İş dünyasının “sancılı” gündemi: Regl izni

Kadınlara regl izni verilmesinin fiziksel ve zihinsel esenliklerini artıracağı düşünülürken halihazırda karşılarına çıkan ayrımcılıkları güçlendirebileceği eleştirileri yöneltiliyor.
İş dünyasının “sancılı” gündemi: Regl izni

4 Mayıs - Zingat
Zingat ile birlikte

Zingat Uzman ’a soruyoruz: Hayalimizdeki evi satın mı almalı yoksa kiralamalı mı? “ Ne yapmayacağına karar vermek, ne yapacağına karar vermek kadar önemlidir. ” demiş Steve Jobs. Özellikle gayrimenkul arama sürecinde oldukça önemli bir noktaya değinen Jobs’a katılıyor, hepimizin aklında yer etmiş “ ev satın almak mı yoksa kiralamak mı? ” sorusuna yanıt bulmak ve karar aşamasına destek olmak üzere daima yanımızda olan Zingat Uzman’a danışıyoruz . Nedir? ' Oturmayı düşündüğünüz evi satın almak mı kiralamak mı sizin için kazançlı?' sorusuna cevap sunan Zingat Uzman , satın alma bedeliyle kiralama bedelinin ne zaman eşitleneceğini (başabaş noktası) göstererek oturmayı düşündüğünüz ev için hangi kararın avantajlı olduğuna dair sizi bilgilendiriyor. Nasıl hesaplanıyor? Hesaplamada söz konusu konutun satın alma ve kiralama maliyetleri, konutun konumuna ait ortalama fiyat verileri, kaç yıl oturulacağı, peşinat tutarı, güncel kredi vadeleri ve faiz oranları, yıllık enflasyon ve piyasa verilerini kullanan Zingat Uzman, evin satılık veya kiralık olması hâlinde iki farklı algoritmaya başvuruyor ve belirli kabuller ışığında sizin için en doğru sonucu tahmin ediyor. Size her aşamada uzman desteği sunan Zingat ’la hayalinizdeki gayrimenkula ulaşmak hiç olmadığı kadar kolay.

Daha fazlasını öğren

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

Pareto'nun aralık sayısını konuşmak adına bir araya geldiğimiz toplantıda temamızı "İş yerinde konuşamadıklarımız" olarak belirlediğimizde konu başlıkları arasında regl izni de vardı. "Bu konuyu ben mi yazsam," diye düşünürken bir anlık da olsa çekindiğimi fark ettim ve "İşte tam da bu yüzden yazmalıyım," dedim. Çünkü regl olduğumuz ilk günden itibaren hayatımıza giren bu "çekinme" hali peşimizi hiç bırakmıyor.

Şu anda bu satırları okuyan kadınların pek çoğu eminim ne demek istediğimi anlıyordur. Özellikle erkek kardeşin, babanın olduğu evlerde onlara bizde "farklı" bir durum olduğunu hissettirmemeye çalışmakla başlayan bu çekinme hali lise koridorlarında, sonra üniversite kampüslerinde, en sonunda da yazımızın asıl gündemini oluşturan iş yerlerinde bizi hep takip ediyor. Aman erkekler görmesin, duymasın, mümkünse bilmesin (!). Pedlerimizi çantalarımızdan gizlice çıkarıp okul pantolonlarımızın ceplerine, hırkalarımızın kollarına saklayıp lavaboya götürdüğümüz lise koridorlarından iş hayatında regl izinlerini konuştuğumuz günlere gelmemiz her şeye rağmen umut verici. Buradan "Sırf göğüslerini kimse fark etmesin diye kaç kız çocuğu Kambura'da kambur yürüyor, farkında mısınız?" satırlarını yazan Hakan Günday'a ve bu kız çocukları kambur yürümesin diye her alanda mücadele veren tüm kadınlara selam olsun.

Regl izni tartışmaları

Regl izni yıllardır dünyanın çeşitli yerlerinde gündeme geliyor ve tartışmaları da beraberinde getiriyor. Araştırmalar kadınların yaklaşık %85'inin regl dönemlerinde ağrılı şişkinlik, kramp ve şiddetli karın ağrısı çektiğini ortaya koyuyor. Kadınlara regl oldukları dönemde birkaç gün ücretli veya ücretsiz izin verilmesini içeren hak kimileri tarafından erkek çalışanlara haksızlık olacağı, kimileri tarafındansa bu iznin kadınları zayıf göstereceği düşünülerek eleştiriliyor.

Kimileriyse konuya çok gerçekçi, bambaşka bir çerçeveden yaklaşıyor ve işe alımlarda kadınlara yönelik ayrımcılığın, erkekleri tercih etme eğiliminin güçlenebileceğinden endişeleniyor. Günümüzde dahi kadınların başvurdukları iş pozisyonları için katıldıkları görüşmelerde basmakalıp düşüncelerin etkisiyle "Anne olmayı planlıyor musunuz?" sorusuyla karşılaştığını ve bu tip durumlarda genellikle aynı pozisyon için benzer yetkinliklere sahip erkeklerin tercih edildiğini düşünürsek her ay kullanılan bir iznin hayata geçmesi durumunda kadın istihdamı konusunda ürkütücü senaryolarla karşılaşabiliriz.

Regl izninin tarihi

Konu hakkında konuşmaya başlamadan önce biraz tarihin sayfalarına karışalım. Tarihte ilk regl izninin 1921'de devrim sonrası Sovyetler Birliği'nde bazı iş sektörlerinde uygulamaya konulduğu ancak kalıcı olmadığı biliniyor. Halihazırda Japonya ve bazı diğer Asya ülkelerinde bu izin yürürlüğe alınmış olsa da henüz yaygınlaşmış değil. Tarihler 2022'nin mayıs ayını gösterene kadar çalışma koşullarıyla ilgili genellikle "örnek" gösterilen Avrupa ülkeleri arasında bile yasal olarak bu izni veren bir ülke bulunmadığını hatırlatmakta fayda var. 2017'de İtalya parlamentosunda görüşülen ancak hayata geçmeyen bu uygulamaya yasal düzenlemeyi getiren ilk Avrupa ülkesiyse İspanya oldu.

Türkiye'de regl izni ilk olarak 2004'te yalnızca "ağır ve tehlikeli işler" kapsamına giren işlerde çalışan kadınlara tanınmış ve izin süresi 5 gün olarak belirlenmişti. Ağır ve Tehlikeli İşler Yönetmeliği'nde yer alan bu madde pratikte uygulamaya geçmedi. Geçtiğimiz haftalarda CHP, kadın çalışanlara regl izni verilmesi için TBMM Başkanlığı'na kanun teklifi sundu. Ancak konunun nasıl sonuca bağlanacağını, özellikle mavi yakalı personel istihdam eden şirket patronlarının bu konuya nasıl yaklaşacağını bekleyip göreceğiz.

Yasal düzenlemeler bir yana kimi şirketler hem Türkiye'de hem de dünyada çalışan mutluluğunu artırmak adına çalışanlarına regl izni hakkı tanıyor. Örneğin Unilever, Zomato, Fibabanka ve Vigo çalışanlarına regl izni tanıyan şirketler arasında yer alıyor. Unilever Kuzey Afrika ve Orta Doğu'daki çalışanlarına ağrı veya komplikasyon yaşamaları durumunda 1 günlük ücretli izin sağlıyor. Buna ek olarak Türkiye'de bazı barolar ve belediyeler de çalışanlarına regl izni veriyor.

Kadınlar ne düşünüyor?

"Regl izni" hakkında görüş belirtenlerin, "olmalı" veya olmamalı" diyenlerin birçoğu erkek. Ancak konunun asıl öznesinin kadınlar olduğunu göz önüne alarak farklı sektörlerde çalışan kadınlara görüşlerini almak adına ulaştım.

Bankacılık sektöründe çalışan Sinem Akdoğan reglinin ilk gününde inanılmaz sancı çektiğini, güçlü ağrı kesiciler aldığını ve ilaçların uyku yaptığını, bu nedenle çalışmakta oldukça zorlandığını belirtiyor. Regl izninin kadınları iş gücünden uzaklaştırabileceği fikrine katılıyor ve bir sağlık sorunu olduğu için doktor raporuyla izin kullanılması gerektiğini, kendi şirketinde de prosedürün bu şekilde ilerlediğini söylüyor. Regl izni verilmesi durumunda kadın çalışanların bir kısmında mutluluğun artacağını kabul ediyor ancak "diğer çalışanlar düşünüldüğünde bu ayrımcılığın huzursuzluk yaratabileceğini" savunuyor ve ekliyor: "Aslında her şirket adil olabilmek adına tüm çalışanlarına nedenini açıklamasına gerek kalmayacak şekilde 'Kendimi iyi hissetmiyorum' izni hakkı tanımalı."

Enerji sektöründe çalışan Elif H. erkek egemen bir sektörde çalışmanın bazı zorluklarıyla karşı karşıya. Regl olduğunda çalışmakta çok zorlanmasına rağmen bunu yöneticisiyle doğrudan paylaşamıyor, genellikle üstü kapalı olarak ifade etmeye çalışıyor. Regl izninin uygulamaya konulması hâlinde kadınların psikolojisi üzerinde çok olumlu bir etki yaratacağını ifade ediyor.

Teknoloji sektöründe faaliyet gösteren bir startup'ta çalışan Cansu Kardaş ve Selin Mısırlı regl olduklarında çalışmakta güçlük çektiklerini, özellikle ilk gün ağrılarından ötürü günü planlamakta çok zorlandıklarını dile getiriyor. Yöneticileri erkek olmasına rağmen durumu rahatlıkla paylaşıp anlayışla da karşılanmalarına rağmen herkesin kendi şirketlerinde çalışanlar kadar şanslı olmadığının farkındalar. Bu yüzden bu iznin çalışan kadınların mutluluğunu artıracağını düşünüyor ancak kadın istihdamı yüksek olan şirketler için çalışma döngüsünün yeniden planlanması gibi zorluklarla karşılaşılabileceğini belirtiyorlar. 

Bankacılık sektöründe çalışan Hande Aksoy ise konuya kadınların birçoğunun çok yakından tanıdığı bir gerçekle yaklaşıyor: Mansplaining. Regl izninin pozitif ayrımcılık olsa da gerekli olduğunu ancak erkeklerin bunu yeni bir mansplaining aracı olarak kullanmasından endişe duyduğunu ifade ediyor. Halihazırda kadınların fikirlerini belirtirken ufacık seslerini yükselttiklerinde veya suratları azıcık asıldığında karşılaştıkları "Özel gününde misin?" sorusunun bu izinle beraber çok daha farklı bir boyuta evrilmesi mümkün. Erkek iş arkadaşlarının "Keşke biz de regl olsaydık", "Senin izin günün geliyor herhalde" gibi söylemleriyle karşılaşmak pek çok kadın için eminim ki şaşırtıcı olmayacaktır. 

  • Nedir? "Mansplaining" erkeklerin uzmanlık alanı olmasa dahi konuşulan konu hakkında karşılarındaki kadına açıklama yaparak kadını susturması, bazen de karşısındaki kadının konuya dair uzmanlığını tanımayıp küçümseyici tavırlarla açıklamalarda bulunması gibi durumları ifade eder.

Görüşlerini almak adına ulaştığım bir diğer kişi ise Konuşmamız Gerek Derneği Eş Başkanı İlayda Eskitaşçıoğlu. Türkiye’de regl yoksulluğu ve tabusuyla mücadele eden derneğin eş başkanı çalışma hayatını regl olan çalışanların ihtiyaçlarına adapte ettiği, regli çalışma hayatında normal ve görünür kıldığı, regl bakımı için alan ve zaman yarattığı için regl izni uygulamalarını desteklediklerini belirtiyor ve konunun gözden kaçırılan bir kısmına daha dikkat çekiyor: "Sadece kadınlar değil, non-binary ve trans çalışanlar da dahil olacak şekilde regl olan tüm çalışanlar bu haktan yararlanabilmeli." 

Eskitaşçıoğlu, çok önemli bir diğer konununsa regl izni uygulamasının sadece genel merkezlerin bulunduğu ülkelerde ve beyaz yaka çalışanlarda devreye alınması olduğunu belirtiyor ve mavi yakalı personelin, tedarik zincirlerinin uygulama dışında bırakılmaması gerektiğinin altını çiziyor. Bunun yanı sıra iş yerlerinde pozitif ayrımcılık ve suistimal tartışmaları yaratıp işverenlerde regl olmayan çalışanları işe alma/terfi etme eğilimine yol açabileceği endişelerine katılıyor. 

Regl izninin kadınlara uygulanan ayrımcılığı pekiştireceği mi yoksa başarılı bir işveren markası stratejisine mi dönüşeceğini önümüzdeki dönemde hep beraber göreceğiz. Ancak görünen o ki, regl izni bir defa iş dünyasının gündemine girdi ve uzun süre orayı terk etmeye niyeti yok. Konuşamadıklarımızı konuşmaya bile gerek duymayacağımız günlerde görüşmek umuduyla!

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

NEREDE YAYIMLANDI?

ParetoPareto

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

🔎 Regl izni: Hak mı, ayrımcılığa dayanak mı?

Kadınlara regl izni verilmesinin kadınların fiziksel ve zihinsel esenliğini artırabilirken karşılaştıkları ayrımcılığı pekiştirebileceği tartışılıyor. İşten çıkarmalar maliyet tasarrufu mu yoksa maliyet kaynağı mı oluşturuyor?

02 Ara 2022

Zingat ile birlikte
Fotoğraf: Annika Gordon/Unsplash

YAZARLAR

İrem Özbay

Writer @ Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR

ParetoPareto

HİKAYE

Otomobilin yeni rakibi: Faiz ve altın

Türkiye’nin otomobil pazarında uzun zamandır alışık olmadığımız bir tablo ortaya çıkıyor. Sorun, artık fiyat yüksekliği ya da krediye ulaşmada yaşanan zorluklar değil. Otomobilin karşısında şu anda çok daha güçlü iki rakip duruyor: Mevduat faizi ve yatırımcının altındaki yükseliş beklentisi.

Ahmet Çelik

·

14 Ağu 2026

Otomobilin yeni rakibi: Faiz ve altın
ParetoPareto

HİKAYE

İstihdam kıyametine doğru: Türkiye işgücünü AI’dan daha hızlı eğitebilir mi?

Tarih boyunca elektrikten bilgisayara kadar tüm yeni teknolojiler, işgücünün önemli bir bölümünü yerinden etti. Fakat tüm bu teknolojiler, işgücü piyasasında ciddi bir çalkantıya yol açarken yeni istihdam alanları da yarattı. Özellikle beyaz yakalı rolleri tehdit eden yapay zeka ise işgücü piyasasını çok daha derinden sarsıyor. Bu noktada Türkiye’nin işgücünü yapay zekadan daha hızlı eğitip eğitemeyeceği de merak konusu oluyor.

Doğa Yurduneri

·

14 Ağu 2026

İstihdam kıyametine doğru: Türkiye işgücünü AI’dan daha hızlı eğitebilir mi?
ParetoPareto

HİKAYE

Türkiye turizminin kırılganlığı: Dış şoklar, daralan fiyat avantajı ve tatile erişim

Hanehalkı fertleri ile evden uzakta bir haftalık tatilin masraflarını karşılayabilecek durumda mısınız? Türkiye, dünyanın en fazla turist ağırlayan ülkelerinden biri olmasına rağmen ülkede yaşayan her iki kişiden biri bir haftalık tatilin masraflarını karşılayamıyor. 2026’da savaş, artan enerji maliyetleri ve değişen seyahat tercihleri dış turizmdeki kırılganlığı daha görünür hale getirirken, Türkiye’nin fiyat avantajı da daralıyor. İç turizmde ise daha fazla kişi seyahate çıksa da konaklama süreleri kısalıyor ve seyahatlerin büyük bölümü yakınları ziyaret amacıyla yapılıyor.

Hakan Bektaş

·

13 Ağu 2026

Türkiye turizminin kırılganlığı: Dış şoklar, daralan fiyat avantajı ve tatile erişim
ParetoPareto

HİKAYE

ZÜCDER: “Geçen yılki rakamları yakalamak bile başarı olur”

İhracattaki kaybın ürün grupları ve pazarlar arasında bu kadar ayrıştığı bir dönemde sektörün mevcut koşulları nasıl okuduğunu ZÜCDER yönetimiyle konuştuk. ZÜCDER Başkanı Burak Önder’in yanı sıra Başkan Yardımcısı Senur Akın Biçer, Levent Güven, Eyyüp Memur, Ahmet Acar ve Kısmet Şener’in de katıldığı görüşmede öne çıkan ortak görüş, sektörün rekabetçilik sorununun yalnız kur ve faiz üzerinden açıklanamayacağı yönünde.

Emircan Yaman

·

13 Ağu 2026

ZÜCDER: “Geçen yılki rakamları yakalamak bile başarı olur”
ParetoPareto

HİKAYE

Danışmanlığın geleceği: AI büyük dörtlüyü nasıl tehdit ediyor?

Deloitte, EY, KPMG ve PwC’den oluşan büyük dörtlünün bayrak taşıdığı yönetim danışmanlığı sektöründe ölçek, uzun yıllar boyunca rekabet avantajıydı. Fakat son yıllarda yapay zeka, bu denklemi büyük oranda değiştirmeye başladı. Daha önce kalabalık ekiplerin günlerce üzerinde çalıştığı görevleri çok daha az insanla tamamlamayı mümkün kılan bu teknoloji, küçük danışmanlık şirketlerinin büyük dörtlüyle arasındaki farkı daraltmasını mümkün kıldı.

Doğa Yurduneri

·

06 Ağu 2026

Danışmanlığın geleceği: AI büyük dörtlüyü nasıl tehdit ediyor?