'İnsanlığı kurtarma' peşinde bir milyoner: Sam Altman ne istiyor?

QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Yapay zeka tüm ürkütücü, tehlikeli, heyecan verici, riskli ve faydalı taraflarıyla hayatlarımızdaki yerini sağlamlaştırmaya ve bir yandan da tartışılmaya devam ediyor. En kritik tartışma da "Yapay zeka insanların hayrına mı kullanılmalı, kâr amacı mı güdülmeli?" sorusu üzerinden sürüyor.
Tartışmanın kökü şu argümana dayanıyor: Eğer yapay zeka, insanlığın şimdiye dek biriktirdiği ve internete yüklediği bilginin toplamıyla eğitilmeden var olamıyorsa, yani insanların ortak emeği üzerine inşa ediliyorsa o zaman bundan tüm insanlık faydalanmalıdır.
Konu belki Elon Musk'ın yapay zekanın öncü şirketi OpenAI'a açtığı davayla gündeme geldi, ama bu davadan ibaret değil. Hatırlanacağı gibi, kısa süre önce Musk, OpenAI'ın kurucu misyonundaki "insanlığın faydası için çalışma" ve "kâr amacı gütmeme" ilkelerinden uzaklaştığı ve milyarlarca dolarlık yatırım aldığı Microsoft'un faydasını gözetmeye başladığı iddiasıyla bir dava açmıştı. Ardından OpenAI da karşı saldırıya geçmiş, asıl kâr amacı güdenin Musk olduğunu kanıtlama çabasına girişmişti.
Bu dava, bize de ilk defa, bir hizmet ya da ürünü kullanmadan önce şirketin misyonunu okuyup anlamamız gerektiğini hatırlatmıştı. Zira belki de OpenAI kuruluş aşamasında "kâr odaklı" olduğunu belirtseydi, bu kaos yaşanmayacaktı. Ama belirtmişti ve Sam Altman'ın dünyanın en büyük teknoloji devleri arasında giderek kızışan rekabette sadece insanlığın iyiliğini düşünen mütevazı bir CEO olarak hayatına devam edeceğini düşünmek artık saflık gibi görünüyor. Peki uğruna davalar açılan, üzerinden tartışmalar yürütülen "insanlık" olarak dünyanın maddi-manevi mirasını kendi aralarında paylaşma yarışına girmiş bu devlerin oyundan bizim payımıza ne düşecek?
Tartışmanın taraflarına baktığımızda bir köşede henüz 23 yaşında milyoner olmayı başarmış oldukça iddialı ve hırslı bir isim olan Sam Altman, diğer yanında dünyanın en varlıklı insanı Elon Musk varken, bu isimlerin ne ara "kâr amacı gütmeye" bu denli karşı hâle geldiğini sorgulamak gerekiyor. Yapay zekanın diğer liderlerinin söylemlerine bakıldığında da "devrim yapma" iddiası değişmiyor. Yalnızca birkaç örnek:
"Yapay zekanın yaratacağı teknolojik devrimin, sanayi ve bilgisayar devrimleriyle karşılaştırılacak ölçüde büyük olacağını düşünüyorum."—Sam Altman
"Yapay zeka biyoloji, genom bilimi, ulaşım ve perakende alanlarında bir devrim yaratmak üzere."—NVIDIA'nın CEO'su, dünyanın en zengin 17. kişisi Jensen Huang
“Yapay zeka bir rönesans.”—Amazon’un kurucusu, 205 milyar dolarlık servetiyle dünyanın ikinci en varlıklı insanı Jeff Bezos
“Bu, dünyayı değiştirecek.”—OpenAI’ın en büyük yatırımcısı Microsoft'un kurucusu Bill Gates
New York Times’ın DealBook etkinliğinde reklamverenlere küfür etmesi gibi eylemlerinin de etkisiyle satın aldığı ve ismini X'e çevirdiği Twitter'a 75 milyon dolarlık reklam gelirine mâl olan Elon Musk ise kendi yapay zeka şirketini geçen yıl başlattı. Uzun süredir yapay zeka konusuna yakın duran Musk, TeslaRobot’u Nisan ayı içinde tanıtacaklarını da açıkladı ve böylece oyunun ciddi bir oyuncusu hâline geldi. Bir de ona kulak verelim:
"Bu davalar sonuçlandığında, Dijital Tanrı'ya sahip olacağız."—Elon Musk
Söylemlere bakarsak siyasetten iş hayatına, sosyal ilişkilerimizden satın alma kararlarımıza zihinlerimizi ve dünya varlıklarını ellerinde tutan, sürekli itiş kakışla gündeme gelen bu isimler en azından iki noktada hemfikir gibi görünüyor: Yapay zekanın yükselişi kaçınılmaz ve bu hayatlarımızı kökünden değiştirecek. Söylemeseler de açıkça görünen ise hepsinin bu yeni altın madeninin kontrolü için savaş boyalarını sürdüğü.
Yapay zeka alanında kullanılan çipleri üreten NVIDIA, bu yıl tüm zamanların en değerli hisse senetlerinden biri hâline geldi. Microsoft, yapay zeka çalışmaları ve yatırımlarıyla birlikte 3 trilyon doların üzerinde bir değere ulaştı. OpenAI sadece 10 ay içinde değerini üçe katladı.
Peki bunlar olurken biz, yani bu gücü kontrol etmek için mücadele eden milyarder dışındaki herkes, biz bu işin neresindeyiz?
Şimdiden yapay zekanın kaç kişiyi işsiz bıraktığıyla ilgili haberleri okumaya başladık. AI ile üretilmiş saçmalıkların interneti doldurduğuna şahitlik ediyoruz. PitchBook’a göre 2023'te Silikon Vadisi'nde yatırımcılar 29,1 milyar doları 700 üretken yapay zeka anlaşmasına aktardı. Bu bir önceki yıla göre %260'lık artışa denk geliyor.
Sam Altman, yatırımcı eksenine bakıldığında da Silikon Vadisi girişimlerinin hükümdarı konumuna doğru ilerliyor. Aslında kendisi bunu açıkça ilan ediyor da. 2019'da Y Combinator'ın (YC) başındayken erkek kardeşi Jack Altman ile birlikte "girişimcilere tavsiyeler" vermek üzere katıldıkları bir oturumda şöyle demişti:
“Bence YC'nin başkanı olmak startup hareketinin gayriresmî lideri olmak gibi bir şey.”—Sam Altman
Sam Altman 2014-2019 yılları arasında yöneticisi olduğu risk yatırım sermayesi şirketi ve teknoloji kuluçka merkezi Y Combinator ile ilk olarak 2008 yılında tanışıyor. O zamanlar henüz 19 yaşında olan Altman, YC'nin kapısını lokasyon bazlı sosyal medya uygulaması Loopt için fon ararken çalıyor. YC'den aldığı ilk fonun arkasından yatırımların ardı arkası kesilmiyor. Stanford'da ikinci sınıf öğrencisi olan Altman böylece okulu bırakıyor ve kullanıcıların istedikleri insanlarla konum paylaşarak tanışmasını sağlayan uygulama üzerinde çalışmaya başlıyor.
Bu dönemde 5 milyondan fazla kullanıcıdan veri topluyorlar ve sadece 4 yıl içinde 30 milyon dolardan fazla yatırım alıyorlar. Ancak uygulamayı indirir indirmez istemeseniz de size SMS attıkları için başları gizlilik kurallarıyla fena hâlde belaya giriyor. 4 senenin sonunda şirketi apar topar 43 milyon dolara satıyorlar. Elbette Altman, satılana kadar şirketin CEO’su olarak kalıyor ve satış kararını da ortakları, yatırımcıları ve yönetim kuruluyla birlikte kendisi veriyor.
Şirket bu noktadan sonra ortadan kayboluyor. Ancak Sam Altman 2012'de henüz 23 yaşındayken bildik bir senaryonun sonunda, tartışmalı bir şekilde milyoner olarak adını Silikon Vadisi'ne yazdırıyor. Kendi payına düşen 5 milyon dolarla bir yıl gönül eğlendiriyor. Hatta yarış arabalarına merak salıp, bir değil iki tane McLaren aldığı dedikoduları yayılıyor.
Ancak bir süre sonra Silikon Vadisi’ne geri dönüyor ve Y Combinator'a partner olarak giriyor. İki yıl içinde de başkanlığa yükseliyor. Y Combinator’ın kurucusu Paul Graham, Sam Altman’ı dünyanın en iyi girişimcisi olarak tanımlıyor ve Sam de verdiği röportajlarda “Çok girişimci tanıyorum, yeterince agresif değiller” gibi açıklamalar yapıyor. Y Combinator, Sam Altman’ın liderliğinde Reddit, Airbnb, Coinbase, Dropbox, Stripe, Twitch, DoorDash ve Instacart gibi devasa şirketlere yatırım yapmaya başlıyor. Burada bir parantez açmak gerekirse Altman'ın 2014 ve 2017'de ciddi büyüklükte yatırım yaptığı Reddit'in değerlemesi şu anda 6,5 milyar dolar.
Altman'ın yatırım felsefesi Stanford öğrencilerine verdiği bir konferansta Peter Thiel'dan yaptığı ünlü alıntıya dayanıyor: "Tekele dönüşecek bir fikir istiyorsanız bunu büyük bir pazarda yapamazsınız. Tekel olabileceğiniz küçük bir pazar bulmalı ve hızla genişlemelisiniz.” Altman'ın girişimcilere başka tavsiyeleri de var:
"YC'den çıkardığımız deneyime göre, birkaç kullanıcının sevdiği bir ürün yapmaya odaklanan startuplar, birçok kullanıcının beğeneceği bir ürün geliştirmeye çalışanlardan daha iyi performans gösteriyor."
"Ürününüzün aniden ortadan kaybolması kullanıcılarınızı üzmeli."
"En iyi büyüme, kulaktan kulağa iletişim yoluyla elde edilir."
"Sana fikrinin berbat olduğunu söyleyen insanları görmezden gel."
Bütün bu vecizeler, Altman'ı girişimciler arasında popüler bir figür olmaya doğru götürüyor.
2015 yılına geldiğimizde, OpenAI ile ilgili ilk ipucunu yine Sam Altman’dan alıyoruz. Altman, o sıralar henüz tam olarak şirketleşmemiş OpenAI'dan ilk defa Airbnb’nin başlattığı Open Air 2015 konferans serisinde bahsediyor. Hatırlarsanız OpenAI’dan kovulması sonrası yönetim kurulu draması yaşandığında en büyük destekçilerinden birisi de Airbnb’nin kurucusu ve CEO’su Brian Chesky olmuştu. Sanırım artık bunun sebebinin YC döneminde Airbnb’ye ilk yatırım kararı alınırken Sam Altman’ın da önemli bir rol oynamasından kaynaklandığını açıkça görebiliyoruz.
OpenAI, kâr amacı gütmeyen bir oluşum olarak Y Combinator tarafından finanse edilen ve desteklenen bir şirket olarak kuruluyor. Elon Musk, LinkedIn'den Reid Hoffman, Peter Thiel, Amazon ve Infosy ilk yatırımcılar oluyorlar. Bu "rüya takım" yıkıcı inovasyon ve pazar payı satın almalarıyla devleşen, çoğu zaman agresif ve etik dışı kararlarıyla tanınan şirketlerin sahiplerinden oluşuyor.
Zaten ne oluyorsa bundan sonra oluyor. Sam Altman 2015’ten itibaren OpenAI'da "insanlığın çıkarlarını gözeterek, insanlık için en iyi sistemi inşa etmek istediklerini" her yerde dile getirmeye başlıyor. Bizler de onun bu iyi niyetli hedefinin destekçileri hâline geliyoruz, zira kulağa hiç de fena gelmiyor.
Peki dünyanın en varlıklı insanları olan bu yatırımcılar ve kurucular için "daha iyi bir yer hâline gelmiş" bu dünya neye benziyor?
Sam Altman'ın OpenAI ürünleriyle neler yapılabileceğine dair anlattıklarının çoğu, üretkenlik, verimlilik ve kâr marjlarına odaklanıyor. Çocuklarımızın ve tüm insanlığın daha üretken olmasının öneminden bahsederken "Böylece daha önemli işlere zaman ayırabilirler" cümlesi adeta sakız gibi internetin her köşesinde ağızdan ağza dolaşırken, sanki bizi hipnotize ediyor.
Sam Altman "dünyayı daha iyi bir yer hâline getirme" misyonunun formülünü de 2021'de kendi blogundan yayımladığı "Her şey için Moore Yasası" makalesiyle açıklıyor. Bu yasanın başarılı olması için tüm ekonomik sistemin değiştirilmesi gerekiyor. Altman yapay zekanın işgücü maliyetlerini düşüreceğini, böylece her şeyin ucuzlayacağını ve kaybedilen işlerin de kurumlar ve emlak vergisi oranlarından gelen, başka hiçbir vergi içermeyen evrensel temel gelirle telafi edileceğini iddia ediyor.
Bir parantez daha açalım ve Altman'ın ne zaman tam olarak devreye sokacağı çok merak edilen diğer şirketi WorldCoin’i buraya bırakalım. Zira olaylar finali merakla beklenen bir fantastik bilimkurgu dizisi gibi ilerlerken o da bir noktada hikayenin seyrini değiştirebilir.
Makalesinde yapay zeka ile ilgili aynen şöyle yazıyor Sam Altman:
"Bu teknolojik devrim durdurulamaz. Bu yenilik döngüsü, akıllı makinelerin daha akıllı makineler yapmamıza yardımcı olmasıyla devrimin hızını artıracak. Bunu üç önemli sonuç takip edecek:
- Bu devrim olağanüstü bir zenginlik yaratacak. Yeterince güçlü yapay zeka "işgücüne katıldığında" birçok türdeki emeğin fiyatı (malların ve hizmetlerin maliyetini belirleyen) sıfıra düşecek.
- Dünya o kadar hızlı ve köklü bir şekilde değişecek ki bu zenginliği dağıtmak ve daha fazla insanın istediği hayatı sürdürmesini sağlamak için politikada da aynı derecede köklü değişikliklere ihtiyaç duyulacak.
- Eğer bunların ikisini de doğru yaparsak insanların yaşam standardını daha önce hiç olmadığı kadar iyileştirebiliriz."
Oldukça güçlü, sarsıcı ve fazlaca cüretkar öngörüler... Peki şirketler işgücü maliyetlerinin düştüğünü görüp emeğin fiyatını da düşürdüğünde ya da kârı yalnızca kendilerine saklamaya kalktıklarında ne olacak?
Her fırsatta yapay zekanın kaçınılmazlığından ve tehlikesinden bahseden Altman'ın 2015'te ilk defa OpenAI'dan bahsettiği konferansta söylediği bir cümleyle virgül koyalım:
“Bence yapay zeka büyük olasılıkla dünyanın sonunu getirecek.”
Devamı haftaya…
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
YAZARLAR

Çiğdem Öztabak
İletişimci. Pirix.co kurucusu.

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Tüketici elektroniği pazarında kullanıcıları ekrana maruz bırakan ürün sayısı her geçen gün artıyor. Ekran, pazarda doyum noktasına ulaşırken teknoloji şirketleri, ardı ardına ekransız ürün geliştirme furyasına katılıyor. Meta’nın Brain2Qwerty isimli yapay zeka teknolojisi ise ekran bağımlılığı sorununa çok daha inovatif bir çözüm sunuyor.

Influencerlık kendi döngüsünü geleneksel reklama dönüştürerek tamamladı. Pazar hâlâ büyüyor belki ama güven günden güne azalıyor. Tüketiciler ise bu kurgusal samimiyet ve aşırı tüketime karşı zırhlarını kuşanırken dijital kapitalizm illüzyonunun kalesini keşfetmekte gecikmedi elbette. Onun da adı yalnızlık. İşte tam bu noktada “yalnızlık influencer’lığı (loneliness / solitude influencer) adı verilen yeni bir içerik üreticisi profili yükselişe geçti.

Son birkaç yılda teknoloji arenası, pek çok işin yapay zekaya devredilmeye çalışıldığı bir atmosfere sahne oldu. Maliyet tasarrufu ve verimlilik artışı vaatleriyle gelen yapay zeka, birkaç yıl boyunca toplu işten çıkarmaların da ana gerekçelerinden biriydi. Yapay zekanın hâlâ gideri kadar gelir üretemediği 2026 yılında ise CEO’lar, işten çıkardıkları çalışanların, harcadıkları token’dan daha fazla maliyet yarattığını fark ettikleri bir eşiğe geldi.

Son yıllarda Amazon, Google ve OpenAI gibi pek çok şirket, kendi yapay zeka çiplerini duyurdu. Daha önce sektördeki yaygın eğilim, NVIDIA’nın rüştünü ispatlamış çiplerine güvenmek iken öncü şirketler, yakın zamanda ardı ardına bu eğilimin dışına çıkmaya başladı. Bu furya, oldukça kritik bir soruyu da gündeme taşıdı: Neden tüm teknoloji şirketleri, kendi yapay zeka çiplerini geliştiriyor?

Modern reklam hukuku, mesajın içeriğinin doğru olup olmadığına odaklanır. Ancak yapay zeka, artık mesajı ileten kişinin gerçekten var olup olmadığını da hukukun konusu hâline getiriyor. Ticaret Bakanlığı'nın 1 Ağustos'ta yürürlüğe girecek yönetmelik değişikliği de dijital kopyaların reklamlarda kullanılmasına kısıtlamalar getiriyor ve bunu yaparken dolandırıcılık içeriklerini esas alıyor. Peki ya amaç dolandırıcılık olmadığında?




