Huzurlarınızda, Çariçe Katerina: The Great

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Tanımadığı bir hükümdarla evlendirilmek üzere Prusya'dan Rusya'ya götürülen genç Catherine, yeni eşiyle ilk gecesini geçirmeye hazırlanırken, oda hizmetçisi Marial ile sohbet eder. Marial, oldukça tecrübesiz gözüken bu genç kadın için endişelenir ve sorar: “Kendinizi hazır hissediyor musunuz? Ne beklemeniz gerektiğini biliyor musunuz?”. Catherine güler, “Beni olduğumdan daha saf sanıyorsunuz; annem bana her şeyi anlattı.” ve Marial’ın şüpheli bakışlarına karşılık anlatmaya başlar. Yumuşak dokunuşların, tensel uyanışların, neşeli titreyişlerin, parlak yıldızların, zevk dalgalarının ve coşkulu patlamaların ağdalı sözcüklerle tasvir edildiği uzun monoloğunu şöyle bitirecektir: "Sonra birlikte uzanır, nazikçe güler, arada kendinizden geçip ağlarsınız ve sonunda o kollarını size sarar; kulağınıza bir şiir fısıldar ve leziz bir uykuya dalarsınız." Marial gülmemek için kendini zor tutar ve geçiştirir: “Evet, aşağı yukarı böyle bir şey.” (Değildir.)

Cinsellik, Çariçe Katerina’nın Rusya sarayındaki ilk dönemini konu alan Hulu dizisi The Great’in cesurca mizahını yaptığı, birçok geleneksel komedide, hele ki dönem dizilerinde tabulaştırılmış konulardan sadece biri. Catherine’in cinsellikten beklentisi ve kendisini ona çocuk vermekle görevli bir saray çalışanı gibi gören eşi Peter ile geçirdiği birkaç saniye arasındaki tezatın çok benzerlerini, dizinin her bölümünde dinin, milliyetçiliğin, hükümdarlığın ve erkekliğin beklentilerdeki ve saray pratiğindeki hâlleri arasında görmek mümkün. Kıvrak bir zekâyla yazılmış senaryosu ve daha önce pek görmediğimiz komedi yeteneklerini kanıtlayan iki genç oyuncusuyla The Great, kahkahalarla güldüğünüzde suratınıza tebeşir yemeyeceğiniz bir tarih dersi âdeta.

Mevzu nedir? Rusya'ya gelin gelen Catherine (Elle Fanning), dilini ve kültürünü bilmediği bu ülkede tutunacağı tek dal olduğunu umduğu eşinin kalbini kazanmak için kendine söz veriyor. Zevkine ve cinsel hayatına oldukça düşkün ve temelde bir çocuktan farksız olan eşi Peter'ın (Nicholas Hoult) başta başpiskopos olmak üzere saraydaki herkes tarafından kolay manipüle edildiğini fark edince ise dönüşümü başlıyor; Catherine kendine ikinci bir söz veriyor: Peter’ı tahttan indirip, bu ihtişamlı ülkenin kendine yaraşan bir hükümdar tarafından yönetilmesi için uğraşmaya - yani kendisi tarafından. Ben daha fazla detay vermek istemesem de bir zamanlar Netflix’in bir sosyal medya paylaşımında dediği gibi, “Tarih en büyük spoiler’dır.”
Birleşik Krallık sarayından Rusya sarayına: Kostümlü drama türünün kalıplarını ve tarih yazımındaki eril dili alaşağı eden, güçlü kadınların türlü entrikanın merkezinde yer aldığı, olabildiğine komik, olabildiğine zeki... Tüm bunlar, bu yazının konusu olan dizi The Great kadar, diziden iki yıl önce sinema gündemine oturmuş bir film için de söylenebilir pekâlâ: The Favourite. Birleşik Krallık tarihinin pek tanınmamış bir kraliçesine, o ve onun saraydaki gözdesi olmaya çalışan iki kadının entrikalarına odaklanan, baştan çıkarıcı, komik, tabuları yıkan, tarihi baştan yorumlayan bir filmdi. Günümüz Yunan sinemasının gözdesi Yorgos Lanthimos’un yönetmenliği ile Olivia Colman, Emma Stone ve Rachel Weisz’ın performansları kadar, filmi kusursuz kılan yanlarından biri de senaryosuydu. İşte dizinin ve filminin ortak noktası da bu; The Favourite’ın Oscar'a aday gösterilmiş senaristi Tony McNamara, The Great’in yaratıcısı ve senaristi. McNamara, kalemini Çarlık Rusya'sının 18'inci yüzyılına, odağını ülkeyi her anlamda çağının ötesine taşımış bir kadına çevirdiği The Great ile, bu kez de Emmy ödülüne aday gösterilmişti.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Takım elbiseli erkeklere karşı bir sanatçı, 42 yıldır bağımsız bir plak şirketi, "spoiler" sayılmayan spoiler ve dahası.
20 Kas 2020

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.




