650 binden fazla sivil aracı elektrikli araçlarla değiştireceğine dair söz verdi. Filonun elektrikli araçlarla değiştirilmesinin en az 20 milyar dolara mal olacağı tahmin edilirken söz konusu projenin ülkenin otomotiv endüstrisinde yeni bir ivme yaratacağına ve milyonlarca kişiye yeni iş fırsatlarının kapılarını aralayacağına inanılıyor. Nitekim, Biden'ın vaatleri arasında ülkenin otomobil endüstrisinde 1 milyon yeni iş yaratılması, EV'lerin kullanımını yaygınlaştırmak için 550 bin yeni şarj istasyonu kurulması ve temiz enerji araştırmalarına yatırım yapılması yer alıyor. 2020 bütçe teklifinde federal EV vergi kredisini sona erdirmeyi teklif eden eski Başkan Trump'ın aksine Biden, EV'ler için 7 bin 500 dolarlık federal vergi kredisini desteklediğini ve yeni teşviklere açık olduğunu dile getiriyor. Bu alanda faaliyet gösteren ve istihdam yaratan şirketler için de %10'luk geçici bir vergi kredisi sağlanacak.
- Çin: Yeşil teknolojilerde öncü olmayı planlayan Pekin hükümeti, elektrikli otomobil endüstrisine uzun süredir bol miktarda sübvansiyon sağlıyor. Bu sübvansiyonlar, küresel satışların yaklaşık %50'sine sahip Çin'in dünyanın en büyük EV pazarı olmasına yardımcı oldu. 2008 krizi sırasında bile Çin, taksi filolarına ve yerel hükümet kurumlarına elektrikli modelleri kullanmaları için araba başına 8 bin 800 dolara kadar teklif verdi. Fakat bu yılın başında Çin Maliye Bakanlığı, EV'lere yönelik sübvansiyonları %20 oranında düşürdü. Haziran 2019'da üretimin artık hükümet desteğine gerek olmayacak kadar ucuza geldiğini iddia ederek sübvansiyonları geri çekmeye başlayan hükümet, aslında sübvasiyonları 2020'ye kadar tamamen kaldırmayı planlıyordu. Pandeminin ilk aylarında EV satışlarının %77’ye kadar düşmesi sonucunda ise sübvansiyon desteği 2022'ye kadar uzatıldı.
- Avrupa: Avrupa Birliği, “Avrupa Yeşil Anlaşması” çerçevesinde 2030 yılına kadar karbon emisyonlarını en az %55 azaltmayı ve 2050'ye kadar kıtayı iklim nötr hâle getirmeyi amaçlıyor. 2025 yılına kadar 1 milyon halka açık şarj noktasına sahip olmayı planlayan birliğin bu hedefi, yaklaşık 6 milyar dolarlık bir yatırım anlamına geliyor. 2030'a kadar 30 milyon EV ve 80 bin sıfır emisyonlu tırın yollarda olması da hedefler arasında yer alıyor. Avrupa ülkeleri, son bir yılda karbondioksit emisyonunu azaltmaya yönelik sıkı adımlar atarken devlet teşvikleri konusunda da oldukça bonkör davrandı. Birleşik Krallık 2030'dan itibaren benzinli ve dizel otomobillerin satışının yapılmayacağını açıklarken şarj altyapısı, elektrikli araç geliştirme ve üretimi için yaklaşık 2,4 milyar sterlin sübvansiyon ve destek duyurdu. EV'lere tamamen geçiş için 2040 hedefini koyan Fransa, 8 milyar avroluk bir destek paketi açıklayarak EV satın almak isteyenlere 13 bin avroya varan indirimler sunmaya başladı. 2021-2024 yılları arasında kullanılmak üzere 1,8 milyar avroluk bir fon ayıran Almanya ise tüketicilerin şarj endişelerini gidermek için 2023’e kadar ülke genelindeki şarj istasyonu sayısının 50 bine çıkarılacağını duyurdu. Bu doğrultuda, evde şarj istasyonu kuran kişilere 900 avro teşvik verilecek. Öte yandan, elektrikli araç satışlarının benzinli, dizel ve hibrit modelleri geçtiği ilk ülke olan Norveç'teki hükümet politikaları tüm ülkeler için örnek teşkil ediyor. 2025 yılına kadar içten yanmalı motorlu araç satışlarını tümüyle yasaklayacağını duyuran ülke, bu dönüşümü desteklemek için EV kullanıcılarını otoyol, feribot ve otopark ücretinin yarısından muaf tutuyor. EV tercih eden şirketler ise araç vergisinde %40 indirimden faydalanıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Herkese günaydın. Bu hafta gündemimizde 2020’de satışları 3,24 milyona ulaşan elektrikli araçlar ve bu yıl ilk defa çevrim içi gerçekleşen Dünya Ekonomik Forumu var.
01 Şub 2021

YAZARLAR

Hacer Sert
https://www.aposto.com

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Savunma ihracatı 2002’den bu yana katlandı, yerlilik oranı %80’e ulaştı, Türk şirketleri küresel sıralamalarda yükseldi. Ancak motorlardan kritik elektronik ve optik teknolojilere uzanan kalan %20, Türkiye’nin savunma sanayiindeki asıl sınırını gösteriyor. Bu sınırı aşmak ise daha fazla silah üretmekten değil, bilim ve teknoloji üretebilmekten geçiyor.

Bir insanın “Ne iş yapıyorsun?” sorusuna iki cümleyle cevap verip daha fazlasını anlatma ihtiyacı duymamasıyla bir markanın neyi söyleyip neyi geride bırakacağını bilmesi, aynı olgunluk eşiğine işaret ediyor. Sadelik; hiçbir şey bilmemenin getirdiği bir sığlıktan değil, aksine çok şey bilip hepsinin ağırlığını tarttıktan sonra lüzumsuz olanları arkada bırakabilme cesaretinden geçiyor.

Nike’ın marka adı, onlarca yıldır “spor” kelimesiyle neredeyse eş anlamlıydı. Bu başarı, şirketi uzun yıllar borsanın favorileri arasında tuttu. Fakat son birkaç yılda ivme şaşırtıcı bir hızla tersine döndü ve şirket, yaklaşık 18 yılın ardından S&P 100 endeksine veda etmek zorunda kaldı. Peki ne oldu da dünyanın en güçlü spor markalarından biri, bu denli hızlı bir düşüşe sürüklendi?

Reklamcılık artık dikkat ekonomisinden niyet ekonomisine geçiş yapıyor. ChatGPT’nin test ettiği Sponsorlu Ajanlar, markaların tüketicinin karar verme konuşmasına doğrudan katılmasını sağlayan yeni bir katman açıyor. Kişiselleştirilmiş iknanın birim maliyeti neredeyse sıfıra inerken mesele, anlatının nerede durduğu ve kimin adına konuştuğunun her aşamada görünür olup olmamasında düğümleniyor.

Arama deneyimimizin yapısal olarak değişmeye başladığı aşikar. Artık sadece bilgi aramıyoruz, aynı zamanda alım kararlarımızı da yapay zekaya danışıyoruz. Ancak yeni denklem yalnızca GEO’dan ibaret değil: Araştırmalar, tüketicilerin yapay zeka önerilerinde hâlâ bağımsız insan deneyimine ve güvenilir üçüncü taraflara ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Markalar için de esas mesele, algoritmada görünmek kadar, algoritmanın güvendiği üçüncü taraf dünyasında sahici, tutarlı ve organik bir yer edinebilmekte yatıyor.




