İki yeni diziyle 20’li yaşlara özlem: ‘Overcompensating’ ve ‘Adults’

Prime Video’nun bir üniversite kampüsünde geçen yeni dizisi “Overcompensating” ve Hulu’nun New York’ta hayata tutunmaya çalışan 20’lerindeki bir grup arkadaşı merkezine alan “Adults”ı, 20’lerindeki izleyiciler için empati, 20’leri geride bırakanlar için ise nostalji vadediyor.
İki yeni diziyle 20’li yaşlara özlem: ‘Overcompensating’ ve ‘Adults’

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

But if I were to go back to college
Think what a loser I’d be
I’d walk through the quad, and think “Oh my God…”
“…These kids are so much younger than me.”*

*Ama üniversiteye dönecek olsaydı / Nasıl bir ezik olurdum düşünsenize / Avluda yürürken, “Aman Tanrım…” diye düşünürdüm / “…Bu çocukların hepsi benden çok küçük.”

En sevdiğim müzikal Avenue Q’nun en sevdiğim şarkısı “Wish I Could Go Back to College” (Keşke Üniversiteye Dönebilseydim) bu dizelerle sona erer. 20’lerinin sonunda ve 30’larının başında bir grup genç yetişkinin New York’un kenar mahallelerinden birinde verdiği yaşam mücadelesini konu alan bu off-Broadway kukla müzikalinin bir noktasında, karakterlerimiz üniversite yıllarına duydukları özlemi dile getirir. Sonrasında ise acı gerçeğin farkına varırlar: Geri dönmek, en azından aynı şartlarda geri dönmek mümkün değildir.

Son günlerde popüler kültürü meşgul eden iki yeni dizi, bana tam da bu hisleri yaşattı; bu acı gerçeği bir kez daha yüzüme vurdu. ABD’de sırasıyla Hulu ve Prime Video’da yayımlanan, 20’lerin başındaki üniversite yıllarına ve 20’lerin ortalarındaki hayata tutunma çırpınışlarına odaklanan Overcompensating ile Adults, tüm zorluklarına rağmen 20’lerime büyük bir özlem duymama neden oldu: Her şeyin belirsiz olduğu ama ihtimallerin sonsuz olduğu, bir şeylere karar vermek ya da bir şeyleri çözmek için dünyalar kadar zamanım olduğunu düşündüğüm 20’ler—ya da en azından, 10-15 yıl içinde bir şeyleri herhalde çözmüş olacağımı düşündüğüm 20’ler. (Kahkaha atıyor.)

Greek | Kaynak: abc Family

Benim 20’lerim: Greek, Girls ve Broad City

20’lerimin ilk yıllarını geçirdiğim üniversite kampüsündeki yaşantım, o yıllarda izlediğim gençlik dizisi Greek ile eşzamanlı ilerledi. 2007-2011 yılları arasında abc Family kanalında yayımlanan dizi, Cyprus Roads University adlı kurmaca üniversitenin eski ve yeni öğrencilerinin yaşamına, bilhassa da Greek sistemini oluşturan fraternity ve sorority evlerine odaklanıyordu. 

Ablası Casey’nin okuluna yeni gelen çiçeği burnunda öğrenci Rusty, kişiliğinden oldukça uzak bir fraternity’ye dahil olmak için çırpınıp duruyor ve bunu bir şekilde başarıyordu. Biz de dört sezon boyunca Kappa Tau Gamma (ΚΤΓ), Omega Chi Delta (ΩΧΔ) ve Zeta Beta Zeta (ZBZ) evlerine konuk oluyorduk: Akademik zorluklar, kariyer ikilemleri, içki ve seks odaklı eğlence kültürü, evler arası rekabet… Öte yandan ailesinden ilk kez uzaklaşmış yüzlerce gencin kurduğu dostluklar sayesinde zorlukları nasıl aştığına, seçilmiş ailelerini nasıl kurduklarına da tanık oluyorduk. 

Türkiye’deki bir kampüste ABD’deki Greek sisteminden oldukça farklı bir üniversite yaşamı sürüyor olsam da kendimi keşfetme, geleceğimi planlama ve kendime ve geleceğime dair kaygılarımla başa çıkma süreçlerim Greek’te gördüklerimle çok uyuşuyordu. Dizinin üçüncü sezonunun sonlarına doğru bir bölüm ise üniversiteden sonraki hayatın kaçınılmaz olduğunu ve son hızla yaklaştığını, herkesin büyümek zorunda olduğunu bir tokat gibi yüzüme çarpmıştı: “All Children… Grow Up” (Tüm çocuklar… büyür) adlı bu bölüm, kampüsün bir ‘Neverland’ işlevi gördüğü başta olmak üzere, Peter Pan referanslarıyla şok etkisi yaratmıştı.

Girls | Kaynak: HBO

Birkaç yıl sonra, 20’lerimin ortasında, hâlâ ailemle yaşayıp fena sayılmayacak maaşlı bir işte çalışırken izlediğim iki dizide benden çok daha cesur karakterlerle tanıştım: HBO dizisi Girls ve Comedy Central dizisi Broad City’nin kızları, benden çok daha az imkanla, en az İstanbul kadar kaotik ve rekabetçi bir kentte, New York’ta kendi ayakları üzerinde durmaya çalışıyorlardı. Para kazanarak temel ihtiyaçlarını karşılama zorunluluğu bir yana, arkadaşlık ilişkilerini ve romantik ilişkilerini yürütmek, yetişkin olmanın gereklerini yerine getirmek, arzularını keşfetmek ve üstelik üniversite yıllarına kıyasla çok daha yakında olan 30’ların olgunluğuna erişmek zorundaydılar. Hannah, Marnie, Jessa, Shoshanna, Ilana ve Abbi bir şeyleri başardıkça umutlanıyor, onlar tökezledikçe yalnız olmadığımı hatırlayıp içimi rahatlatıyor, onlar hayatın tadını çıkardıkça yeni ihtimallerin ve deneyimlerin peşinden koşmaya hevesleniyordum.

İki yeni dizi: Overcompensating ve Adults

Overcompensating | Kaynak: Prime Video

Yaratıcısı ve başrol oyuncusu Benito Skinner’ın yaşamından izler taşıyan Overcompensating, Idaho’daki bağnaz bir kasabadan kurmaca Yates Üniversitesi’ne gelen Benny’i merkezine alıyor. Mezun olduğu lisenin futbol takımı kaptanı ve en popüler öğrencisi olan Benny, tüm bunları heteronormatif erkeklik kalıplarına kendini uydurmak için arzularını bastırdığı bir yalan yaşantıya borçlu. Üniversitede dengelerin, düzenin ve çevresindekilerin değişmesiyle yeni bir hayata başlamak konusunda daha rahat olabileceğini fark eden Benny, cinsel kimliğini keşfetmeye, başta yeni sahte-kız arkadaşı rolüne uygun gördüğü fakat sonradan en yakın arkadaşı olan Carmen’in de yardımıyla değişmeye başlıyor. 

Gizli cemiyetler, aşklar, partiler, gelecek kaygıları... Tüm bunlar tıpkı Greek’teki gibi, aidiyet ve kimlik arayışlarını arka plana alıyor ve hem eğlenceli hem de derin bir üniversite dizisini müjdeliyor. En büyük farksa, Overcompensating’in kendisinden neredeyse 20 yıl önce yayınlanan Greek’te yan hikayelere sıkıştırılmış LGBTİ+ karakterlerin ötesine geçip, tamamen bir yarı-otobiyografik cinsel kimlik arayışını anlatıyor olması. Skinner’ın önümüzdeki dönemin önemli kuir hikaye anlatıcılarından biri olarak yükseleceği kesin. (Megan Fox’tan yönetmenler arasında da yer alan Desiree Akhavan’a, hatta Charli XCX’e kadar birçok konuk oyuncunun da diziye renk kattığını belirtmek şart.)

Adults | Kaynak: FX for Hulu

İçlerinden birinin ailesine ait iki katlı evde yaşayan, 20’li yaşlardaki beş arkadaşın hikayesini anlatan Adults, yetişkinliğe geçiş sürecindeki karmaşık hayatı konu alıyor. Samir, Billie, Issa, Anton ve Paul’ün günlük mücadeleleri, absürt mizah ve gerçekçi karakter çatışmalarıyla işlenirken, karakterlerin yaptıkları hataları görmek hem cringe hem de nostaljik bir his yaratıyor. 

Adults’ın benim 20’lerimde empati kurduğum iki diziden en büyük farkı, onlar kadar "New York dizisi" olamaması. Dizinin kentle ilişkisi, belki de bir evrensellik arayışıyla fazla önemsenmemiş. Öte yandan Girls’de Williamsburg ile başlayıp Broad City’de Brooklyn’in içlerine doğru kayan 20’li-yaşlar, Adults’ta Queens’e kadar sürülmüş durumda; o da anca aileden kalan bir evde, kira ödemeden yaşandığında... Günümüz New York’unun ekonomik arkaplanını yansıtan bu özelliği, Adults’ı karakterlerin meşgul olduğu işler ve cinsel akışkanlıklarından bile çok çağdaş kılıyor. Dizinin adını geçirdiğim Girls kadar derin ya da Broad City kadar komik olamadığını, hatta Britanya’dan Crashing’i de dahil ederek benzer diziler arasında silik kaldığını düşünsem de bir günde ve bir oturuşta tüm sezonu izlediğim düşünülürse sevmediğimi ve eğlenmediğimi söylemem imkansız.

Her iki dizi de 20’lerimde izleyip kendimi özdeşleştirdiklerimi hatırlatırken, bir yandan da 20’lerimi bugün yaşıyor olsaydım nasıl da türlü nüanslarına rağmen aynı yollardan geçeceğimi gösterdi bana. Overcompensating’i izlerken kafamda “Wish I Could Go Back to College”ın çalmasına engel olamadım; Adults’ı izlerken yeniden başlama arzusuna karşı koyamadım. Geri dönmenin, en azından aynı şartlarda geri dönmeninse mümkün olmadığının tabii ki farkındayım.

Nerede izleyebilirsin? ABD’de Hulu’da yayımlanan Adults önümüzdeki aylarda Disney+ Türkiye kataloğuna eklenecek. Overcompensating ise Prime Video orijinal dizisi olmasına rağmen, rakiplerinin aksine ülkemizdeki homofobik ve sansürcü politikalara boyun eğerek birçok orijinal film ve dizisini Türkiye’deki müşterilerine sunmamayı tercih eden platformda yer almıyor. Yazıda adı geçen eski dizilerden sadece Girls, Max’te izlenebiliyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

📺 İki yeni dizi ile 20’lere özlem

ABD’de Prime Video’da yayımlanan “Overcompensating” ve Hulu’daki “Adults” nedeniyle 20’lere özlem duyduk. Gotham Televizyon Ödülleri’nden “Wicked: For Good” fragmanına gündemi mercek altına aldık.

06 Haz 2025

Overcompensating | Kaynak: Prime Video

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Furious: Öfkenin kadından kadına aktarılan kanatları

Dying for Sex’te (2025) yaralı, öfkeli ve arzularıyla var olabilen bir kadın yaratan Elizabeth Meriwether, Furious’ta da kadın öfkesinin başka bir yüzüne bakıyor. Dizinin üç kadın karakterinin öfkeleri aynı yerden doğmuyor, aynı biçimde dışarı vurulmuyor ve onları aynı yola götürmüyor. Fakat üçü de kendilerinden önce başka kadınların taşıdığı öfkeden bir parça devralıyor. İlk sezon sona erdiğinde geriye tek bir kadının intikamından çok daha fazlası kalıyor: Kuşaktan kuşağa, bedenden bedene dolaşan ve kendisine başka başka yollar arayan bir kadın öfkesi.

Tuba Büdüş

·

14 Eyl 2026

Furious: Öfkenin kadından kadına aktarılan kanatları
DuendeDuende

HİKAYE

Bibliyoterapi'de bu hafta: Sadakatsizlikle başa çıkmaya çalışanlar için kitap reçetesi

Sadakatsizliğe uğramak insanın eğitimiyle, yaşıyla, güzelliğiyle, zekasıyla ya da ne kadar “iyi bir partner” olduğuyla açıklanabilecek bir şey değil. Yine de insan böyle bir şey yaşadığında çoğu zaman suçu kendisinde arıyor. Oysa bu soruların çoğunun sebebi kontrolümüz dışında gelişen bir olayı yeniden kontrol edilebilir hâle getirme çalışmamız. "Sadakatsizlikle nasıl başa çıkarım?" diye düşünenler için üç kitap.

Aslı Perker

·

11 Eyl 2026

Bibliyoterapi'de bu hafta: Sadakatsizlikle başa çıkmaya çalışanlar için kitap reçetesi
DuendeDuende

HİKAYE

'The Unknown': Bir bedeni aynı insan yapan nedir?

"Anatomy of a Fall"un Oscar ödüllü senaristi Arthur Harari, yeni filmi "The Unknown"da beden değiştirme motifini fotoğraf, kent hafızası ve kimlik üzerine tekinsiz bir bilmeceye dönüştürüyor.

Emre Eminoğlu

·

11 Eyl 2026

'The Unknown': Bir bedeni aynı insan yapan nedir?
DuendeDuende

HİKAYE

Yıldız Tozu | Tutkuların, zamansız rastlantıların ve saplantıların ustası: Pedro Almodóvar

Yıldız Tozu'nda bu haftaki konuğumuz tutkunun, hüznün, kırılganlığın cesur ve sıcak dili; İspanyol yönetmen Pedro Almodóvar. Yeni bir Almodóvar filmine giderken sizi neyin beklediğini hiçbir zaman tam olarak bilemezsiniz. Büyük bir filmle de karşılaşabilirsiniz, küçük bir hayal kırıklığıyla da…

Mehmet Sindel

·

11 Eyl 2026

Yıldız Tozu | Tutkuların, zamansız rastlantıların ve saplantıların ustası: Pedro Almodóvar
DuendeDuende

HİKAYE

Paweł Pawlikowski: 'Ben 20. yüzyıldan kalma bir sürgünüm'

Cannes’da prömiyerini yapan "Fatherland" ile ikinci En İyi Yönetmen Ödülü’nü kazanan Paweł Pawlikowski'yle Thomas Mann’dan savaş sonrası Avrupa’ya, minimalizmden müziğe, entelektüellerin toplumdaki rolünden kendisinin bugünkü dünyada hissettiği yabancılığa uzanan bir sohbete daldık.

Müge Turan

·

10 Eyl 2026

Paweł Pawlikowski: 'Ben 20. yüzyıldan kalma bir sürgünüm'