

Karbon nötr modayı keşfedin: Voiterra
Şu günlerde Glasgow'da gezegenin geleceğine doğrudan etkileyecek bir buluşma gerçekleşiyor. Aktivistler ve uzmanlar tarafından bir dönüm noktası olarak görülen Küresel İklim Değişikliği Konferansı (COP26), ülkelerin imzacısı oldukları…
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi direktörü Ece Ünver'le insan haklarının güncel durumunu konuştuk.
Röportaj: Marsel Tuğkan Gündoğdu
Uluslararası Af Örgütü dünyanın en büyük insan hakları örgütünden birisi. Af Örgütü'nün dünyada ve Türkiye'de ne gibi çalışmaları oluyor?
Uluslararası Af Örgütü, uluslararası dayanışma; mağdur bireyler için etkili eylem; tüm dünyayı kapsama; insan haklarının evrenselliği ve bölünmezliği; tarafsızlık ve bağımsızlık; demokrasi ve karşılıklı saygı ilkelerine sahip insan hakları savunucularından oluşan küresel bir topluluk. İnsan hakları ihlallerini araştırıyor, belgeliyor ve elde ettiği bilgileri yayınlıyor; bu ihlalleri durdurmak için de dünyanın dört bir tarafından milyonlarca insanla birlikte hızlı ve etkili şekilde eyleme geçiyor. Eğitim ve savunuculuk faaliyetleri aracılığıyla tüm dünyada herkesin insan haklarından faydalanabilmesini sağlamak için çalışıyor.
UAÖ’nün kurulduğu günden itibaren üzerinde en çok çalıştığı konular arasında ölüm cezasının, işkencenin ve diğer zalim, insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele ve cezaların tamamen ortadan kaldırılması; yargısız infazların ve zorla kaybetmelerin son bulması; tüm düşünce mahkumların serbest bırakılması; cezasızlıkla mücadele yer alırken günümüzde bu çalışmaların yanı sıra ifade, toplanma ve örgütlenme özgürlüğü; kadın hakları, LGBTİ+ hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği; mülteci, sığınmacı ve göçmen hakları yer alıyor.
Türkiye Şubesi de küresel harekete benzer bir biçimde pek çok farklı alanda çalışıyor. Yalnızca Türkiye’de değil tüm dünyadaki güncel çalışmalarımız internet sitemizde.
Yakın zamanda insan haklarının gelişimine dair seni umutlandıran, sevindiren bir gelişme oldu mu?
Mayıs 2019’da ODTÜ kampüsünde düzenlenen Onur Yürüyüşü’ne polis tarafından biber gazı, plastik mermiler ve göz yaşartıcı gazla karşılık verilmiş, yürüyüşe katılanlar gözaltına alınarak mahkemelere sürüklenmişti. Neredeyse iki buçuk yıl süren bu süreçte, 43 ülkeden 445 bin kişi, beraat kararı için başlattığımız kampanyaya destek verdi.

Fotoğraf: Kaos GL
İnsan hakları mücadelesini büyütmenin yolları neler?
Ne yazık ki insan hakları sözleşmeleri yalnızca yazıldıkları ve bir grup devletler bunları imzalayarak yürürlüğe koyduğu için var olmuyor. İnsan haklarının varlığını, bunları korumak ve gelişmekle yükümlü olan “devlet”e bıraktığımız takdirde sıklıkla politik idealler uğruna görmezden geliniyor.
Son yıllarda artan kutuplaşmadan fayda sağlayan birçok popülist lider, insanları bölmek ve bunu daha iyi bir geleceğe giden yol olarak sunmak için büyük enerji harcıyor. Bir tarafa din, milliyetçilik, vatanseverlik, aile gibi değerleri koyuyor ve bunları muhafaza edilmesi gereken değerler olarak konumluyor; diğer tarafa kadın haklarını, mülteci haklarını, çevre ve hayvan haklarını, insan haklarını, LGBTİ+ haklarını koyuyor ve bunları toplumun geri kalanını tehdit eden unsurlar olarak tanımlıyor.
Bu siyasi vizyonun zorbalıktan ve sefaletten başka bir şey sunmadığını aslında tekrar tekrar deneyimledik. Herhangi biri ya da bir grubu şeytanlaştırmanın aslında hepimizi nasıl küçük düşürdüğünü de gördük. Kimlikleri ya da durumları nedeniyle herhangi bir kişinin haklarını sorgulamanın hepimizin haklarına yönelik bir tehdit olduğu çok açık. “Bize karşı onlar” siyasetine karşı durmanın, tek bir insanlık olduğumuzu ifade etmenin zamanı geldi.
"Fakatsız ve koşulsuz olarak herkes için insan hakları" demek, insan haklarının evrenselliği ve bölünmezliğinden taviz vermeden mücadele etmek gerekiyor. Bazen ardı arkasına karşı karşıya kaldığımız tüm sorunlar bize kendimizi çaresiz hissettirebiliyor ve kendimizi güçsüz ve yalnız hissedebiliyoruz.
Böyle zamanlarda kendime tekrarladığım zaman bana cesaret veren bir sözü ANGST okuyucularıyla da paylaşmak isterim: "Eğer bir fark yaratmayacak kadar küçük olduğunuzu düşünüyorsanız odada bir sivrisinekle uyumayı deneyin."
Türkiye'nin insan hakları karnesi ne durumda?
Af Örgütü olarak ülkelere karne vermiyoruz ancak her yılın başında yayımladığımız yıllık raporlarla ülkelere, dünyada ses getiren değerlendirmeler sunuyoruz. Bu tüm dünyayı kapsayıcı raporda Türkiye’ye dair değerlendirmelerin başında yargı bağımsızlığı geldi.
Rapordaki değerlendirmelerde, “Yargı gücü, adil yargılanma güvencelerini ve hukuki usulleri hiçe saydı ve aşırı geniş tanımlanmış terörle mücadele yasalarını, uluslararası insan hakları hukuku gereğince koruma altında olan fiilleri cezalandırmak için kullanmayı sürdürdü. Bazı yargı mensupları ve hukukçular mesleki görevlerini meşru biçimde yerine getirdikleri için yaptırımlara maruz kaldı. Gazeteciler, siyasetçiler, aktivistler, sosyal medya kullanıcıları ve insan hakları savunucularının da aralarında bulunduğu kişilere yönelik gerçek veya varsayılan muhalefetleri nedeniyle yargı tacizi devam etti. Temelsiz Hak Savunucuları Davası’nda Taner Kılıç da dâhil dört insan hakları savunucusu mahkum edildi. Osman Kavala, Gezi Davası’nda beraat etmesine ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Kavala’nın tahliye edilmesi gerektiğine ilişkin kararına rağmen cezaevinde tutulmaya devam etti.”
Bu yıl raporda yer alacak başlıklar arasında hiç kuşkusuz İstanbul Sözleşmesi'nden çıkış kararı olacak — kadınları ve LGBTİ+’ları çok etkileyen ve sonuçlarını önümüzdeki süreçte daha ağır yaşamaktan endişe ettiğimiz bir tanesi. Af Örgütü olarak tüm bunlara karşı mücadele etmeyi artan bir destekle bu dönemde de sürdürüyor olacağız.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Türkiye’de sivil toplumun hareket alanı giderek daralıyor mu? Eşitlik mücadelesinden haberdar mısın?
02 Kas 2021

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Pandemi günlerinde bir adım geri atıp, yaşadığımız keşmekeşi çıplak gözlerle görünce, en çok da bizden nelerin esirgendiğini fark ettik. Ertelenen kitaplar okundu, filmler, diziler izlendi. Kimimiz sahiden de mutfakta becerikli olduğunu keşfetti, hemen herkes evde kendi ekmeğini pişirmeye başladı, bir kısmımız hızını alamayıp karnabaharı bile deterjanla yıkamaya soyundu. Ama ortak duygu şuydu: Çalışırken de kendimize vakit ayırabilirmişiz. Peki böyle bir hayat için illa küresel bir felaket mi yaşamamız gerekiyordu?

Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenleneceği için bu yıl özel bir önem atfedilen COP31’in ana gündem maddelerini, işleyiş ve iklim finansmanına ilişkin kritik konuları uluslararası iklim politikası, çevre hareketi ve iklim diplomasisi alanlarında 30 yılı aşkın deneyime sahip bir isim olan Jennifer Morgan ile birlikte değerlendirdik.

İnsanın toplulukla birlikte özneleşmesi, topluluğun içinde erimesini gerektirmez. Tersine, kendi sesini koruyabildiği, başkalarının sesini duyabildiği, ortak hayatı dönüştürmeye katılabildiği ölçüde, ben ile biz arasındaki ilişki yeni olanaklarla zenginleşerek güçlenir. Öyleyse birlikte yaşamanın sorusu, birarada kalırken birbirimizin özgürlüğünü nasıl koruyacağımızı yönelik olabilir. "Birlikte yaşamanın arkeolojisi" serisinin ikinci yazısında "kovuk, çember, eşik" kavramlarından hareketle birlikte yaşamanın sınırlarının nasıl çizildiğine odaklanıyoruz.

Ekonomik baskılar ve belirsizlik, liderliği giderek operasyonel hedeflere ve bütçe takibine indirgiyor. Oysa teknolojik dönüşümden iklim krizine uzanan çok katmanlı bir dünyada stratejik öngörüden zihniyet değişimine, insan odaklı yaklaşımlardan değişim öncülüğüne uzanan yeni liderlik anlayışı, bugünü yönetmenin ötesinde geleceği okuyabilmeyi gerektiriyor. Peki liderler bu dönüşüme nasıl hazırlanabilir?

İnsanların hikayelerini çoğu zaman başarıları, kazandıkları ödüller ve kariyerlerindeki dönüm noktaları üzerinden anlatıyoruz. Peki sahip oldukları imkanlarla başkalarının hayatında neyi değiştirdiler? "Etki Alanı" yazı dizisinin ilk bölümünde doğduğu bölgede binlerce insana geçim kapısı açan ve milyonlarca çocuğa kitap ulaştıran bir program başlatan country müziğin en tanınmış isimlerinden Dolly Parton var.



