İklim krizinin Bechdel testi: Oscar adaylarından yalnızca biri geçti

AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Sinema ve televizyonda cinsiyet temsilini ölçmeye yarayan Bechdel-Wallace Testi’nden esinlenerek hayata geçirilen İklim Gerçeklik Kontrolü, iki yıldır hazırlanan raporlarla popüler filmlerin iklim değişikliği gerçeğine yer verip vermediğini ölçüyor.
2024 sinema yılının Oscar adayı filmleri için hazırlanan "2. İklim Gerçeklik Kontrolü Raporu"na göre bu yıl testi geçebilen tek bir film vardı: The Wild Robot.
Peki nedir bu test ve nasıl uygulanıyor?
İklim Gerçeklik Kontrolü’nün amacı nedir?
Colby Üniversitesi’ne bağlı olarak iklim ve çevre alanında bilimsel çalışmalar yürüten The Buck Lab ve medyada iklim değişikliğinin görünürlüğünü artırmak için çalışan Good Energy adlı kurumun ortaklığında 2024’te kurgulanan Climate Reality Check (İklim Gerçeklik Kontrolü) testi, ilhamını sinema ve televizyon yapımlarındaki cinsiyet temsilini ölçmekte kullanılan Bechdel-Wallace Testi’nden alıyor.
- Nedir? Bir yapımın üç aşamalı Bechdel-Wallace Testi’ni geçmesi için en az iki kadın karaktere sahip olması, bu iki karakterin birbirleriyle konuşması ve konuşmanın erkekler hakkında olmaması gerekiyor. İklim Gerçeklik Kontrolü ise iki aşamadan oluşuyor: Test, iklim krizinin yapımda yer almasını ve en az bir karakterin bunun farkında olmasını şart koşuyor.
İklim Gerçeklik Kontrolü’yle senaristlerin ve sektör profesyonellerinin kendi hikayelerini sorgulaması, izleyicilerin Hollywood’un ekranda gerçekliği temsil edip etmediğini görmesi ve araştırmacıların iklim değişikliğinin herhangi bir hikaye grubuna dahil edilip edilmediğini veya temsilin zamanla artıp artmadığını ölçebilmesi amaçlanıyor.
Testin yaratıcıları, İklim Gerçeklik Kontrolü’nü şöyle açıklıyorlar:
"İklim değişikliği gerçekliğimizdir. Başka bir yerde ya da gelecekte değil, burada ve şimdi yaşanıyor; hayatın her alanına dokunuyor. Ancak bu gerçeklik hâlâ ekranlarda izlediğimiz hikayelerde kendine yeterince yer bulamıyor. Günümüzde iklim değişikliğini kabul etmeyen, şimdiki zamanda ya da yakın gelecekte geçen film ve diziler için tek bir şey söylenebilir: Bunlar fantezi türündedir. İklim Gerçeklik Kontrolü, iklim gerçekliğimizin filmlerde, televizyon dizilerinde ve diğer anlatılarda temsil edilip edilmediğini değerlendirmek için basit bir araç olarak tasarlanmıştır."
İklim krizi yaşanıyor ve en az bir karakter bunun farkında
Test, sadece Dünya gezegeninde, günümüzde, yakın geçmişte ya da gelecekte geçen yapımlara uygulanabiliyor. Yani fantastik ya da tarihî yapımlar, farklı gezegenlerde ya da geçmişte geçen hikayeler değerlendirme dışı tutuluyor.
Testin ilk aşamasında iklim krizinin yapımda yer alıp almadığı inceleniyor. Bunu anlamanın çeşitli yolları var: “İklim değişikliği”, “değişen iklim”, “ısınan dünya”, “küresel ısınma”, “iklim krizi”, “eriyen buzullar”, “yükselen deniz seviyesi” vb. anahtar terimlerin senaryoda geçmesi bekleniyor. Bunun yanında hava durumunun “olağan dışı” ya da “benzeri görülmemiş” olarak tasvir edilen bir olaydan bahsetmesi ya da iklim kriziyle ilgili bir televizyon haberi veya grafitinin görülmesi de yeterli kabul ediliyor.
Bir yapımın testin ikinci aşamasını da geçmesi için karakterler ve karakterlerin iklim krizine ilişkin farkındalığı mercek altına alınıyor. Bu farkındalık diyalog, anlatım, eylemler ya da görsel imgeler aracılığıyla ölçülebiliyor: Örneğin karakterin, yapımın testin ilk aşamasını da geçmesini sağlayan anahtar sözcüklerden birini kullanması, iklim kriziyle ilgili bir haber izlemesi ya da okuması, olağan dışı hava koşullarından şikayet etmesi veya iklim krizi farkındalığı yaratmayı amaçlayan bir afiş ya da rozete sahip olması gerekiyor.
Son 10 yılda popüler filmlerin %9,6’sı testi geçebildi
Nisan 2024’ta hazırlanan ilk raporda, 2013-2022 yılları arasına ait en popüler 250 film değerlendirmeye tabi tutuldu. İki aşamalı test uygulanmadan önce, IMDb platformunda en çok puanlanan filmlerden değerlendirme kriterlerine uyan (yani 2006-2100 yılları arasında Dünya gezegeninde geçen ve fantastik türde olmayan) ilk 250 film seçildi.
Sonuçlara göre 250 filmden ilk aşamayı 32 film (%12,8) geçerken, ikinci aşamayı da geçen filmlerin sayısı 24 (%9,6) oldu.

Testi geçebilen filmler: Pacific Rim (2013), Kingsman: The Secret Service (2014), The Amazing Spider-Man 2 (2014), Maze Runner: The Scorch Trials (2015), Fantastic Four (2015), Justice League (2017), Happy Death Day (2017), Venom (2018), Aquaman (2018), Midsommar (2019), Marriage Story (2019), Fast & Furious Presents: Hobbs & Shaw (2019), Pokémon: Detective Pikachu (2019), Tenet (2020), The Hunt (2020), Don’t Look Up (2021), Zack Snyder’s Justice League (2021), Eternals (2021), Godzilla vs. Kong (2021), The Tomorrow War (2021), Wrath of Man (2021), Glass Onion: A Knives Out Story (2022), Jurassic Park Dominion (2022) ve Triangle of Sadness (2022).
- Snowpiercer (2013), Interstellar (2014), Blade Runner 2049 (2017), Parasite (2019), Godzilla: King of the Monsters (2019), CODA (2021), The Guilty (2021) ve The Batman (2022) ise sadece ilk aşamayı geçebilen filmler olarak sıralandı.
Sonuçlar incelendiğinde, yıllar geçtikçe testi geçen filmlerin sayısının arttığı, testi geçen filmlerin büyük çoğunluğunun yakın gelecekte geçtiği, süper kahraman filmlerinin (bunlar arasında da DC filmlerinin) testi geçme oranının daha yüksek olduğu görülüyor.
Oscar adayı filmler iklim gerçekliğinden sınıfta kaldı
İklim Gerçeklik Raporu’nun ikincisi, 2023-2024 ödül sezonunda yayımlanmış ve 96. Akademi Ödülleri’ne aday gösterilen 31 uzun metrajlı kurmaca filmi incelemişti. Değerlendirmeye alınabilen 13 filmden 3’ü testin her iki aşamasını da geçmişti.
8 dalda Oscar adayı Barbie iklim krizini tüketim çılgınlığına bağlıyor; 2 dalda Oscar adayı Mission: Impossible - Dead Reckoning Part One’da “Bir sonraki dünya savaşı soğuk bir savaş olmayacak. Hızla küçülen bir ekosistem için balistik bir savaş olacak. Azalan enerjinin, içilebilir suyun, solunabilir havanın son zerresi için bir savaş olacak” repliği geçiyor; 2 dalda Oscar adayı Nyad’da Küba’dan Florida’ya yüzmeyi amaçlayan Diana’nın önündeki engellerden biri küresel ısınma nedeniyle yaşam alanları yüzüş rotasına doğru kayan zehirli denizanaları olarak gösteriliyordu.

Oscar adaylarının %23’ünün testi geçtiği raporun sonundaki notta, 2027’ye kadar değerlendirmeye alınabilen Oscar adayı filmlerin %50’sinin testi geçmesinin hedeflendiği yazıyordu. Maalesef, bir yıl sonra, 97. Akademi Ödülleri adaylarının incelendiği üçüncü raporda 30 uzun metrajlı kurmaca aday filmden, değerlendirmeye alınabilen 10’undan yalnızca biri, The Wild Robot testi geçebildi.
Balinaların Golden Gate Köprüsü’nün üzerinden yüzdüğü görüntülere sahip, insanların değişen iklim şartlarından soyutlanmak için cam kubbeli kentlerde yaşadığı DreamWorks animasyonu The Wild Robot, ıssız bir adaya düşen Roz adlı robotun hayatta kalmayı öğrenirken adadaki vahşi hayvanlarla bağ kurmasını ve bir ördek yavrusunu evlat edinmesini konu alıyor.
- 3 dalda Oscar’a aday gösterilen filmde Roz ve hayvanların “gelmiş geçmiş en kötü fırtına” olarak tasvir ettiği fırtına, iklim krizine işaret ederken bu krizin sonuçlarına karşı koymanın ve hayatta kalmanın işbirliği, yardımlaşma ve merhametle mümkün olacağı vurgulanıyor.
Kurum, sadece tek bir Oscar adayının testi geçebildiği ve oranın %23’ten %10’a düştüğü bu yılki rapor nedeniyle umutsuzluğa kapılmadıklarını not düşüyor:
"Bu yıl The End, Furiosa: A Mad Max Saga, The Room Next Door ve Twisters gibi birçok büyük prodüksiyonda iklim krizi senaryoya taşınmış olsa da bu filmlerin Oscar adaylıkları bulunmuyor, dolayısıyla raporda yer almıyorlar."
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
İoanna Kuçuradi'nin ardından pek çok şey söylendi: “Hocaların hocası”, bilge”, “filozof”... Onu tanıyanlara sorduğumuzda ise tek bir Kuçuradi çıkmıyor: Birinin hayatında cesaret veren iki sözcük, bir başkasında kavramların sınırlarını doğru çizme titizliği, bir diğerinde değerleri yaşama sorumluluğu... Belki insan öldüğünde geriye kalan tam da bunlardır: Kendisi artık orada olmadığı hâlde başkalarının düşünme, konuşma, davranma, anlama ve kuşkusuz bunların toplamı olan yaşama biçimlerinde yaşamaya devam etmesi.

Okullar açıldı; artık akşamlar, hafta sonları ve evler yeniden ödevle dolacak. “O ödevler yapılacak!” Peki neden? Çocuğun ilgileriyle konuşuyor mu? Ona beceri kazandırıyor mu? Kendi başına bir şeyin peşine düşmesini sağlıyor mu? Uğraş edinmesini destekliyor mu? Eğitimin öğretmeni, okulu, sınavı, müfredatı hatta okulun kendisini tartışmaya açtığımız bir dönemde, okulun en görünmez kurumlarından ödev üzerine düşünüyoruz.

Kadınların hayatının yaklaşık üçte birine yayılan menopoz, yüzyıllar boyunca doğurganlığın kaybı ve toplumsal değerin azalması üzerinden konuşuldu; sağlık boyutu ancak son yüzyılda görünür olmaya başladı. Bugün hormon tedavisinden osteoporoza, çalışma hayatından ayrımcılığa uzanan etkileri daha fazla tartışılsa da birçok kadın hâlâ ne yaşadığını anlamak, doğru teşhisi almak ve tedaviye ulaşmak için kendi başlarına bırakılıyor.

2026 Uluslararası Hrant Dink Ödülü sahibi Süheyla Doğan’a bu ödül başta Kazdağları olmak üzere pek çok yerde ekoloji mücadelesini cesaretle sürdürdüğü, doğayı ve yaşamı savunmaktan vazgeçmediği, kadın hakları için mücadele ettiği, devlet destekli ekokırım projelerine karşı ısrarla ses çıkardığı ve doğayla birlikte yaşam hakkını savunduğu için verildi. Doğan, “Yaşam için mücadele etmek benim hayattaki varlık nedenim. Baskıların da bir sonu olacak. Geleceğe dair umutlarımı da kaybetmiyorum” diyor.

Sabah dolabın karşısında “Bugün bunu mu giysem?” diye düşündüğümüzde aslında yalnızca kıyafet seçmiyoruz; kendimizi nasıl hissetmek, nasıl algılanmak ve hatta kim olmak istediğimize dair de bir karar alıyoruz. Moda bireysel görünür ama kolektif olarak öğrenilir: Kendimizi göstermek isteriz ama bazen başkalarının bakışından saklanmak da, değişmek isteriz ama aynı zamanda ait olmak da. Moda, bütün bu çelişkileri aynı anda taşıyabilen nadir alanlardan...




