İş dünyasının “sancılı” gündemi: Regl izni


Zingat Uzman ’a soruyoruz: Hayalimizdeki evi satın mı almalı yoksa kiralamalı mı? “ Ne yapmayacağına karar vermek, ne yapacağına karar vermek kadar önemlidir. ” demiş Steve Jobs. Özellikle gayrimenkul arama sürecinde oldukça önemli bir noktaya değinen Jobs’a katılıyor, hepimizin aklında yer etmiş “ ev satın almak mı yoksa kiralamak mı? ” sorusuna yanıt bulmak ve karar aşamasına destek olmak üzere daima yanımızda olan Zingat Uzman’a danışıyoruz . Nedir? ' Oturmayı düşündüğünüz evi satın almak mı kiralamak mı sizin için kazançlı?' sorusuna cevap sunan Zingat Uzman , satın alma bedeliyle kiralama bedelinin ne zaman eşitleneceğini (başabaş noktası) göstererek oturmayı düşündüğünüz ev için hangi kararın avantajlı olduğuna dair sizi bilgilendiriyor. Nasıl hesaplanıyor? Hesaplamada söz konusu konutun satın alma ve kiralama maliyetleri, konutun konumuna ait ortalama fiyat verileri, kaç yıl oturulacağı, peşinat tutarı, güncel kredi vadeleri ve faiz oranları, yıllık enflasyon ve piyasa verilerini kullanan Zingat Uzman, evin satılık veya kiralık olması hâlinde iki farklı algoritmaya başvuruyor ve belirli kabuller ışığında sizin için en doğru sonucu tahmin ediyor. Size her aşamada uzman desteği sunan Zingat ’la hayalinizdeki gayrimenkula ulaşmak hiç olmadığı kadar kolay.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Pareto'nun aralık sayısını konuşmak adına bir araya geldiğimiz toplantıda temamızı "İş yerinde konuşamadıklarımız" olarak belirlediğimizde konu başlıkları arasında regl izni de vardı. "Bu konuyu ben mi yazsam," diye düşünürken bir anlık da olsa çekindiğimi fark ettim ve "İşte tam da bu yüzden yazmalıyım," dedim. Çünkü regl olduğumuz ilk günden itibaren hayatımıza giren bu "çekinme" hali peşimizi hiç bırakmıyor.
Şu anda bu satırları okuyan kadınların pek çoğu eminim ne demek istediğimi anlıyordur. Özellikle erkek kardeşin, babanın olduğu evlerde onlara bizde "farklı" bir durum olduğunu hissettirmemeye çalışmakla başlayan bu çekinme hali lise koridorlarında, sonra üniversite kampüslerinde, en sonunda da yazımızın asıl gündemini oluşturan iş yerlerinde bizi hep takip ediyor. Aman erkekler görmesin, duymasın, mümkünse bilmesin (!). Pedlerimizi çantalarımızdan gizlice çıkarıp okul pantolonlarımızın ceplerine, hırkalarımızın kollarına saklayıp lavaboya götürdüğümüz lise koridorlarından iş hayatında regl izinlerini konuştuğumuz günlere gelmemiz her şeye rağmen umut verici. Buradan "Sırf göğüslerini kimse fark etmesin diye kaç kız çocuğu Kambura'da kambur yürüyor, farkında mısınız?" satırlarını yazan Hakan Günday'a ve bu kız çocukları kambur yürümesin diye her alanda mücadele veren tüm kadınlara selam olsun.
Regl izni tartışmaları
Regl izni yıllardır dünyanın çeşitli yerlerinde gündeme geliyor ve tartışmaları da beraberinde getiriyor. Araştırmalar kadınların yaklaşık %85'inin regl dönemlerinde ağrılı şişkinlik, kramp ve şiddetli karın ağrısı çektiğini ortaya koyuyor. Kadınlara regl oldukları dönemde birkaç gün ücretli veya ücretsiz izin verilmesini içeren hak kimileri tarafından erkek çalışanlara haksızlık olacağı, kimileri tarafındansa bu iznin kadınları zayıf göstereceği düşünülerek eleştiriliyor.
Kimileriyse konuya çok gerçekçi, bambaşka bir çerçeveden yaklaşıyor ve işe alımlarda kadınlara yönelik ayrımcılığın, erkekleri tercih etme eğiliminin güçlenebileceğinden endişeleniyor. Günümüzde dahi kadınların başvurdukları iş pozisyonları için katıldıkları görüşmelerde basmakalıp düşüncelerin etkisiyle "Anne olmayı planlıyor musunuz?" sorusuyla karşılaştığını ve bu tip durumlarda genellikle aynı pozisyon için benzer yetkinliklere sahip erkeklerin tercih edildiğini düşünürsek her ay kullanılan bir iznin hayata geçmesi durumunda kadın istihdamı konusunda ürkütücü senaryolarla karşılaşabiliriz.
Regl izninin tarihi
Konu hakkında konuşmaya başlamadan önce biraz tarihin sayfalarına karışalım. Tarihte ilk regl izninin 1921'de devrim sonrası Sovyetler Birliği'nde bazı iş sektörlerinde uygulamaya konulduğu ancak kalıcı olmadığı biliniyor. Halihazırda Japonya ve bazı diğer Asya ülkelerinde bu izin yürürlüğe alınmış olsa da henüz yaygınlaşmış değil. Tarihler 2022'nin mayıs ayını gösterene kadar çalışma koşullarıyla ilgili genellikle "örnek" gösterilen Avrupa ülkeleri arasında bile yasal olarak bu izni veren bir ülke bulunmadığını hatırlatmakta fayda var. 2017'de İtalya parlamentosunda görüşülen ancak hayata geçmeyen bu uygulamaya yasal düzenlemeyi getiren ilk Avrupa ülkesiyse İspanya oldu.
Türkiye'de regl izni ilk olarak 2004'te yalnızca "ağır ve tehlikeli işler" kapsamına giren işlerde çalışan kadınlara tanınmış ve izin süresi 5 gün olarak belirlenmişti. Ağır ve Tehlikeli İşler Yönetmeliği'nde yer alan bu madde pratikte uygulamaya geçmedi. Geçtiğimiz haftalarda CHP, kadın çalışanlara regl izni verilmesi için TBMM Başkanlığı'na kanun teklifi sundu. Ancak konunun nasıl sonuca bağlanacağını, özellikle mavi yakalı personel istihdam eden şirket patronlarının bu konuya nasıl yaklaşacağını bekleyip göreceğiz.
Yasal düzenlemeler bir yana kimi şirketler hem Türkiye'de hem de dünyada çalışan mutluluğunu artırmak adına çalışanlarına regl izni hakkı tanıyor. Örneğin Unilever, Zomato, Fibabanka ve Vigo çalışanlarına regl izni tanıyan şirketler arasında yer alıyor. Unilever Kuzey Afrika ve Orta Doğu'daki çalışanlarına ağrı veya komplikasyon yaşamaları durumunda 1 günlük ücretli izin sağlıyor. Buna ek olarak Türkiye'de bazı barolar ve belediyeler de çalışanlarına regl izni veriyor.
Kadınlar ne düşünüyor?
"Regl izni" hakkında görüş belirtenlerin, "olmalı" veya olmamalı" diyenlerin birçoğu erkek. Ancak konunun asıl öznesinin kadınlar olduğunu göz önüne alarak farklı sektörlerde çalışan kadınlara görüşlerini almak adına ulaştım.
Bankacılık sektöründe çalışan Sinem Akdoğan reglinin ilk gününde inanılmaz sancı çektiğini, güçlü ağrı kesiciler aldığını ve ilaçların uyku yaptığını, bu nedenle çalışmakta oldukça zorlandığını belirtiyor. Regl izninin kadınları iş gücünden uzaklaştırabileceği fikrine katılıyor ve bir sağlık sorunu olduğu için doktor raporuyla izin kullanılması gerektiğini, kendi şirketinde de prosedürün bu şekilde ilerlediğini söylüyor. Regl izni verilmesi durumunda kadın çalışanların bir kısmında mutluluğun artacağını kabul ediyor ancak "diğer çalışanlar düşünüldüğünde bu ayrımcılığın huzursuzluk yaratabileceğini" savunuyor ve ekliyor: "Aslında her şirket adil olabilmek adına tüm çalışanlarına nedenini açıklamasına gerek kalmayacak şekilde 'Kendimi iyi hissetmiyorum' izni hakkı tanımalı."
Enerji sektöründe çalışan Elif H. erkek egemen bir sektörde çalışmanın bazı zorluklarıyla karşı karşıya. Regl olduğunda çalışmakta çok zorlanmasına rağmen bunu yöneticisiyle doğrudan paylaşamıyor, genellikle üstü kapalı olarak ifade etmeye çalışıyor. Regl izninin uygulamaya konulması hâlinde kadınların psikolojisi üzerinde çok olumlu bir etki yaratacağını ifade ediyor.
Teknoloji sektöründe faaliyet gösteren bir startup'ta çalışan Cansu Kardaş ve Selin Mısırlı regl olduklarında çalışmakta güçlük çektiklerini, özellikle ilk gün ağrılarından ötürü günü planlamakta çok zorlandıklarını dile getiriyor. Yöneticileri erkek olmasına rağmen durumu rahatlıkla paylaşıp anlayışla da karşılanmalarına rağmen herkesin kendi şirketlerinde çalışanlar kadar şanslı olmadığının farkındalar. Bu yüzden bu iznin çalışan kadınların mutluluğunu artıracağını düşünüyor ancak kadın istihdamı yüksek olan şirketler için çalışma döngüsünün yeniden planlanması gibi zorluklarla karşılaşılabileceğini belirtiyorlar.
Bankacılık sektöründe çalışan Hande Aksoy ise konuya kadınların birçoğunun çok yakından tanıdığı bir gerçekle yaklaşıyor: Mansplaining. Regl izninin pozitif ayrımcılık olsa da gerekli olduğunu ancak erkeklerin bunu yeni bir mansplaining aracı olarak kullanmasından endişe duyduğunu ifade ediyor. Halihazırda kadınların fikirlerini belirtirken ufacık seslerini yükselttiklerinde veya suratları azıcık asıldığında karşılaştıkları "Özel gününde misin?" sorusunun bu izinle beraber çok daha farklı bir boyuta evrilmesi mümkün. Erkek iş arkadaşlarının "Keşke biz de regl olsaydık", "Senin izin günün geliyor herhalde" gibi söylemleriyle karşılaşmak pek çok kadın için eminim ki şaşırtıcı olmayacaktır.
- Nedir? "Mansplaining" erkeklerin uzmanlık alanı olmasa dahi konuşulan konu hakkında karşılarındaki kadına açıklama yaparak kadını susturması, bazen de karşısındaki kadının konuya dair uzmanlığını tanımayıp küçümseyici tavırlarla açıklamalarda bulunması gibi durumları ifade eder.
Görüşlerini almak adına ulaştığım bir diğer kişi ise Konuşmamız Gerek Derneği Eş Başkanı İlayda Eskitaşçıoğlu. Türkiye’de regl yoksulluğu ve tabusuyla mücadele eden derneğin eş başkanı çalışma hayatını regl olan çalışanların ihtiyaçlarına adapte ettiği, regli çalışma hayatında normal ve görünür kıldığı, regl bakımı için alan ve zaman yarattığı için regl izni uygulamalarını desteklediklerini belirtiyor ve konunun gözden kaçırılan bir kısmına daha dikkat çekiyor: "Sadece kadınlar değil, non-binary ve trans çalışanlar da dahil olacak şekilde regl olan tüm çalışanlar bu haktan yararlanabilmeli."
Eskitaşçıoğlu, çok önemli bir diğer konununsa regl izni uygulamasının sadece genel merkezlerin bulunduğu ülkelerde ve beyaz yaka çalışanlarda devreye alınması olduğunu belirtiyor ve mavi yakalı personelin, tedarik zincirlerinin uygulama dışında bırakılmaması gerektiğinin altını çiziyor. Bunun yanı sıra iş yerlerinde pozitif ayrımcılık ve suistimal tartışmaları yaratıp işverenlerde regl olmayan çalışanları işe alma/terfi etme eğilimine yol açabileceği endişelerine katılıyor.
Regl izninin kadınlara uygulanan ayrımcılığı pekiştireceği mi yoksa başarılı bir işveren markası stratejisine mi dönüşeceğini önümüzdeki dönemde hep beraber göreceğiz. Ancak görünen o ki, regl izni bir defa iş dünyasının gündemine girdi ve uzun süre orayı terk etmeye niyeti yok. Konuşamadıklarımızı konuşmaya bile gerek duymayacağımız günlerde görüşmek umuduyla!
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Kadınlara regl izni verilmesinin kadınların fiziksel ve zihinsel esenliğini artırabilirken karşılaştıkları ayrımcılığı pekiştirebileceği tartışılıyor. İşten çıkarmalar maliyet tasarrufu mu yoksa maliyet kaynağı mı oluşturuyor?
02 Ara 2022

YAZARLAR

İrem Özbay
Writer @ Pareto

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Almanya merkezli yemek teslimatı platformu Delivery Hero, yakın zamanda Uber'in satın alma teklifini kabul ettiğini duyurdu. Masaya konulan 14,8 milyar dolarlık teklif, ilk bakışta şirketin son yıllarda büyük bir atılım yaptığı teslimat pazarındaki yeni bir satın alım gibi görünse de aslında Uber’in yıllardır adım adım ördüğü çok daha büyük bir dönüşümün son halkasıydı.

Avrupa Birliği’nde yürürlüğe giren yeni kurallara göre, tekstil sektöründeki devasa israfı önlemek amacıyla büyük moda markaları bundan böyle satılamayan giysi ve ayakkabıları imha edemeyecek. Her yıl Avrupa’da satılamayan tekstil ürünlerinin yüzde 9’u çeşitli yöntemlerle imha ediliyordu. Satılmayan ürünleri için önce indirimli satışlar, alternatif satış kanalları ve farklı pazarlar kullanılacak, şirketler ürünleri hayır kurumlarına veya sosyal girişimlere bağışlayabilecek.

Gün bittiğinde o yapılacaklar listesindeki bütün tikleri atmış olmak profesyonel hayatın gereği olabilir. Müşterinizin, yöneticinizin memnuniyeti elbette önemli… Ancak bir şekilde kendi düşüncelerinizle baş başa kalma lüksünü bulabildiğiniz bir an olursa kendinize şu soruyu sorabilirsiniz: "Bugün sadece önüme yığılan işleri mi erittim, yoksa ortaya gerçekten bana ait bir şeyler koyabildim mi?"

Polaroid, üst üste ikinci yaz kampanyasını da yapay zeka karşıtı hissiyata ayırdı. Markanın sahillerdeki billboardlara yerleştirdiği reklamları "Veri merkezleri hepsini içip bitirmeden gidip denize atla" diyor; "yapay zekanın parmaklarımızın arasındaki kumu üretip üretemeyeceğini" sorguluyordu. Peki teknoloji liderlerinin kendilerini "tastewashing" ile yeniden paketlemeye çalıştığı bir dönemde markaların yapay zekayla mesafesi nasıl inandırıcı olur?

Ticaret Bakanlığı, yerli üretimi desteklemek ve cari açığı azaltmak amacıyla pek çok ithal üründe ek gümrük vergisi oranlarını artırdı. Her ne kadar bu düzenlemeler iç pazarda Çin ürünlerinin oluşturduğu haksız rekabetten kaynaklanan dezavantajları gidermeye yönelik olsa da, tüketiciye etkisinin zam olarak yansıyacağı beklentisi hâkim. Kur baskısıyla ithalatın üretmeye göre daha avantajlı olduğu Türkiye’de alınan bu kararların enflasyonla mücadeleye, cari açığın düşürülmesine ve yerli üretime etkileri ne olacak?




